İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, distribütörlük sözleşmesinin haksız feshini takiben oluşan haksız rekabetin tespiti ve tazminat davasının istinaf incelemesi.
Özet: Bu istinaf kararında, yangın güvenlik sistemleri sektöründe distribütörlük yapan davacı şirketin, distribütörlük sözleşmesinin haksız feshedilmesi, oluşturduğu pazar payının rakip firma tarafından ele geçirilmesi, ticari itibarının zedelenmesi, projelerine müdahale edilmesi ve ticari sırlarının kullanılması gibi haksız rekabet eylemleri nedeniyle açtığı tespit, önleme ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine yapılan istinaf başvurusu ele alınmaktadır; davalı taraf ise, irtibat bürosunun taraf ehliyeti olmadığını, yetkisizlik ve zamanaşımı itirazlarını ileri sürmüştür.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: 20.01.2022NUMARASI
: ████████ Esas - ███████ KararDAVA
: Haksız Rekabetin Tespiti Önlenmesi ve TazminatTaraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDavacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı şirketin yangın emniyet tertibatları ve alarmları ile yangın söndürme sistemleri konularında ticarette bulunmak üzere kurulduğunu, müvekkilinin 11.06.2008 tarihli Mühendislik Sistemleri Distribütörlük Sözleşmesi ile Türkiye distribütörü olarak, ... yangın güvenlik sistemlerinin ithalatı ve kendi nam hesabına yürüttüğü projelerde satışı, montajı ve satış sonrası bakım hizmetlerini yürüttüğü, müvekkilinin çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu ile özel kuruluştan kazandığı ihalelerle bu sektörde iş yaptığını, ... firmasının Türkiye'de ... Purope ... Türkiye İrtibat Bürosu ünvanı ile bir irtibat bürosu açarak doğrudan tanıtım ve reklam faaliyetine başladığını, bunun üzerine müvekkilinin başlangıçta distribütör olarak yürütmesine rağmen hiç bir haklı gerekçe olmaksızın müvekkilinin yıllarca büyük emek ve gayretle yarattığı pazar payının bizzat davalı tarafından kullanılmak istenmesi sonucu sözleşmenin usulsüz şekilde feshedildiğini, sözleşmenin gerekçe gösterilmeden ve usulsüz şekilde feshedilmesinden sonra ... Türk İrtibat bürosu ile birlikte daha önce müvekkilinin teklif vererek sözleşmesini imzaladığı projeleri yapmaya devam ettiklerini, Beyoğlu 60. Noterliğinin 09.12.2016 tarihli fesih ihtarnamesi ile haksız suçlamalarda bulunulduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü için yapılan görüşmelerde protokol hazırlama aşamasına geçilmesine rağmen protokolün gerekçesiz biçimde reddedildiğini, bunun üzerine Kadıköy 27. Noterliğinin 13.02.2017 tarihli cevabi ihtarı ile feshin haksız olduğunun belirtilerek müvekkilinin taleplerinin iletildiğini, davalıların haksız rekabet oluşturan gerçek dışı iddialarla müvekkili şirketle ilgili suçlama ve iftiralarda bulunduklarını, müvekkili şirketin eski çalışanları ile özel toptantılar yapılarak müvekkilini kötüleme suretiyle ticari itibarını zedelediklerini, müvekkili şirketin sertifikalı ürünleri hakkında sahle ürünler olduğunu iddia edilerek haksız rekabet eylemleri gerçekleştirdiğini, distribütörlük sözleşmesinin feshinden önce yapılmış ... marka ürün teslimini gerektiren üç ayrı projede, muhatap firmalarca sözleşmesi ve ödemesi yapılmış projelerin bedellerinin iade edildiğini, daha sonra davalı firmanın yeni temsilcisi firma üzerinden 23.000.00 Euro farkla aynı malın dolaylı olarak satışının sağlandığını, diğer projede müvekkili şirketin sözleşmesinin feshettirilerek irtibat bürosu kanalı ile satışın gerçekleştirildiğini, müvekkili hakkında yapılan suç duyurusu ve delil tespiti dosyalarındaki asılsız suçlamaların da TTK'nın 55.maddesi anlamında haksız rekabet oluşturduğunu, müvekkilinin yarattığı pazar payının ele geçirerek haksız faydalanıldığını, müvekkiline ait tüm ticari sır ve bilgilerin davalılarca müşterek ve planlı şekilde ele geçirilmeye çalışıldığı ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesine, masrafı davalılardan alınmak suretiyle kararın ilanına, haksız rekabet nedeniyle 50.000 TL maddi tazminat ile tek satıcılık yetkilerinin ihlali nedeniyle uğranılan müşteri portföyü kaybı ve verilen manevi zararlar için 50.000 Euro tazminata dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsiline, karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.Davalı ... ... ... Türkiye İrtibat Bürosu vekili, savunmasında özetle; sözleşmenin ... ... Sysems Ltd. ile yapıldığını ve davalı olarak gösterilen irtibat bürosunun sözlemenin tarafı olmadığını, irtibat bürosunun ticari işletme statüsü ile herhangi bir faaliyet gelirlerinin bulunmadığını, kazanç elde etmediğini, bu nedenle irtibat bürosunun haksız rekabet eylemi gerçekleştirmesinin mümkün olmadığından taraf ehliyeti bulunmadığını, 11.06.2008 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin 17. maddesinde uygulanacak hukuk ve mahkemenin belirlendiğini ve uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanamayacağını, Türk mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, talebin haksız rekabete ilişkin TTK'nın 60.maddesinde düzenlenen, denkleştirme tazminatına ilişkin TTK'nın 122/5. maddede yer alan zamanaşımı ve hak düşürücü süreden sonra açıldığını, müvekkilinin 1945 yılında ABD'de kurulan ... ... şirketler grubu bünyesindeki ... ... ... Ltd.'nin Türkiye İrtibat ofisi olduğunu, ... Corporation'un dünyanın önde gelen şirketleriyle iş yapan bir tedarikçi olduğunu, şirketin 1999 yılından beri distribütörleri aracılığı ile Türkiye pazarında faaliyet gösterdiğini, ... markasının Türkeye'de tescil edildiğini, davacı ile ... ... Sysems Ltd. arasındaki sözleşme ile davacıya münhasır olmayan lisans hakkı verildiğini ve sözleşmenin 01.05.2016 tarihinde haklı nedenle feshedildiğini, fesih bildiriminden önce sözleşmesi imzalanan ... ... binası projesinin fesih bildirimine istisna tutulduğunu, ancak başka projelerde de davacının sahte yetki belgesiyle kendisini ... distribütörü gibi tanıttığını, davacının Çin'de ürettiği veya ürettirdiği sahte ... ürünlerin öğrenilmesinden sonra tanınan istisnanın da sona erdirildiğini, ...'un talebi üzerine yeni distribütör aracılığıyla ürün tedarik edildiğini, davacının feshe rağmen sahte yetki belgesi ile hata sahte ... ürünleri üreterek/ürettirerek faaliyetlerine devam etmesi nedeniyle Beyoğlu 60. Noterliğinin 09.12.2016 tarihli ihtarı ile davacının uyarıldığını, davacının Anadolu Adliyesinin yangın sistemlerinde kullandığı sahte ... ürünlerinin tespiti için İstanbul Anadolu 8. ATM'nin █████████ değişik iş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğu, alınan raporda da sahte ürünler kullanıldığının belirlendiğini, davacının ... ... binasında sahte ... markalı ürünleri kullanması üzerine Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ Değişik iş sayılı dosyasında delil tespiti istendiğini ve alınan raporda davacının sahte ürünler kullandığının belirlendiğini, bu nedenle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı dosyasında şikayetçi olunduğunu, davacının tek satıcı olarak faaliyet göstermediğini ve inhisar yetkisi bulunmadığından portföy tazminatı talep edemeyeceğini, manevi zarar talebine ilişkin açıklamaya yer verilmediğini, maddi kayıpları ile aynı kalemde ileri sürülen manevi tazminat talebinin anlaşılmadığını savunarak, davanın öncelikle usulden ve zamanaşımından aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili, savunmasında özetle; davacının, müvekkilinin görevli olduğu irtibat bürosu ile değil ... ... Syslems Ltd. ile distribütörlük sözleşmesinin, uygulanacak hukuka ve sözleşme hükümlerine göre 01.05.2016 tarihinde feshedildiğini, müvekkilinin haksız rekabet teşkil edecek bir eylemde bulunmadığını ve kazanç sağlamadığını, müvekkilinin diğer davalının çalışanı olduğundan kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, distribütörlük sözleşmesinin 17. maddesinde Missouri hukuku uygulanacağı ve Missouri Eyaleti Mahkemeleri veya Amerika Birleşik Devletleri Missouri Bölge Mahkemesinin yetkili olacağının kabul edildiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin görev aldığı irtibat bürosunun Türk hukukuna göre ticari işletme statüsünde olmadığını, herhangi bir faaliyet geliri bulunmadığını, davacının feshe rağmen sahte ürünler kullanması nedeniyle uyarıldığını, sahte ürünlerin delil tespiti ile belirlendiğini ve davacı şirket hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, sözleşmede münhasırlık yetkisi bulunmadığından denkleştirme tazminatı talep edilmeyeceğini, distribütörlük sözleşmesinin feshi ile birlikte davacının faaliyetlerine son vererek elindeki malları iade etmekle yükümlü olduğunu, davacının mağdur olmaması için tanınan ... ... projesi dışındaki projelerde de sahte yetki belgesi ile yetkisinin kötüye kullandığının öğrenmesinden sonra, ... için tanınan istisnaya da son verildiğini, diğer distribütörlerle iletişime geçilerek ...'un mağduriyet yaşamaması adına projenin tamamlatıldığını, davacının distribütörlük sözleşmesi nedeniyle talep ettiği tazminat kalemlerinin açık ve belirli olmadığını, maddi ve manevi tazminat istemlerinin aynı kalem altında talep edildiğini, bu safhadan sonra iddianın genişletilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.Dava dilekçesindeki 50.000,00 Euro tazminatın, müşteri portföyü kaybı zararı ve manevi tazminat talebi yönünden ayrı ayrı tutar belirterek açıklaması istenmiştir. Davacı vekilince sunulan 30.04.2019 tarihli beyan dilekçesi ile maddi ve manevi tazminat taleplerinin, sözleşmenin mesnetsiz ve neden gösterilmeden feshinden sonra davalılarca müştereken yaratılan haksız rekabet nedeniyle müvekkilinin önceden teklif verdiği işler ile yeni işlerin kaybedilmesi ve haksız rekabet eylemleri nedeniyle uğranılan maddi zararlar ile bu nedenlerle uğranılan manevi zararlara ilişkin olduğu, talep edilen 50.000,00 Euro tazminatın haksız rekabet eylemleri nedeniyle uğranılan manevi tazminat talebine ilişkin olduğu beyan etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİİlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı tarafça ileri sürülen tazminat istemi, anılan yasal düzenlemeler kapsamında değerlendirilmiştir. Mahkememizce taraf delilleri toplanmış, taraf tanıkları dinlenmiş, bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmıştır. Sunulan her iki rapor da dosya kapsamına, delil durumuna uygun, denetime elverişli bulunmakla, varılan kanaate Mahkememizce de iştirak olunmuş, rapor hükme esas alınmıştır. Mahkememizce dinlenen tanıklardan ..., ... ve ...tarafından, yeminli beyanlarında, davacı tarafça ileri sürülen kötüleme iddialarını destekler bir kısım beyanlar sunulmuş olmakla birlikte, her birinin davacı çalışanı olması, bundan başka anlatımlarının hiçbirinin görgüye dayalı olmayıp, duyuma dayalı bilgi içermesi, aktarım şeklinde olması nedeniyle, tanıklıktan umulan ispat gücünü içermediği kanaati Mahkememizde oluşmuş, beyanlarının, davacı tarafça ileri sürülen haksız rekabet iddiasının sübutuna yetmeyeceği, hükme esas alınamayacağı değerlendirilmiştir. Mahkememizce dinlenen diğer tanıklarca ise, ileri sürülen haksız rekabet teşkil edecek mahiyette eylemlere ilişkin bir beyan sunulmamıştır. Mevcut delil durumu itibariyle, yukarıda açıklanan gerekçelerle, haksız rekabet mahiyetinde haksız eylemin, ispat külfeti üzertinde bulunan davacı tarafça usulünce ispat olunamadığı değerlendirilmekle, maddi ve manevi tazminat isteminin davalı ... yönünden sübut bulmadığından reddine dair karar vermek gerekmiştir. Davalı ... ... .... Türkiye İrtibat Bürosu yönünden ise, irtibat bürolarının ayrı bir tüzel kişiliğinin bulunmadığı gibi merkezi temsil yetkisinin de olmadığı, davanın asıl şirkete izafeten irtibat bürosuna yöneltilmesinin de söz konusu olmadığı Mahkememizce gözetilmiş, isnat edilen haksız eyleme nazaran davalı İrtibat Bürosunun husumetinin bulunmadığı gibi taraf ehliyetinin de olmadığı..." gerekçesiyle, davalı ... ... .... Türkiye İrtibat Bürosu yönelik davanın usulden reddine, davalı ...'a yönelik davanın sübut bulmadığından reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Mahkemece deliller yeterince toplanmadan, usulüne uygun bilirkişi incelemesi yapılmadan ve alınan bilirkişi raporlarında haksız rekabetin varlığından bahsedilmesine rağmen bu hususta yeterli inceleme yaptırılmadan karar verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalılardan ... ... ....Türkiye İrtibat Bürosunun aktif ve pasif dava ehliyetinin bulunmadığı kanaati beyan edilmişse de, daha önce belirtildiği üzere davalı ... İrtibat Bürosu olarak ... bünyesinde olup, İrtibat Bürolarının tüzel kişiliği olamayacağından ve bizzat ... firmasını temsil etmesi karşısında, TTK’nın ilgili hükümleri gereğince hakkında acentelik hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, irtibat bürosunun davalı olarak gösterilebileceğini, kaldı ki davalı yargılama esnasında davanın haklılığı karşısında sorumluluktan kaçmak amacıyla Türkiye'deki varlığını sona erdirdiğini, Bilirkişilerin rapora aktardıkları kararların aksi yönde birçok emsal Yargıtay kararları bulunduğunu, bu nedenle mahkemece ... ... .... Türkiye İrtibat Bürosu yönünden davanın usülden reddine karar vermesinin hatalı olduğunu,Dosyada bulunan fesih bildirimine esas vekaletname, delil tespit dosyaları, şikayet dilekçeleri ekindeki ve bu davada davalı olarak yer alan irtibat bürosu adına verilen vekaletler incelendiğinde, ... firmasının Amerika merkezli ve merkeze bağlı İngiltere’de 2 şirketten biri ... ve ... firmaları olarak faaliyette iken 2015 yılı Temmuz ayında ... firması kapanarak ... tesislerine taşındığı, müvekkiline verilen yetki yazısıyla da artık ... olmadığını, tüm faaliyetlerin ... ile yapılacağının bildirildiğini, bütün şirketlerin ... Amerika’ya bağlı ve aralarında organik bağlantı bulunduğunu, müvekkili ile sözleşme imzalayan ... ... Systems Ltd.olduğu gibi sözleşmenin aynı şirketçe feshedildiğini, ihtarda ve davada ... ... Technology Ltd. İrtibat Bürosu vekaletinin ibraz edildiğini, tüm vekaletler birlikte değerlendirildiğinde, acentelik hükümleri gereğince irtibat bürosunun taraf ehliyetinin bulunduğunu, davalı irtibat bürosu vekilinin kullandığı vekaletnamelere bakıldığında ana firma adına ve irtibat bürosu adına davada taraf olduklarını, raporun aksine irtibat bürosunun vekaleti ile sözleşmenin feshedilmesi karşısında davalıya husumet yöneltilebileceğini, Mahkeme kabulünün aksine TTK'nın 55/I,a1 ve m. 55/I.b hallerinin oluştuğunu, mahkemece hukuki yönden görüş alınmasına rağmen, oluşan zararın tespitinin ancak müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtların incelenmesi ile mümkün olacağından mahkemece bu kayıtlar incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, yapılan eylemlerin müvekkilinin kişilik haklarına zarar vermesine rağmen, tanıkların davacı şirket çalışanı olması nedeniyle talebin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, tanıkların uzun yıllar irtibat bürosu ile olan ticari ilişkileri yürüttüğünü, bilirkişi raporunda savcılık şikayetlerinin masum bir hak arama arayışı olarak değerlendirilerek görev sınırının aşıldığını, bilirkişilerin görev sınırlarını aşarak hukuki yorumlarda bulunduklarını,Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne, karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇEDava, TTK'nın 56.maddesi uyarınca haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Haksız rekabet TTK'nın 54 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 54/2. maddesinde, rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırı olarak nitelendirilmiştir. TTK'nın 55.maddesinde sayılanlarla sınırlı olmamak üzere başlıca haksız rekabet halleri düzenlenmiştir. Haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kişi, uğradığı zararın tazmini amacı ile, davalının (haksız rekabeti gerçekleştiren kişinin) kusurunun bulunması şartı ile maddi ve manevi zararının giderilmesini talep ve dava edebilir. Uğranılan zararın miktarının tam olarak ispat edilemediği hallerde, hakime, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleme yetkisi veren Türk Borçlar Kanunu'nun 50/2. maddesi hükmü de haksız rekabete ilişkin tazminat davalarında uygulanır (Ülgen/ Helvacı/ Kendigelen/ Kaya/ Nomer Ertan, Ticari İşletme Hukuku, 4 . Basım, İstanbul 2015, s.568).Dava dilekçesinde, davacı şirket ile ... ... Systems Ltd. arasında imzalanan 11.04.2018 tarihli mühendislik sistemleri distribütörlük sözleşmesi kapsamında müvekkilinin anılan şirketin distribütörlüğünü yürüttüğünü, ancak müvekkilinin yurt içinde yapmış olduğu işlerle pazar payını artırması üzerine davalı ... Türkiye İrtibat Bürosu tarafından gönderilen Beyoğlu 60. Noterliğinin 09.12.2016 tarihli ihtarı ile sözleşmenin haksız şekilde feshedildiğini, taraflar arasındaki uzlaşma görüşmelerinda, davalının art niyetli tutumu sonucu anlaşma sağlanmadığını, bunun üzerine Kadıköy 27. Noterliğinin 13.02.2017 tarihinde ihtara cevap verildiğini, davalıların haksız rekabet teşkil eden ve davacının ticari itibarını zedeleyen eylemleri ile müvekkilinin yıllarca iş yaptığı kişilere gidilerek gerçek dışı iddialarla müvekkili aleyhine suçlamalarda bulunulduğunu, şirketin eski çalışanları ile toplantılar yapılarak şirketin kötülendiğini ve projeleri hakkında usulsüz bilgi alındığını, müvekkilinin sertifikalı ürünleri hakkında sahte ürünler olduğundan söz edilerek kötülemede bulunulduğunu, ... marka ürünlerin kullanılması gereken ve fesih öncesinde düzenlenen sözleşmelerle üstlenilen üç ayrı projede bu malların kullanılmaması nedeniyle sözleşmenin feshedildiğini, davalı ... Türkiye İrtibat Bürosu aracılığıyla bu işlemlerin yapıldığını, davalılarca asılsız suçlamalarla İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasının da haksız rekabet oluşturduğunu, gerçek dışı iddialarla İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde yaptırılan delil tespiti ile Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinde yaptırılan delil tespitinin, başlı başına müvekkilini haksız şekilde suçlayan ve müvekkilinin tek başına yarattığı pazar payını istifadeye yönelik eylemler olduğunu, bu eylemlerin TTK'nın 55. maddesine açıkça aykırı olması nedeniyle haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürmüş, bu kapsamda haksız rekabetin tespiti ve önlenmesiyle birlikte maddi tazminat istemiştir. Davacının maddi tazminatın yanı sıra portföyünün ele geçirmesi zararı kapsamında ayrı bir tazminat istenmesi üzerine mahkemece 24.04.2019 tarihli oturumda talebin açıklanması istenmiş, davacı vekilince sunulan 30.04.2019 tarihli dilekçede; bu talebin haksız rekabet nedeniyle davacının önceden teklif verdiği işler ile yeni işlerin kaybedilmesi ve haksız rekabet nedeniyle uğranılan manevi zarara ilişkin olduğu açıklanmıştır. Davalılar ise, davanın doğru olmayan hasma yöneltildiğini, irtibat bürosunun tüzel kişiliği bulunmadığını, diğer davalının irtibat bürosunun müdürü olduğunu savunmuşlardır. Davacı ile ... ... Systems Ltd arasında düzenlenen ve 25.09.2007 tarihinde revize edildiği belirlenen sözleşme mühendislik sistemleri distribütörlük sözleşmesi başlığı ile düzenlenmiştir. Bu sözleşme ... ... ... Türkiye İrtibat Bürosu tarafından gönderilen Beyoğlu 60. Noterliğinin 09.12.2016 tarihli ihtarı ile bazı projelerde orijinal ürün kullanılmadığı belirtilerek sözleşmenin 01.05.2016 tarihinde feshedildiği belirtilmiştir. Fesihte sözü edilen İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ D. İş sayılı dosyasında, 17.03.2017 tarihi itibariyle İstanbul Anadolu Adliyesinde kullanılan ... markalı ürünlerin orijinal olup olmadığının tespiti talep edilmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, gazlı söndürme sistemine ait büyük tüpler üzerine ... ibarelerinin bulunduğu ve incelemesi yapılan 10 tüpün 8 tanesinin seri numarasının tespit talep eden tarafından verilen listede bulunduğu, gazlı söndürme sistemine ait pilot tüpleri üzerinde ... ibaresine ait herhangi bir kullanımın olmadığı, tespit mahallinde görülen pilot tüplerin üzerinde tespit isteyen tarafın marka ya da ürünleri ile benzerlik ya da iltibas oluşturan bir durum bulunmadığı belirlenmiştir. Davalı tarafından, davacının ... ... Projesindeki kullanımının sahte olduğu gerekçesiyle Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin ███████ D.iş sayılı dosyasında alınan tespit raporunda, davacı firma imalatı olan yangın söndürme tüplerinde ... ibaresinin kullanıldığı belirlenmiştir. Dosya kapsamında davalı şirketçe, davalı şirket yetkililerinin haksız rekabet iddiasına dayalı olarak İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı dosyasında alınan raporda, davacının haksız markasal kullanımının tespit edildiğini ve kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği; davacı tarafından aynı Başsavcılığa ███████████ Soruşturma sayılı dosyasında davalı ... ile İrtibat Bürosu yetkilileri hakkında yapılan suç duyurusu üzerine de takipsizlik kararı verildiği anlaşılmıştır. Yukarıda TTK'nın 74. maddesinde tanımlanan haksız rekabete ilişkin açıklama yapılmıştır. Davacının dava dilekçesindeki anlatımından TTK'nın hangi hükmüne dayalı olarak haksız rekabet talep edildiği açıklanmamakla birlikte, davacının taleplerinin TTK'nın 55/a.1-5 ve 1.b.3 maddeleri kapsamında olduğu değerlendirilmektedir. Zira TTK'nın 55/1.a.1 ve 1.b.3 maddesinde, başkaları veya onların mallarını, iş ürünlerini, fiyatlarını, faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya gereksiz yere incitici açıklamalarla kötülemek bir haksız rekabet durumu olarak sayıldığı gibi bir tarafın işçileri, vekilleri ve diğer yardımcı kişileri işverenlerinin veya müvekkillerinin üretim ve iş sırlarını ifşa etmeye veya ele geçirmeye yöneltmenin de haksız rekabet oluşturduğu düzenlenmiştir. Dava dilekçesinde genel olarak davacının çalışanlarının ve müşterilerinin ayartılması, sağladığı müşteri portföyünün haksız şekilde ele geçirilerek kullanılması nedenleriyle haksız rekabet oluşturulduğu belirtilmiştir. Dava dilekçesinin manevi tazminata ilişkin sonuç kısmında müşteri portföyünden söz edilmiş ise de burada talep edilen TBK'nın 122. maddesinde düzenlenen denkleştirme tazminatı olmayıp, müşteri çevresinin kanuna aykırı şekilde ayartılması nedeniyle oluşan haksız rekabet kapsamında tazminat istemi olduğu belirlenmiştir. Bir davada ispat yükü kural olarak HMK'nın 190.maddesine göre, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. TMK'nın 6.maddesinde de benzer bir düzenleme bulunmaktadır. Bu tür bir haksız fiilin tespiti ve tazminat davasında da ispat yükü bu vakıaları iddia eden davacıya ait olacaktır. Davacı, sözleşmenin feshinden kaynaklı bir tazminat talep etmemiştir. Talebi sözleşmenin feshinden sonra davalıların işlem ve eylemleriyle haksız rekabet oluşturduğu noktasındadır. Haksız rekabet hukuki bir fiil olup tanık dahil her türlü delil ile ispatlanabilir. Bu durumda öncelikle davacı tarafından dava yöneltilen kişilerin, bu davada taraf olup olamayacaklarının değerlendirilmesi gerekmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere davacının akit tarafı ... ... Systems Ltd Şti'dir. Fesih ise kendisine doğrudan dava yöneltilen ... ... ... Türkiye İrtibat Bürosu tarafından davacıya gönderilen ihtarla gerçekleştirilmiştir. Dava yöneltilen irtibat bürosunun bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Sözleşme ... ... ... Türkiye İrtibat Bürosu tarafından davacıya gönderilen ihtarla feshedilmiştir. Dava yöneltilen irtibat bürosunun bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. İrtibat bürosu sadece âkit taraf adına Türkiye'deki faaliyetleri yürüten ve tüzel kişiliği bulunmayan bir şubedir. Bu nedenle tüzel kişiliği bulunmayan bu temsilciliğin işlemleri nedeniyle de sözleşmenin atik tarafına dava yöneltilmelidir. Tüzel kişiliği bulunmayan bir oluşumun davada taraf ehliyeti bulunmadığından mahkemece bu davalıya yönelik davanın husumet yönünden reddi doğrudur. Davanın yöneltildiği irtibat bürosunun acente sıfatıyla hareket ettiği istinaf başvurusunda ileri sürülmüştür. Ancak acente kural olarak gerçek veya tüzel kişi olabilir. Tüzel kişiliği bulunmayan irtibat bürosunun acentelik sıfatı üstlenmesi mümkün değildir. Kaldı ki dava, irtibat bürosu sıfatı bilinerek tüzel kişiliği olmayan bir oluşuma yöneltilmiştir. Dava dilekçesindeki vakıalar kısmında ve talep sonucunda, tüzel kişiliği olmayan temsilciliğe izafeten bir dava açıldığından da söz edilmemiştir. Bu nedenle ... ... ... Türkiye İrtibat Bürosuna yönelik davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi yerindedir. Davanın doğru hasma açılmaması nedeniyle uyuşmazlığın esasına ilişkin delillerin toplanıp değerlendirilmesine de gerek bulunmamaktadır. Bu tür esasa ilişkin deliller ancak doğru hasma yönelik bir davada tartışılıp değerlendirilebilir. Davalı ... ile davacı arasında da bir sözleşme ilişkisi bulunmamaktadır. Dava dilekçesinde bu kişiye hangi sıfatla dava açıldığına ilişkin bir açıklık bulunmamaktadır. Davalı Ersin vekilince sunulan cevap dilekçesinde, ...'ın, ... ... ... Ltd. Türkiye İrtibat Bürosunun müdürü olarak 01.03.2016 tarihinden itibaren görev yaptığı belirtilmiştir. Cevap dilekçesinin ekine konulan 27.11.2017 tarihli vekalette de anılan davalının, ... ... ... Ltd. Şti'nin Türkiye İrtibat Bürosunun müdürü olarak atandığı belirlenmiştir. Dava dilekçesinden somut olarak bu davalının doğrudan yapmış olduğu bir haksız fiilden söz edilmemiştir. Davacı vekilince sunulan 28.02.2019 tarihli cevaba cevap dilekçesinde, davalı ...'ın, irtibat bürosunun temsilcisi olması nedeniyle müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu, haksız rekabete konu eylemlerin bizzat veya diğer davalı ile birlikte gerçekleştirildiği belirtilmiş; ancak hangi eylemlerin bu davalıya atfedildiği hususunda bir açıklama yapılmamıştır. Tüzel kişinin organının, tüzel kişi adına faaliyet gösterirken yapmış olduğu haksız fiillerden kural olarak tüzel kişiliğin sorumlu olduğu 4721 sayılı TMK'nın 50. maddesinde açıklanmıştır. Bu davalının doğrudan bir eylemi açıklanarak, kendi adına haksız rekabet oluşturan eylemleri usulüne uygun şekilde dava dilekçesinde açıklanmadığından, ileri sürülen eylemlerin davacının akdi olan şirket adına yapıldığı kabul edilmelidir. Bu durumda davacı ile distribütörlük sözleşmesi bulunan şirket tarafından Türkiye'de açılan irtibat ofisinin müdürü olarak atanan bu davalının haksız rekabet oluşturacak somut bir eyleminin iddia ve ispat edilmediği, irtibat ofisinin faaliyetleri çerçevesinde şirket yönetiminin talimatlarıyla yapılan işlemlerin kanıtlanması halinde bunlardan şirket tüzel kişiliğinin sorumlu olacağı, dava dosyasında doğru hasma yöneltilerek açılmış bir dava bulunmadığından, haksız rekabete ilişkin bir tespitin yapılamayacağı, davalının suç duyurusu ve tespit taleplerinin dava hakkı kapsamında bulunması nedeniyle haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceği, mahkemece HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporlarıyla bağlı kalınmaksızın, dava şartlarının ve haksız fiil hukuku hükümlerinin uygulandığı, irtibat bürosu ile davacının akdi olan şirketin aynı avukatlar tarafından temsil edilmesinin tüzel kişiliği bulunmayan oluşumun dava ehliyeti kazandırmayacağı, usulüne uygun taraflar arasında görülmeyen bir davada şirket kayıtlarının incelenmesinin gereksiz olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 16.10.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU
: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.