Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, benzer marka kullanımı ve kötü niyet iddiasıyla YİDK kararlarının iptali ile marka başvurusunun reddi davasını değerlendirdi.
Özet: Davacının, uzun yıllardır tescilsiz kullandığı markasının benzerini tescil ettirmek isteyen davalı şirketin başvurusu üzerine Türk Patent ve Marka Kurumunun verdiği olumsuz kararların iptali ile davalının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebiyle açtığı davada, davacı, davalının kötü niyetli eylemlerle kendi ticari itibarından haksız yere faydalanmaya çalıştığını, logosunun ve faaliyet alanının aynı olduğunu, eski ortağın davalı şirketi kurarak bu durumu kötüye kullandığını iddia ederken, davalılar YİDK kararlarının doğru olduğunu, davacının delillerini süresinde sunmadığını ve hukuki menfaatinin bulunmadığını savunmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
(BİRLEŞEN DAVA ANKARA 2.FSHHM ████████ E, ████████K)
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka YİDK Kararının İptali İle Hükümsüzlük
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, müvekkili Şirket'in 2005 yılında başladığı ticari faaliyetleri kapsamında 2014 yılında “... Teknolojik Makinalar San. ve Tic. Lti. Şti.” ismi ile Eskişehir’de kurulduğunu, ana faaliyet alanının beyaz eşya yan sanayii, makine imalatı ve danışmanlık olduğunu, davalının da “... ... Makina Otomasyon San. ve Tic. Lti. Şti.” unvanı ile yine Eskişehir’de 2020 yılında kurularak davacı ile aynı sektörde faaliyette bulunduğunu, davalının ticari faaliyetlerinde kullandığı logonun, renkleri de dahil olmak üzere davacının logosunun aynısı olduğunu, ayrıca her iki firmanın da aynı mahallede faaliyet gösterdiğini, davalının kötü niyetli olarak davacının seneler süren emeğiyle tüketicisi tarafından kazandığı güven ve tanınırlığından haksız bir biçimde faydalanmaya çalıştığını, nitekim dava konusu edilen markanın da davacının uzun yıllardır tescilsiz olarak kullandığı markasının yakın bir benzeri olduğunu, müvekkilinin davalının ███████████ sayılı "...+şekil" ibareli marka başvruusuna karşı gerçekleştirdiği itirazın ... YİDK tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira “...” markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, aynı zamanda www.....com.tr alan adının 28.04.2016 tarihinden beri davacıya tahsis edildiğini, davacının dava konusu edilen markanın başvuru tarihinden önceki tarihlere denk gelen markasal kullanımlarını tevsik eden 15 adet faturanın davacının itirazları ekinde davalı ...’e sunulduğunu, asıl davaya konu edilen ... YİDK’nin 06.10.2022 tarihli ve 2022-M-13015 sayılı kararının davacı firmanın itirazlarının da değerlendirilmesini içerdiği hususunda davacının marka vekili ile ... yetkilileri arasında yazışmaların yapıldığını, asıl davanın bu nedenle açıldığını, ...’in birleşen davaya konu edilen 16.12.2022 tarihli ve 2022-M-17696 sayılı müvekkilinin itirazlarına ilişkin kararı tesis ederek müvekkiline tebliğ etmesi üzerine birleşen davanın da açıldığını, aynı hususta iki ayrı davanın açılmasına davalı ...’in kusurlu davranışı sebep olduğundan yargılama giderlerinin ve vekalet ücretlerinin davalılara yükletilmesinin gerektiğini, davacı firmadaki ortaklığından ayrılan davalının kötü niyetle hareket ederek ayrıldığı şirketin işlerini kendi markası üzerinden aynen devam ettirmek saikini güttüğünü ileri sürerek, ... YİDK’nın asıl ve birleşen davalara konu edilen 06.10.2022 tarihli 2022-M-13015 sayılı ve 16.12.2022 tarihli 2022-M-17696 sayılı kararlarının iptaline ve ███████████ sayılı marka başvurusunun tüm talepleri ile reddine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu edilen markanın ilanına davacının ve dava dışı ...’in itiraz ettiğini, bahsi geçen şahsın itirazlarının kısmen kabul, diğer itirazların reddedilmesi üzerine davacı firma ile davalı firmanın bu karara itiraz ettiğini, asıl davaya konu edilen YİDK kararının davacı firmanın itirazı ile ilgili olmadığını, dolayısıyla asıl davanın hukuki yarar yokluğundan ve husumet yönünden reddinin gerektiğini, daha sonra 2022-M-13015 sayılı YİDK kararında bu maddi hata tespit edildiğinden, anılan karar alınmamış sayılarak yeni bir YİDK kararı tesis edildiğini, böylece 2022-M-13015 sayılı YİDK kararının yok hükmünde olduğunu ve asıl davanın konusuz kaldığını, birleşen davaya konu edilen 2022-M-17696 sayılı YİDK kararının ise yerinde ve doğru olduğunu, zira davacının eskiye dayalı kullanım iddialarını tevsik edebilecek yeterlikte delili marka işlem dosyasına sunmadığını, davacının dava dosyasına sunduğu delillerin de YİDK kararının verildiği tarihte sunulmadığından incelemeye esas teşkil edemeyeceğini, ayrıca davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerinde yer verilen şartların gerçekleştiğini de ispat edemediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı Şirket vekili, davacının 30.09.2014 tarihinde kurulduğunda ortaklarının ... (%90 hisse) ve ... (%10 hisse) olduğunu, şirketin kurulduğu günden itibaren ...’nun şirket işleriyle ilgilenmeyip tamamı kendi üzerine olan şahsi şirketinin işleriyle ilgilendiğini, ortada hakkaniyetli bir iş ve gelir paylaşımı olmadığını düşünen ...’nun davacı şirketten ayrılmaya karar verdiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi davacının yıllarca emek vererek geliştirdiği bir şirket veya ürün bulunmadığını, ortaklığın sona ermesini müteakip ...’nun payının ödendiğini, ortaklıktan ayrılma protokolüne göre şirket personelinin tazminatları verilerek şirketin tasfiye edildiğini, tarafların davacı şirketin Mart 2021'e vadeli borç ve alacakların ödenmesinden sonra en geç Haziran 2021'de şirketin tasfiye edileceğinin yazılı ve sözlü olarak kabul ettiğini, davacının davalıya ait şirketin adının “... ...” olduğunu kurulduğu 25.12.2020 tarihinden bu yana bildiğini, davalının kurucu ortağı olan ...’nun 31.12.2020 tarihinde hisselerini devrettiğini, eski ortağı ...’nun ise kötü niyetli olarak sözünde durmadığını ve davacı şirketi kapatmadığını, bununla birlikte davacı şirketin günümüzde makina imalatı yapacak elemanının ve ekipmanının dahi bulunmadığını, davacının halihazırda faal bir şirket olmadığını, davalının kötü niyetli olmayıp yıllarca emek verdiği markayı, ayrıldığı ortağın kullanmayacağı taahhüdüne bağlı olarak ... nezdinde tescil ettirmek istediğini, ayrıca davacının iddialarının aksine faaliyetlerinin 2005 yılında değil, kurulduğu 2014 yılında başladığını, davacının ... nezdinde ileri sürmediği iddia ve sunmadığı belgelere dayalı olarak huzurdaki davada bir talepte bulunamayacağını, davacının tescilli herhangi bir markasının bulunmadığını, davacının somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/3 hükmünde aranan yoğunlukta bir markasal kullanımının bulunduğunu ispat edemediğini, “...” markasının davalının kendi emekleriyle ortaya çıktığını, bu markayı ilk defa kullanan ve ona ayırt edicilik niteliğini kazandıranın davalı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalı firmanın 31.12.2020 tarihinde 07, 35 ve 37. Sınıflara giren mal ve hizmetlerde kullanılmak üzere gerçekleştirdiği marka başvurusunun, ... Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından tescil edilmek üzere 01.03.2021 tarihli ve 367 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilan edildiği, bu ilana dava dışı ...’in SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/4, m. 6/5, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine ve 2014 97268 ila 2014 97271 sayılı markalarına dayalı olarak, davacı firmanın da SMK m. 6/3, m. 6/6 ve m. 6/9 hükümlerine dayalı olarak itiraz ettiği, davacının ve ...’in itirazlarını inceleyen Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 03.11.2021 tarihli ve 210641156 sayılı yazısı ile, davacının itirazlarını bütünüyle reddettiği, ...’in itirazlarını ise SMK m. 6/1 hükmü ve 2014 97271 sayılı marka yönünden haklı bularak dava konusu edilen markanın kapsamından 37.sınıfa giren hizmetlerin çıkartılmasına karar verdiği, bu karara hem davacı firmanın hem de dava dışı ...’in, aynı gerekçelerle ve aynı belgelere dayalı olarak tekrar itiraz ettiği, markası 37.sınıf yönünden kısmen reddedilen davalı firmanın da bu karara itiraz ettiği, bu itirazların da ...’in Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu’nun huzurda dava konusu edilen 06.10.2022 tarihli 2022-M-13015 sayılı ve 16.12.2022 tarihli 2022-M-17696 sayılı kararları ile nihai olarak reddedildiği, kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı, dava konusu edilen marka ile davacının tescilsiz olarak kullandığı markasının/tanıtma vasıtasının ve dahi ticaret unvanının ayırıcı unsuru ile alan adının benzer olduğu, davalının dava konusu edilen markasının kapsamında kalmış olan 07.sınıfa giren emtiaların tamamı ile bu emtiaların 35.sınıf altında 7.sınıfa giren malların satışı hizmetleri ile davacının tescilsiz markasının, ticaret unvanının ve alan adının kullanıldığı mal ve hizmetlerin türdeş/benzer emtialar olduğu, davacının “...” markasını/tanıtma vasıtasını, bu ibareyi ayırıcı unsur olarak ihtiva eden ticaret unvanını ve alan adını "makina tasarımı, imalatı ve satışı" sektöründe dava konusu edilen markanın başvuru tarihinden önceki tarihlerde aktif biçimde kullandığına işaret eden yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delilin dava/marka işlem dosyasına sunulmuş olduğu, bu nedenlerle davacının “tescilsiz markasının önceki tarihli yoğun ve istikrarlı kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği” ve “ticaret unvanı ile alan adından kaynaklanan hak sahipliği” iddialarının davalının markasının kapsamında kalmış olan "07.sınıfa giren emtiaların tamamı ile bu emtiaların 35.sınıf altında 7.sınıfa giren malların satışı hizmetleri" açısından tesciline/hükmüne (kısmen) engelinin/etkisinin olabileceği, davacının “kötü niyet” iddiaları ispatlanamadığından, davalının kötü niyetli olarak nitelendirilemeyeceği, asıl ve birleşen davalara konu edilen 06.10.2022 tarihli 2022-M-13015 sayılı ve 16.12.2022 tarihli 2022-M-17696 sayılı YİDK kararlarının, 07.sınıfa giren emtiaların tamamı ile bu emtiaların 35.sınıf altında 7.sınıfa giren malların satışı hizmetleri bakımından iptali ile belirtilen mal ve hizmetler yönünden dava konusu ███████████ sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulüne, ... YİDK'nın █████/2022 tarih 2022/M-13015 sayılı kararının 7. sınıfa giren emtiaların tamamı ve 35. sınıf altında 7. sınıfa giren malların satışı hizmetleri yönünden iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, birleşen davanın kısmen kabulüne, ... YİDK'nın █████/2022 tarih ve 2022/M-17696 sayılı kararının 7. sınıfa giren emtiaların tamamı ve 35. sınıf altında 7. sınıfa giren malların satışı hizmetleri yönünden iptaline, davaya konu markanın yukarıda belirtilen mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı tarafından davacı markalarından haberdar oldukları halde dava konusu marka başvurusunda bulunulduğunun açıkça ikrar edildiğini, bu durumda kötüniyet iddialarının ispatlandığının kabul edilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili ile aynı adreste, aynı alanda faaliyet gösteren davalının, müvekkiline ait "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek istemesinin kötüniyetli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, YİDK tarafından verilen 2022-M-13015 sayılı kararın maddi hata içerdiği anlaşıldığından yine YİDK tarafından bu kararın alınmamış sayıldığını, 2022-M-13015 sayılı kararda davacının itirazları incelenmediğine göre davacının asıl davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, sonradan alınan karar nedeniyle asıl dava konusuz kaldığından asıl davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, birleşen dava bakımından sunulan delillerin, davacının markasını itiraza konu mal ve hizmetler üzerinde başvurudan önce Türkiye'de yaygın, fasılasız, ticari etki doğuracak şekilde kullandığını ispatlamaya yeterli olmadığını, SMK'nın 6/3.maddesi şartlarının oluşmadığını, SMK'nın 6/6.maddesi uyarınca davacının ticaret unvanından kaynaklanan tescil engelinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının 30.09.2014 tarihinde kurulduğunda ortaklarının ... (%90 hisse) ve ... (%10 hisse) olduğunu, şirketin kurulduğu günden itibaren ...’nun şirket işleriyle ilgilenmeyip tamamı kendi üzerine olan şahsi şirketinin işleriyle ilgilendiğini, ortada hakkaniyetli bir iş ve gelir paylaşımı olmadığını düşünen ...’nun davacı şirketten ayrılmaya karar verdiğini, dava dilekçesinde belirtildiği gibi davacının yıllarca emek vererek geliştirdiği bir şirket veya ürün bulunmadığını, ortaklığın sona ermesini müteakip ...’nun payının ödendiğini, ortaklıktan ayrılma protokolüne göre şirket personelinin tazminatları verilerek şirketin tasfiye edildiğini, tarafların davacı şirketin Mart 2021'e vadeli borç ve alacakların ödenmesinden sonra en geç Haziran 2021'de şirketin tasfiye edileceğinin yazılı ve sözlü olarak kabul ettiğini, davacının davalıya ait şirketin adının “... ...” olduğunu kurulduğu 25.12.2020 tarihinden bu yana bildiğini, davalının kurucu ortağı olan ...’nun 31.12.2020 tarihinde hisselerini devrettiğini, eski ortağı ...’nun ise kötü niyetli olarak sözünde durmadığını ve davacı şirketi kapatmadığını, bununla birlikte davacı şirketin günümüzde makina imalatı yapacak elemanının ve ekipmanının dahi bulunmadığını, davacının halihazırda faal bir şirket olmadığını, mahkemece bu sürecin hiç değerlendirilmediğini, davacı tarafından sunulan delillerin SMK'nın 6/3.maddesi anlamında yoğun ve ciddi markasal kullanımı ispat etmediğini, ticaret unvanı sahibi davacının faal bir şirket olmadığını, SMK'nın 6/6.maddesi uyarınca ticaret unvanı ve alan adına dayalı olarak koruma talep edilemeyeceğini, karşılaştırılan ibareler arasında benzerlik bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda emtia benzerliğinin ve markasal kullanımın gerçekleştiği belrtilen emtialar yönünden davacının bir kullanımının bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: 1- Asıl ve birleşen dava, marka YİDK kararının iptali ile tescil başvurusunun reddi istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
2-Asıl ve birleşen davada davacı vekili, YİDK kararlarının iptali dışında "marka tescil başvurusunun tüm talepleriyle reddi" isteminde de bulunmuş, bu talep üzerine mahkemece dava konusu marka kısmen hükümsüz kılınmıştır.
6100 sayılı HMK'nın "Tasarruf ilkesi" başlıklı 24. maddesinde, hâkimin, iki taraftan birinin talebi olmaksızın, kendiliğinden bir davayı inceleyemeyeceği ve karara bağlayamayacağı, taleple bağlılık ilkesi başlıklı 26. maddesinde ise hâkimin, tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanunun 7251 sayılı Kanunun 15. maddesi ile değişik 141. maddesinde ise iddianın ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi düzenlenmiş olup buna göre taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Dilekçelerin karşılıklı verilmesinden sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez. İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri ise saklıdır.
Açıklanan hükümler çerçevesinde somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; dava ve birleşen dava dilekçesinin talep sonucu kısmında "marka tescil başvurusunun tüm talepleriyle reddine" karar verilmesi istenmiş, bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ilişkin talep ileri sürülmemiştir. Keza iddianın genişletilmesinin mümkün olduğu cevaba cevap dilekçesinde de marka hükümsüzlüğü isteminde bulunulmamış, bu aşamada davacı vekili haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Her ne kadar █████/2023 tarihli ön inceleme celsesinde davacı vekili "...biz her ne kadar dilekçemizde marka başvurusunun reddi talebinde bulunmuş isek de buradaki talebimiz aynı zamanda hükümsüzlüğü de içermektedir." şeklinde beyanda bulunmuş ise de dava tarihi itibariyle yürürlükte olan HMK'nın 141/1. maddesine göre iddianın genişletilmesi ancak dilekçelerin teatisi aşamasında mümkün olup, bundan sonra iddianın genişletilmesi davanın ıslahı ya da karşı tarafın açık muvafakati ile yapılabilir. Eldeki davada, davacı cevaba cevap dilekçesi ile de dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmemiş, hükümsüzlük talebini ilk kez ileri sürdüğü aşamada ise karşı tarafın açık muvafakati sağlanmamıştır. Bu durumda ilk derece mahkemesince işbu davada, davalı markasının hükümsüzlüğünün talep edilmediği, davacının süresi içinde dava konusu markanın hükümsüzlüğü yönünde iddiasını da genişletmediği, █████/2023 tarihli celse tutanağında yer alan iddianın genişletilmesi niteliğindeki talebine de karşı tarafın açık muvafakatinin bulunmadığı, sonuç olarak eldeki davada dava konusu markanın hükümsüzlüğünün talep edilmediği ve hakimin talepten fazlaya karar veremeyeceği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 29.11.2007 tarih, █████████ E., ██████████ K. sayılı ilamının da aynı yönde olduğu gözetilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde dava konusu markanın kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmesi doğru olmamış, davalı şirket vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3- Asıl davada davacı, davalı şirketin ███████████ sayılı marka başvurusuna itirazlarının reddine ilişkin olarak ... YİDK tarafından verilen █████/2022 tarihli 2022-M-13015 sayılı kararın iptali ve marka tescil başvurusunun reddine karar verilmesi isteğiyle █████/2022 tarihinde eldeki davayı açmışsa da, 2022-M-13015 sayılı karar içeriğinde davacının itirazının incelenmediği, nitekim davalı Kurum tarafından █████/2022 tarihinde alınan 2022-M-17696 sayılı kararla, 2022-M-13015 sayılı kararda itiraz ... Teknolojik Makinalar San.ve Tic.Ltd.Şti. tarafından yapıldığı halde sehven ...'in itirazı değerlendirildiğinden maddi hataya dayalı bu karar alınmamış sayılarak 2022-M-17696 sayılı kararın tesis edildiği açıklanarak davacının itirazı da bu kararda değerlendirilmiştir. Bu durumda, asıl davanın konusu olan █████/2022 tarihli 2022-M-13015 sayılı YİDK kararı yeni bir YİDK kararı ile ortadan kaldırıldığına göre, YİDK kararı iptaline yönelik asıl davanın konusuz kaldığı gözetilerek ilk derece mahkemesince asıl davada konusuz kalan YİDK iptali istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi de yerinde bulunmamış, davalı ... vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3- Birleşen davada, davacının, davalının marka tescil başvurusuna itirazını değerlendiren 2022-M-17696 sayılı YİDK kararının iptali istenmiş, mahkemece davalının ███████████ sayılı markası yönünden davacı lehine SMK'nın 6/3 ve 6/6.maddesi şartlarının oluştuğu kabul edilerek, dava konusu YİDK kararının 7.sınıf mallar ve 35.sınıfın 5.alt grubunda 7.sınıf malların satışına özü mağazacılık hizmetleri yönünden kısmen iptaline karar verilmiş, davacı vekilinin SMK'nın 6/9.maddesi anlamında marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığına dair iddiaları yöntemince değerlendirilmeden, kötüniyet iddiasının kanıtlanmadığı kabul edilmiştir.
Davalı şirket tarafından "...+şekil" ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere █████/2020 tarihinde ███████████ sayılı başvuruda bulunulduğu, davacının SMK'nın 6/3, 6/6 ve 6/9. maddelerine dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının ... YİDK'nin 2022-M-17696 sayılı kararı ile nihai olarak reddedildiği anlaşılmıştır.
Yargıtay HGK.'nun 16.07.2008 gün ve ███████-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay HGK.'nun 21.09.2005 gün ve ███████-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir.
Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya dönüldüğünde; davacının "..." ibareli ticaret unvanı ile █████/2014 tarihinde Eskşehir'de kurulduğu, ana faaliyet alanının sanayi ve iş makinelerinin, cihazlarının imalatı, alım satımı ve
ticareti olduğu, davalı şirketin █████/2020 tarihinde Eskişehir'de benzer faaliyet alanında iştigal etmek üzere kurulduğu, davacının "..." ibaresini 7.sınıf mallar ve 35.sınıfın 5.alt grubunda 7.sınıf malların satışına özgü mağazacılık hizmetlerinde aktif ve ciddi olarak markasal nitelikte kullandığı, öte yandan dava konusu marka başvurusunda bulunan davalı
şirketin kurucusunun/yetkilisinin, davacının eski ortağı/kurucusu ve yetkilisi olduğu, her ne kadar davalı şirket tarafından, kurucusu/yetkilisi olan şahsın davacının eski ortağı/yetkilisi
olduğu ve “...” markasının onun emekleriyle ortaya çıkarıldığı ve ayırt edicilik kazandırıldığını ileri sürülmüşse de, dosya kapsamında anılan savunmaların ispatına elverişli delil bulunmadığı, kaldı ki bu şahsın söz konusu faaliyetlerinin de davacı şirket nam ve hesabına gerçekleştirildiği ve davalıya markasal bir üstün hak bahşetmeyeceği, sonuçta tereddütsüz olarak davalının davacının faaliyetlerinden ve
markasal kullanımlarından haberdar olduğu gibi üstün hak sahipliğine dayalı savunmalarının da ispat edilemediği gözetildiğinde, davalı şirketin dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu kabul edilmiştir.
Esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyet tescilin tamamını kapsar ve bölünemez (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953). Bu nedenle Dairemizce de somut uyuşmazlıkta davalının kötüniyetli başvurusunun bütün sınıflar yönünden reddinin gerektiği, tescili talep olunan markanın, davacı markalarının uzun yıllardır toplumda oluşturduğu güven, itibar ve imajını kendisine transfer etmeyi amaçladığı kanaatine varıldığından, davacının kötüniyet iddiasına dayalı davasında haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu durum karşısında mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçelerle birleşen YİDK kararının iptali davasının tamamen kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değilse de, HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Yukarıda (2), (3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2023 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Asıl dava konusuz kaldığından 2022-M-13015 sayılı YİDK kararının iptali istemi hakkında KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Asıl davada tescil başvurusunun reddi talebi idari nitelikte olup bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğü talep edilmediğinden bu yönden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5- Birleşen davanın KABULÜ ile dava konusu █████/2022 tarih, 2022-M-17696 sayılı ... YİDK kararının İPTALİNE,
6-Birleşen davada tescil başvurusunun reddi talebi idari nitelikte olup bunun dışında dava konusu markanın hükümsüzlüğü talep edilmediğinden bu yönden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
7-Asıl davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
8-Birleşen davada Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
9-Asıl dava yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
10-Birleşen dava yönünden davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
11-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 305,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 10,00-TL tebligat masrafı, (738,00+738,00) 1.476,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 5.291,50-TL yargılama giderine, (80,70-TL+80,70-TL) 161,40-TL başvurma harcı, (80,70-TL+80,70-TL) 161,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 5.614,30-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
12-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
13-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),
14-Davacıdan peşin olarak alınan (269,85+269,85) 539,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
15-Davalılardan ayrı ayrı peşin olarak alınan (269,85+269,85) 539,70'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalılara ayrı ayrı iadesine,
16-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!