Marka hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle iptal talepli davada, "..." ibaresinin tanımlayıcı vasfı, sessiz kalma süresi ve kullanmama halleri göz önüne alınarak verilen alt mahkeme kararlarının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Davacı tarafın, davalıya ait "..." ibareli markanın tanımlayıcı olması, kötüniyetli tescil edilmesi ve beş yıldan uzun süre kullanılmaması gerekçeleriyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine yönelik açtığı davada, mahkemeler markanın tescil tarihinden itibaren beş yıllık sessiz kalma süresinin dolması ve kötüniyetin ispatlanamaması nedeniyle hükümsüzlük talebini reddetmiş; ancak davalının markayı tescil edildiği tek başına "..." şekliyle değil, "meditime" gibi ekli ibarelerle kullandığını ve bu durumun markasal kullanım sayılmadığını tespit ederek kullanmama nedeniyle iptal talebini kabul etmiş, bu kararlar tüm yargılama aşamalarında onanmıştır.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ████████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Şirketin sektörde kendi bulduğu ve kurguladığı “...” markası ile tanındığını, davalı adına tescilli 2002/... ... numaralı "..." ibareli markaların ayırt edici özelliğinin olmadığını, ... ibaresinin günlük hayatta özellikle sağlık ile ilgili konularda tanımlayıcı bir ibare olduğunu, davalının kötüniyetli olarak bu markaları tescil ettirdiğini, markalarının tescil edildiği tarihlerden beri 5 yılı aşkın süre içinde kullanılmadığını belirterek dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık yasal süre içinde açılmadığını, dava konusu markaların müvekkili tarafından kullanıldığını, davacının kötüniyetli olduğunu, "..." ibaresinin ayırt edici ibare olduğunu, müvekkilinin tıp sektöründe kuracağı yeni işletmelerde kullanmak üzere öncelikle "..." ibaresini marka olarak tescil ettirdiğini, daha sonra bu marka üzerinden “..." ifadesi ana unsur kalmak kaydıyla kurguladığı markaları sektörde kullandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "..." ibaresinin tıp sektörü bakımından tescil tarihi itibarıyla tanımlayıcı bir ibare olmayıp dava tarihi itibariyle de tanımlayıcı bir ibare olmamakla birlikte çok yoğun kullanım sebebiyle zayıf bir marka haline geldiği, bu sebeple tıp sektöründe "..." ibaresinin yanına ek veya başkaca kelimeler eklenmek suretiyle yaygın olarak kullanıldığı, buna göre de öncelikle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 25/6 hükmü uyarınca markaların tescil tarihleri itibariyle 5 yıllık sessiz kalma süresi geçtikten sonra dava açılmış olduğundan süresinde açılmayan davanın kötüniyetli tescil halleri hariç dinlenemeyeceği, davalının kötüniyetli olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığı gerekçesiyle hükümsüzlük talebi açısından davanın reddine karar verilmesi gerektiği, kullanmama nedeniyle iptal istemi yönünden yapılan değerlendirmede, markanın kullanıldığını ispat yükünün davalıda olduğu, markanın ayırt edici karekteri değişmeden farklı unsurlarla kullanılmasının da kullanım sayılacağı, davalı şirketçe sunulan kullanıma ilişkin deliller incelendiğinde tek başına "..." ibaresinin kullanılmayıp kullanımın daha çok "...", "meditime", "...-kalite" şeklinde kullanımlar olduğu, bu kullanımların tek başına ... şeklinde kayıtlı marka kullanımı olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda davalının "..." ibaresinin tek başına markasal olarak kullandığını hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile hükümsüzlük talebi yönünden davanın reddine, iptal talebi yönünden davanın kabulü ile davalı adına tescilli 2002/... ... numaralı markaların kullanılmama nedeni ile iptaline karar vermiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve kullanmama nedeniyle marka iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 20.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!