İşverenin haksız işyeri değişikliği talebi üzerine iş akdi feshedilen işçinin kıdem, ihbar ve yıllık izin alacakları davasında temyiz incelemesi.
Özet: Davacının, işverenin kendisini uzak bir yere naklederek istifaya zorladığını, yeni görev yerine gitmesine rağmen işe başlatılmadığını ve haksız yere işten çıkarıldığını ileri sürerek kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin alacakları talep ettiği davada; davalı, nakil yetkisinin bulunduğunu ve davacının yeni işyerine gelmemesinin fesih nedeni olduğunu savunmuş; yerel mahkeme ise işverenin onaysız ve insan haklarına aykırı bulduğu işyeri değişikliği ile bir günlük süreyle dayatılan feshi geçersiz kabul ederek davacının haklarını kısmen hüküm altına almıştır.

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK (İŞ) MAHKEMESİ
DAVA
:Davacı, kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık izin alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Y A R G I T A Y K A R A R IA) Davacı İsteminin Özeti
:Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 04.06.2002 tarihinde işe başladığını ve 10.02.2005 tarihinde 4857 sayılı kanun uyarınca davalı tarafından işine son verildiğini, bu işten çıkarma işleminde müvekkilinin herhangi bir kusurunun olmadığı gibi, işverene bildirimsiz fesih hak ve yetkisi veren koşulların da oluşmadığını, davacının ÇSGB ... Bölge Müdürlüğüne yaptığı müracaat sonucunda, taleplerin yasal ve haklı olduğunun bildirildiğini, yazıya göre, davacının kendisine izafe edilebilecek herhangi bir kusurunun bulunmadığı halde ikametinden 100 km uzaklıktaki bir mağazada görevlendirildiği, bu işlemin aslında davacıyı istifaya zorlamak için yapıldığı, tüm zorluklara rağmen işine devam etmek isteyen davacının yeni mağazaya gittiği halde işe başlatılmadığı, buna dayanarak iş akdinin tek taraflı ve tazminatsız olarak feshedilmesinin objektif iyi niyet kurallarına ve yasaya aykırı olduğu, davacının taleplerinde haklı olduğunun anlaşılacağını, davalısı ve konusu aynı olan ancak davacısının ... olduğu Edremit 1. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası incelendiğinde, davayı doğuran maddi olaylarda davalı işverenin kötü niyetli ve haksız olduğunun maddi vakıa ve delillerle ispatlandığının görüleceğini iddia ederek, fazlaya ilişki hakları saklı kalmak kaydıyla, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.B) Davalı Cevabının Özeti
:Davalı vekili, İş sözleşmesi gereği, dava konusu uyuşmazlığın İstanbul Mahkemeleri yetki alanında olduğunu, davalının iş akdi gereği personelini nakil yetkisinin bulunduğunu, taşeron olarak güvenlik hizmeti sunan müvekkili şirketin işin gereği olarak yaptığı bu değişikliklerin zorunlu olup, bu nedenle hizmet sözleşmesinde kesin bir şekilde hüküm altına alınmış olduğunu, bu gereklilik yüzünden müvekkili şirketin hiçbir personelini mağdur etmemek için işyeri değişikliğinden kaynaklanacak yol ve yemek ücret farklarını da ödemek gibi bütün kolaylıkları sağlamış olduğunu, olayda Edremit’te başka proje olmaması (zorunluluk) nedeniyle davacının Balıkesir’deki işyerinde görevlendirildiğini, bu hususun davacıya usulünce noter ihtarnamesi ile bildirildiğini, davacının ihtarnameyi tebellüğ ettiğini, davacının ilk olarak 03.01.2005 tarihinde bu işyerine gittiğini, sehven işbaşı yaptırılmadığını,bunun üzerine şirketin harekete geçerek yetkilileri davacıya 04.01.2005 tarihinde telgraf çekerek işe başlatılamamasının sehven olduğunu, 06.01.2005 tarihinde görev başında bulunması gerektiğinin bildirildiğini, fakat davacının bir daha çağrılmasına rağmen işbaşı yapmadığını, bunun üzerine davalının ihtarname çekerek işe gelmeme nedenini bildirmesini istediğini, aksi halde iş akdinin 25/II uyarınca sonlandırılacağını bildirdiğini, davacının yine işe gelmediğini, savunma ve mazeret bildirmediğini, davacının 10.02.2005 tarihli mektubu ile verdiği cevapta, şirketin kötü niyetli davrandığını iddia ederek işyeri değişikliğini kabul etmediğini beyan ettiğini, 10.02.2005 tarihi itibariyle davacının iş akdine İş Kanunu 25/II uyarınca son verildiğini, davacının yeni işyerine gidip işbaşı yapmak istemesinin bu değişikliği açıkça kabul anlamına gelmesine rağmen, işyeri değişikliğine çok sonradan verdiği cevap ve açtığı davanın tamamen şirketi haksız duruma düşürmek için türetildiğini, bunun hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, davacının yeni işyerine gidip de, sehven işbaşı yaptırılmamasının ardından bu durum öğrenilir öğrenilmez adresine telgraf çekilip işbaşı yapmasının istendiğini, olayın üzerinden bir ay geçtikten sonra mektupla değişikliği kabul etmediğini bildirdiğini, davacının iş akdine son verildiği güne kadar tahakkuk eden maaş ve yıllık izin alacağının ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti
:Mahkemece, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davalı tarafın davacının onayı olmadan işyeri değişikliğine gidip yeni işyerine başlaması için de bir gün süre verdiği, bu durumun insan ve kişilik haklarına uygun olmayıp, evi ve ailesi olan birinin bu süre içerisinde yeni işyerine başlamasının fiilen imkansız olduğu, bu durumun davacının şikayeti üzerine Çalışma Bakanlığı Müfettişlerince hazırlanan raporda da belirtildiği, tanık beyanları ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde işyeri değişikliği sonrası yeni işyerinde işe başlanmaması nedeniyle yapılan feshin geçersiz olduğu gerekçesiyle, kıdem, ihbar tazminatı ve yıllık izin ücreti alacaklarının tahsiline alacaklarının tahsiline karar verilmiştir.D) Temyiz
:Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.E) Gerekçe
:1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenlere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.2-Davacı, dava dilekçesinde faiz talebinde bulunmuş ise de, kıdem ve ihbar tazminatı talebini arttırdığı ıslah dilekçesinde faiz istememiştir.6100 Sayılı HMK’nun 26. maddesi uyarınca hakim taleple bağlıdır. Talep olmadığı taktirde faize hükmedilmesi yasaya aykırıdır.Bu nedenle, ıslah dilekçesinde faiz talep edilmediği halde kıdem ve ihbar tazminatının ıslah ile artırılan kısmına faiz yürütülmesi 6100 HMK’nun 26. maddesine aykırı olup, bozma sebebi ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün HMK’nun 370/2. maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.F) Sonuç
:Hükmün 1 ve 2 numaralı bentlerinin tamamen çıkartılarak, yerine“1.436,88 TL Kıdem tazminatının;1.000,00 TL’sinin akdin feshi tarihi olan 10.02.2005 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, bakiyesinin ıslahta faiz istemi olmadığından faizsiz olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,638,78 TL ihbar tazminatının;500,00 TL ihbar tazminatının dava tarihi olan 13.11.2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, bakiyesinin ıslahta faiz istemi olmadığından faizsiz olarak davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,” bendi yazılmak suretiyle hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 09.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.