Güven ilişkisiyle verilen boş kambiyo senetlerinden olan çeklerin imza taklidi ve yetkisiz kullanımıyla başlatılan icra takibine itirazla borçlu olunmadığının tespiti davası.
Özet: Davacı, aleyhine başlatılan icra takibine konu olan çekteki imzanın şirket yetkilisine ait olmadığını, imzasının taklit edildiğini ve eski bir dostluk ilişkisi çerçevesinde imzasız ve boş olarak teslim ettiği çeklerin kötüye kullanılarak sahte imzalarla faktoring şirketlerine ciro edildiğini ileri sürerek, söz konusu çekten dolayı borçlu olmadığının tespitini ve davalılardan kötüniyet tazminatı talep ederken; davalı faktoring şirketi, çeki bir faktoring sözleşmesi ve ilgili ticari belgeler kapsamında, kendisine yüklenen özen ve dikkat sorumluluğuna uygun olarak yetkili hamil sıfatıyla devraldığını savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili aleyhine ... 8. İcra Müdürlüğünün... E.sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak gösterilen, 23.07.2023 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çeke, müvekkil Şirket Yetkilisi ...'ın imzası taklit edilmek suretiyle imza atıldığını, takibe konu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, imzasının taklit edildiğini, yaptırılacak imza incelemesi neticesinde de, takibe konu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının ortaya çıkacağını, müvekkilinin ... Şti. unvanlı şirketi bulunduğunu, şirketin Petrol Akaryakıt istasyonu işletmeciliği yapmaktayken Petrol Akaryakıt istasyonunu sattığını ve şu anda herhangi bir faaliyeti bulunmadığını, davalılardan ... Şti. yetkilisi ... ile müvekkili şirket yetkilisi ... arasında eskiye dayalı bir dostluk bulunduğunu, dönem dönem şüphelinin maddi anlamda ödemeleri ve sıkışıklıları olduğu zaman müvekkilinin kendisine destek olduğunu ve sonrasında şüphelinin, müvekkiline yapmış olduğu maddi yardımları geri ödediğini, davalı ...Şti. yetkilisi ...'in yine maddi anlamda sıkıntı yaşadığı bir dönemde gününü tam hatırlamamakla birlikte 2023 Yılının 5. (Mayıs) ayında müvekkilin yanında geldiğini ve müvekkilinden maddi anlamda kendisine yardımcı olmasını istediğini, müvekkilinin de nakit anlamda kendisine yardımcı olamayacağını söylediğini, bunun üzerine şüphelinin bankalardan kredi kullanacağını ve kullanacağı kredilere teminat olmak üzere müvekkilden çek istediğini, müvekkilinin de şüphelinin bu talebini savuşturmak için kendi şirketinin sicilinin bozuk olduğunu ve Kredi kullanacağı bankaların kendi şirketine ait çekleri teminat olarak kabul etmeyeceğini söylediğini, yaşanan bu gelişmeler üzerine şüphelinin, müvekkilinden sekiz (8) yaprak boş çek vermesini bu çekleri ilgili bankalara göstereceğini bankaların çekleri teminata kabul etmesi halinde çek yapraklarını müvekkiline getirip doldurmasını ve imzalamasını isteyeceğini söylediğini, şüphelinin bu şekilde kendisine verilen çeklerin vadesi geldiğinde çek bedellerini de kendisinin ödeyeceğini ve müvekkilini hiçbir şekilde mağdur etmeyeceğini söylediğini, müvekkilinin eskiye dayalı dostluğa binaen sekiz (8) yaprak çeki imzasız ve yazısız olacak şekilde bankalardan teyit almak üzere şüpheliye verdiğini, aradan belli bir süre geçmesine rağmen davalı ...Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'in müvekkiline ait çekleri getirmediğini ve her seferinde çekleri getireceğini söyleyerek müvekkilini oyaladığını, müvekkilinin hiçbir şekilde davalının kendisine zarar vereceğini düşünmediğini, ancak belli bir süre sonra müvekkilinin, davalıya ulaşamadığını ve ta ki müvekkili hakkında icra takipleri ve karşılıksız çek suç duyuruları gelince müvekkilinin dolandırıldığını ve güveninin kötüye kullanıldığını anladığını, müvekkilinin güvene dayalı olarak boş bir şekilde vermiş olduğu 8 adet çek sahte yazı ve imzalarla şüpheli tarafından Faktoring şirketlerine kırdırıldığını, müvekkilinin bu durumu kendisi hakkında başlatılan icra takipleri ve karşılıksız çek suç duyurularıyla öğrendiğini, davalı ... Şti. yetkilisi ... hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma numaralı dosyasında suç duyurusunda bulunulduğunu, menfi tespit davasına konu ettikleri 23.07.2023 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çekin de bu çeklerden bir tanesi olduğunu, dava açmadan önce ve Arabuluculuk sürecinde davalı ...A.Ş.'ye bu husus ayrıntılı olarak açıklandığını ancak tüm taleplerine olumsuz cevap verilmesi üzerine arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamadığını, müvekkiline gelen icra ödeme emri incelendiğinde çek miktarının bir kısmının da davalı ...Ltd. Şti. tarafından diğer davalıya ödendiğini de öğrendiklerini, hal böyleyken davalıların imzanın müvekkiline ait olmadığını bildikleri ve bilebilecek konumda oldukları açık olup, aksi düşüncenin hayatın olağan akışına aykırı olacağını belirterek, öncelikle ihtiyati tedbir talebimizin teminatsız olarak kabulüne, davacı müvekkilin; ... 8. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından ve takibe konu edilen çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalı taraflar aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı ... Aş vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin faktoring sözleşmesindeki müşteri/davalı ... Şirketi ile çeki müşteriye ciro eden davacı ... Şirketi arasındaki fatura ve alacak bildirim formu gereğince söz konusu alacağı ve kambiyo senedini temlik alarak yetkili hamil sıfatını kazandığını, müvekkili şirketin kendisine yüklenen tüm özen ve dikkat sorumluluğuna dikkat ederek işlemleri gerçekleştirdiğinden iyi niyetli hamil sıfatını taşıdığını, davacı şirketin imzasına itiraz ettiği çekin ne yolla zilyedliğinden çıktığını açıklamadığını, öncelikle çekin ellerinden ne suretle çıktığını, bu hususta hukuk mahkemeleri veya Cumhuriyet Başsavcılıkları nezdinde herhangi bir başvuruları bulunup bulunmadığının davacıya açıklattırılmasını, müvekkili şirketin söz konusu iddia gerçek olsa dahi iktisap anında bunu bilmesinin mümkün olmadığını, müvekkil şirketin tamamen iyi niyetli ve meşru hamil olduğunu, davacının imza itirazı takibi sürüncemede bırakmaya yönelik haksız bir itiraz olduğunu, davacının basiretli tacir gibi hareket etmediğinin açık olduğunu, takibe konu çekin davacı ciranta tarafından imzalanıp imzalanmadığı, davacının imza ve yazı örneklerinin alınması ve akabinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, müvekkili şirketin davaya konu çeke faktoring işlemi uygularken davacı ile müşterisi arasındaki faturaya istinaden faktoring işlemini gerçekleştirdiğini, alacak bildirim formu ve fatura incelendiğinde söz konusu çekin 31.05.2023 tarihli, düzenleyeni ... Şirketi, muhatabı ... Şirketi olan, ... nolu faturaya istinaden temlik alındığının görüldüğünü, söz konusu faturaya itiraz edilip edilmediği, mal alımının yapılıp yapılmadığı ve faturayı kesen şirket ile ticari ilişkileri olup olmadığı hususunda davacının hiçbir beyanı veya delili bulunmadığını, sadece çekin kaybolduğu iddia edilerek imzaya itiraz edildiğini, davacının imza itirazını kötü niyetli olarak ortaya attığı ve borçtan kurtulmak saikiyle yaptığının sabit olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı adına TK. 35.maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmediği gibi, yazılı bildirimde de bulunmadığından, muhakemeye yokluğunda devam olunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 8. İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı dosyası, çek aslı, imza örnekleri, ... Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma no'lu dosyası ve bilirkişi raporu delil olarak değerlendirilmiştir.
Uyuşmazlığın niteliği ile HMK'nın 200. Maddesi uyarınca taraf vekillerinin tanık dinletme taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
HMK'nın 266/1. maddesi gereği dosyanın grafoloji uzmanı bir bilirkişiye tevdi ile ... Aş ... ... Caddesi şubesine ait ... seri nolu █████/2023 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunda hazırlanan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; beyaz ışık ve değişik açılarda verilen ışık ışınları, yüksek çözünürlü (scanner) tarayıcı, bilgisayar analiz programları kullanılarak, grafolojik, grafometrik ve kaligrafik esaslar dahilinde yapılan mukayeseli incelemede; inceleme konusu çekteki keşideci imza ile ...'a ait mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde; inceleme konusu belgedeki imzanın ...'ın eli ürünü olduğu bildirilmiştir.
Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.
Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).
TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın █████/2006 tarih ve...E., ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ...Esas ... Karar... Esas ████████ Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.
Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.
Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ...E-... K sayılı kararı)
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ileri sürdüğü imza itirazı ve dolayısıyla sahteciliğe ilişkin itiraz mutlak defi olup herkese karşı ileri sürülebilir. Dava konusu ... Aş ... Caddesi şubesine ait ... seri nolu █████/2023 keşide tarihli 250.000,00-TL bedelli çek üzerinde yer alan imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı konusunda çek aslı üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; "mukayese imzaları yapılan karşılaştırmada; başlangıç hareketlerinde, ara gramalarda ve bitiş hareketlerinde benzerlikler görüldüğü, genel kabul görmüş karakteristik tanı unsurlarından; işleklik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından değerlendirildiğinde imzalara arasında uygunluk ve benzerlik saptanması nedeni ile tetkik konusu imzaların" davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Mahkememizce aldırılan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunun denetime açık, yeterli, objektif ve hüküm kurmaya elverişli olması gerekçeleriyle anılan bilirkişi raporuna itibar edilmiştir. █████/2025 tarihli bilirkişi raporuna davacı vekilinin teknik nitelikte olmayan itirazlarının dosya kapsamı ile örtüşmemesi de dikkate alınarak davacı vekilinin dosya kapsamındaki itirazlarına itibar edilmemiştir. Ayrıca davacı vekilince █████/2025 tarihli celsede bedelsizlik itirazlarının da bulunduğu ve bu itirazlarının üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebileceği bildirilmiş ise de huzurdaki davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi ve genişletilmesi yasağının dava ve cevap dilekçesinin sunulmasıyla başladığı dosya kapsamına sunulan dava dilekçesinde ise sadece dava konusu çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığı iddiasına isnat edildiği, taraflar arasındaki ticari ilişki ile ödeme iddiasına dava dilekçesinde yer verilmediği ve gelinen aşama itibariyle dava dilekçesinde ileri sürülmeyen bedelsizlik iddiasına ilişkin inceleme yapılamayacağı kanaatiyle aksi yöndeki davacı vekilinin taleplerinin yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Yukarıda detayları ile izah olunduğu üzere davalı tarafın üzerinde bulunan ispat yükünü yerine getirdiği, dava konusu edilen senetlerin altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğu hususunu ispat ettiği, davalının ise aksini ispat edemediği kanaatine varılmakla davanın reddine, karar verilmiştir.
İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın reddine karar verilmekle yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair karar vermek gerekmiştir.
Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın reddine karar verilmiş ise de dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı ile takibin durdurulmasına karar verilmediğinden yasal koşullarının oluşmaması nedeniyle davalının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. maddesi gereği reddine dair karar vermek gerekmiştir.
İİK 72/3 maddesi maddesi gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacı vekilinin icra takibinin durdurulması talepli ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE,
3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmadığından REDDİNE,
4-İİK 72/3 maddesi maddesi gereği icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacı vekilinin icra takibinin durdurulması talepli ihtiyati tedbir talebinin reddine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 3.517,03-TL peşin harcın mahsubu ile artan 2.901,63-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı ... Aş tarafından 6.000,00-TL bilirkişi gideri olarak yapılan yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalı ... AŞ'ye verilmesine,
8-Davalı ... Aş kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Aş'ye verilmesine,
9-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.200,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
10-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!