Taşıma sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında, akaryakıt zamlarının ödenmemesi ve haksız sözleşme feshi nedeniyle oluşan zararın tazmini talep edilmektedir.
Özet: Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında davacı, davalının sözleşmeye aykırı olarak İstanbulu bölgelere ayırıp taşımalarını başka bir şirkete vermesi, akaryakıt zamlarını kabul etmemesi, sözleşmeyi tek taraflı feshetmesi ve müvekkilinin iyi niyetini suistimal ederek haksız kazanç elde etmesi sonucunda maddi kayıplara uğradığını ve iş bağlantılarını kaybettiğini ileri sürerek faiziyle birlikte 300.000 TL alacağın tahsilini talep etmiş; davalı ise sözleşmenin tek taraflı feshedilmediğini, sözleşmede coğrafi bölge ayrımı yapılmadığını, davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu ve davacının son dönemde bilerek evrak tesliminden kaçındığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C.

İSTANBUL
6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ
: █████/2019
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle: Müvekkili, davalı şirket gibi büyük ve uluslararası bir şirket ile sözleşme imzalamış olması nedeniyle, araç, personel yatırımları yapmış, vadeli çalışma yapılacağı için sermayesini arttırdığını, ancak, davalı şirket sözleşmeye aykırı şekilde İstanbul ilini Asya ve Avrupa yakası olarak bölmüş ve Asya bölümü taşımalarını başka bir şirkete verdiğini bu şirkette müvekkil şirketin çalıştığı ve alt taşıyıcısı olduğunu, davalı şirket bu tutumu ile dahi müvekkilime ciddi maddi kayıplar yaşattığını, sözleşmede net bir şekilde görülebileceği fiyat artışlarının hangi dönemlerde ve şartlarda taşıyıcı firma tarafından resen yapılacağı belirtilmiş olmasına rağmen, temel giderlerden olan akaryakıt artışlarını davalı şirket kabul etmemiş ve bu artışlardan oluşan fark faturalarını ödemediğini, müvekkili fiyat artışları ile birçok kere yazılı sözlü olarak taleplerde bulunmuş, davalı tarafından oyalanmış, ileri tarihe atıldığını, Mayıs 2019 tarihinde ise sözleşmeden doğan fiyat farkları ve artışları kabul edilmediği gibi davalı taraf yine sözleşmeye aykırı şekilde tek taraflı olarak davalı şirket tarafından sözleşmenin feshedildiği tebliğ edildiğini, müvekkili dönem içerisinde yaşanan ekonomik krizlere rağmen, ticari ilişkinin bozulmaması adına her türlü fedakarlığı yapmış ve bu dönem içerisindeki bir çok nakliyat işini de zarar etme pahasına yüklenmiş ve geri çevirmediğini, ancak, davalı şirket müvekkilin bu hünsüniyetini her defasında kötüye kullanmış ve müvekkilin zararının artmasına sebebiyet verdiğini, davalı şirket, müvekkilinin tüm ısrarlarına rağmen görüşme gerçekleştirmemiş ve konuyu ötelemek için yeni bir ihale yapılacağını ve bu ihalede istedikleri rakamları yazmalarını gerektiği akabinde zaten müvekkili ile yeniden sözleşme yapılacağı için müvekkili tarafından talep edilen farkların burada kapatılabileceği söylenmiş olup, müvekkili de ticari ilişkinin ve kendisi açısından sirkülasyonun devam edebilmesi için bunu ilk aşamada kabul ettiği halde akabinde de müvekkilime sözleşmenin sona erdirileceği bildirilerek, müvekkilimin külliyen zarara girmesine sebebiyet vermiş olduklarını, müvekkil şirketin tüm iyiniyeti baştan aşağı kötüye kullanılarak davalı şirket haksız kazanç elde ettiğini, davalı şirket açık bir şekilde taraflar arasında akdedilmiş olan sözleşmeye aykırı davranarak müvekkil şirketin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, müvekkil ile davalı şirket yetkilileri arasında yapılan görüşmeler sonucunda olumlu bir netice alınamadığı için müvekkil adına arabulucu başvurusu yapılmış olup, davalı şirket burada da uzlaşmaya yanaşmadığını, davalı şirketin söz konusu tutumu neticesinde müvekkilinin ileriye dönük birçok konuda iş bağlantılarını kaybetmiş ve bir çok olumsuzluklarla karşılaştığını, Müvekkilinin mazot artışlarından kaynaklı hakkedişleri bilirkişi incelemesi sonucunda net olarak ortaya çıkacağını, davalarının kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla bu aşamada 300.000-TL alacağın olay tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine dair karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve özetle: Huzurdaki davaya konu ticari ilişki, taraflar arasında imzalanmış olan 28.07.2017 tarihli Yurtiçi Taşıma Sözleşmesi ile şekillenmiş ticari ilişkiden kaynaklandığını, öncelikle dava dilekçesinde yer verildiği görülen "müvekkil şirketin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiği" yönündeki iddia, yanıltıcı ve fiili gerekliğe aykırı nitelikte olduğunu, sözleşme içeriğinde "... Türkiye sınırları içerisi ..." ibaresi mevcut olup, davacı yanın iddia ettiğinin aksine, "İstanbul İli, Asya Yakası, Avrupa Yakası" gibi taşımaların bölünmemesi, davalı şirket lehine münhasır yetki düzenlemesi gibi sınırlamalar yer almadığını, dolayısıyla davacı yanın bu hususta müvekkil şirkete yönelttiği suçlamalar ve maddi kayıp iddiası hukuki mesnetten yoksun ve yersiz olduğunu, yine dava dilekçesi içeriğinde yer verildiği görülen " ... oyalanma, hüsnüniyeti kötüye kullanma, ihaleye sokulmama, haksız kazanç elde etme ..." şeklindeki mesnetsiz, subjektif, uygunsuz beyan ve ithamların da kabulü kesinlikle mümkün olmadığını, mazot artışı ve enflasyon farkından kaynaklanan alacak kalemleri ve bedelleri, Fesih Protokolü'nün 3.c bendinde yazılı olduğu üzere taraflar arasında anlaşmazlık konusu olduğunu, davacı şirket, müvekkil şirketle arasındaki ticari ilişkinin özellikle son döneminde yaptığı muhtelif taşımalara ilişkin evrakı kasıtlı şekilde ve zorluk çıkartmak amacıyla teslim etmekten kaçınmış, müvekkil şirket, bu sebeple müşterisi konumundaki firmaların evrakların akıbetine ilişkin talep, şikayet ve uğradıklara zararlara ilişkin rücu uyarılarıyla karşı karşıya kaldığını, haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
Davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği Sözleşme sureti, mail yazışmaları suretleri(türkçe Tercümeleri yapılamsı ardından dosyaya ibraz eidlecektir), ek protokol sureti, davalı vekilinin ise cevap dilekçesinde belirttiği Müvekkil şirket ticari defter ve kayıtları, faturalar, e-mail yazışmaları, delil olarak değerlendirilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, taraflar arasında imzalanan taşıma sözleşmesi ve ek protokol gereğince, fesih prokolu tarihi olan 24.05.2019 tarihine kadar davacının mazot artışından kaynaklı hakediş alacağının bulunup bulunmadığı ve varsa miktarı noktasında olduğu anlaşıldı.
█████/2020 tarihli bilirkişi raporunda" Davacı-Davalı tarafların 2017-2018 ve 2019 yıllarına ait Ticari defterleri ile sınırlı olarak yapılan tespit, inceleme ve değerlendirmeler neticesinde; Davacı ... Ltd.şti. tarafından incelemeye sunulan 2017-2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerini TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu, Davalı ... ... Nak.ve Tic.Aş. tarafından incelemeye sunuları 2017-2018 ve 2019 yıllarına ait ticari defterlerini TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüneuygun tutulmuş olduğu, Davacı ... Ltd. Şti.'nin Ticari Defterlerine ve cari hesap ekstresine göre 31.07.2019 tarihi itibariyle Davalı tarafa ait cari hesap bakiyesinin O (sıfır) olduğu, Davalı ... ... Nak.ve Tic.A.ş.'nin Ticari Defterlerine ve cari hesap ekstresine göre 31.05.2019 tarihi itibariyle Davacı tarafa ait cari hesap bakiyesinin O (sıfır) olduğu, Davacı tarafından Mazot fiyat artışlarına ait 18 adet faturanın düzenlenmiş olmasına rağmen bu faturaların hepsinin Davacı tarafça sonradan iptal edildiğinden tarafların muhasebe kayıtlarında herhangi bir kayda rastlanmadığı, Taraflar arası taşıma sözleşmesi, ek protokol ve e posta yazışmaları incelendiğinde, davacının enflasyon fiyat artış farkı ve mazot fiyat artış farkına dair sözleşme hükümlerine uygun bir şekilde alacağının ortaya konulamadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
01.11.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda" bilirkişi heyetimiz gelinen aşamda 1.EK rapor sonuç ve kanaatlerimizin devam ettiği, yeni bir değerlendirme ve sonuca ulaşılmadığı" sonuç ve kanaatine varılmıştır.
29.05.2023 tarihli bilirkişi raporunda" Sayın Mahkeme’nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Huzurdaki dava konusu uyuşmazlığın esası; davacı tarafından davalı aleyhine taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi ve ek protokol gereğince “navlun ve mazot fiyat artışı“ adı altında talep edilen fatura alacaklarının davalı şirketten tahsilinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirmeler doğrultusunda; 1- Davacı ...ve TİC. LTD. ŞTİ.’ne ait 2017-2018-2019 yılı ticari defterinin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize aitir. 2- Davalı ... ... NAKLİYAT ve TİC. A.Ş.‘ne ait 2017-2018-2019 yılı ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize aittir. 3- Davacı ...ve TİC. LTD. ŞTİ.ile Davalı ... ... NAKLİYAT ve TİC. A.Ş.’nin karşılıklı ███████ ayına ait BA ve BS bildirimlerinin birbirini tuttuğu, mutabık oldukları, 4- Dava konusu 18 adet toplamda 792.945,12 TL faturaların davacı ve davalı kayıtlarında bulunmadığı, 5- 31.07.2019 tarih itibari ile davacının ticari defter ve cari hesap ekstresi kayıtlarına göre davalıya ait cari hesap bakiyelerinin sıfır olduğunun görüldüğü, 6- 29.05.2019 tarih itibari ile davalının ticari defter ve cari hesap ekstresi kayıtlarına göre davacıya ait cari hesap bakiyelerinin sıfır olduğunun görüldüğü, 7- Davacının davalı şirketten sözleşme fesih tarihi olan 24.05.2019 a kadar olan fatura alacağının bulunup bulunmadığının tespiti yapılmış ve davacı tarafın taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ek protokol gereğince “navlun ve mazot fiyat artışı“adı altında olmayan bir fatura haricindeki diğer tutarları talep edebileceği, yani bir fatura hariç 17 fatura toplamı olan 785.570,12 TL olarak Davalı şirketten sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince talep edilebileceği, 8- Davacının ilk sözleşme tarihi olan 28.07.2017 den itibaren, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ek protokol ile; mazot fiyatlarındaki %8 miktarını aşan her bir artış; zam oranı x %35 şeklinde hesaplanmak suretiyle navlun ve mazot fiyat artışı olmak suretiyle faturalara yansıtılacağının net olarak belirlendiği ve davacıya ek protokole dayalı olarak bu hakkın verildiği ve hükme bağlandığı" görüş ve kanaatine varılmıştır.
█████/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda" Ek rapor görevlendirmesi kapsamında, davacı yanca Kök rapora vaki itirazların ve ektesunulan fatura listesi ile ihtarın irdelenmesi neticesinde; Taraflar arasına 25.01.2019 tarihinde 2018 yılı ve öncesinde süregelen ticari ilişki için hesap Mutabakatı gözetildiğinde, bu dönemler için talepte bulunulamayacağı, Düzenlenen ve iptal edilen faturaların vergi mevzuatı bakımından yok hükmünde olsa da, ticari ilişki bakımından hesaplamada sözleşmeye uygun olması şartı ile değerlendirilmesinin yerinde olacağı, Davacı yanca düzenlenen ve iptal edilen faturalara göre 2019 yılında oluşan mazot farkı kaynaklı talep edilebileceği miktarın 138.822,74 TL olabileceği, Aşan miktarlarda iptal edilen 2018 yılı Nisan-Aralık dönemine ilişkin faturaların taraflar arası 2018 yılı sonu 25.01.2019 tarihli mutabakatı gözetilerek hesaba katılmayacağının sayın mahkemenin takdiri olacağı, aksi takdirde 2018 yılına ait bu dönem talebinin de 644,906,58 TL miktarında olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır.
█████/2022 tarihli bilirkişi ek raporunda" Ek rapor görevlendirmesi kapsamında, davacı ve davalı yanca Kök ve ek rapora vaki itirazların ve EPDK tarafından sunulan motorin fiyat listesinin neticesinde; Davacı yanın düzenlediği faturalara istinaden fiyat farkı talep edebileceği, ancak bunun 25.01.2019 itibarı ile mi, yoksa 2018 yılını da kapsar şekilde mi olması gerektiği hususunda nihai takdir ve değerlendirmenin yüce mahkemeye ait olduğu" görüş ve kanaatine varılmıştır.
23.10.2023 tarihli bilirkişi ek raronda" Sayın Mahkeme’nin kararı doğrultusunda tarafımıza verilen EK görev çerçevesinde dosya kapsamında yer alan tüm belgelerin üzerinde yapılan inceleme neticesinde; Huzurdaki dava konusu uyuşmazlığın esası; davacı tarafından davalı aleyhine taraflar arasında akdedilen taşıma sözleşmesi ve ek protokol gereğince “navlun ve mazot fiyat artışı“ adı altındatalep edilen fatura alacaklarının davalı şirketten tahsilinden ibaret olduğu anlaşılmaktadır. Yukarıda arz ve izah olunan açıklamalar çerçevesinde, Heyetimizce yapılan inceleme ve değerlendirmeler doğrultusunda kök raporda belirtilen hususlarda herhangi bir değişiklik yapacak husus görülmeyip kök raporda belirtilen sonuç ve kanaatimizde değişiklik yapılmadığı; 1- Davacı ...ve TİC. LTD. ŞTİ.’ne ait 2017-2018-2019 yılı ticari defterinin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize aittir. 2- Davalı ... ... NAKLİYAT ve TİC. A.Ş.‘ne ait 2017-2018-2019 yılı ticari defterlerin TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu kanaatine varılmıştır. Takdir Sayın Mahkemenize aittir. 3- Davacı ...ve TİC. LTD. ŞTİ.ile Davalı ... ... NAKLİYAT ve TİC. A.Ş.’nin karşılıklı ███████ ayına ait BA ve BS bildirimlerinin birbirini tuttuğu, mutabık oldukları, 4- Dava konusu 18 adet toplamda 792.945,12 TL faturaların davacı ve davalı kayıtlarında bulunmadığı, 5- Davacının davalı şirketten sözleşme fesih tarihi olan 24.05.2019 a kadar olan fatura alacağının bulunup bulunmadığının tespiti yapılmış ve davacı tarafın taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ek protokol gereğince “navlun ve mazot fiyat artışı“ adı altında olmayan bir fatura haricindeki diğer tutarları talep edebileceği, yani bir fatura hariç 17 fatura toplamı olan 785.570,12 TL olarak Davalı şirketten sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince talep edilebileceği, 6- Davacının ilk sözleşme tarihi olan 28.07.2017 den itibaren, taraflar arasında akdedilen sözleşme ve ek protokol ile; mazot fiyatlarındaki %8 miktarını aşan her bir artış; zam oranı x %35 şeklinde hesaplanmak suretiyle navlun ve mazot fiyat artışı olmak suretiyle faturalara yansıtılacağının net olarak belirlendiği ve davacıya ek protokole dayalı olarak bu hakkın verildiği ve hükme bağlandığı, 7- Dava dosyasına sunulu diğer bilirkişi raporu ile de benzer sonuçlara ulaşıldığı, " görüş ve kanaatine varılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ ve GEREKÇE
:
Dava tazminat istemlidir.
Taraflar arasında 28.07.2017 tarihli taşıma lojistik hizmet tedarikli sözleşme akdedildiği, buna göre davalı şirketin İstanbul genelinde yapılacak olan taşımalarının davacı tarafça üstlenildiği, sözleşme içeriğinde taşıma işlerine ilişkin fiyatlandırma, fiyat değişiklikleri, taşıma kapasiteleri, nakliye standartları, maliyetlere direkt etki eden akaryakıt artış oranları ve enflasyon değişimlerinin ne şekilde fiyatlara yansıtılacağı, işin tek tedarikçi tarafından taşere edileceği gibi birçok konuda düzenlemelerin yer aldığı, davacının ,davalının sözleşmeye aykırı olarak İstanbul ilini böldüğü ve Asya tarafının taşıma işini başka taşerona verdiğini, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğu, tüm İstanbul'da davalıya tek hizmet sağlayanın kendisi olacağı inancıyla sermaye ve kapasite artırmaya gittiği, davacının İstanbul'un bir kısmının taşıma işini vermesi sebebiyle zarara uğradığını, davalının akaryakıt artışlarından dolayı fark faturasını ödemediğini, sözleşmeye ek protokolün 2/8 maddesi uyarınca ,mazot zamları söz konusu olduğunda ayrıca revize edilmeye gerek görülmeden tefe tüfe oranından zam yapılabileceğinin kararlaştırıldığı, mazot fiyat artışlarına dayalı olarak zam tekfinin karşı tarafa iletildiği , davalı tarafça oyalandıklarını ve bir süre sonra davalı tarafça sözleşmenin feshedildiği, bu durumun sözleşmeye aykırı olduğu, açıklanan sebeplerle zarara uğradığını iddia ettiği, davalının ise , taraflar arasındaki sözleşmenin kendilerinin değil davacı tarafla karşılıklı mutabakatla 24.05.2019 tarihinde sonlandırıldığını, İstanbul içindeki taşımaların bölünemeyeceği gibi davalı lehine münhasır yetki düzenlemesi gibi bir hususun sözleşmeyle kararlaştırılmadığı, taraflar arasında mazot ve enflasyon farkından kaynaklanan alacaklar hususunda anlaşmazlık bulunduğu yönünde cevabi beyanlarda bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 28.07.2017 tarihli taşıma lojistik hizmet tedarikli sözleşme akdedildiği, buna göre davalı şirketin İstanbul genelinde yapılacak olan taşımalarının davacı tarafça üstlenildiği, sözleşmenin 9. Maddesinde sözleşmenin 1 yıl için düzenlendiği, sözleşmenin bitmesinden 30 gün içinde sona erme bildirimi olmadığı takdirde sözleşmenin 1 yıl daha uzayacağının belirtildiği, buna göre 28.07.2018 tarihi öncesinde sona erme bildirimi olmadığından sözleşmenin 28.07.2019 tarihine kadar uzadığı, dosyaya sunulu 24.05.2019 tarihli mutabakatla sözleşmenin sona erdiği, mutabakatta mazot artış farkı ve enflasyon farkı noktalarında mutabakat sağlanamadığı, sözleşmenin 6.maddesinde fiyat ve cezaların düzenlendiği, 7.maddesi ve ek protokolün 2.8 maddesinde fiyat ve enflasyon artışlarının düzenlendiği buna göre fiyatlar 6 ay boyunca geçerli olup, enflasyon artışının % 65 i akaryakıt artışının % 35 i oranında revize edileceğinin belirtildiği ancak akaryakıt artışları bu periyod içerisinde % 8'i aşması durumunda 6 aylık periyodun tamamlanması beklenmeden mazot artışlarının yansıtılacağının düzenlendiği görülmüştür.
Tarafların ticari defterleri bilirkişilerce incelenmiş buna göre, davacının 03.05.2019 -24.5.2019 tarihleri arasında 18 adet Navlun farkı- Akaryakıt Farkı” açıklaması ile toplamda Kdv Dahil 792.945,12.-TL'lik faturanın düzenlediği, bu faturalardan bazılarının davalı tarafça iade edilmesi üzerine diğerlerinin de davacı tarafça sonradan iptal edildiği ve bundan dolayı mazot artışları ile ilgili ticari defter kayıtlarında herhangi bir kayda rastlanmadığı, davalının ticari defterlerinin incelenmesi ile alacak ve borçluluk bakiyesinin 0 olduğunun belirtildiği, davacının fiyatlarda karlılık ve hedeflenen kalitede iş birliği için 24.12.2018 itibarı ile yapılan görüşmeler sonunda 25.01.2019 tarihinde bir mutabakata varıldığı, davacı tarafça gönderilen 25.01.2019 tarihli e postada “belirttiğiniz şekilde fiyatlar ve şartlar bizim için uygundur.” ifadeleri ile bu tarihte fiyatlandırmada sorun olmadığının anlaşıldığı, buna göre 25.01.2019 tarihinden öncesi için fiyat farkı veya sözleşme gereği hak edilip tahsil edilmemiş alacak iddiasının bulunmadığı, 25.01.2019 tarihinden 24.05.2019 tarihine kadar mazot artış ve enflasyon artışlarının talep edilmesine engel bir durumun bulunmadığı, dosyaya sunulu 10.05.2019 tarih 9268 nolu T.C. Beyoğlu 57.Noterliği tarafından gönderilmiş ihtarname ve ek faturaların incelenmesi ile davacının Mayıs 2019 döneminde davalı adına düzenlediği 03.05.2019, 24.05.2019 ve 10.05.2019 tarihli bu faturaların navlun farkı - akaryakıt farkı konulu 18 adet faturayı iptal ettiği, bu faturalardan 24.05.2019 tarihli 29263 nolu 7.375,00 bedelli faturanın ve 10.05.2019 tarihli 14730 nolu 920,40 TL bedelli faturaların yurt içi nakliye konulu olduğu, buna göre bu alacakların sözleşme çerçevesinde talep edilemeyeceği, taraflar arasında 26.09.2017 tarihinde düzenlenen ek protokolün 2.8. Maddesinde “Fiyatlar 6 ay boyunca geçerlidir. Bir sürenin sonunda enflasyon artışının % 65'i, akaryakıt artışının %35'i oranında revize edilecektir. Ancak Akaryakıt artışları bu periyod içerisinde %8 i aşması durumunda altı aylık periyodun tamamlanması beklenmeden mazot artışları yansıtılacaktır.” hükmünün düzenlendiği, Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası'nın 2018 yılı için vermiş olduğu Motorin ve artış oranı ile T.C.Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun vermiş olduğu 2018- 2019 yılı Motorin fiyatlarının karşılaştırılması sonucu elde edilen artış oranları kontrol edildiğinde sadece 2018 yılının Ağustos ayında %10'nun üzerinde bir artış olduğunun görüldüğü, mahkememizce yapılan değerlendirme ile mutabakat dışı kalan ve sözleşme 6 ve 7 maddesi ve ek protokolün 2/8 maddesi uyarınca sadece ocak - mayıs 2019 arası akaryakıt farkı konulu faturaların talep edilebileceğine kanaat getirilmiş, buna göre dosyaya sunulu 7 adet toplam 138.822,74 TL yi davacının talep edebileceği değerlendirilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nın 139. maddesi uyarınca iki kişi karşılıklı olarak bir miktar parayı veya konuları itibari ile aynı türden malı birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise iki tarafın her biri borcunu alacağı ile takas edebilir. Sonuçta her iki borç da az olanı oranında sona erer.
Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir haktır. Borçlu takas hakkını tek taraflı, şekle bağlı olmayan, varması gerekli bir irade beyanıyla kullanır.. Takas ile borçlu, hem kendi alacağını hem de karşı tarafın alacağını sona erdirdiği, dolayısıyla her iki alacak üzerinde tasarrufta bulunduğu için bu, aynı zamanda bir tasarruf işlemidir. Bu nedenle, borçlunun takas edilen alacak üzerinde tasarruf yetkisine sahip olması gerekir. Borçlunun takas edilen alacak üzerinde tasarruf yetkisi yoksa, takas beyanı hukuki sonuç doğurmaz (Prof. Dr. Fikret Eren, Dr. Ünsal Dönmez, Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Cilt III, s. 2608, 2609).
Takas edilecek alacaklar aynı nitelikte, aynı türden olmalıdır. Borçlar doğdukları anda aynı türden olabileceği gibi, sonradan da aynı türden olabilirler. Ancak takas hakkının kullanıldığı anda, mutlaka aynı türden olmaları zorunludur. Takas için gerekli olan bir diğer şart da alacağın muaccel olmasıdır. Alacaklı tarafından zaman itibarıyla ifası istenebilir bir borç olması gerekir. Takas edilecek alacağın muaccel olması, buna karşılık asıl alacağın (karşı taraf asıl alacağının) sadece ifa edilebilir bulunması yeterlidir. Takas hakkını ileri sürenin alacağı, dava edilebilir bir alacak olmalıdır. Takası ileri süren tarafın alacağının tartışmalı olması, takas ileri sürülmesine engel değildir.
Yukarıda yer verilen açıklamalardan anlaşıldığı üzere; takas def'inin kullanılması için birbirinden tamamen ayrı iki alacağın olması, takas edilecek alacağın muaccel olması ayrıca takas def'inin cevap verme süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir.
Takas hukuki niteliği itibarıyla bir defi olup, karşı dava açılmasına gerek olmadan savunma yoluyla ileri sürülebilir. Esasa cevap süresi içerisinde ileri sürülmeyen bir definin cevap dilekçesinin ıslahı suretiyle ileri sürülmesi mümkündür. Davalının süresi içerisinde davaya cevap verdiği ve sunmuş olduğu ıslah dilekçesi ile birlikte cevap dilekçesini ıslah ederek takas ve mahsup defiinde bulunduğu görülmüş, talebin usul ve yasaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır.
Davalının 28.11.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile ".... A.Ş." ünvanlı müşteriye ait emtianın davacı şirketin sorumluluğunda iken yanlış depoya bırakılması ve bu nedenle tesliminin hiç gerçekleşememesi sebebiyle, 6.038,20-EUR değerindeki emtianın CMR Konvansiyonu hükümleri gereği SDR sınırına göre yapılan hesaplama doğrultusunda müşteriye 2.253,60-EUR ödemek mecburiyetinde kaldığından müvekkilinin ödediği takas mahsup olarak ileri sürdüğü, davacının ise takas mahsubu ve kusurunu kabul etmemesi sebebiyle davalının bu talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM / Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü ile 138.822,74 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ,
2-Davacının fazlaya dair isteminin reddine,
3-Davalının takas mahsup defisinin reddine,
4-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 9.482,99-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin ve tamamlama yoluyla yatırılan 13.423,25 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 3.940,26 TL karar ve ilam harcının davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafça karşılanan 8.400,00 TL bilirkişi raporu ücretleri ve 440,70 TL tebligat ve posta masrafları ile başvurma harcı olarak alınan 44,40 TL olmak üzere toplam 8.885,1- TL' yargılama giderinden haklılık oranına göre (%17,68 - % 82,32) 7.314,22 TL sinin davacı üzerinde bırakılmasına, 1.570,88 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) haklılık durumuna göre 1.086,63 TL sinin davacıdan 233,37 TL sinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,
7-Davalı tarafından yatırılan delil avansı ve yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına,
8-HMK'nun 333/1. maddesi gereğince varsa artan delil avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleşmesinden sonra yatıran ilgili tarafa iadesine,
9-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli ...Ü.T. uyarınca belirlenen 30.000 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli ...Ü.T. uyarınca belirlenen 101.012,00 TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okundu usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!