Vekaletnamenin kötüye kullanılarak miras paylarının bedelsiz devri ve muris borçlarının üstlenilmesi karşılığı savunmasının incelendiği tapu iptali ve tescil davasında temyiz incelemesi.
Özet: Davacının, miras yoluyla intikal eden paylarının, verdiği vekaletnameyle davalılar tarafından bilgisi dışında, bedelsiz ve satış gösterilerek kendi üzerlerine geçirildiği iddiasıyla tapu iptali ve tescil veya bedel talebinde bulunduğu; davalıların ise bu devrin, murisin yüklü borçlarının kendileri tarafından üstlenilip ödenmesi karşılığında davacıyla yapılan anlaşmaya dayandığını savunduğu; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davalıların bedel ödemediği ve savunmalarını ispatlayamadığı gerekçesiyle davacıyı haklı bulduğu; davalıların ise vekaletin borçlara karşılık verildiğini, ödemelerin yapıldığını ve davacının hakkını kötüye kullandığını belirterek istinaf kararını temyiz ettiği bir uyuşmazlıktır.
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi

SAYISI
: █████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar tarafından duruşma istekli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 15.04.2025 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma günün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde, temyiz eden davalılar vekili Avukat ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili gelmedi. Gelen vekilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. Temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 79, 81, 83, 90, 135, 136, 138, 139, 140, 144, 147, 149, 150, 152, 154, 157, 159, 160, 164, 165, 172, 180, 182, 196, 253, 341, 1010, 1034, 1592, 1595, 1601, 1603, 1614, 3703, 1618, 1620, 1623, 1633, 1656, 1661, 1696, 1713, 2787, 2793, 2798, 3564, 3567, 3568, 3572 parsel sayılı taşınmazların ... ... adına kayıtlı iken, muristen kalan taşınmazların ve şirketin idaresi ve intikal işlemleri için davalılara ve dava dışı davalı ...’ın eşi ... ..’e vekaletnameler verildiğini, vekaletnameler kullanılarak bilgisi olmadan tapuda intikal ile adına oluşan taşınmazlardaki miras paylarının davalılara satış suretiyle devredildiğini, herhangi bir satış bedeli de ödemediğini, yine tapuda gösterilen satış değeri ile gerçek değerleri arasında ciddi fark olduğunu, tapuya gittiğinde bu durumu anladığını ve bunun üzerine 04.08.2020 tarih ve 19.08.2020 tarihli azilnameler ile vekilleri azlettiğini, davalıların zararlandırma kastı ile hareket edildiğini ileri sürerek tapu iptali ve tescile, olmazsa bedele karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili; vekaletnamelerin davacı tarafından iradi olarak verildiğini, davacı ile murisin evliliğinin yaklaşık 6 ay sürdüğünü, murisin vefatı anında aktifinde malları olduğu gibi çoğu kişi ve kuruma da yüklü şekilde borçlarının olduğunu, murisin terekesinde 1.000.000,00 TL'ye yakın borç bulunduğunu, davacı ile davalı müvekkilleri arasında muristen kalan borcun davalılarca üstlenilmesi karşılığında davacının muristen intikal eden miras payını davalılara devredeceği hususunda anlaşıldığını, bu doğrultuda murisin bir kısım borçlarının ödendiğini, davacının murise taban bir borç ödemesinin bulunmadığını, muris ...'un borcunun yarısından fazlasının ödendiğini ve geriye kalan kısmını da ödenmeye devam edildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, temlik nedeniyle bedel ödenmediğinin davalıların kabulünde olduğu, davalıların savunmasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalıların murisin tüm borçlarının kendileri tarafından ödenip söndürülmesi karşılığında davacının taşınmazlardaki miras payını kendilerine devretmesi maksadı ile davacının bu şekilde vekaletnameleri vermelerini sağladıkları, davacının tapudaki paylarını davalıların devralmasına rağmen borcun tamamının ödenip söndürülmediği, davacının yasal olarak mirasçı olduğundan sorumluluğunun devam ettiği, davalıların iddia ettiği savunmanın yani davacı mirasçının murisin borcuna karışmadan kendileri tarafından murisin borçlarını ödeme savunmasının ancak başka bir davanın konusunu oluşturabileceği, miras payı devrine ilişkin sözleşme bulunmadığı, bedel ödenmediği, zararlandırma kastı ile hareket edildiği gerekçesiyle HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; vekaletnamenin borçlara karşılık miras payının devri için verildiğinin Bölge Adliye Mahkemesince de kabul edildiğini, davacının el yazısı ile satış için yetki verdiğini belirttiğini, tanık beyanlarının savunmayı doğruladığını, borcun ödenmesine ilişkin bir çok ödeme yapıldığını, belgelerin dosyaya sunulduğunu, sadece ... 2. İcra Dairesinin █████████ E sayılı dosyasının kaldığını, onun da ödeneceğini, yasal mirasçı olduğundan davacının borçlu göründüğünü ancak zararının söz konusu olmadığını, ödemeleri kendilerinin yaptığını, davacı üzerinde 2 adet taşınmaz bırakıldığını, yakın ilişki nedeniyle yazılı senet düzenlenmediğini, devrin karşılıksız olmadığını, borçlara karşılık verildiğini, davacı tarafından dava hakkının kötüye kullanıldığını, iradi olarak vekalet verildiğini, borcun büyük kısmı ödendikten sonra dava açıldığını belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel isteğine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; muris ... ..’in 07.02.2020 tarihinde ölümü ile eşi davacı ... ve ilk eşinden olan çocukları davalılar .., ... ve dava dışı .’nın mirasçı olarak kaldığı, muris ... adına kayıtlı dava konusu 135, 1 40... parsel sayılı taşınmazlardaki murisin 1/2 müşterek payı, 37 03... parsel sayılı taşınmazlarının tamamı, 1010 parselde ████████ iştirak payı ile 79, 81, 83, 90, 136, 138, 139, 144, 147, 150, 152, 154, 157, 159, 160, 164, 165, 172, 180, 182, 196, 253, 341, 1592, 1595, 1601, 1603, 1614, 1618, 1620, 1623, 1633, 1656, 1661, 1696, 1713, 2787, 2793, 2798, 3564, 3567, 3568, 3572 parsellerdeki 1/8 iştirak payının 05.03.2020 tarihinde mirasçılarına el birliği halinde intikal ettiği, ... 5. Noterliğinin 02.03.20 20... yevmiyeli vekaletnamesi ile davacının ... hudutlarındaki taşınmazların dilediği bedelle dilediği kişiye satılması, satış bedellerinin alınmasına ilişkin yetki içeren vekaletname ile davalılar ... ve ...’ı vekil tayin ettiği, davacının 10 34... parseldeki 1/4 iştirak payının vekil ... tarafından 13.03.2020 tarihinde ...’a devredildiği, aynı akitte diğer paydaşların da payını ...’a temlik ettiği, dava konusu diğer taşınmazlardaki iştirak payının ise vekil ... tarafından 17.04.2020 tarihinde davalı ... ve ...’a (vekaleten ....) eşit payla devredildiği, Dairenin 15.04.2024 tarihli geri çevirme kararı ile tapu kayıtlarının dosya arasına alındığı, taşınmazların yenileme işlemi ile ada ve parsel numaralarının değiştiği, dava konusu 1034(54 32... ) parsel sayılı taşınmazın 24.05.2022 tarihli ve 3703(54 33... ) parsel sayılı taşınmazın 04.03.2022 tarihli satış akitleri ile dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu, 1010(54 31... ) parsel sayılı taşınmazın 16.10.2024 tarihli izaleyi şuyu işlemi ile dava dışı 3. kişi adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 125. maddesinde, “(1) Davanın açılmasından sonra, davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse, davacı aşağıdaki yetkilerden birini kullanabilir: a) İsterse, devreden tarafla olan davasından vazgeçerek, dava konusunu devralmış olan kişiye karşı davaya devam eder. Bu takdirde dava davacı lehine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur. b) İsterse, davasını devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürür.(2) Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Bu takdirde dava davacı aleyhine sonuçlanırsa, dava konusunu devreden ve devralan yargılama giderlerinden müteselsilen sorumlu olur.” hükümleri düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun temsil ve vekalet aktini düzenleyen hükümlerine göre vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506. (818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 390.) maddesinde aynen; "Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Vekâletin kapsamı sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir. (TBK'nın 504/1) Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu göz ardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin son fıkrası uyarınca sorumlu olur. Bu sorumluluk BK'da daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır.
Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekil eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.
Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu Yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (re'sen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek, en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.
Somut olayda, dava konusu 3703, 10 34... parsel sayılı taşınmazlardaki davalı adına kayıtlı paylar yargılama sırasında dava dışı 3. kişilere temlik edildiğinden re'sen gözetilmesi zorunlu bulunan usul kuralına göre HMK'nın 125. maddesinde uyarınca Mahkemece davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceği sorulmalı ve sonucuna göre işlem yapılmalıdır.
Öte yandan, davalılar tarafından murisin borçlarının üstlenilmesi karşılığında taşınmazlardaki payın devredildiğinin savunulduğu, dosyaya sunulan kayıtlarda bir kısım borç ödemelerinin yapıldığı ve ödenmeye devam edildiğinin beyan edildiği, davacı tarafından sunulan Söğütlü Noterliği 18.03.20 20... yevmiyeli taşınmaz satışı dahil bir çok yetki içeren vekaletname ile davalı ...’ın eşi .. ...’in yetkili kılındığı, davacının vekaletnameye el yazısı ile “Bütün ölenden kalan ... hudutlarındaki tüm taşınır ve taşınmazları, araçları iş makinalarını satmaya, bankalardaki paraları çekmeye vekalet verdim” şeklinde ibare bulunduğu anlaşılmakla, Mahkemece dosya içeriği ve yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde yeterli bir araştırma ve değerlendirme yapıldığı söylenemez.
Hâl böyle olunca; öncelikle 1034, 37 03... parsel sayılı taşınmazlar yönünden HMK'nın 125/1. maddesi gereğince davacı tarafa seçimlik hakkı hatırlatılarak davayı ne şekilde sürdüreceğinin sorulması, sonrasında vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı olarak yukarıda değinilen ilkeler doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
Kabule göre de; HMK'nın 297/2. maddesi uyarınca doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince hakimin infazı kabil karar verme yükümlülüğü bulunduğundan güncel ada ve parsel numaraları üzerinden hüküm kurulması gerektiği de açıktır.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yönler itibariyle kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 371/1. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine,
03.10.2024 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca gelen temyiz eden davalılar vekili için 28.000,00TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınmasına,
Dosyanın kararı veren ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!