6. Ceza Dairesinden nitelikli yağma davasında, Bölge Adliye Mahkemesinin yasal sınırlar dışında duruşmasız bozma kararının adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine dair içtihat.
Özet: Nitelikli yağma suçundan sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin basit yaralama suçundan düşme kararı yerine sanığın eyleminin nitelikli yağma oluşturduğu gerekçesiyle verdiği bozma kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-e maddesinde sınırlı olarak belirtilen bozma nedenleri arasında yer almadığı ve dosya üzerinden yapılması mümkün olmayan böyle bir kararın sanığı duruşma açılmadan yargılanma ve diğer usul güvencelerinden mahrum bırakarak adil yargılanma hakkını ihlal ettiği tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Nitelikli yağmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. BozmaGaziantep 9.Ağır Ceza Mahkemesinin 03.03.2022 tarihli kararının O yer cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi tarafından hükmün sanığın eyleminin nitelikli yağma suçunu oluşturduğu gözetilmeden mahkumiyeti yerine basit yaralama suçundan düşme kararı verilmesi nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.B. Bozmadan Sonraki Yargılama SüreciBozma üzerine Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.07.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-d-h , 168/3, 168/1, 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 4 yıl 7 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirliğe karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince kurulan bu hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi tarafından 19.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiMağdurun kolluk beyanlarının mantığa, hayatın olağan akışına aykırı ve çelişkili olduğuna, dört tanığın sanığın yağma suçunu işlediğine dair anlatımlarının bulunmadığına, mağdurun mahkemede olayı tüm gerçekliğiyle anlattığına, mağdur ...'nın mağdur ...'in telefonunun ve kol saatinin alındığını gördüğünü, fakat kim tarafından alındığını görmediğini beyan etmişse de bu beyanın yanlış olduğuna, mahkemedeki beyanında kolluktaki beyanının yalan olduğunu ikrar ettiğine, mağdur ... darp edildiğini iddia etmiş ise de adli raporda darp cebir izinin bulunmadığına, telefonun yanlışlıkla alındığını fark etmeleri üzerine sanık ve Nahzen'in karakola giderek olayı anlattıklarına, sanığın yağma kastının bulunmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve Gerekçe5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında verilen düşme kararına yönelik yapılan istinaf incelemesi neticesinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 17.04.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararında belirttiği gerekçe ile hükmün bozulmasına karar verildiği, ancak bu bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulama kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği gibi bazı hallerde sanığın temyiz hakkını ortadan kaldırılmasına yol açabilmektedir. Anayasa Mahkemesi bu konuda verdiği bir kararında "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye mahkemesinin kanuna aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(… [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 17.04.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Gaziantep 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.07.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükmün bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,23.09.2025 tarihinde karar verildi.