Adana 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde, kaçak elektrik kullanımı iddiasıyla tahakkuk eden faturanın iptali için açılan menfi tespit davasında görev ve tarafların tacir sıfatı incelemesi yapılmıştır.
Özet: İşyerindeki elektrik sayacında bir yangın sonrası davalı kurum tarafından takılan akıllı sayaca müdahale edilmediğini savunarak, kaçak elektrik kullanımı gerekçesiyle adına tahakkuk ettirilen yaklaşık 30.000 TL tutarındaki faturanın iptalini talep eden davacının menfi tespit davasında, mahkeme, uyuşmazlığın ticari dava niteliğini incelemiş ve davacının ilgili dönemde tacir vasfına sahip olmadığını tespit ederek, Türk Ticaret Kanunundaki ticari dava şartlarının mevcut olmadığına ve dolayısıyla davanın ticari mahkemede görülmesinin uygun olmadığına hükmetmiştir.

T.C. ADANA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

"TÜRK MİLLETİ ADINA"
T.C.
ADANA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
HAKİM
: ... ...
KATİP
: ... ...
DAVACI
: ... - ... ...
VEKİLİ
: ... - ...
DAVALI
: ... - ... ...
VEKİLİ
: ... - ...
DAVA
: Menfi Tespit (Ticari Niteliktekinde Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
DAVA TARİHİ
: █████/2021
KARAR TARİHİ
: █████/2022
YAZIM TARİHİ
: ...
Adana 5.Tüketici Mahkemesi'nin 2021/... Esas 2022/... Karar sayılı dosyası görevsizlikle mahkememize gelmekle ████████ Esas sırasına kaydı yapılmıştır.
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı kurum arasında ... sözleşme, ... hesap ve ... tesisat numarası ile abonesi bulunduğunu, davalı kurumun kaçak elektrik kullanımı nedeni ile müvekkiline ceza olarak 29.980,76 TL borç tahakkuk ettirildiğini, müvekkilinin işyerinde birkaç yıl önce işyerinde tesisli sayacında yangın çıktığını, davalı kuruma ihbar bulunduklarını, kurum tarafından sayacın akıllı sayacın takıldığını ve mühürlendiğini, aradan geçen zaman içerisinde sayaca herhangi bir müdahale edilmediğini, ancak davalı kurum tarafından sayacın sökülerek laboratuvar incelemesinde sayacın ayarı ile oynandığı gerekçesi ile müvekkilinden ek tüketim gerekçesiyle 29.780,76 TL borç tahakkuk ettirildiğini, bu borca yasal süresi içerisinde itiraz etmelerine rağmen itiraz dilekçesinin kayıt altına alınmadığını, davanın kabulü ile müvekkili aleyhine tahakkuk ettirilen faturanın iptaline karar verilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dilekçesinden de anlaşılacağı üzere dava konusunun ... olarak işletilen işyeri ile ilgili olduğunu, bundan dolayı dava konusu uyuşmazlığın ticari olduğunu, dosyanın görevsiz mahkemede açıldığını, bu nedenle davanın reddedilmesini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretlerinin davacıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Açılan davanın, davacının davalı kurum tarafından tahakkuk ettirilen 29.780,76 TL tutarındaki faturanın iptali talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
HMK114/1-c maddesine göre görev dava şartı olup HMK 115. maddeye göre dava şartlarının mevcut olup olmadığının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılması ve bulunmaması halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği hükmüne yer verilmiş olup; görevin dava şartı olması sebebi ile görev hususu öncelikle mahkememizce incelenmiştir.
... Ticaret Odasına, ... Ticaret Sicil Müdürlüğüne, ... Vergi Dairesi'ne ayrı ayrı müzekkereler yazılmış; gelen yazı cevabına göre davalının elektrik faturası düzenleme tarihleri ile fatura son ödeme tarihleri aralığı, takip ve dava tarihi itibariyle de tacir sıfatını haiz olmadığı anlaşılmıştır.
Ticaret mahkemelerinin görevi TTK'nın 5. maddesinde düzenlenmiş ve maddenin 1. bendinde "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." denilmiştir.
Öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir.
6102 sayılı TTK. 4.maddesine göre bir davanın ticari dava olabilmesi için uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğmuş bulunması veya anılan yasa maddesinde sayılan mutlak ticari davalardan sayılması gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir" hükmünü içermektedir. █████/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı yasanın 2.maddesinde, "6102 sayılı Kanun'un 5.maddesinin başlığı" 2. ticari davalar ve çekişmesiz yargı işlerinin görüleceği mahkemeler" şeklinde, 1. fıkrasında yer alan "davalara" ibaresi ise davalar ve ticari nitelikteki "çekişmesiz yargı işlerine" şeklinde 3.ve 4. fıkraları aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır". şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nun 19.maddesinde "Bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Ancak, gerçek kişi olan bir tacir, işlemi yaptığı anda bunun ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işin ticari sayılmasına durum elverişli olmadığı takdirde borç adi sayılır. Taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler, Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır" hükmü bulunmaktadır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. maddesinde her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işlerinin ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılacağı hüküm altına alınmıştır. Buna göre bir uyuşmazlığın ticari nitelikte olabilmesi için, her iki tarafın da ticari işletmesini ilgilendirmesi yahut aynı maddenin alt bentlerinde düzenlenen istisnalardan birine dahil olması gerekmektedir.
6102 sayılı TTK'nin 11. maddesinde ticari işletme, 12. maddesinde tacir ve 15. maddesinde esnaf kavramları tanımlanmıştır. Buna göre; ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Bakanlar Kurulunca çıkarılacak kararnamede gösterilir. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir. İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin 2. fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463’üncü maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ... sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 2007/... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10'uncu maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nin 11'inci maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir.
Buna göre; dava konusunun kaçak elektrik kullanım bedeline ilişkin tahakkuk ettirilen faturanın iptali talebinden kaynaklandığı, davanın dayanağına ilişkin hükümlerin ... sayılı BK'da düzenlendiği, Türk Ticaret Kanununda düzenlenen hükümlerden olmadığı gibi mahkememizce ilgili kurumlarla yapılan yazışmalarda davacının Ticaret Sicil Müdürlüğünde kaydının bulunmadığı, Esnaf ve Sanatkarlar Odası cevabi yazısından ve davacı adına vergi kaydından ise davacının esnaf sıfatını haiz olduğu, bu kapsamda davacının tacir sıfatının olmadığı, davalı tacir olmakla birlikte davacının tacir olmaması nedeni ile taraflar arasındaki iş bu davada Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, somut davada başkaca herhangi bir özel mahkemenin de görevinin belirlenmediği, bu nedenle görevli mahkemenin genel görevli Asliye Hukuk Mahkemelerinin olduğu anlaşıldığından dava dilekçesinin görev yönünden reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesinin olduğuna dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Dava dilekçesinin görev yönünden REDDİNE,
2-Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakip talep halinde dosyanın görevli ADANA NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK nun 331/2 maddesi gereğince yargılama giderlerinin yetkili ve görevli mahkemece hüküm altına alınmasına,
4-İş bu ilam taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi gerektiği, aksi takdirde talep halinde HMK 20. maddesi gereğince mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceği hususunun taraflara ihtaratına;
Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinden mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Adana Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere karar verildi.
█████/2022
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
Not
: 5070 sayılı yasa hükümleri uyarınca e-imza ile imzalanmıştır.
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!