Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi, trafik kazası sonrası eksik ödeme ve enflasyon kaynaklı munzam zarar ile manevi tazminat taleplerinin incelendiği istinaf kararı.
Özet: Trafik kazasında yaralanan davacının, daha önce yapılan uzlaşmaya ve ibranameye rağmen, enflasyon nedeniyle tazminatının değer kaybettiği iddiasıyla talep ettiği munzam zarar ile manevi tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin munzam zarar talebini reddedip manevi tazminat davasını kabul etmesi üzerine, davacı vekilinin istinaf başvurusunda, bilirkişi raporuyla desteklenen munzam zarar alacağının kaza ile ödeme tarihi arasındaki süre ve enflasyon nedeniyle haklı olduğunu, ilk derece mahkemesinin bu talebi hukuki dayanaktan yoksun bir şekilde reddettiğini ileri sürerek kararın munzam zarar yönünden bozulmasını talep ettiği belirtilmektedir.

T.C. SAKARYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
:... (...)ÜYE
:... (...)ÜYE
:... (...)KATİP
:... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ KararİSTİNAF YOLUNABAŞVURAN DAVACI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ...İSTİNAF YOLUNABAŞVURANDAVALI / KISITLI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALI
: ...VEKİLİ
: Av. ...VASİ
: ... - ... - ...DAVANIN KONUSU
: Munzam Zarar ve Maddi -Manevi TazminatBAŞVURU TARİHİ
: █████/2024 - █████/2024İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025YAZIM TARİHİ
: █████/2025İstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve Dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın Dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 10.04.2017 günü saat 07:30 sıralarında bindiği 41 J ... plakalı, davalı ...'ce kullanılan ve işletilen özel halk otobüsünün duvara çarparak trafik kazası yaptığını, kazada müvekkilinin yaralandığını, hastaneye sevk edildiğini, Kocaeli Üniversitesi'nde periyodik olarak aylarca tedavi gördüğünü, bu olay üzerine Kocaeli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi ███████ Esas sayılı dosyası ile görülen davada ████████ K. numarası ile hüküm kurulduğunu, karar ile taraflarca dava dışı şekilde anlaşıldığını, bir miktarın müvekkiline ödendiğini, müvekkiline ibranamede ödenmesi gereken tutarın tamamının da yatırılmadığını, kaza sonrası müvekkilinin psikolojisinin bozulduğunu, bu sebeplerle şimdilik 100 TL munzam zararın, 100 TL ödenmeyen tazminatın her iki davalıdan, 100.000 TL manevi tazminatın ise 10.04.2017 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'den tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı Ray Sigorta vekili cevap dilekçesinde; munzam zararın teminat dışı olduğunu, munzam zarar talep şartlarının oluşmadığını, kaza nedeni ile davacı ile protokol ve ibraname yapıldığını ve munzam zarar dahil maddi zarar sorumluluğundan gayrikabili rücu olmak üzere ibra edildiğini, davacıya 110.000,00 TL ana para, 10.000,00 TL faiz ve diğer alacak kalemleri ile birlikte toplam 135.453,39 TL ödendiğini, ödemenin tam ve eksiksiz olduğunu, geç tazmine davacının kendisinin sebebiyet verdiğini, kaza tarihinden faiz talep edilemeyeceğini, kazanın 2017 yılında, asıl dosyadaki tazminat davasının ise 2,5 yıl sonra açıldığını, munzam zararını da ibra ettiğini, geç ödemede kusurlarının bulunmadığını, beyanla, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili █████/2023 tarihli ıslah dilekçesinde; munzam zararı 162.632,10 TL olarak ıslah ettiklerini beyan etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından, davacının munzam zarar taleplerinin reddine, davacının manevi tazminat davasının kabulü ile; 100.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporunda kaza tarihi temerrüt olarak değerlendirilerek kaza tarihinde ödenmesi gereken rakam ile tahsilat tarihindeki karşılık değerlerinin hesaplandığını, bu hesaplar yapılırken yerleşik yargı kararlarına ve özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarına uygun olarak TÜFE, ÜFE, mevduat faizleri, borçlanma senetleri, gram altın, döviz değerlerinin ortalaması alınarak hareket edildiğini, dolayısı ile ödemenin kaza tarihinde sigortaya başvuru üzerine yapılmadığını ve yıllar sonra enflasyondaki kayıp ile beraber ödeme yapıldığını, bilirkişi tarafından da müvekkilinin alması gereken munzam zararın açıkça hesaplandığını, mahkemece kaza tarihi ile tahsilat tarihi arasında geçen sürenin yok sayılarak ödemenin makul kabul edilmesinin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını, munzam zarara dair herhangi bir miktarda ödeme dahi yapılmaksızın munzam zarar alacağının ortadan kalktığının iddia edilmesinin de hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin hak kazanmış olduğu maddi alacaklarını önceki tarihte ödememekle dava sürecinin başlamasına sebebiyet verenin davalı şirket ve davalı kişi olduğunu, buna ek olarak davalı sigorta şirketinin ödeme yaptığına dair beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, bu sebeplerle yerel mahkeme kararının munzam zarar alacağı yönünden kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin hak kaybına uğrayıp verilen tazminattan tek taraflı olarak sorumlu tutulduğunu, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, müvekkilinin okul duvarına sürterek aracı durdurmaya çalışmasının büyük bir felaketin önüne geçtiğini, aracı başka türlü durdurma imkanının bulunmadığını, yeniden bir rapor hazırlanması gerektiğini, müvekkilinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, hükmedilen manevi tazminatı ve kararı bu nedenlerle kabul etmediklerini beyanla, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.Dava, munzam zarar, bakiye maddi tazminat (geçici ve sürekli iş göremezlik) ve manevi tazminat istemine ilişkindir.12.04.2017 olay tarihinde dava dışı ...'nin maliki olduğu davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki özel halk otobüsünün sebebiyet verdiği tek taraflı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacı yaralanmış olup, dava araç sürücüsü ile birlikte kazalı aracın sigorta şirketine karşı açılmıştır.Davacının bu kaza sebebiyle maddi tazminat istemiyle (geçici ve sürekli iş göremezlik) 09.03.2018 tarihinde dava dışı Sınırlı Sorumlu 5 Numaralı İzmit Şehiriçi Minibüs ve Otobüsçüler Motorlu Taşıyıcılar Kooperatifi ve davalı ... aleyhine Kocaeli 1. ASHM'nin ████████ esasına açtığı davada davanın Kooperatif yönünden husumetten reddine, davalı ... yönünden davanın ıslah edilmemesi sebebiyle geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 1000 TL'nin tahsiline, fazla istemlerin saklı tutulmasına karar verildiği, kararın yasa yoluna başvurulmaksızın 2022 yılında kesinleştiği, diğer taraftan davalı sigorta şirketi arasında ibraname düzenlendiği ve bu doğrultuda davacıya ödeme yapıldığı, alınan aktüer bilirkişisi raporuna göre yapılan ödeme doğrultusunda davacının bakiye tazminatının bulunmadığının tespit edildiği anlaşılmaktadır.1-Davacı kazalı araçta yolcu olarak bulunmakta olup, kazanın oluşumunda atfı kabil kusurunun bulunmaması, davalı sürücü hakkında kesinleşen ceza dava dosyası kapsamı ve davalı istinaf eden sürücünün tarafı olduğu kesinleşen Kocaeli 1. ASHM'nin ████████ esasında alınan kusur raporları dikkate alınarak kazanın oluşumunda davalı sürücünün %100 kusurlu olduğu esası benimsenerek sonuca varılmasında isabetsizlik yoktur. Davalı ... vekilinin kusura ilişkin istinafının reddi gerekmiştir.2-6098 sayılı TBK'nın 56. maddesi uyarınca bedensel bütünlüğü zedelenmesinden zarar gören manevi tazminat adı altında bir miktar para ödetilmesini isteyebilir. Hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bu tutar adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan, özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Somut olayda,mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının oluşa ve hakkaniyete uygun düşmediği değerlendirilmiş, Dairemizce bahsi geçen hususlar gözetilerek davacı yararına 70.000 TL manevi tazminata hükmedilmesinin somut olaya ve hakkaniyete uygun düşen sonuç olacağı kanaatine varılmış ve bu nedenlerle davalı ... vekilinin hükmedilen manevi tazminatın miktarına ilişkin istinaf itirazlarının kabulü gerekmiştir.3-Davacı, davalı sigorta şirketi ile arasında tanzim edilen ibranameye göre bir miktar ödendiğini, ancak anlaşma konusu tutarın eksik ödendiğini, yargılamanın uzun sürmesine sebebiyet veren ve kaza (temerrüt) tarihinden bu yana ödeme yapmayan davalıların alacağının enflasyon karşısında değer kaybetmesine neden olduklarından munzam zararının oluştuğunu ileri sürerek munzam zararının giderilmesini istemiş, mahkemece davacının munzam zarar talebi de yazılı gerekçelerle reddedilmiş, davacı munzam zarara ilişkin ret kararına yönelik istinaf yoluna başvurmuştur.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesine göre, “Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.” Bu hükümle, uygulamada munzam zarar, kanunî tanımı ile aşkın zarar olarak adlandırılan hukukî kurum düzenleme altına alınmıştır.Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir. Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken birinci koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup, esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz.Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise, artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, belirli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır(YHGK █████/2022 tarih ███████-938 Esas, ████████ Karar sayılı ilamı).Bu çerçevede, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerektiği, kanıtlanacak olgular, ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarar olup eldeki dosyada, davacının uğradığı iddia ettiği munzam zararlarını ispat edemediği, makul süreyi aşan yargılama iddiasına dayalı olarak Anayasa mahkemesine başvuru hakkının bulunduğu gözetildiğinde ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmamıştır (Aynı yönde; Yargıtay 5.HD ███████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı). Davacı vekilinin munzam zarara ilişkin istinafının reddi gerekmiştir.Dairemizce HMK 355. maddesi gereğince kamu düzeni ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı ... vekilinin istinaf başvurusu ise (2) nolu kısımda belirtilen nedenlerle kabul edilerek ilk derece mahkemesi kararı hükmün diğer yönleri aynı kalmak suretiyle HMK 353/1-b.2 maddesi gereğince manevi tazminat yönünden kaldırılmış, Dairemizce dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı yararına 70.000 TL manevi tazminata hükmedilerek yeniden esas hakkında karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-A)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,B) Davacı adli yardımdan faydalandığından alınmayan 615,40 TL istinaf karar harcı ile 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,C) Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,2-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarih ve ███████ Esas, ████████ sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulması gerektiğinden,A)Davacının munzam zarar taleplerinin REDDİNE,B)Davacının manevi tazminat davasının KISMEN KABULÜ ile; 70.000 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...’den alınarak davacıya verilmesine,C)Fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNED) Manevi tazminat yönünden; alınması gereken 427,60 TL başvurma harcı ve 4.781,70 TL nispi ilam olmak üzere toplam 5.209,30 TL harcın Davalı ...'den alınarak hazineye irad kaydına,E) Maddi Tazminat Yönünden; alınması gerekli karar ve ilam harcından peşin alınan 427,60 TL harç ve 427,60 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 855,20 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına.F) Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde kabul edilen manevi tazminat miktarı üzerinden AAÜT'e göre hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,G)Dosyada adli yardım talebi kabul edildiğinden, devlet ödeneğinden karşılanan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 313,00 posta ve tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.813,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,H) Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine,İ) Davalılar kendini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,J) HMK 120. maddesi gereğince davacı tarafından yatırılan gider avansından karar kesinleşene kadar yapılacak masraflar mahsup edilerek arta kalan miktar olduğu taktirde karar kesinleştiğinde hazineye irad kaydına,K) 6325 sayılı HUAK 18/A-13,14. maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden İstanbul Arabuluculuk Bürosu'nun ██████████ Arabuluculuk Dosya numaralı dosyasında ödenen 1.600,00 TL arabuluculuk ücreti, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamaması halinde haksız çıkacak taraftan tahsil olacağından davacıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,L) Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının yatıran tarafa iadesine,4-Davalı ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde kendisine iadesine,5-Davalı ... tarafından yapılan 350 TL istinaf posta giderinin davacıdan tahsili ile davalı ...'e verilmesine,6-Kullanılmayan gider avansının talebi halinde yatıran tarafa iadesine,7-Karar tebliği, harç takibi ve avans iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2025Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır*İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*