Kambiyo senetlerinden kaynaklanan itirazın iptali davasında, konkordato sonrası yapılan protokole rağmen ödenmeyen çek alacağı ihtilafı.
Özet: Davacı, konkordato talebinden feragat eden davalı ile vadesi geçmiş kambiyo senetleri kaynaklı borcun ödenmesi için yapılan ve kısmen ödeme yapıldıktan sonra davalının ödemelerini durdurarak ihlal ettiği bir sulh ve ibra protokolüne dayanarak başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken; davalı, davaya asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının iddia ettiği cari hesap ilişkisinin ve borcun olmadığını, protokole dayalı takibin kambiyo senedine dayalı itirazın iptali davasında geçersiz olduğunu ve alacağın ispatlanamadığını savunmaktadır.

T.C.

İSTANBUL
5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
DAVA
: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle : Davalı ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas sayılı dosyasında konkordato talep ettiğini, aradan geçen zamanda yerel Mahkemenin tedbir kararları sayesinde hakkındaki yasal takip ve davalardan beri olduğunu, davacının da vadesi gelmesine rağmen tedbir kararı dolayısıyla, 10.11.2022 keşide tarihli, ...'ya ait ... Çek numaralı ve 500.000 TL bedelli çek ile 20.11.2022 keşide tarihli, ...'ya ait ... Çek numaralı ve 559.241 TL bedelli çeklere ilişkin takibe geçemediğinden ilgi davaya müdahil olup sürecin tamamlanmasını beklediğini, konkordatoya ilişkin henüz bir karar verilmemişken davalı konkordato talebinden 23.02.2024 feragat ettiğini, evvelinde vekilleri aracılığı ile davacı yetkilisine ulaşarak borçlusu bulunduğu vadesi geçmiş çeklerle ilgili sulh ve ibra protokol yapılmasını ve taksitler halinde borcunu ifa edeceğini taahhüt ederek anlaşmak istediğini, davacı yetkilisi ... de uygun şartlarda anlaşmayı kabul ederek alacağını tahsil etmek maksadıyla onay verdiğini, 12.03.2024 tarihli protokol yapılarak imza edilmiş ve davalı 11.07.2024 tarihinde 93.500 TL, 29.07.2024 tarihinde 75.000 TL ve 09.08.2024 tarihinde 50.000 TL kısmen ödeme yaptıktan sonra protokole aykırı davranarak ödemelerini kestiğini, davacı bunun üzerine protokole sadık kalarak geçmiş dönem taksitlerinden kalan bakiyenin tahsili için ... 35. İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyası ile takibe giriştiğini, ödeme emrini tebliğ alan şüpheli 01.11.2024 tarihinde ilgi takibe itiraz ettiğini, iş bu itirazında yapılabilecek tüm haksız ve dayanaksız itirazları dermeyan ettiğini, alakası olmadığı halde yetki itirazında bulunduğunu, özellikle borcunun olmadığını iddia ettiğini, davalı parayı ödememek kastıyla davacı alacağını sürüncemede bırakmaya çalıştığını, taraflar arasında ... Arabuluculuk Bürosunun ...numaralı dosyasıyla görüşmeler yürütüldüğünü, görüşme sonucu anlaşmama tutanağı düzenlendiğini, yukarıdaki nedenlerle davalı itirazlarının iptali ve ilgi takibin devamını, davalı takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama masrafları ile ücreti vekaletin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan savunma dilekçesinde özetle : İcra takibinin konusu taraflar arasında akdedildiği iddia edilen 12.03.2024 tarihli protokol olup söz konusu protokole ilişkin alacak iddialarını değerlendirecek mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olduğunu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, huzurdaki dava ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davası olduğunu, itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklıya ait olduğu davacı alacağın varlığını ispat etmesi gerektiğini, davanın temelini oluşturan icra takibinin dayanağı olarak yalnızca "protokol" gösterildiğini, itirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağını, davacı tarafından dosyaya ilgili evrak asılları da sunulmadığını, davalı davacıya iddia edildiği gibi bir borcu bulunmadığını, davacı dava dilekçesinde davalı ile aralarında ticari ilişkiden doğan cari hesap alacağına göre alacaklı olduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddiası haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, iddianın kesinlikle kabul edilemeyeceğini, cari hesap ilişkisi 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 89 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olduğunu, davalı ile davacı şirket arasında herhangi bir yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, davacının "cari hesap ilişkisine istinaden" başlatmış olduğu icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalı davacıya borcu olmadığı gibi cari hesap ilişkisi de bulunmadığını, taraflar arasında düzenli yapılan mutabakat da olmadığını, cari hesap ilişkisinde taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle her ay sonunda cari mutabakat düzenlendiğini, cari mutabakat işletmelerin birbirleri arasında alacak vereceklerinin olup olmadığını kontrol ederek belgelemesi olduğunu, işletmeye ait hesap defterlerindeki borç alacak bakiyesinin karşılıklı teyit edilmesiyle yapılan ticari anlaşma olduğunu, davalı ile davacı arasında cari hesap ilişkisi olmadığı gibi her ay sonu cari mutabakat da düzenlenmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla aldığı hizmetlerin karşılığını ödeyen kurumsal bir şirket olduğunu, davacı iddiaları asılsız olup gerçeklikten uzak olduğunu, işbu protokol çekler yönünden herhangi bir ticari ilişkinin varlığını ispatlar nitelikte olmayıp ticari bir işin gerçekleştiğine dair karine oluşturmadığını, Yargıtay'ın içtihatlarının de bu yönde olduğunu, sözde alacak zaman aşımına uğradığını, dava konusu yapılan alacak yargılamayı gerektirdiğinden ve davacı alacağını kendi hatalı/eksik defter kayıtlarına dayandırdığından alacağın belirli olmadığı/likit olmadığı ve alacağın varlığı bile tartışmalı olduğundan, yargılama sonucu var olup olmadığı ortaya çıkacağından alacağın likit olmadığı belirsiz olduğunu, yargılama safhasında yapılacak bilirkişi incelemesi sonucunda davalı davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığı ortaya çıkacağından, davacının talep etmiş olduğu %20 icra inkar tazminatı talebine de açıkça itiraz ettiklerini, davacı talepleri ileri sürerek ... 35. İcra Dairesi... Esas sayılı dosyada takip başlattığını, işbu takip, davacı kötüniyetli bir şekilde ikame edildiğinden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (“İİK”) m.67/2'de düzenleme alanı bulan kötü niyet tazminatı ödenmesini talep ettiklerini, dosyaya davacı tarafından icra takibine konu alacağın varlığına ilişkin olarak herhangi bir sevk irsaliyesi, sözleşme veya ticari ilişkiye yönelik herhangi bir belge dayanak olarak sunulmadığını, davacı iddiaları delillendirilmemiş olup, mesnetsiz olduğunu, ispat yükü davacının üzerinde olduğundan davacı hukuki ilişkinin varlığını yani borcun varlığını kanıtlamak zorunda olduğunu, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan ... 35. İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibi haksız olduğu takibin iptali ve huzurdaki davanın reddi gerektiğini, yukarıdaki nedenlerle huzurdaki davanın reddini, ... 35. İcra Dairesi ...E. Sayılı dosyadaki itirazlarının kabulü ile takibin iptalini, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, davacının davalıdan alacağı olduğu iddiası ile davalı aleyhine başlatmış olduğu icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali davasıdır.
Davacı taraf, davalı şirket yetkilisi ile davalı şirketin borçları için protokol yaptıklarını, davalının bir kısım ödemeler yaptığını fakat protokol kapsamında davalının bakiye borcunun kaldığını ve bu sebeple davalı aleyhine ... 35. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile icra takibi başlattıklarını davalının bu takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir.
... 35. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasının incelenmesinde, alacaklısının dosyamız davacısı ... Ltd. Şti, borçlunun dosyamız davalısı ... Tic. AŞ. olduğu takibe dayanak borcun 769.000,00 TL olup dayanağının 12.03.2024 tarihli protokol kapsamında geciken taksit toplamı talebi olduğu görülmüştür.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür. İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır.
Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ( 6100 sayılı HMK m.187/1). TMK 6. maddesinde; "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." denilmiştir. HMK'nun "İspat yükü" başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." denilmiştir.
İspat yükü ilk önce kural olarak davacıya düşer; yani davacı davasını dayandırdığı olguları ispat etmelidir. Kendisine ispat yükünün düştüğü taraf, uyuşmazlık konusu olguyu ispat edemezse davayı kaybeder. O taraf davacı ise davası reddedilir, davalı ise mahkûm edilir. Kendisine ispat yükü düşmeyen taraf, karşı (kendisine ispat yükü düşen) tarafın iddiasını (olguyu) ispat etmesini bekleyebilir. Kendisine ispat yükü düşen taraf iddiasını ispat edemezse, diğer (kendisine ispat yükü düşmeyen) tarafın onun iddiasının aksini (hilafını) ispat etmesine gerek yoktur; o olgu ispat edilmemiş (yani dava bakımından yok) sayılır.
Somut olayda, ispat külfeti davacı taraf üzerinde olup, davacı taraf, davalıdan alacaklı olduğunu ispat etmek durumundadır.
HMK'nun 222/3 maddesi; "İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir." hükmünü içermektedir. Bununla beraber Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. ...K.... sayılı kararında; "Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatının gerektiği düzenlendiğinden, ticari defterlerin kesin delil olduğu anlaşılmaktadır." şeklinde belirtildiği üzere HMK'nun 222'deki şartları oluştuğunda ticari defterlerin ispat gücü bakımından sahibi lehine kesin delil niteliği taşıdığı kabul edilecektir.
Dosya taraf defterleri üzerinde inceleme yapılıp davacının davalıdan alacağının bulunup bulunmadığı hususlarında bilirkişiye tevdi edilmiş ve bilirkişinin dosyaya sunduğu █████/2025 tarihli rapordaİnceleme gününe davacı vekili katılmış olup davalı tarafından gelen olmadığı, Taraflar arasında 2022 dönem sonu davacının alacak tutarına ilişkin 12.03.2024 tarihinde ödeme protokolü yapılarak 12.03.2024 tarihinden takip tarihine kadar 987.500,00.-TL ödeme yapılacağı imza altına alındığı, Davalı tarafından takip tarihine kadar davacı yana 218.500,00.-TL ödeme yapıldığı davacı taraf ticari defter ve belgeleri ve dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda davacının davalıdan takipte asıl alacak tutarı olan 769.000,00.-TL alacaklı olduğu tespit edildiği ve Davaya konu asıl alacak yönünden; davacının davaya konu asıl alacak tutarı olan 769.000,00.- TL alacaklı olacağı tespit edildiği yönünde rapor ibraz edilmiştir.
HMK 222/3 maddesi gereği davalı tarafın ticari defterlerini sunmaması sebebiyle davacı defterleri kendi lehine kesin delil niteliğine haiz olup, davacı defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde davacının davalıdan 769.000,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmış ve davacı taraf davalıdan alacağı olduğunu ispatlamıştır. Davacının icra takibine konu ettiği alacağında haklı olduğu kanaatine varılmış ve davacı tarafın davasında 100.000,00 TL yönünden itirazın iptalini talep etmiş olduğundan ve icra takibinde kanuni faiz talep etmiş olduğundan taleple bağlılık ilkesi gereği davanın kabulü ile, davalının ... 35. icra müdürlüğünün... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptaline, takibin 100.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 100.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren kanuni faiz uygulanmasına, asıl alacağın %20 oranındaki 20.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile, Davalının ... 35. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının İPTALİNE, takibin 100.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacak 100.000,00 TL'ye takip tarihinden itibaren KANUNİ faiz uygulanmasına, asıl alacağın %20 oranındaki 20.000,00 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 6.831.00-TL karar harcından peşin olarak alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.403,40-TL'nin davalıdan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 427,60-TL başvurma harcının 427,60-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı taraf duruşmalarda vekil ile temsil edildiğinden kabul edilen dava değeri itibariyle AAÜT uyarınca takdiren 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen toplam 5.635,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!