Euro cinsinden ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan villa mekanik işleri alacağının tahsili için açılan itirazın iptali davası ile konkordato sürecindeki alacak ihtilafı.
Özet: Ticari nitelikteki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında, davacı şirket davalı şahsın villalarına yaptığı mekanik işler karşılığında, 05.01.2017 tarihli sözleşme gereği Euro bazında alacaklı olduğunu ileri sürmüştür. Davacı, 42.100,00 Euro tutarındaki icra takibine davalıların itiraz ettiğini, kısmi ödeme sonrası bakiye 42.219,06 Euro alacağının haksız yere inkar edildiğini ve davalıların konkordato sürecinde bu alacağın belirli bir kısmını kabul edip kalanını reddettiklerini belirtmiştir. Dava, davalıların itirazının iptali ve Euro cinsinden bakiye alacağın tahsilini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ...'ın .../... mevkiinde bulunan üç adet villasının mekanik işlerini yapmış olduğunu, davalı ...'ın faturaları ilk başlarda yetkilisi olduğu ... Beton Mad. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. (Marmara Kurumlar V.D. ...) şirketine daha sonraları da yine yetkilisi olduğu diğer davalı ... Taş Ürünleri Üretim İnşaat Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi şirketine kestirmiş olduğunu, müvekkilinin 19.12.2024 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası tahtında başlatılan takipte davalılardan 42.100,00 EURO alacağı bulunmaktayken davalıların bir taraftan takibe itiraz etmiş diğer yandan müvekkilinin banka hesabına 26.12.2024 tarihinde 6.004,69 EURO (219.663,72 TL) ödeme yapmış olduklarını, taraflarınca dava şartı arabuluculuk süreci ile illgili olarak arabuluculuğa başvuru yapıldığını, yapılan görüşmelerde de anlaşma sağlanamamış ve neticeten arabuluculuk son tutanağı tutulmuş olduğunu, davalıların itirazlarının haksız, hukuka aykırı ve kötü niyetli olduğunu, davalı ... ile müvekkili arasında 05.01.2017 tarihinde davalının ... ... mevkiinde bulunan üç adet villasının bütün mekanik işlerinin yapılması konusunda sözleşme imzalanmış, sözleşmede ve ekli listelerindeki malzeme ve ekipman listelerinin tamamında işin, malzeme ve ekipmanların bedellerinin EURO para birimi üzerinden fiyatlandırılacağının açıkça kararlaştırılmış olduğunu, bu sözleşme ve ekindeki imzaların davalı ...'ın imzaları olduğunu, gerek görülmesi halinde grafolojik inceleme yapılmak istenir ise belge asıllarının mahkememize ibraz edileceğini, sözleşmenin yanı taraflar arasında kararlaştırılmış olan yabancı para cinsinden işin yapılmasına ilişkin anlaşmanın fiilende uyguladığını, davalılarca kabul edildiğini gösteren iki adet faturayı ekte sunuyor olduklarını, müvekkili tarafından davalı ... Taş Ürünlerine 26.07.2021 tarihinde kesilmiş olan ... numaralı ve 16.08.2021 tarihinde kesilmiş olan ... numaralı bu iki fatura incelenecek olur ise fatura içeriğindeki ürünlerin bire bir aynı oldukları fakat fiyatlarının iki tarih arasında döviz kurunda yaşanmış olan değişim sebebi ile farklı olduğunun görülecek olduğunu, bunlar gibi bütün faturalı ticarette aynı şekilde gerçekleşmiş bu şekilde o günün döviz kuruna göre kesilen faturaların davalılarca kabul edilerek ticari defter ve kayıtlarına işlenmiş olduğunu, hatta ve hatta müvekkili tarafından ...'ın o tarihlerde yetkilisi olduğu ve müvekkiline bu firmaya fatura kestirdiği dava dışı ... Beton ....Ltd. Şti. ne 07.09.2018 tarihinde kestiği ... nolu kur farkı/fiyat farkı faturasını da ekte sunuyor olduklarını, bu fatura bedelinin de o tarihte ... Beton Firması tarafından kabul edilerek işlenmiş ve bedelininde müvekkiline ödenmiş olduğunu, ekte müvekkili ile davalı ... Taş Ürünleri arasındaki cari hesap ekstrelerini sunuyor olduklarını, cari hesap hareketleri incelendiğinde müvekkilinin alacaklarının dayanağının davalı şirkete 16.08.2021 tarihinde kesilen ... numaralı faturadan kalan 195.375,34 TL (16.08.2021 tarihinde TCMB TL/EURO efektif alış kuru 9,9692 olup karşılığı 19.597,89 EURO olduğunu), 25.08.2021 tarihinde kesilen ... numaralı faturadan kaynaklanan 219.253,44 TL (25.08.2021 tarihinde TCMB TL/EURO efektif alış kuru 9,8335 olup karşılığı 22.296,58 EURO olduğunu) ve 30.03.2022 tarihinde kesilen ... numaralı faturadan kaynaklanan 5.289,94 TL (30.03.2022 tarihinde TCMB TL/EURO efektif alış kuru 16,2972 olup karşılığı 324,59 EURO olduğunu) bedelli faturalardan kaynaklandığını, bu basit hesaplama ile dahi müvekkilinin fatura tarihleri itibariyle davalılardan 42.219,06 EURO alacaklı olduğunun tespitinin yapılabildiğini, davalıların İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dava dosyası tahtında KONKORDATO DAVASI ikame etmiş olduklarını, müvekkilinin 10.04.2023 tarihinde mahkemeye müracaat ile 42.100,00 EURO tutarında alacak kaydı yapılması talebinde bulunmuş olduğunu, konkordato komiserliğince borçluların itirazı üzerine müvekkiline tebliğ edilen belgede borçluların aynen ''Alacak bildiriminde bulunan ... MÜHENDİSLİK-...'ın alacak bildirimine esas olan beyan ve ekindeki dayanak belgeleri incelenmiştir. Alacaklının EUR 42.000 (06.05.2022 tarihli TCMB kurundan 660.017,40 TL) tutarında alacak kaydı yapıldığı görülmüştür. Sayın Mahkemece mühlet kararının verildiği 06.05.2022 tarihi itibari ile anılan alacaklıya 419.663,72 TL borcumuz bulunmaktadır. Alacaklının bu miktarı aşan 240.353,68 TL tutarındaki borç bildiriminin kaynağı ve yasal dayanağı yoktur. Bu nedenle 240.353,68 TL tutarındaki borcu KABUL ETMİYORUZ, dolayısıyla alacak kaydının 419.663,72 TL üzerinden yapılmasını talep ederiz'' şeklinde zapta geçen beyanları bulunduğunu, davalıların açmış oldukları KONKORDATO DAVASININ REDDİNE KARAR VERİLMİŞ OLMAKLA alacaklarını tahsil etmek isteyen müvekkilince 19.12.2024 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası tahtında 42.100,00 EURO alacaklarının aylık %2 oranındaki mevduat faizi ile birlikte tahsili talebi ile icra takibi başlatılmış olduğunu, komiser heyetine müvekkiline 419.663,72 TL borçlu olduklarını kabul etmiş ve bu tutardan alacak kaydı yapılmasını talep etmiş olan borçluların takibe kötü niyetle itiraz etmiş ve müvekikline 26.12.2024 tarihinde sadece 219.663,72 TL (26.12.2024 tarihinde TCMB TL/EURO efektif alış kuru 36,5820 olup karşılığı 6.004,69 EURO olduğunu) ödeme yapmış olduklarını, ekte sundukları cari hesap ekstresinde görülen alacak miktarı ile davalıların konkordato dosyasında kabul ettikleri alacak tutarının aynı olduğunu ve 419.663,72 TL olduğunu, bu hususta taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, bu nedenle kanaatlerince tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bu alacağın tespiti yönünde bilirkişi incelemesi yapılmasının hem gereksiz yere yargılamanın uzamasına hemde gereksiz masraf yapılmasına sebep olacak dosyaya da bir katkısı olmayacak diye düşünüyor olduklarını, bu nedenle sunmuş oldukları sözleşme/ekleri ve faturalarla sabit olduğu üzere müvekkili ile davalılar arasındaki sözleşmenin EURO para birimi üzerinden olduğunu, (Mekanik işlerinde kullanılan cihazların ve malzemenin tamamı ithal ve dövize endeksli ürünler olduğu için aksi bir durumun ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu), mahkememizce taraflar arasında kur farkı/fiyat farkı uygulaması bulunduğu ön kabulü ile müvekkilinin fatura alacaklarının fatura tarihleri baz alınarak döviz cinsinden hesaplanması için gerek görülür ise dosyada hesap uzmanı/mali müşavir bir bilirkişiden rapor alınmasına karar verilmesini talep ediyor olduklarını, borçlu taraflarca İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla açılan konkordato davası sebebiyle müvekkilinin alacağına ulaşamamış olup bu geçen sürede müvekkilinin faiz zararı bulunduğunu, bu nedenle müvekkilinin alacağına öncelikle konkordatoya müracaat tarihinden aksi kabul anlamında ise TCMB'sınca euro para birimi mevduata uygulanmakta olan aylık %2 ve değişen oranlarda mevduat faiz uygulanması gerektiğini düşünüyor olduklarını beyanla; davanın kabulüne, davalıların takibe vaki haksız ve hukuka aykırı itirazının 36.095,30 EURO yönünden iptaline takibin bu tutar üzerinden her iki borçlu yönünden devamına, davalı tarafça yapılmış olan ödeme takipten sonra olduğundan icra takibinden kaynaklanan ücreti vekaletin 42.100,00 EURO alacak üzerinden hesaplanmasına, takibe itirazda haksız ve kötü niyetli olan davalıların yaptıkları itiraz üzerine takip durmuş olduğundan 36.095,30 EURO'nun %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, müvekkilinin alacağına öncelikle konkordatoya müracaat tarihinden aksi kabul anlamında ise TCMB'sınca euro para birimi mevduata uygulanmakta olan aylık %2 ve değişen oranlarda mevduat faiz uygulanmasına, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki dava yetkili olmayan mahkemede ikame edildiğinden işbu davanın usulden reddi gerektiğini, dava dosyasına da sunulmuş olan 05.01.2017 tarihli sözleşmenin 7 numaralı maddesinde açıkça "Taraflar uyuşmazlık halinde İstanbul Mahkemesinin yetkisini peşinen kabul eder." hükmüne yer verilmiş olduğunu, anılan sözleşme hükmünün, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17. ve 18. maddeleri uyarınca geçerli ve bağlayıcı bir yetki sözleşmesi olduğunu, tarafların serbest iradeleriyle belirledikleri bu açık yetki kuralı doğrultusunda, işbu davanın İstanbul Mahkemelerinde açılması gerekirken, haksız ve usulsüz şekilde Bakırköy Mahkemeleri nezdinde ikame edilmiş olmasının açıkça yetki kurallarına ve usul hükümlerine aykırılık teşkil etmekte olduğunu, taraflar arasında geçerli ve uygulanabilir bir yetki anlaşması mevcutken, bu anlaşmaya aykırı olarak açılan bir davanın Bakırköy Mahkemelerinde görülmeye devam edilmesinin, hem usul hukukuna hem de tarafların irade serbestisine açıkça aykırı olduğunu, bu nedenlerle, işbu davanın yetki yönünden değerlendirilerek, davanın Bakırköy Mahkemeleri'nin yetkisizliği nedeniyle usulden reddine ve dosyanın İstanbul Mahkemeleri'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'ine aykırı olarak Euro para biriminden düzenlenen icra takibi hukuken geçerli olmadığından, huzurdaki davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dava konusu takip talebinde davacı tarafından, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'e aykırı olarak Euro talep edilmiş olduğunu, ne var ki söz konusu tebliğe aykırı olarak yapılan takiplerin hukuken yok hükmünde olduğunu, davacı tarafça usulüne uygun bir icra takibi başlatılmamış olduğundan ve geçerli bir icra takibi bulunmadığından, davanın her halükarda usulden reddi gerektiğini, davacı .... Sistemleri - .... ile ...'de bulunan 3 adet gayrimenkulün içerisindeki tesis, bakım, parça vs. alanlarında ticari ilişki olduğunu, davacı şirket tarafından müvekkili ... ve ... aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyası ile sözleşme ve cari hesap açıklama ve dayanak gösterilerek 42.100,00 Euro için icra takibi başlatılmış olduğunu, müvekkili ... ve ... tarafından vekili aracılığı ile süresi içerisinde icra takibine itiraz edilmiş ve takibin durmuş olduğunu, davalı müvekikli ..., anılan sözleşmede taraf olmadığından işbu dava ile husumet yönetilmesinin hukuka aykırı olduğunu, her ne kadar davacı taraf, işbu davayı dayanak sözleşme hükümleri uyarınca ikame etmiş olsa da davalı olarak gösterilen müvekkili ...'ın, anılan sözleşmenin tarafı olmadığını, taraf sıfatı bulunmayan kişiye karşı, sözleşmesel yükümlülükler nedeniyle hukuki sorumluluk yüklenmesiinn mümkün olmadığını, zira bir sözleşmeye taraf olmayan kişinin, o sözleşmeden doğan hak ve borçlardan sorumlu tutulması, Türk Borçlar Kanunu'nun temel ilkeleriyle ve sözleşmenin şahsiliği prensibiyle bağdaşmadığını, dolayısıyla işbu sözleşme üzerinden müvekkiline dava ikame edilmesinin hukuken mümkün olmadığını, diğer taraftan, davacı taraf fatura düzenleyerek alacaklı sıfatı iddiasında bulunmakta ise de müvekikli ... ile davacı arasında herhangi bir sözleşme, sipariş formu, hakediş, teslim fişi, teknik tutanak veya işin ifasını gösterir belge bulunmadığını, bu nedenle, müvekkili ...'ın bu sözleşmeden ve faturalardan doğrudan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu itibarla, müvekkiline yöneltilen husumetin hukuki dayanağı bulunmadığı gibi, davanın pasif husumet ehliyeti yönünden de reddi gerektiğini, davacı tarafından başlatılan icra takip dosyasında cari hesap dayanak olarak gösterilmiş olup dava dilekçesi ekinde ise muavin defter kaydı sunulmuş ise de davacı şirket ile davalı ... veya ... arasında herhangi bir şekilde cari hesap sözleşmesi mevcut olmadığını ve hiçbir zaman da olmamış olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 89. (6762 sayılı TTK’nın 87) maddesine göre cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağının belirtilmiş olduğunu, bu durumda taraflar arasında hukuken geçerli ve herhangi bir yazılı /sözlü cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, ayrıca davacı şirket tarafından tek taraflı olarak hazırlanıp icra dosyasına sunulan muavin defter kaydının cari hesap sözleşmesi yerine geçmeyeceği gibi, müvekkilinin de bu şekilde oluşturulan defter kaydına onayı bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin cari hesaba dayalı olarak ve hiçbir surette, davacı şirkete herhangi bir borcu da bulunmadığını, sonuç olarak, ortada TTK uyarınca geçerli bir cari hesap sözleşmesi/ilişkisi bulunmadığı gibi, söz konusu dayanak ve açıklamanın İİK'nın 67'nci maddesine göre değiştirilmesi de mümkün olmadığından; haksız itiraz iptali davasının reddi gerektiğini, asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla, dava dilekçesi ekinde sunulan faturalar ile muavin defter kayıtlarının tamamı Türk Lirası cinsinden olup, herhangi bir şekilde EURO bazlı fatura düzenlenmediği gibi, alacağın döviz üzerinden olduğu yönündeki iddiaların maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı taraf, ticari ilişkinin döviz üzerinden kurulduğunu iddia etmekteyse de, dosyaya sunulan ticari belgeler, fatura ve cari hesap dökümleri incelendiğinde, söz konusu işlemlerin başından itibaren Türk Lirası cinsinden yürütüldüğünün, alacağın da TL bazında doğduğunun ve izlendiğinin açıkça görülmekte olduğunu, kaldı ki, davacı tarafın ticari kayıtlarında da bu alacakların Türk Lirası cinsinden yer almakta olup, bugüne kadar herhangi bir kur farkı tahakkuku ya da muhasebe işlemi de yapılmamış olduğunu, bu haliyle, sırf dava sırasında ileri sürülen döviz bazlı alacak iddiasının, hukuk düzeni içerisinde korunamayacak nitelikte olup, kötü niyete dayanmakta olduğunu, davalı ...'ın pandeminin etkisi ile taş üretimindeki azalma nedeniyle nakit sıkıntısı ve sonuçta mali ve ekonomik bir darboğaz yaşaması nedeniyle; İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. sayılı KONKORDATO davasında █████/2022 tarihinde İHTİYATİ TEDBİR ARA KARARI verilmiş olduğunu, mahkemece yapılan değerlendirme sonucunda ise █████/2022 tarihinde gerçekleşen duruşmada █████/2022 TARİHİNDEN İTİBAREN 1 YIL SÜRE İLE KESİN MÜHLET VERİLMESİNE karar verilmiş olduğunu, davacı ile müvekkili ... arasında ticari ilişkiden kaynaklı olarak davacının ticari defter ve kayıtlara göre konkordato tarihi olan 06.05.2022 itibariyle toplam 419.663,72 TL alacaklı olduğunun görülmekte olduğunu, davacı tarafın ise konkordato döneminde alacağının Euro bazlı olduğunu ve kur farkından kaynaklı alacak miktarının 42.100 Euro olduğu iddiası ile alacak kaydı talebinde bulunmuş olduğunu, söz konusu talebin komiser heyeti tarafından kayıtlar incelenerek; "Borçlu şirketin cari hesap dökümleri incelendiğinde geçici mühlet tarihi 06.05.2022 tarihi itibariyle cari hesap borcu olarak Türk Lirası cinsinden olmak kaydıyla 419.663,72 TL borç göründüğü görülmüştür. Alacaklı şirkete ait tekliflerin EURO cinsinden yapıldığı, ancak satış faturalarının Türk Lirası cinsinden düzenlendiği, alacaklı şirket kayıtlarında da bu faturaların Türk Lirası Cinsinden işlem yapıldığı ve bugüne kadar herhangi bir değerlemenin yapılmadığı, bu doğrultuda alacağın Türk Lirası cinsinden dikkate alınması gerektiği görülmüştür." şeklinde görüş bildirilmiş ve bu doğrultuda ilan edilmiş olduğunu, diğer taraftan, davacının çekişmeli hale gelen işbu alacak iddiasına ilişkin olarak herhangi bir dava da ikame etmemiş olduğunu, nitekim İİK madde 308 ile "Alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının ilânı tarihinden itibaren bir ay içinde dava açabilirler." şeklinde hüküm altına alınmış olduğunu, bu durumda söz konusu alacak iddiasının konkordato sürecinde çekişmeli hale gelmiş ve dava açılmamış olduğundan davacının işbu alacağı talep edilemeyecek olup haksız talebin reddini talep ediyor olduklarını, heyet tarafından belirlenen 419.663,72-TL alacağa ilişkin olarak ...bankası, ... seri numaralı ve 21.01.2023 tarihli, 120.000,00-TL bedelli çek ile Vakıfbank 0040783 seri numaralı, 20.01.2023 tarihli, 80.000,00-TL bedelli çek teslim edilmiş olduğunu, ayrıca bakiye 219.663,72-TL'nin ise işbu dilekçe ekinde sunulan dekont ile de görüldüğü üzere davacı tarafa ödenmiş olduğunu, ancak davacı tarafın, bu ödemeleri bilinçli şekilde dava dilekçesinde zikretmemiş ve gerçeğe aykırı şekilde alacaklıymış gibi davranarak, sebepsiz zenginleşme amacıyla huzurdaki davayı açmış olduğunu, bu hususun, davanın kötü niyetli olarak açıldığını ve hukuk düzeninin kötüye kullanıldığını açıkça ortaya koymakta olduğunu, sonuç olarak, davacı tarafın alacağı ödenmiş olup, güncel ve geçerli herhangi bir bakiye alacak söz konusu olmadığını, hukuken dayanaktan ve fiilen geçerlilikten yoksun şekilde açılan işbu davanın reddi gerektiğini, dava konusu takip talebinde davacı tarafından, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ'e aykırı olan sözleşmeden kaynaklı Euro talep edilmiş olduğunu, dava konusu ödeme emrinin mevzuat hükmüne aykırı olarak düzenlenmiş olduğunu, alacaklı görünen tarafından dövizle veya dövize endeksli sözleşme yapma yasağına aykırı olan işbu sözleşme kaynaklı alacakların konu edilerek yapılan takibin geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, anılan üç adet villanın altyapı ve mekanik gibi tüm tesisatın sağlanması için karşı taraflarla anlaşma sağlanmış ise de bahsi geçen villalar natamam bir şekilde bırakılmış ve kullanıma hazır hale getirilmemiş olduğunu, davacının, müvekkilinin teknik olarak bilgisizliğinden yararlanmak suretiyle çeşitli bahanelerle işlerin sürüncemede bırakılmış, yapılan birçok iş/ürünün en iyi ve en kaliteli tedarikçiler /yükleniciler tarafından yapıldığı söylenmesine rağmen, bilerek eksik ya da hatalı ya da çeşitli gerekçelerle tekrar tekrar yapılmış, hatta ve hatta yapılmayan ancak bedeli ödenen birçok işin yapıldığının söylenerek yanıltılmış olduğunu, sonuç olarak, 3 adet villanın mekanik işleri eksik, ayıplı, kötü olduğu gibi verilen hizmetin de kusurlu olduğunu, bu sebeplerle, anılan villaların zilyetleri tarafından Gaziosmanpaşa .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş. sayılı dosyası ile delil tespiti yapılmış olduğunu, nitekim dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda da "Yukarıda dosya numarası ile tarafları ve konusu belirtilen dava konusu 3 adet villa nitelikli taşınmazların A blok 1 villaya taşınılmış olduğu mekaniksel elektriksel ve ince işçilik ve malzemelerde kusurlar olduğu, B ve C blok villalarda çok sayıda kusurlu imalatların bulunduğu taşınmaya hazır olmadığı anlaşılmaktadır. Söz konusu villalarda kullanılan nerede ise tüm malzemelerin ithal malzemeler olduğu, uygulama esnasında öncelikle işçilik kusurlarından dolayı birçok malzemenin hasarlandığı, kullanılamaz hale geldiği, özellikle ahşap parkelerde deformasyonlar meydana geldiği, bozulmuş ve küflenmiş olduğu, sökülüp depolara doldurulduğu, elektrik tesisatının gelişigüzel yapılmış olduğu 3 YAPIDA DA komple elden geçirilmesi gerektiği, Mekanik tesisatın gene yeniden elden geçirilmesi ve montaj hatalarının giderilmesi gerektiği anlaşılmakta" şeklinde tespit yapılmış olduğunu, buna rağmen, davacı tarafından haksız bir şekilde talep edilen Euro talebi hukuki dayanaktan yoksun olduğu gibi maddi gerçeklikten de uzak olduğunu, nitekim, Gaziosmanpaşa ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş. sayılı dosyası ile verilen hizmetin ayıplı ve eksik olduğu davacının söz konusu ücrete hak kazanacak bir hizmetinin bulunmadığı tespit edilmiş olup villaların zilyetleri tarafından daha sonra masraf yapılarak oturuma hazır hale getirildiğinden, her türlü dava ve talep haklarınnı saklı tutulmuş olduğunu, mahkememizce ilgili dosyanın celbi ile bu hususun tespitini ve haksız talebin her halükarda reddini talep ediyor olduklarını, kabul anlamına gelmemekle birlikte, takibe konu edilen alacak likit olmadığından ve yargılamayı gerektirdiğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin her halükarda reddi gerektiğini, söz konusu icra takibinde alacak asla kabul anlamına gelmemekle birlikte net ve likit bir alacak olmadığı için icra inkar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, kaldı ki, kabul anlamına gelmemek kaydıyla her durumda davacının alacak iddiaları yargılamayı gerektirdiğinden ve likit bir alacak söz konusu olmadığından icra inkâr tazminatı talebinin yasal koşulları oluşmaması sebebiyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kötüniyetle takibe giriştiğinin net olarak ispatlanmış olduğunu, bu nedenle asıl alaacğın %20 den az olmamak kaydıyla davalıdan kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ediyor olduklarını beyanla; sair ve fazlaya dair hakları saklı tutarak yukarıda açıklanan ve resen nazara alınacak diğer hususlar nedeniyle; haksız davanın reddine, asıl alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ile yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nun 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK'nın 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir.
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer.
6100 sayılı HMK'nun 17. maddesinde "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." düzenlenmesine yer verilmiştir. Kesin yetki durumunda yetki sözleşmesi yapılamaz. Nitekim HMK'nın 18.maddesinde açıkça; "Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılamaz." hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının dava dilekçesi ekinde sunmuş olduğu tarafların kaşe ve imzasını taşıyan İstanbul İli ... İlçesi, ... Mah. ... Sokaktaki 3 adet villa inşaatı kapsamında inşaatın mekanik işlerinin davacı tarafından üstlenilmesine ilişkin düzenlenen sözleşme kapsamında davacı tarafın davalı taraftan alacağının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Davalı taraf cevap dilekçesi ile birlikte yetki ilk itirazında bulunmuş, dava dilekçesi ekinde yer alan ve davacı tarafın kaşe ve imzasını taşıyan sözleşmede uyuşmazlıkların çözümünde İstanbul Mahkemeleri'nin kararlaştırıldığını beyan etmiş, belirtilen sözleşme davacı tarafça inkar edilmemiş olup incelenmesinde de davacı şirketin kaşesinin yer aldığı ve imzalı olduğu görülmüştür. Her ne kadar sözleşmenin diğer tarafının dava dışı ... Beton Mad. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. Görülmüş ise de dava dilekçesinde belirtildiği üzere sözleşmeden kaynaklı bir kısım faturaların dava dışı ... Beton Mad. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. adına, bir kısmı ise davalı şirket adına kesilmiş olduğu belirtildiğinden ve davalı şirket yetkilisi ve davalı ...'ın tacir olduğu anlaşılmakla sözleşmede yer alan yetki şatının geçerli olduğu kabul edilmiştir.
Buna göre Mahkememizce yapılan değerlendirmede; davanın ve dava konusu alacağa dayanak olan sözleşmenin taraflarının ticari şirket olmaları nedeniyle tüzel kişi tacir sıfatına haiz oldukları, 6100 sayılı HMK'nun 17. Maddesinde tacirler arasında yetki sözleşmesinin düzenlenmesine cevaz verildiği, her iki taraf da tacir olduğundan yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, somut uyuşmazlığın sözleşmeden kaynaklanması nedeniyle kesin yetki halinin mevcut olmadığı görülmektedir. Bu doğrultuda davacı tarafından iş bu davanın yalnızca yetki sözleşmesinde kararlaştırılan görevli ve yetkili İstanbul Ticaret Mahkemelerinde açılabileceği kanaatine varılarak, davaya bakmaya mahkememiz yetkili olmadığından HMK 114/1-ç ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Dava dilekçesinin yetki yönünden USULDEN REDDİNE, Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,
2-Yetkili Mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi OLDUĞUNA,
3-Yetkisizlik kararının İstinaf yasa yoluna başvurulmadan kesinleşmesi durumunda, kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE; Mahkememizin yetkisizliğine dair kararın İstinaf yasa yolundan geçmek suretiyle kesinleşmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihten itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde (HMK 20. maddesi) Mahkememize başvurması halinde ve talep halinde dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Süresinde müracaat edilmemesi halinde HMK 20/5 maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, bu usuli kararın verilmesi ve bu kararla birlikte harç hususunun re'sen karara bağlanması hususlarının re'sen gözetilmesine; re'sen gözetilmesi gereken hususlar dışında kalan yönlerden ise gerekirse talebe bağlı olarak değerlendirme YAPILMASINA,
5-HMK' nın 330/2 maddesi gereğince harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinin yetkili mahkeme tarafından DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸
Hakim ....
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!