Çekle avans ödemesi yapılan ancak mal teslimi gerçekleşmeyen durumda, temel borç ilişkisinin ifa edilmemesi iddiasıyla kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davası ve mücerretlik ilkesi tartışması.
Özet: Bu hukuki evrak, kambiyo senedinden kaynaklanan bir menfi tespit davasını konu almakta olup, davacı müvekkilinin keşidecisi olduğu çekin mal karşılığı avans olarak verildiğini ancak davalının mal teslimi yapmaması nedeniyle borçlu olmadığını ileri sürerek, aleyhindeki icra takibinin durdurulmasını, ilgili ceza davasının bekletici mesele yapılmasını ve borçsuzluğunun tespitini talep ederken; davalı taraf, kıymetli evrakın mücerretlik ilkesine dayanarak davacının iddialarını reddetmekte ve kambiyo senedinden kaynaklanan borç ilişkilerinde ispat yükünün borçlu olduğunu iddia eden davacıda olduğunu savunmaktadır; mahkeme ise, satış sözleşmesinde edimlerin eş zamanlı ifa edilmesi esası gereği, malı teslim almadan avans ödediğini iddia eden davacının bu iddiasını ispatla yükümlü olduğunu belirtmektedir.

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili █████/2024 havale tarihli dava dilekçesi ile, davalı ... tarafından davacı müvekkil aleyhine ... 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, ancak davacı müvekkilin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, yapılan takibin açıkça usule aykırı olduğunu, müvekkil  aleyhine başlatılan bu takibin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, çekin düzenlendiği temel borç ilişkisinde karşı edimin yerine getirilmemesi durumu sabit olduğu üzere borç bulunmadığını, müvekkilin keşideci olduğu çekin doğal olarak ödeme güçsüzlüğüne girdiğinden dolayı çek bankaya ibraz edildiğinde karşılıksız çıktığından dolayı icra ceza davası açıldığı ve halihazırda ... 7. İcra Ceza Mahkemesi ... Esas dosyası ile devam ettiğini ve çıkacak olan ceza da müvekkil şirket yetkilisinin hürriyetini bağlayıcı bir ceza olacağı için ekstrem bir hak kaybına neden olacağı için dava sonuna kadar bekletilmesi için de ilgili ceza dosyasına müzekkere gönderilmesine, bu nedenlerle davacı müvekkilin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 2.000.000,00 TL’nin % 20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, ... 7. İcra Ceza Mahkemesi ...Esas sayılı ceza dosyasının davanın sonuçlanmasına kadar bekletici mesele yapılması için müzekkere gönderilmesine, ... 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinin yargılama sonuna kadar teminatlı veya teminatsız olarak durdurulmasına, dosyadan konulan tüm hacizlerin fekkine ve takibin iptali ile çekin müvekkile iadesine, yargılama sonunda davalı aleyhine %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ile ücreti vekaletin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili █████/2025 havale tarihli cevap dilekçesi ile, Hukukumuzda bono, çek, poliçe gibi kıymetli evraklarda mücerretlik (soyutluk) ilkesinin geçerli olduğunu, bu ilkenin geçerli olmasının en temel nedenlerinden birinin kıymetli evrak hamilinin durumunu güçlendirmek ve dolayısıyla kıymetli evraka duyulan güveni artırıp tedavül kabiliyetini kolaylaştırmak olduğunu, uyuşmazlık konusu olay incelendiğinde ise davacı tarafın çekin düzenlendiği temel borç ilişkisinde karşı edimin yerine getirilmemiş olmasını gerekçe göstererek borç bulunmadığını iddia ettiğini ve bu nedenle hukukumuzda geçerli olan kıymetli evrakın mücerretliği ilkesini gözardı ettiğini, bu nedenle davacının bu iddiasının reddi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde yer verilen karara göre ispat yükünün davalı tarafından gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilse de, bu hususun hatalı olduğu, ispat kuralları gereği çekin veya senetten ötürü borçlu bulunmadığının iddiasının kabul edilebilir olması için, öncelikle bu konudaki ispat yükümlülüğünün yerine getirilmesi gerektiğini, çek veya senetten ötürü borçlu olmadığını iddia eden kişi, açacağı menfi tespit davasında bu iddiasını yazılı delil ile ispat ile mükellef olduğunu, her ne kadar borçlunun borcun varlığını inkar ettiği durumlarda ispat yükü davalı durumunda olan alacaklıya düşse de borç ilişkisinin kambiyo senedinden kaynaklandığı durumlarda ispat yükü yer değiştirdiğini, bu hususun Yargıtay tarafından kabul edildiğini, borçlunun karşılıksız çekden doğan, alacağının tahsili için başlatılan ilamlı icra takibindeki cari alacağının sabit olduğunu, alacağın varlığına itiraz edilmediği gibi dava da ikame edilmediğini, borcun söz konusu olmadığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bu nedenlerle ikame edilen haksız davanın ve taleplerin reddine, davacıların ayrı ayrı %20 kötüniyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı çekin mal karşılığı avans olarak verildiğini, ancak davalının mal teslimi yapmadığını ileri sürerek çeke dayalı icra takibinde davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmektedir.
TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler." hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde çek ile ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir. Çek, bağımsız borç ikrarını içeren bir senettir. Bu nedenle bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü, çekin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir.
Menfi tespit davasının konusunu oluşturan senedin bedelsizliğine dair iddiayı ispat yükü üzerinde olan senet borçlusu davacı bu iddiasını, HMK’nın 201. maddesi gereğince ancak yazılı delille (kesin delille) ispatlayabilir. Kambiyo senedine bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, değeri ne olursa olsun tanıkla ispat olunamayacaktır. Senede karşı senetle ispat kuralı olarak adlandırılan bu kuralın karşı tarafın muvafakati ve HMK’nın 202. maddesinde düzenlenen delil başlangıcı olarak adlandırılan iki istisnası mevcuttur.
Somut olayda çekin avans olarak verildiğini ispata yarayan yazılı belge bulunmamaktadır. Davalı davacı şirketten alacaklı olduğunu savunmuştur. Davacının çeki avans olarak verdiğini kanıtlar yazılı kesin delil sunmadığı anlaşıldığından davanın reddine mahkememizce verilmiş bir ihtiyati tedbir kararı bulunmadığından İİK nın 72/4 maddesi uyarınca koşulları bulunmayan davalının %20 tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacının davasının reddine, Davalının tazminat talebinin reddine,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 615,40-TL karar harcından peşin olarak alınan 34.155,00-TL harcın mahsubu ile fazla olan 33.539,60-TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 298.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
4-Davalı tarafından yapılan yargılama masrafı bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
5-Karar kesinleştiğinde kullanılmayacak olan avansın ilgili tarafa iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341. maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.
█████/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!