Temyiz Kesinlik Sınırı Değişikliğinin, Hükmün Verildiği Tarihte Kesinleşen Davalara Uygulanıp Uygulanmayacağı ve Kesin Hüküm İlkesinin Kapsamı.
Özet: Yargıtay, zorunlu arabuluculuk eksikliğinden reddedilen bir davanın istinaf ve temyiz süreçlerini inceleyerek, temyiz kesinlik sınırının belirlenmesinde karar tarihinin mi yoksa dava açılış tarihinin mi esas alınacağı tartışmasını ele almıştır; Hukuk Muhakemeleri Kanununda yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği tarihten önce verilen kararlar bakımından, usul kurallarındaki değişikliklerin tamamlanmış işlemleri etkilemeyeceği, dolayısıyla kararın verildiği tarihteki mevcut usul kurallarına göre kesinleşen bir hükmün, daha sonra yürürlüğe giren yeni kanun değişikliğinden etkilenmeyeceği ve şekli ile maddi anlamda kesinleşen bir kararın otoritesinin korunması gerektiği prensibini benimseyerek, dava açılış tarihindeki miktar esas alınması yönündeki yeni hükmün geçmişe yürümeyeceğine karar vermiştir.
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Saray (Tekirdağ) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
İlk Derece Mahkemesi'nce verilen zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine dair karara karşı davacı vekillerince istinaf yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi'nce istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, 23.06.2025 tarihli ek karar ile temyiz isteminin reddine karar verilmiş, bu ek kararın davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine temyiz harç ve masraflarının tamamlanması amacıyla yapılan tebligata rağmen bir haftalık kesin süre içerisinde gerekli işlemin yapılmaması nedeniyle davacı vekilinin temyiz başvurusunun yapılmamamış sayılmasına dair 15.09.2025 tarihli ek karar verilmiştir.
Davacı vekili, 15.09.2025 tarihli Bölge Adliye Mahkemesi Ek kararını temyiz etmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun/HMK) 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-(b) hükmü uyarınca temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ek 1 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır” hükmü 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanunun 20. maddesi hükmü ile, “341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır” şeklinde değiştirilmiştir. Öncelikle bu değişikliğin 04.06.2025 tarihinden önce verilen kararlar bakımından uygulanıp uygulanamayacağı üzerinde durmak gerekir.
Usul kurallarındaki değişiklikler tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır. Bu ilkeye HMK 448. maddede kural olarak da yer verilmiştir. Verildiği tarihteki usul kurallarına göre temyiz yolu kapalı olan bölge adliye mahkemesi kararları verildiği tarihte şekli anlamda kesinleşir ve aynı zamanda şekli anlamda kesin hüküm oluşur. Şekli anlamda kesin bir karar verilmesi aynı zamanda davayı da sona erdiren tamamlanmış bir işlemdir. Bu tarihten sonra yürürlüğe giren bir usul kuralının şekli anlamda kesinleşmiş karar ile sona ermiş olan bu davada uygulanması mümkün değildir.
Verildiği anda kesin olmasına rağmen temyiz yoluna başvurulmuş olması, bu temyiz talebi hakkında bir karar verilmemiş olması, karara kesinleşme şerhi verilmemiş olması şekli anlamda kesinleşmeyi öteleyip ertelemez. Verildiği anda kesin olan bir karar için bu nedenle verilecek temyiz talebinin reddi kararı ile o kararın verildiği tarihte kesinleşmiş olduğu tespit edilmiş olur. Kararın kesin olmasına rağmen temyiz edilmiş olması da Kanun değişikliğinin uygulanması gerektiği sonucunu doğurmayacaktır.
Öte yandan verildiği anda kesin olan bir karar, şekli anlamda kesin hüküm teşkil ettiği kadar maddi anlamda da kesin hüküm teşkil eder. Şeklî anlamda kesinleşen ve maddi anlamda da kesin hüküm gücüne sahip bulunan bir karar, kesin hükme saygı ve kesin hükmün bağlayıcı olması ilkelerinin kapsamındadır. Bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesin hüküm, taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse bu kesin hükmün otoritesini, saygınlığını ve bağlayıcılığını sarsıp ortadan kaldıracak adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerin de bir anlamı kalmayacaktır. Mahkemeye erişim hakkı adil yargılanma hakkının unsurlarından ise de kararın icrası hakkı da unsurlarındandır. Mahkemeye erişim hakkı kanun hükümlerinin sonucu olarak sınırlandırılmış ve sonucunda kesin hüküm oluşmuş ise artık kararın icrası hakkı devreye girecek ve kesin hükmün bağlayıcılığı, saygınlığı ve otoritesinin tartışılmazlığı söz konusu olacaktır.
Anayasa Mahkemesinin 04.12.2024 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla istinaf ve temyiz kesinlik sınırı yönünden iptal kararı verilmiş ise de aynı zamanda doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğü gerekçesiyle iptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş ve bu süre dolmadan kanun değişikliği gerçekleşmiş olduğundan iptal kararının da uygulanması mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu kararın 04.06.2025 tarihinden önce verilmiş olması halinde HMK 3 41... . maddedeki kesinlik sınırınin karar tarihinde yürürlükte bulunan Kanun hükmüne göre belirlenmesi gerekir. Somut olayda, bölge adliye mahkemesinin asıl kararı 23.05.2025 tarihindedir.
Dosya içeriğine göre dava değeri, toplam 43.921,49-TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kalmaktadır. Diğer yandan, davacı vekiline temyiz harcı ve temyiz posta giderlerinin yatırılması ve bu eksikliğin giderilmesi amacıyla çıkarılan ihtaratlı tebligatın █████/2025 günü usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, ancak verilen 1 haftalık kesin süre içerisinde muhtırada yatırılması ihtar edilen masrafların yatırılmadığı anlaşılmıştır. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin 15.09.2025 tarihli kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ek kararın onanması gerekmiştir.
KARAR
Yukarıda açıklanan sebeple;
Bölge Adliye Mahkemesince verilen 15.09.2025 tarihli ek kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 30.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!