Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesinin ticari faturadan kaynaklanan alacak ve icra takibine itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin davanın reddi kararına ilişkin davacı istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bu istinaf kararı, davacının ticari satıştan kaynaklanan ödenmemiş fatura alacağı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebinin, ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunu incelemektedir; davacı, davalının faturayı teslim aldığını ikrar etmesine rağmen ticari defterlerini sunmamasını göz ardı eden yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmektedir.

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

T.C.
SAKARYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
7. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
:... (...)
ÜYE
:... (...)
ÜYE
:... (...)
KATİP
:... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA TÜRÜ
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KR. YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkiye binaen davacı şirketin davalı tarafa eksiksiz bir hizmet sunduğunu davalı tarafça talep edilen ticari ilişkiye konu tüm malzemeleri davalı tarafa teslim ettiğini, davacı şirketin davalı tarafa sunmuş olduğu hizmet ve mallara ilişkin olarak takibe konu faturanın düzenlendiğini, davalının kesilen faturaya itiraz etmediğini, ancak söz konusu faturaya konu alacağın ödemesinin kendisine yapılan uyarılarak rağmen davalı tarafından yapılmadığını, bunun üzerine davacı şirketin alacağının tahsili amacı ile icra takibi başlattığını, davalı tarafından tebliğ edilen ödeme emrine süresi içerisinde itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, itirazın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı tarafın alacağın elde edilmesini imkansızlaştırma, geciktirmek veya takibi sekteye uğratmak amacında olduğunu, kötü niyetle yapılan itiraz olduğunu, iş bu davanın kabulü halinde dava sonunda davacının alacağının sonuçsuz kalma ihtimali bulunduğundan davalı adına kayıtlı bulunur taşınır, taşınmaz malların tümüne ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, tüm bu nedenlerle; davanın kabulüne, Kocaeli İcra Dairesi'nin ███████████ E. Sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama süresince davacının zarara uğramaması adına davalının taşınır ve taşınmaz malları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir.
Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirtilen delillerde davalının ticari defterlerine dayanıldığının sabit olduğunu, davalının ilgili faturayı teslim aldığını cevap dilekçesinde açıkça ikrar da ettiğini, bu durumda davalının ticari defterlerinin incelenmesinin söz konusu davanın ispatı bakımından önem taşıdığının açık olduğunu, ancak davalı taraf kasten ticari defterlerini sunmadığını, yerel mahkemece işbu husus tamamen göz ardı edildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.
DELİLLER
: Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 Tarih - ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; faturadan kaynaklanan alacak için yapılan icra takibine itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır.
Dosyanın incelemesinde; davacının, faturadan kaynaklanan alacağının tahsili için Kocaeli İcra Dairesi'nin ███████████ E. sayılı ilamsız icra takibi başlattığı, davalının ödeme emrine süresinde itiraz etmesi üzerine eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini istediği, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşılmıştır.
İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur (2004 sayılı kanun 62.madde). Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir (2004 sayılı kanun 67.madde).
İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır (HGK 2017/(19)11-1309 Esas. ████████ Karar).
İtirazın iptali davaları takip hukuku kaynaklı, icra takibine sıkı sıkıya bağlı ve alacağın varlığını maddi hukuk kuralları çerçevesinde belirlemeye yarayan kendine özgü davalardır. Dava ile takip arasındaki bu sıkı ilişki nedeniyle dava konusu, ancak takip talepnamesinde yazılı alacak dayanağı, tutar ve benzeri talepler olabilir ve kural olarak ispat vasıtaları da bu çerçevede değerlendirilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222-(3) maddesine göre, usulüne uygun tutulan ticarî defter kayıtlarının sahibi lehine delil olabilmesi için diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticarî defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”. Alacak davasında ispat yükü kural olarak alacaklı olduğunu iddia eden tarafa yani davacıya düşer. Zira hukuki ilişkinin varlığını iddia eden ve bundan dolayı alacaklı olduğunu ileri süren taraf davacı olduğu için 4721 sayılı TMK’nın 6. maddesi (HMK. md. 190) uyarınca ispat külfeti davacı alacaklıdadır. Kuşkusuz bu kuralın uygulanabilmesi için davalı borçlunun dava konusu hukuki ilişkiyi inkar etmesi ve borcun hiç doğmadığını ileri sürmesi gerekmektedir.
Dava konusu faturanın düzenleme tarihi itibariyle somut olay bakımından uygulanması gereken 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır.
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir.
Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.
6102 sayılı TTK’nın 23. maddesine göre fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.
Bu nedenle, bir satış/hizmet ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini/hizmet verdiği, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.
Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir (HGK 2017/(19)11-944 e. ████████ k. Sayılı ilamı). Yine davalının davacı tarafından gönderilen faturayı alıp kayıtlı olduğu vergi dairesine BA olarak bildirmiş olması halinde de fatura konusu hizmeti aldığının kabulü gerekir (Benzer yönde Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ esas █████████ karar sayılı ilamı).
Eldeki davada; davacı taraf davaya konu fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise faturalara konu ticari ilişkiyi inkar etmiştir.
Dosya arasına alınan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafından davalıya █████/2018 tarih 051657 nolu 25.340,00 TL tutarlı irsaliyeli faturanın dava dosyası ekinde dosyaya sunulduğu, fatura incelendiğinde faturada teslim eden ve teslim alan kısmının imzasız olduğu, davalının 2018 yılı BA formlarında davalının davacı şirketten KDV hariç 131.935,00 TL tutarında alış yaptığı ve bu alışın vergi dairesine bildirildiği, davacının BS formlarında davalıya satış yapıldığına ilişkin bildirimin bulunmadığı, takip formunda yazılı fatura numarasının 051657, fatura tarihinin, █████/2018 fatura tutarının 25.340,00 TL olduğu, dava ve takip konusu faturanın taraf defterlerinde kaydına ilişkin bir tespit yapılamadığı, dolayısıyla davacı iddialarının ticari defterlerle desteklenmediği, davacı defterlerinin incelenmesiyle ilgili olarak dosyadaki beyan dilekçesinde adı ve irtibat bilgileri yazılı mali müşavir ile görüşüldüğünde defterlerin ilgili SMMM uhdesinde bulunmadığının belirtildiği için incelenemediği, dolayısıyla takip ve dava konusu olayla ilgili tarafların defterlerine göre bir inceleme ve tespit yapılamadığı, davalı defterlerinin inceleme gününde incelenmek üzere mahkemeye sunulmadığı için incelenemediği, taraf defterlerinin incelenemediği, defterlerin incelenememesi dolayısıyla ortaya çıkan hukuki sonucun değerlendirilmesi konusundaki takdirin mahkemeye ait olduğu şeklinde görüş belirtildiği anlaşılmaktadır.
Eldeki davada, icra takibine konu edilen faturanın incelenmesinde, faturanın, muhtelif inşaat malzemelerinin isimleri kayıt düşülerek toplamda 25.340,00 TL değerinde olduğu, davacı yönünden alacak miktarını ihtiva eden faturada teslim eden ve teslim alan imzasının bulunmadığı, davaya dayanak alınan Kocaeli İcra Dairesi'nin ███████████ E. Sayılı dosyası muhteviyatında bulunan ödeme emrinde yazan asıl alacak ile faturada yer alan asıl alacak miktarının aynı olduğu, bakiye kısmın işlemiş faiz olarak talep edildiği anlaşılmaktadır.
İlk derece mahkemesince; tarafların ticari ilişkileri kapsamında ilgili dönem vergi kayıtları ile ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine karar verilmiş olup, belirlenen inceleme gününde tarafların ticari defter ve kayıtlarını ibraz etmedikleri, davacı vekili tarafından muhasebecinin iletişim bilgilerinin verildiği, ancak muhasebeci Mehmet Yıldız'ın bilirkişiye ticari defter ve kayıtların uhdesinde bulunmadığını bildirdiği anlaşılmış, dolayısıyla davanın her iki tarafının da ticari defter ve kayıtlarını ibrazdan 6100 sayılı HMK'nın 222. maddesi kapsamında imtina ettikleri görülmüştür.
Her na kadar dosya arasına alınan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda; davalının 2018 yılı BA formlarında, davalının davacı şirketten 131.935,00 TL tutarında alış yaptığı ve vergi dairesine bu alışı bildirdiği, davacının BS formlarında davalıya satış yapıldığına ilişkin bir bildirimin bulunmadığı tespitleri yapılmış ise de; taraflarca ticari defter ve kayıtlar sunulmadığından ve bildirimler örtüşmediğinden taraflar arasında gerçek bir satış işlemi olup olmadığı hususu net olarak tespit edilememiştir.
Az yukarıda açıklandığı üzere; itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerinde olup, davacı taraf faturaya konu ticari ilişkiyi ve faturaya konu hizmeti karşı tarafa verdiğini ispatla yükümlüdür. Bu kapsamda, dosya kapsamı delillere göre; davacı tarafından davalıdan alacaklı olduğuna ilişkin ispata yarar delil sunulamadığının mahkemece anlaşılması sonrasında, davacı tarafa, dayandığı yemin deliline başvurup başvurmayacağının başvuracaksa verilen süre içerisinde yemin metninin dosyaya sunulması gerektiğinin belirtildiği, yemin metninin usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmesinden sonra davalı tarafından █████/2023 tarihli oturumda, "muhasebecim davacının hesaplarının kapalı olduğunu söyleyince karşı tarafa bildirerek ürün almaktan vazgeçtim. Bana faturalar kapsamında teslim edilmiş hiçbir ürün yoktur" şeklinde yemin edilmiş olduğu, akabinde, davalıya yemininde ısrar edip etmediğinin sorulduğu, davalı tarafından eda edilen yeminde ısrar ettiğinin beyan edilmesi üzerine davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bu kapsamda, dosya kapsamı delillere göre; davacı tarafından dava konusu edilen fatura karşılığı olan malların davalıya teslim edildiğinine dair ispata yarar delil sunulamaması, ispat yükü üzerine düşen davacıya sırası gelen yemin delilinin hatırlatılması sonrası, uyuşmazlık konusu ile ilgili olarak, davalının yemin edası sonrası, mahkemece, davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davacının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
2-Bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davacı taraf üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davacıya iadesine,
6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2025
...
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
...
Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
*Üye ...
¸e-imzalıdır.
...
Katip ...
¸e-imzalıdır.
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!