Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin gümrük müşavirlik hizmetinden kaynaklanan alacak talepli itirazın iptali davasında, sunulan bilirkişi raporuyla hizmetin ispatı ve davalı ticari defterlerine erişim sorunu.
Özet: Bu dava, gümrük müşavirlik hizmetleri veren davacı şirketin, davalıya sağladığı hizmetler karşılığında oluşan 112.194,68 TL alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup; davalı, alacağın ispatlanmadığını savunmuş, ancak mahkemece toplanan deliller ve bilirkişi incelemesi sonucunda, davacının davalı adına 51 adet gümrük beyannamesi ile ithalat işlemlerini eksiksiz gerçekleştirdiği ve hizmet ifasını yerine getirdiği tespit edilerek, davacının alacağının varlığı kanıtlanmıştır.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket davalıya gümrük işleri hizmeti verdiğini, karşılık davalıya Şubat 2024'ten itibaren çeşitli, tarihlerde fatura ve masraf dekontları kestiğini ve davalı da işbu fatura ve dekontlara karşılık ödemeler yaptığını, ödemeler karşısında davacı davalıdan 112.194,68 TL alacaklı kaldığını, sözlü uyarılara rağmen borcunu ödemediğini, alacaklarının tahsili amacıyla Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını davalının takibe ve borca haksız yere itiraz ettiğini bu nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İspat yükü davacı tarafta olduğunu, davacı taraf icra takibine konu ettiği cari hesap alacağı iddiasını ispatlayamadığını, ne icra takibinde ne de dava dilekçesinde cari hesap alacağına ilişkin hiçbir delil olmadığını, davacı taraf dava dilekçesinde gümrük hizmeti ile ilgili birtakım alacak taleplerinden bahsettiğini, alacağı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, davacı taraf bu hizmetlerin gerçekleştiğine dair deliller ortaya koymadığını, imzasız, belgesiz bir şekilde tabloya dayanarak icra takibine giriştiğini, itiraz üzerine açılan işbu davada ise gümrük alacağı iddiasını somutlaştıramadığını, mahkememizce alacağın, dolayısıyla davanın ispatlanamadığından ötürü esastan reddini savunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava
: Taraflar arasındaki ticari ilişkiye dayalı olarak başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetine ilişkindir.Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller:1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.2-Mahkememizce
: tarafların bağlı bulunduğu Vergi Dairelerine müzekkere yazılarak tarafların BA-BS formları celp edilmiş, delil olarak değerlendirilmiştir.3-Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları, sundukları deliller, dosya kapsamı belgeler, tarafa ait ticari defter ve kayıtlar incelenmek sureti ile davacının icra takibi tarihi itibariyle alacak yönünden alacaklı olup olmadığı, alacağının varlığı konusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olmakla bilirkişi raporunda özetle; ''Davalı olan .... ic.Ltd. Şti. Firması tarafından 2024 yılının muhtelif tarihlerinde muhtelif yurt dışı göndericilerden “..... GTİP'li (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu)” ve “Çam Kereste” ticari tanımlı emtia ile “... GTİP'li (Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu)” ve “Ahşap Palet” Ticari tanımlı emtianın toplamda 51 adet Serbest Dolaşıma Giriş Beyannamesi ile Kapıkule Gar Gümrük Müdürlüğünden 4000 Gümrük Rejim kodu üzerinden (Daha önce bir rejime tabi tutulmamış eşyanın muafiyete tabi olmadan serbest dolaşıma girişi ile eş zamanlı yurtiçi kullanımı) tescil edildiği Konu beyannameler için 24.08.2025 tarihinde Ticaret Bakanlığının “https:/.....gtb.gov.tr/BeyannameSorgulama/” — adlı internet adresinden tek tek yapılan sorgulamada ise tamamının “KAPANMIŞ” Statüye geldiği ve beyannamelere konu olan emtianın Gümrük Bölgesinde ithalat ile ilgili tüm işlemlerinin tamamlandığı yani bu beyannamelere konu edilen emtianın artık gümrük gözetiminden çıkarak serbest dolaşıma girdiği Bu beyannamelerin 8'nolu Alev/ithalatçı hanesinde davalı olan ..... vergi numaralı ...... Ürünleri ve Tic.Ltd. Şti. Firmasına ait bilgilere yer verildiği, 14'nolu Beyan Sahibi/Temsilcisi hanesinde ise davacı olan ...... vergi numaralı ..... Değişim Gümrük Müş. A.Ş. Firmasına ait bilgilere yer verildiği, dolayısıyla davalı tarafından konu beyannameler ile yapılan ithalatlara ait Gümrük işlemlerinin davacı ..... tarafından yerine getirildiği, buradan hareketle davacı ..... Değişim Gümrük ve ayrıca yukarıdaki tabloda detaylarına yer verilen lığı olan hizmet ifasını Firmasının dosya kapsamında yer verilen 51 adet Hizmet faturası karşılığı olan hizmet ifasını yerine getirdiği'' şeklinde tespit ve sonuçlarını mahkememize bildirmiştir.4-Mahkememizce Antalya Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılarak talimat yolu ile bilirkişi raporu düzenlettirilmesi talep edilmiş bilirkişi raporunda özetle : davalı firmanın avukatının vekillikten çekildiği, firmanın iletişim numaralarının kullanım dışı olduğu, .... Mah. .... Cad. M. .... Sitesi A Blok No: 42 / 2; Muratpaşa / ANTALYA adresinde de bulunmadığı tespit edilmiştir. İzah edilen nedenle davaya konu döneme ait ticari defter incelemesi yapılamadığı, ticari defterlerin bulunduğu adres dosyaya sunulursa, defter incelemesi yapılarak ek rapor şeklinde rapor hazırlanabileceğini mahkememize bildirmiştir.5-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri:Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; davalının icra dairesinin yetkisine itirazının kanuna aykırı olduğunu, para alacağında davacının yerleşim yeri Bakırköy Adliyesinin yetkili olduğunu, davalı ile aralarında gümrük hizmetleri verilmesine dair iş yapıldığını, iş karşılığında davalıya fatura kesildiğini, davalının kısmi ödemeler yaptığını ancak borcunun tamamının ödenmediğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ise sunduğu cevap dilekçesinde; Antalya icra dairelerinin takipte yetkili olduğunu, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının sunduğu belgenin alacağı ispatlamayacağını, temerrüt oluşmadığını faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Öncelikle davalı tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinden icra dairesinin yetkisinin incelenmesi gerekmiştir. Gelen bilirkişi raporları ve taraflar arasındaki faturalar ile vergi dairesi kayıtları BA BS formları incelendiğinde taraflar arasında ticari ilişkinin ispatlandığı anlaşılmış olup, 6098 sayılı Kanun'un 89/1. Maddesi gereğince para alacaklarında alacaklının yerleşim yeri icra dairesinin takipte yetkili olduğu anlaşılmış, davacının yerleşim yerine göre Bakırköy İcra Dairesi'nin takipte yetkili olduğu anlaşılmakla davalının icra dairesinin yetkisine itirazının iptaline karar verilerek, davanın esası incelenmiştir.Mahkememizce tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi için bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde defterlerinin usul ve yasaya uygun olarak tutulduğu, yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, sahibi lehine delil vasfını taşıdığı tespit edilmiş, davalı ise tebligata rağmen kesin süre içerisinde defterlerini incelemeye sunmamıştır.Davacının ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; taraflar arasında yıllara sari bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacı tarafından kesilen faturalara karşılık davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, takip tarihi itibariyle 112.194,68 TL davalıdan alacaklı göründüğü tespit edilmiştir.Davacı tarafından düzenlenen faturaların e-fatura niteliğinde olduğu, sistem üzerinden kendiliğinden davalıya tebliğ edildiği, davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre faturalara yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmıştır.6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır."Bu kapsamda davacı tarafından davalıya kesilen faturalara davalı tarafından 6102 sayılı Kanun'un 21. Maddesinin 2. Fıkrası gereğince yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi davacı tarafından kesilen 2024 yılı içerisindeki 51 ayrı faturanın BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, bu suretle faturaların içeriğinin davacı lehine kesinleştiği sabittir.Taraflara ait vergi kayıtları incelendiğinde davacının davalıdan alacaklı konuma ulaştığı 2024 yılına ait 51 ayrı faturanın davalı tarafından BA formları ile vergi dairesine bildirildiği anlaşılmıştır.Mahkememizce alınan 24.08.2025 tarihli bilirkişi raporunda davacı tarafından kesilen faturalara konu davacı tarafından davalıya verildiği iddia edilen gümrük işlemleri de incelenmiş olup; gümrük uzmanı bilirkişi tarafından ilgili 51 ayrı faturanın konu edildiği gümrük hizmetlerinin davacı tarafından ifa edildiği, davacı tarafından gümrük işlemleri ve gümrük beyannamelerinin tamamlanarak ithalat işlemlerinin sonuçlandırıldığı ve gümrük işlemlerinin sonuçlanarak ürünlerin serbest dolaşıma girdiğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.Bilindiği üzere fatura kesilmiş olması tek başına alacağı ispat etmemekte olup, alacaklının faturaya konu hizmeti ifa ettiğini de ispat etmesi gerekmektedir. Buna karşılık hizmet veren tarafından kesilen faturaların davalı borçlu tarafından vergi dairesine BA formu ile bildirilmesi halinde faturaya konu işin ifa edildiği dolayısıyla faturanın içeriğinin kesinleştiği bu suretle alacaklı lehine karine teşkil etmekte olup, bu durumda aksini ispat yükü davalı - borçluya geçmektedir.Nitekim İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ..... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Dosya kapsamına göre davacı tarafça takip dayanağı yapılan faturanın davalı iş sahibi tarafından muhasebesel işlem olarak BA/BS formu ile kullandığı anlaşılmakla , Yargıtay'ca taraflarca düzenlenen BA/BS formları ve Vergi Dairesine yapılan bildirimlerin fatura konu malın teslim edildiğine, işin yapıldığına ilişkin karine oluşturduğu ,bu durumda bunun aksinin ispat edilmesi gerektiği kabul edildiğinden, davalının da bu yönde ispatı bulunmadığından mahkemece davacı tarafından işin yapılıp teslim edildiği kabul edilerek ödendiği usulen kanıtlanamayan bakiye iş bedeline hükmedilmesinde usul yasa ve dosya kapsamına aykırı bir durum olmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ise .... E., .... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"İstinaf Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, takip dayanağının, toplamı KDV hariç 270.002,16 TL, KDV dahil 318.602,55 TL olan iki faturanın olduğu, davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine kayıtlı oldukları, davalının ticari defterlerinde ise yer almadıkları, ancak davalıların oluşturduğu iş ortaklığı Vergi Dairesine verdiği 2018/4 dönemine ait BA formu ile davacı .....'dan iki belgeye dayalı olarak KDV hariç 270.002,00 TL'lik mal ve hizmet aldığı, faturaların adedi ve tutarlarının toplamının beyan edilen miktarla örtüştüğü, davalı tarafın resmi bir kuruma dava konusu malları teslim aldığına yönelik beyanı kendisini bağladığı, dava tarihinden sonra 2018/4 dönemi BA formuna yönelik düzeltme beyanı verilmesinin de sonuca etkisinin olmadığı, bu durumda faturaya konu malların teslim edilmiş olduğu ve davalı tarafından ödeme belgesininde sunulmadığı, ayrıca faturadan kaynaklanan alacağın likit ve bilinebilir mahiyette olması nedeniyle mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesinde yasaya aykırı herhangi bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir."Bu bağlamda davaya konu somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya kesilen takibe konu açık hesaba ilişkin 2024 yılındaki 51 ayrı faturanın davalı tarafından BA formu ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafından faturalara yönelik olarak 6102 sayılı Kanun'un 21/2. Maddesine göre yasal süresi içerisinde itiraz ve iade edilmediği, bu suretle fatura içeriklerinin ve alacağın davacı lehine kesinleştiği, yine davalı tarafından BA formu ile faturaların vergi dairesine bildirilmiş olması gözetildiğinde faturaya konu gümrük hizmetinin ifa edildiğinin ve alacağın miktarının davacı lehine kesinleştiğinin karine kabul edilmesi gerektiği, gümrük uzmanı bilirkişi tarafından yapılan inceleme neticesinde davacının üstlendiği gümrük hizmetlerini yerine getirdiğini, faturalar ve gümrük işlerinin eşleştiğini, gümrük sürecinin davacı tarafından tamamlanarak ithalatın sonuçlandırıldığı tespit edilmiş olup davacının alacağını ispatladığı değerlendirilmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporu incelendiğinde; takip tarihi itibariyle davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalının davacıya 112.194,68 TL borçlu olduğu anlaşılmaktadır.Davacının alacağını ispatladığı gözetildiğinde, aksini ispat yükünün davalı üzerine geçtiği, davacının faturalara konu hizmeti ifa ettiğini ve alacağını ispatladığı gözetildiğinde borcun ödendiğini ispat yükünün davalı üzerinde olduğu, davalı tarafından ticari defter ve kayıtların tebligata rağmen kesin süre içerisinde inceleme gününde hazır edilmediği, 6100 sayılı Kanun'un 220. Maddesinin 3. Fıkrası ve 222. Maddesinin 3. Fıkrası gereğince davacının ticari defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiği, davalının aksini ispatlayamadığı anlaşılmıştır.Nitekim Yargıtay ..... Hukuk Dairesi ..... Esas, ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"..ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır."İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi ise .... Esas ve ..... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır:"Somut olayda, davalı müflis şirket kesin süreye rağmen, 2014 ve 2015 yılı ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır. Yukarıdaki Yargıtay kararında belirtildiği üzere mahkemece, HMK 220/3. madde gereğince, davalının sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunun kabul edebilmesi mümkündür. Bu durumda davacının sunduğu defter ve kayıtlara göre davacının cari hesap alacağı ve karşılıksız çıkan çeklerden dolayı 192.019,70 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi gerekir."Bu bağlamda tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde; takip tarihinde davacının davalıdan 112.194,68 TL alacaklı olduğunu ispatladığı, davalının ise borcun ödendiğine dair aksini ispatlayan herhangi bir delil veya belge sunmadığı anlaşılmakla 112.194,68 TL asıl alacak üzerinden davalının itirazının iptali ile takibin devamına karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafından faiz oranına da itiraz edilmiş olup, davacı tarafından avans faizi talep edildiği, davalı tarafından akdi olarak daha düşük oranda bir faizin kararlaştırıldığının ispat edilememesine göre davacının 3095 sayılı Kanun'un 2/2. Maddesine göre işleyecek avans faiz oranı talebinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davalının işleyecek faize itirazının da iptaline karar vermek gerekmiştir.Takibe konu alacağın faturaya dayalı likit olduğu bu suretle tazminat koşullarının oluştuğu anlaşılmakla itirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 22.438,93-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine de karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın KABULÜNE,-Buna göre; davaya konu icra takip dosyasında davalının yetkiye, borca, ferileri'ne ve faiz oranına İTİRAZININ İPTALİNE, TAKİBİN DEVAMINA,2-İtirazın iptaline karar verilen asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 22.438,93-TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 7.664,00-TL harçtan peşin alınan 1.355,04-TL harcın mahsubu ile noksan kalan 6.309,00-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 3.600,00-TL arabulucuk ücretinin davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,5-Davacı tarafça yatırılan 1.355,04-TL peşin harç ve 427,60-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.782,65-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davacı tarafça yapılan 17.182,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine,9-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip .....Hakim .....