Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin haksız fiil kaynaklı trafik kazasında araç hasarı, değer kaybı ve kazanç kaybı tazminatı talepli belirsiz alacak davasında görev itirazı.
Özet: Davacı, 13.02.2024 tarihli trafik kazasında %100 kusurlu olduğunu iddia ettiği davalıların ticari aracında neden olduğu 113.262,32 TLlik hasar, değer kaybı ve kazanç kaybının kaza tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini belirsiz alacak davası olarak talep ederken; davalılar, davanın ticari nitelikte olmadığını belirterek görev itirazında bulunmuş, kazadaki kusurun davacıda olduğunu, talep edilen hasar ve faiz miktarının abartılı ve dayanaksız olduğunu, sigorta şirketlerinin davaya dahil edilmesi gerektiğini ve bilirkişi incelemesiyle gerçek zararın tespiti sonrası davanın reddini istemişlerdir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı taraf dava dilekçesinde özetle; 13.02.2024 tarihinde ..... şirketine ait ..... 'in sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın, %100 kusurlu bir şekilde müvekkile ait ..... plakalı aracın hasarına sebebiyet verdiğini, kaza sonrasında alınan ekspertiz raporuna göre müvekkile ait araçta 113.262,32 TL hasar bedeli meydana geldiğini, aynı zamanda aracın değer kaybetmesi nedeniyle değer kaybı alacağı doğduğunu, ayrıca müvekkile ait ticari faaliyet gösteren ticari aracın kullanılamaması nedeniyle kazanç kaybı alacağı mevcut olduğunu, ancak işbu ekspertiz raporu görüş bildiren mahiyette olup gerçek hasar bedeli, değer kaybı ve kazanç kaybı bedeli mahkemenizce alınacak bilirkişi raporu ile kesinlik kazanacağını, dava değeri belirsiz olup davamız bu aşamada belirsiz alacak davası olarak açıldığını, kazaya sebebiyet veren davalı araç sürücüsü ..... ile birlikte davalı .... şirketinin de kazadan sorumlu olup Mahkemece de takdir edileceği üzere, müvekkile ait araçta meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı, mahrumiyet bedeli ve aşkın zarar bedelini kaza tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faizi ile birlikte ödemek zorunda olduğunu, hasar tarihi olan 13.02.2024 itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..... Triko Sanayi ve Ticaret A.Ş. Cevap dilekçesinde özetle; Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyasında, davacının müvekkil aleyhine ileri sürdüğü araç hasarı, değer kaybı ve kazanç kaybı talepleri haksız fiil niteliğinde olup ticari dava sayılamayacağından, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu ileri sürülerek görev itirazı yapıldığını, Davacının, herhangi bir kesinleşmiş alacak bulunmaksızın 03.03.2025 tarihinde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyası üzerinden 112.626,22 TL bedelli ilamsız takip başlattığını, müvekkilce süresinde yapılan itiraz üzerine takip durduğunu, davacının iddiaları teknik inceleme gerektirmekte olup müvekkile kusur atfedilemeyeceğini, kazanın aslen davacının sevk ve idaresindeki ..... plakalı aracın aniden durması nedeniyle meydana geldiğini, kaza tespit tutanaklarının bağlayıcı olmadığını ve bilirkişi incelemesiyle kusur ve zarar tespitinin yapılması gerektiğini, Davacının sunduğu ekspertiz raporunun usulen geçerli delil olmadığı, ayrıca davacının dilekçede 113.262,32 TL hasar talep etmesine karşın ekspertiz raporunda toplam maliyetin 58.847,58 TL olarak belirtildiğini, bu nedenle talebin dayanaksız olduğunu, müvekkil araca ilişkin trafik sigortasının ..... Sigorta (poliçe no: .....), kasko sigortasının ise .... Sigorta A.Ş. (poliçe no: ....) tarafından düzenlenmiş olduğunu, bu nedenle her iki sigorta şirketine davanın ihbarının yapılmasını, uyuşmazlık ticari nitelikte olmadığından davacının ticari faiz talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu belirtilerek, sonuç olarak davanın tamamen reddi, ilgili sigorta şirketlerine ihbar yapılması, gerekli kayıtların celbi ve bilirkişi incelemesi ile gerçek zarar miktarının belirlenmesi, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesi talep edilmiştir.
Davalı .... cevap dilekçesinde özetle; Davalı, 13.02.2024 tarihinde İstanbul/Esenler’de meydana gelen kazada davacıya ait .... plakalı araç ile kendi sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın maddi hasarlı kaza yaptığını, ancak davacının bildirdiği 113.262,32 TL hasar bedelinin tamamen gerçeğe aykırı olduğunu, eksper raporuna göre aracın gerçek hasarının yalnızca 11.072,45 TL ve sadece ayna hasarı olduğunu belirterek davacının tüm taleplerine (hasar, değer kaybı, kazanç kaybı) itiraz ettiğnii, dosyada kusur raporu bulunmadığından kusurun belirlenmesi için bilirkişi incelemesi yapılmasını Kendi aracında kaza tarihinde hem ZMMS (.... Sigorta) hem de.... Sigorta) poliçelerinin mevcut olduğunu, bu nedenle ortaya çıkacak zararların poliçe kapsamında sigorta şirketlerince karşılanması gerekirken davacının doğrudan kendisine yönelttiği taleplerin hakkaniyete aykırı olduğunu belirtilerek davanın reddine karar verilmesini ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat talebine ilişkindir.
TTK'nın 3. maddesinde "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." hükmü düzenlenmiştir.
Bir davanın ticari dava olup olmadığı ise, TTK'nın 4. maddesinde gösterilen ilkelere göre belirlenmekte olup, öğretide benimsenen görüşe göre de ticari davalar kendi aralarında mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Mutlak ticari davalar için tarafların sıfatlarına ve dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmazken, nispi ticari davalarda dava konusunun ticari işletme ile ilgili olup olmadığı kriter olarak kabul edilmiştir. TTK'nın 4. maddesinde ticari davalar sayılmış olup bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent hâlinde sayılan davalardan olması gerekir. Ticari satım akdi, TTK'nın 23. maddesinde düzenlenmiştir.
Yargıtay ..... Hukuk Dairesi"nin .... esas, .... karar sayılı ilamındaki" 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nın 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı- İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323).
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969. maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." denmektedir.
İş bu gerekçeden yola çıkılarak mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, bir hukuki işlemin TTK kapsamında kaldığının sayılabilmesi için bu kanunda sayılan hususlar ile ticari işletmeyi ilgilendirmesi gerektiği, 6102 sayılı TTK'nın 15. maddesi uyarınca esnaf olma kriteri temel olarak ekonomik faaliyetin sermayeden fazla bedensel çalışmaya dayanması ve gelirin 11. maddede gösterilen kararnamedeki sınırı aşmaması olarak düzenlenmiştir. Bu durumda yasanın 15.maddesindeki kriter olarak geriye bedensel çalışmanın sermayenin önüne geçmesi hali önem taşımaktadır. Mevcut olayımızda gelen yazı cevaplarına göre tarafların kazancının belirlenen sınırı aşmadığı bu sebeple tacir vasfında olmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde; mevcut olayımızda mutlak ticari dava sayılan hallerin olmadığı, davacı tarafın tacir olmadığı, salt araçların ticari olması davayı ticari dava yapmayacağı anlaşılmakla iş bu davada İBAM ..... HD ..... Esas - .... Karar sayılı ilamı doğrultusunda HMK 2 uyarınca genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğu anlaşılmıştır. Bu halde uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Katip .....
✍e-imzalıdır
Hakim ....
✍e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!