Yargıtay, dolandırıcılık suçunda eksik soruşturmaya dayalı kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazın reddi kararının kanun yararına bozulması talebini değerlendiriyor.
Özet: Dolandırıcılık şikayeti üzerine yürütülen soruşturmada Cumhuriyet Savcılığının şüphelilerin ifadeleri alınmadan ve yeterli delil toplanmadan olayı hukuki ihtilaf sayarak kovuşturmaya yer olmadığına karar vermesi, bu karara yapılan itirazın Sulh Ceza Hakimliği tarafından eksik soruşturmaya rağmen hatalı şekilde reddedilmesi üzerine, Adalet Bakanlığının talebiyle Yargıtay Başsavcılığı, soruşturmanın genişletilmesi gerektiği halde itirazın reddedilmesinin kanuna aykırı olduğunu belirterek kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur.

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği
SAYISI
: █████████ Değişik İşSUÇ
: DolandırıcılıkİNCELEME KONUSU KARAR
: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıDiyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.04.2023 tarihli ve ██████████ Soruşturma, ██████████ Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 22.12.2023 tarihli ve █████████ Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 22.12.2023'te kesinleştiği belirlenmiştir.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 31.01.2025 tarihli ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2025 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile soruşturma dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMA. Kanun Yararına Bozma İstemiYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.03.2025 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi hâlde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,Dosya kapsamına göre, müştekilerin şikayetinde özetle, ... isimli bir kozmetik şirketinde yatırım işine girdiklerini, 10.000,00 Türk lirası ve 40.000,00 Türk lirası olmak üzere para yatırdıklarını, ilk başlarda bir yıl boyunca düzensiz olarak aylık %5 kar payı aldıklarını ancak Şubat ayından beri paralarını alamadıklarını, şirketle görüştüklerinde ise "Dört ayda bir bize birini getireceksiniz aksi hâlde paranızı alamazsınız veya ek para yatırıp yatırıma devam edeceksiniz" denildiğini ve bu şekilde dolandırıldıklarını belirterek şikayetçi olmaları üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca olayın hukukî ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, öncelikle şüphelilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile savunmalarının alınması, şüpheliler hakkında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması, bunların yanısıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, şüphelilerin ifadesi dahi alınmadan eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.B. Değerlendirme ve Gerekçe1. 5271 sayılı Kanun’un, karar tarihinde yürürlükte bulunan “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173. maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında;“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.(3)(Değişik
: 18/6/2014-███████ md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.(4) (Değişik
: 25/5/2005 - ███████ md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir....“Hükümleri yer almaktadır.2. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.04.2023 tarihli ve ██████████ Soruşturma, ██████████ Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının, şikâyetçiye 30.05.2023 tarihinde tebliğ edildiği ve bu karara karşı 01.11.2023 tarihli dilekçeyle itiraz edilmesi üzerine, Diyarbakır 4. Sulh Ceza Hakimliğinin, 22.12.2023 tarihli ve █████████ Değişik İş sayılı kararı ile dosyanın esası hakkında inceleme yapılarak itirazın reddine karar verildiği belirlenmiş ise de; kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın şikâyetçiye usulüne uygun olarak tebliğinden itibaren yasal süresi içerisinde itiraz hakkının kullanılmadığı belirlendiğinden, merci tarafından itirazın süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, dosyanın esası hakkında inceleme yapılarak itirazın reddine karar verildiği anlaşılmakla, bu kararın sonucu itibarıyla doğru olduğu değerlendirilerek, kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.II. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,Soruşturma dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.10.2025 tarihinde karar verildi.