Sigorta şirketinin altyapı arızasından kaynaklanan su baskını hasarı nedeniyle kamu kurumuna karşı halefiyet ilkesi uyarınca rücuen tazminat talebi ve yargı yolu uyuşmazlığı.
Özet: Bu dava, sigortalısının iş yerinde davalı kamu kurumuna ait ana su borusundaki arıza nedeniyle meydana gelen dahili su hasarını karşılayan sigorta şirketinin, ödediği 68.453,02 TL tazminatın halefiyet ilkesi uyarınca davalıdan rücuen tahsilini talep ettiği, davalı kurumun ise davanın kendi hizmet kusuruna dayalı tam yargı davası niteliğinde olması ve adli yargının görevli olmaması gerekçesiyle idari yargıda görülmesi gerektiğini savunarak davanın usulden reddini talep ettiği bir uyuşmazlıktır.

T.C.
İSTANBUL5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili tarafından ibraz edilen dava dilekçesinden özetle; "... A.Ş. tarafından düzenlenen ve 22.01.2021 - 22.01.2022 vadeli Kapsamlı İşyeri Yangın Poliçesi kapsamında sigortalı olan ... Ltd. Şti.’ne ait iş yerinde, 12.11.2021 tarihinde dahili su kaynaklı bir hasar meydana geldiğini, yapılan ekspertiz çalışmaları neticesinde, binaya temiz su sağlayan ve ... kurumuna ait olduğu belirlenen ana su borusundaki arıza nedeniyle, iş yerinin -1 ve -2. bodrum katlarında bulunan emtia, dekorasyon ve demirbaş unsurlarının hasara uğradığı tespit edildiğini, ...A.Ş., poliçe teminatı kapsamında toplam 68.453,02 TL tazminatı sigortalısına ödemiş olup, zarar ...'nin altyapı hizmetlerindeki kusurdan kaynaklandığı için, sigorta şirketi halefiyet ilkesi uyarınca ...’ye rücu etme hakkını haizdir. 19.12.2018 tarihli resmi gazetede yayımlanan 7155 sayılı kanun ile Türk Ticaret Kanunu'na 5/A maddesi eklenmiş olup buna göre ticari davalarda, konusu belli bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı haline getirildiğini, taraflarınca sigorta poliçesinden kaynaklanan alacak için ... Arabuluculık Bürosu'na başvuruda bulunulmuş, ... arabuluculuk numaralı dosya ile arabuluculuk süreci tarafımızca işletilmiş olup bu süreçte taraflar arasında anlaşma sağlanamamış ve bu husus arabuluculuk son tutanağında kayıt altına alınmıştır. ...A.Ş., Kapsamlı İşyeri Yangın Poliçesi kapsamında teminat altına alınan “dahili su” rizikosu nedeniyle, sigortalı ...Şti.’nin iş yerinde meydana gelen su baskını hasarına ilişkin olarak toplam 68.453,02 TL tazminat ödemesi gerçekleştirdiğini, eksper raporuna göre; ...’ye ait temiz su ana hattındaki arızadan kaynaklı olarak binanın -1 ve -2. bodrum katlarına su sirayet etmiş, bu durum satışa hazır mobilyaların, halıların, zemin laminant parkelerin, tavan ve duvar boyalarının hasar görmesine neden olduğunu, uzman eksperlerce 3 aşamalı yerinde inceleme yapıldığını, emtia, dekorasyon ve demirbaş kıymetlerinde oluşan zararlar ayrıntılı biçimde tespit edildiğini, dekorasyon hasarları için 52.400,00 TL tespit edildiği, eksik sigorta tenzili sonrası 10.588,75 TL ödeme yapılmıştır. Demirbaş kaleminden 26.220,00 TL zarar tespit edilmiş ve bu tutarın tamamı sigortalıya ödenmiştir. Emtia kaleminden kaynaklanan 45.292,09 TL hasarın, eksik sigorta ve sovtaj tenzilleri sonrası 31.644,27 TL’si ödendiğini, bu kalemlerin toplamı olan 68.453,02 TL, sigorta şirketi tarafından sigortalıya ödendiğini, ödemeye ilişkin tüm belgeler, ekspertiz raporu ve dayanak evraklarla birlikte dosyaya sunulacağını anılan hasarın, ... kurumuna ait su altyapısındaki arızadan doğduğu açıkça ortaya konduğundan, ... A.Ş., Türk Borçlar Kanunu’nun 1472. maddesi uyarınca halefiyet hükümleri çerçevesinde ...’ye rücu hakkını kullanmaktadır." beyanla, sigortalısı ... Şti.’ne poliçe kapsamında 68.453,02-TL tazminat ödemek zorunda kalan davacı ... A.Ş.’nin, halefiyet ilkesi uyarınca aynı miktar tutarında bedelin davalı ... (...)’nden rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili tarafından mahkememize ibraz edilen 29.08.2025 Tarihli cevap dilekçesinde; İşbu davada adli yargı/idari yargı yolu uyuşmazlığı söz konusu olduğu, tam yargı davası niteliği olan davalarda, yargı yolu idare mahkemeleri olduğu dolayısıyla, işbu davanın istanbul idare mahkemelerinde açılması gerektiğini, görülen davada adli yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle mahkemenizin görevsizliğinden davanın usulden reddine karar verilmesini talep ediliğini, olayın meydana geliş şekliyle ilgili davacı taraf anlatımı dikkate alındığında, olay hizmet kusuruna dayalı olup, davanın tam yargı davası olarak idari yargıda açılması gerekitiğini, somut vakıada, davacı bir sigortacı şirket olup, her şeyden önce davacı sigortacı ve halefi olduğu sigortalı arasında dava konusuna ilişkin müvekkil idare arasında herhangi bir sözleşme mevcut olmadığı yine, idare açısından dava konusu vakıa, idarenin kamusal amacına ulaşmak için işlettiği bir işletme ve bu amaçla yürütülen bir işe ait olmayıp, tümüyle kamu hizmeti ile ilgili olduğunu, söz konusu kamu hizmetinden dolayı, idarenin ticari şirketler gibi kar sağlama amacı da bulunmadığını, müvekkili ...'nin gerek davacı sigortacıya gerek halefi olduğu sigortalısına sözleşmeye dayalı bir taahhüdü ve borcunun olmadığını, dolayısıyla, haksız fiil iddiasına dayalı davada, taraflardan birisi idare olduğundan, idare mahkemelerinin görevli olduğunun kabulü gerektiğini, nitekim poliçe kapsamı dışında kalan bir olay için yapılan ödeme hatır ödemesi sayılacağından rücu hakkı da doğmayacağını, arıza davacının sigortalısına ait ve abonenin sorumluluğunda kalan kısımda gerçekleştiğinden ...’nin sorumluluğundan bahsedilemeyeceğini, arızanın bina/ mülk sahiplerinin kendi sorumluluk alanındaki boru arızasından meydana geldiğini, bahsi geçen mevzuat hükümlerine göre işbu arıza bina/mülk sahiplerince giderilmesi gerektiğini, ile bu hususta idareye kusur izafe edilmesi mümkün olmadığını, ayrıca müvekkili idarenin bina içi dahili su arızalarından kaynaklı zarardan herhangi bir sorumluluğu da bulunmadığını, zira bina içi arızalarından mülk sahipleri sorumlu olmakla birlikte bina dışından gelen su arızalarına karşı gerekli yalıtım/izolasyonu yapmış olmasıda ibb imar yönetmeliğinin bodurum katlar başlığında 6.09.11 maddesi gereği şart olduğunu, bu sebep ile bina dışından ve bina içinden çekilen temiz su ve dahili tesisatan meydana gelen arızalardan kaynaklanan zararlardan bina malikleri sorumlu olduğu bu itibarla gereken önlemi almayan sigortalının hasar iddiası kabul edilemeyeceğini, dolayısıyla sigortacı şirketin istemi de hukuka aykırı olduğunu, meydana gelen su arızasının, işbu dilekçe ile ekli fotoğrafta da açıkça görüleceği üzere, binanın dahili kısmında gerçekleştiği nazara alındığında müvekkil idareye bir kusur atfının mümkün olmadığı, binanın dahili kısmında idarenin sorumlu olmadığı bir alanda gerçekleşen hasardan dolayıyla idarenin bir sorumluluğunun söz konusu olmadığını, davacı şirketin sigortalısının yapı ruhsatı ve iskanı olup olmadığı, yapının imar mevzuatına aykırı olup olmadığı, işyeri çalışma ruhsatını almaksızın faaliyette bulunup bulunmadığı konularının tespiti bu açıdan da önem arz ettiğini, dolayısıyla, bina maliklerince binanın dışardan sızarak gelebilecek suyun bina içine sızmasını önleyecek pompaj ve yalıtım/izolasyon tedbirleri alınmış olsaydı, su basma hadisesi gerçekleşmeyeceğini, davacıya ait binanın durumunun zararın meydana gelmesine etkisinin ve bu bağlamda binada bodrum temel duvarında suların sızmasını önleyici betonarme perde olup olmadığının, her hangi bir su baskınında tahliye yapılabilmesi için sistem kurulup kurulmadığının, taban kotu ile su isale hattı kotunun ayrıca binanın tüm bağlantılarının ... deşarj yönetmeliğine uygun olup olmadığı hususlarının yapılacak keşifle tespit edilmesi gerektiğini, ... adresi itibariyle ... Belediye Başkanlığına yazı yazılarak imar işlem dosyasının celbini, yapı ruhsatı ve yapı kullanma izinlerinin olup olmadığının sorulmasını, keşif ve bilirkişi incelemesinin bu belgeler getirtildikten sonra ve bu belgeler ile yapı arasındaki farklılıklar bulunup bulunmadığı yönünden incelenerek yapılmasını, ayrıca müvekkili idarenin bildirdiği proje onayının getirtilmesi ve tesisatın bu projeye aykırılığının, aykırı biçimde tesis edildiğinin, bina emin su yalıtımının olup olmadığının, gerekirse bilirkişilere yerinde inceleme yetkisi verilmesini ve idaremizin sorumlu olmadığının işbu delillerimize göre tespitini talep edildiğini, davacının davasının tümüyle reddine karar verilmesini talep edildiğini, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Uyuşmazlık; davacı sigortalı tarafından işyeri yangın poliçesi kapsamında hasara uğrayan dava dışı sigortalıya yapılan ödemenin, davalıdan tahsilinin mümkün olup olmadığı, davanın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktalarında toplanmaktadır.6102 sayılı TTK'nın Sigorta Hukukuna yönelik Genel Hükümlerin düzenlendiği Birinci Kısıma baktığımızda;TTK'nın 1420. maddesinde; ''(1) Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. (2) Diğer kanunlardaki hükümler saklıdır.'', TTK'nın 1427. maddesinde; ''...(2) Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. ... sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez... (4) Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer.'' hükümleri yer almaktadır.6098 sayılı TBK'nın 149. maddesinde; "Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar." düzenlemesine yer verilmiştir.TTK'nın "Doğrudan Dava Hakkı" başlıklı 1478.maddesinde; "Zarar gören, uğradığı zararın sigorta bedeline kadar olan kısmının tazminini, sigorta sözleşmesi için geçerli zamanaşımı süresi içinde kalmak şartıyla, doğrudan sigortacıdan isteyebilir." TTK'nın "Zamanaşımı" başlıklı 1482. maddesi; "Sigortacıya yöneltilecek tazminat istemleri, sigorta konusu olaydan itibaren on yılda zamanaşımına uğrar." şeklindedir. Bu maddenin gerekçesinde; Sorumluluğun doğumunun ve tazmini gereken zararının tespitinin uzun zaman alabiliyor olması nedeniyle genel hükümlerde öngörülen iki yıllık sürenin sorumluluk sigortalarında az olacağı düşüncesi ile bu tür sigortalarda zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Tasarının 1482.maddesinde yer alan beş yıllık zamanaşımı süresi Komisyonumuzca uygun görülmeyerek on yıllık süreye çıkarılmıştır. Yapılan bu değişiklik aşağıdaki gerekçelerle uygun görülmüştür. "1420.maddenin birinci fıkrasında öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresi, sorumluluk sigortalarında da alacağın muaccel hale geldiği tarihten başlayarak işleyecektir. Ancak aynı hükümde öngörülen altı yıllık genel zamanaşımı süresi, 1482.maddenin saklı tutulmuş olması sebebiyle sorumluluk sigortalarında geçerli değildir. Hükümet Tasarısında, sorumluluk sigortaları için genel zamanaşımı süresi beş yıl olarak belirlenmiştir. Bu süre, sorumluluğu doğuran olayın meydana geldiği tarihte başlayacaktır. Genel süre altı yıl belirlenmişken, sorumluluk sigortalarında daha kısa bir sürenin kabul edilmesi uygun görülmemiştir. Aksine bu sigorta türünde tazminat isteminin tabi olabileceği en uzun zamanaşımı süresinin esas alınması gerekmektedir. Bu açıdan 818 sayılı Borçlar Kanununun 60.maddesinin birinci fıkrasında öngörülen on yıllık zamanaşımı süresi belirleyici olmalıdır. Nitekim tasarının 1473.maddesinin birinci fıkrası tazminatın doğrudan zarar görene ödeneceğini, 1478.maddesinin birinci fıkrası da zarar görenin sigortacıya doğrudan başvuru hakkını düzenlemektedir. Ancak zarar görenin borçluya yönelik isteminin on yıllık zamanaşımına tabi olduğu hallerde, sigortacıya yönelik istem beş yılda zamanaşımına uğrarsa, sorumluluk sigortasından beklenen fayda sağlanamayacaktır; üstelik bu tür sigortaların zorunlu olduğu hallerde sigorta himayesi eksik kalacaktır. Bu gerekçeler dikkate alınarak 1482.maddede öngörülen sürenin on yıl olarak düzenlenmesi gerekmiştir." şeklinde açıklanmıştır.6102 sayılı TTK'nın 1420.maddesinde yukarıda yer verildiği üzere iki yıl ve altı yıllık zamanaşımı süreleri belirlenmiştir. TTK'nın 1482.maddesinde ise sorumluluk sigortaları yönünden on yıllık zamanaşımı süresi belirlenmiştir. Ancak belirlenen bu on yıllık süre madde gerekçesinden de anlaşılacağı üzere sadece tazminat talepleri için geçerli olup, sigorta sözleşmesinden kaynaklanan diğer talepler yönünden TTK'nın 1420.maddesi belirlenen iki yıllık zamanaşımı süresine bakılacaktır. Yine genel hükümlere ilişkin TTK'nın 1420. maddesine göre belirlenen zamanaşımı süresi alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlarken, 1482.maddesinde belirlenen zamanaşımı süresi sigorta konusu olayın gerçekleştiği tarihte başlamaktadır. İşveren Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın 15.maddesinde öngörülen zamanaşımı süresi de sorumluluğu doğuran olayın gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlamaktadır.Ancak TBK'nın 73.maddesinde rücu isteminde zamanaşımı özel olarak düzenlenmiştir. Bu hükme göre, "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her halde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar."Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2012 tarihli...E. ...K. sayılı kararında açıklandığı gibi rücu hakkı; başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelen, tazminat niteliğinde bir talep hakkı olduğundan, alacaklıyı tatmin eden kişi, alacaklının hakkından bağımsız kendi şahsında doğan bir hak elde etmektedir. Bunun sonucu olarak da rücu hakkı, bu hakka sahip olan kişinin şahsında doğduğu anda muaccel olur. Bu nedenle, rücu hakkı için hakkın doğduğu andan itibaren zamanaşımı başlamaktadır. Diğer bir deyişle; davacının rücu davasını açabilmesi için belirlenen tazminatın ödenerek paranın davacıdan çıkmış olması gerekir.Somut olaya uygulanması gereken zamanaşımı süresi TTK'nın 1420.maddesi ve TBK'nın 73.maddesi uyarınca 2 yıldır. Zira davacı, dava dışı sigortalısına ödediği bedelden zarara sebebiyet verdiği iddiası ile davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik eldeki davayı açmış ve alacak ödeme yaptığı anda muaccel hale gelmiştir. Davacı tarafından hasar dosyasında yaptırılan ekspertiz incelemesinde █████/2021 tarihli raporda davalıdan rücu imkanının olduğunun öğrenildiği, sigortalısına █████/2022 tarihinde tarihinde ödeme yapılarak davalıdan rücuen tahsil istemiyle iki yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra █████/2025 tarihinde zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulduğu ve eldeki davanın █████/2025 tarihinde açıldığı tespit edildiğinden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine,2-Harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 615,40-TL karar ve ilam harcı peşin olarak alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından belgelendirilen bir yargılama masrafı olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden reddedilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalı tarafa verilmesine,6-Arabuluculuk ücreti olan 3.800,00 -TL bedelin davacıdan tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi uyarınca yatıran tarafa iadesine,Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilin yokluğunda ,tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025KatipE-İMZAHakimE-İMZA