Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari elektrik satışından kaynaklanan fatura alacağı nedeniyle icra takibine yapılan zamanaşımı ve sözleşme bitimi itirazının iptali ile icra inkar tazminatı talepli dava.
Özet: Bu itirazın iptali davasında, davacı elektrik dağıtım şirketi, davalıdan ödenmeyen elektrik tüketim faturaları nedeniyle başlatılan icra takibine yapılan itirazın kötü niyetli olduğunu iddia ederek iptalini, takibin devamını ve %20 icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken; davalı ise borcun önemli bir kısmının zamanaşımına uğradığını, abonelik sözleşmesinin 2009da sona erdiğini, bu tarihten sonraki tüketimlerden sorumlu olmadığını ve dolayısıyla itirazının haklı olduğunu, alacağın likit olmadığını belirterek davanın reddini ve tazminat talebinin geri çevrilmesini savunmaktadır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

T.C.
DİYARBAKIR
ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
:
KARAR NO
:
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA VE TALEP
:
Davacı DEPSAŞ vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı .....Ltd. Şti. adına kayıtlı bulunan .....numaralı tesisat üzerinden, müvekkil şirket tarafından tüketim yapılmış olup, bu tüketime ilişkin olarak .....seri numaralı fatura düzenlendiğini, faturaya konu tüketim süresi boyunca tesisatta herhangi bir devir, fesih ya da sözleşme sona erme durumu bulunmadığını, davalı, aktif bir abone olarak söz konusu dönemde elektrik enerjisini kesintisiz şekilde kullanmış olduğunu, Taraflar arasında geçerli bir elektrik enerjisi satış sözleşmesinin mevcut olduğunu, bu sözleşme çerçevesinde tüketim esas alınarak faturalandırma yapılmakta olup, faturalar EPDK mevzuatına uygun olarak düzenlendiğini, somut olayda da müvekkili şirket tarafından düzenlenen .....seri numaralı fatura, ilgili dönem tüketimine dayanmakta olup herhangi bir hata ya da hukuka aykırılık içermediğini, davalı şirket, ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğinden dolayı, müvekkili şirket tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün .....Esas sayılı dosyası üzerinden genel haciz yoluyla ilamsız takip başlatıldığını, ancak davalı, ödeme emrinin tebliğini müteakip yasal süresi içinde borca ve faize itiraz etmiş ve bu itiraz nedeniyle takibin durduğunu, davalının yapmış olduğu itirazın kötü niyetli olduğunu, Davalı borçlu, borcu olmadığını veya fatura içeriğinin hatalı olduğunu ortaya koyacak hiçbir somut belge ya da makul gerekçe sunmadığınıı; salt takibi sürüncemede bırakma amacıyla itiraz ettiğini, davalının kötü niyetli şekilde icra takibini durdurması nedeniyle, İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi gereğince %20 oranında icra inkar tazminatına mahkûm edilmesi talepleri bulunduğunu, takibe konu fatura tutarı açık olup davalı işbu likit alacağa kötü niyetli olarak itiraz etmek suretiyle takibin durmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle takibin devamıyla birlikte davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğü’nün .....Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve dayanaksız itirazın iptaliyle takibin devamını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA
:
Davalı .....Tekstil Madencilik Taahhüt Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle ;Davacı taraf, müvekkil şirket adına kayıtlı .....tesisat numaralı abonelikten kaynaklı olarak düzenlenen faturaların ödenmediğini ileri sürmekte olduğunu, ancak sunulan fatura örnekleri ve borç dökümü incelendiğinde, pek çok faturanın zamanaşımına uğramış olduğunun açıkça görüldüğü, dosyaya sunulan belgelerden bir kısmının 2007–2009 yıllarına ait olduğu anlaşıldığı, bu alacakların zamanaşımı süresinin çoktan dolmuş olduğunu, bunların talep edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı, “davalı aktif aboneliği sürdürmekte iken elektrik tüketmiştir” iddiasında bulunmakta ise de, müvekkili şirketin sözleşmesi 2009 yılında sona erdiğini, tesisatın kapatıldığını, bu tarihten sonraki tüketimlere dair davacı tarafça somut bir delil sunulamadığını, bahse konu şantiye alanı bir kum ocağı olarak müvekkili tarafından kurulmuş olup müvekkil ilgili şantiyede kurulum amaçlı 2004- 2005 yılları arasında faaliyet gösterdiğini, kurulumun akabinde hem belediyeden ÇED raporu alınamaması hemde ilgili şantiye alanında bulunan köy halkının faaliyete izin vermemesi sebebiyle müvekkili şantiyeyi devretmiş ve bahse konu tarihler dışında ne orayı işletmiş nede ilgili şantiyede faaliyette bulunmadığını, tüm bunlarla beraber muvekkili devri gerceklestırdıkten sonra Tedas'a basvurmasına ragmen davacı kurumun aksiyon almadığını ve geregını yapmadığını, Davacı taraf, müvekkili olan şirketin “kötü niyetli olarak” itiraz ettiğini ileri sürdüğünü, oysa İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borcun likit ve açık olması gerektiğini, somut olayda, hem zamanaşımı defi hem de sözleşmenin varlığına ilişkin ciddi şüphe bulunduğundan, davacının alacağının likit olmadığını, dolayısıyla kötü niyetli bir itirazın söz konusu olmadığını, aksine, müvekkili şirketin haklı ve geçerli hukuki sebeplerle itiraz ettiğini, arz ve izah edilen sebeplerle; davacının haksız ve mesnetsiz davasının tamamen reddini, müvekkili şirketin yaptığı itirazın haklı olduğunun tespitini, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
İtirazın iptali davasında usulüne uygun olarak başlatılmış ve itirazla durmuş bir takibin varlığı dava şartı olup, 6100 sayılı HMK'nın 115. maddesi uyarınca dava şartının varlığı yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmelidir. İtirazın iptali davasını gören mahkemenin, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı öncelikle incelemesi gerekir. Mahkemenin yetkisine yönelik bir itirazın var olup olmaması, bu sonuca etkili değildir. İtirazın iptali davasında, mahkemenin yetkisine itiraz edilmiş olsun veya olmasın, mahkeme öncelikle, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır.
İtirazın iptali davasını görme yetkisi, takibin yapıldığı yer mahkemesine aittir. O nedenle, mahkemenin, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı incelemesi, bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemesi yönünden de önem arz eder.
Mahkeme yapmış olduğu inceleme neticesi takip yapılan icra dairesinin yetkili olmadığına kanaat getirir ise “Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir takip olmadığından davanın reddine” karar verecektir. İlamsız bir takipte yetkili icra dairesi de İİK 50. maddesinin yollaması ile HMK'nın genel hükümlerine göre belirlenecektir. HMK'nın 6. maddesine göre genel yetkili icra dairesi, davalı gerçek veya tüzel kişinin takibin yapıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairesidir. Yine Aynı Kanun’un "sözleşmelerden doğan davalarda yetki" başlıklı 10. maddesinde; sözleşmeden doğan davaların sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği hüküm altına alınmış olup, bu sebeple sözleşmeden doğan para borcunun tahsili için başlatılan takipte, sözleşmenin ifa edileceği yer icra dairesi de yetkili kılınmıştır.
Buna göre davanın elektrik hizmet alımı sözleşmesine dayandığı, davacı alacaklının merkez adresinin Şanlıurfa merkez ; davalının merkez adresinin ise Bingöl merkez olduğu, sözleşmenin ifa yerinin ise Depsaş tan gelen belgeler ile davalı tarafça sunulan beyan dilekçesi ekindeki belgelerden "Hazro" olduğu görülmekle takibin işbu seçimlik yetkili dairelerin dışında Diyarbakır İcra Dairesinde başlatıldığı ve davalının da icra dairesinin yetkisine itiraz ettiği anlaşılmakla öncelikle icra dairesinin yetkisine ilişkin karar vermek gerektiği kanaatiyle yetkili icra dairesinin Hazro İcra Dairesi olduğu kabulü ile itirazın kabulü ile davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın icra dairesinin yetkili olmaması nedeniyle USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç alındığından yeninden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 9.463,42 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk aşaması görüşme sonucunda anlaşamama ile sonuçlandığından, 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-13 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe veya tutanağa bağlanacak beyan ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.
Katip Hakim

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!