Bakırköy Ticaret Mahkemesinde, feshedilen hizmet sözleşmesi sonrası sehven yapılan ödemenin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi ve ticari dava niteliği.
Özet: Davacı taraf, davalı şirketle özel güvenlik hizmet sözleşmesinin 16/10/2023 tarihinde sona ermesine rağmen 21/12/2023 tarihinde davalıya sehven 50.000 TL ödeme yaptığını, bu tarihte geçerli bir hukuki ilişki veya hizmet bulunmadığını, davalının bu ödeme karşılığında herhangi bir edimde bulunmadığını ve daha önce sözleşme kapsamındaki hizmetler için 52.671,97 TL ödenmiş olduğunu belirterek, yapılan 50.000 TLlik mükerrer ödemenin sebepsiz zenginleşme teşkil ettiğini iddia etmekte ve bu miktarın ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmektedir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA; Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan iş bu davanın dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Yönetimi İle .... Anonim Şirketi arasında Özel Güvenlik Hizmeti konusunda █████/2023 tarihinde anlaşma sağlandığını, Özel Güvenlik Hizmet Sözleşmesinin imzaladıklarını, bu sözleşmeye istinaden davacı müvekkilinin hizmet karşılığı her ay davalı tarafa ödeme yaptığını, davalı tarafın, █████/2023 tarihinde müvekkili şirketi ile iş akdini sonlandırdığını ve hizmet vermeyeceğini e-mail üzerinden davacı müvekkiline bildirdiğini, buna istanaden davacı müvekkili güvenlik konusunda başka bir firmayla anlaştığını, davacı müvekkili █████/2023 tarihinde davalıya 50.000 TL ödediğini, bu ödemenin sehven yapıldığını, o tarihte taraflar arasında herhangi bir hizmet akdi bulunmadığını, taraflar arasında bu ödemeyi haklı gösterecek herhangi bir sözleşmenin, hukuki ilişki veya geçerli bir borç ilişkisinin bulunmadığını, müvekkilinin sözleşme sonlandırma talebine kadar olan hizmetler için davalı tarafa █████/2023 ve █████/2023 tarihlerinde 8703,13 TL +13971,84TL +30.000,00TL olmak üzere toplam 52.671,97 TL ödeme yaptığını, dolaysıyla, davacı müvekkilinin mükerrer ödeme yapıldığını, davalının, söz konusu ödemeyi haklı gösterecek herhangi bir edimde bulunmadığını, davacıdan aldığı 50.000 TL’yi iade etmediğini, böylece davalı sebepsiz olarak zenginleştiğini, davacının ise aynı oranda yoksullaştığını, davacının, davalıdan defalarca iade talebinde bulunduğunu, sonuç alamadığını, bu sebeplerle 50.000 TL’nin, ödeme tarihi olan █████/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava Alacak İstemine ilişkindir.
6102 Sayılı T.T.K.'nun 4. maddesinin 1. fıkrası 6335 Sayılı Yasanın 1. maddesi ile değiştirilerek ticari davalar her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, T.T.K.'nun 4. Maddesinin a bendi gereğince T.T.K.'nun dan kaynaklanan davalar, T.T.K.'nun 4. maddesinin b, c, d, e, f bentlerinde sayılan davalar ve diğer özel kanunlarda Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu kararlaştırılan davalar ticari dava olarak Ticaret Mahkemelerinde görülecektir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
█████/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun "Tanımlar" başlıklı 3/k.maddesine göre tüketicinin ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek ve tüzel kişiyi ifade ettiği, aynı Kanunun m. 3/l.bendine göre tüketici işleminin mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari ve mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık, vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi kapsayacağı; aynı Kanunun 83/2.maddesine göre taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer konularda düzenleme olmasının bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği, aynı Kanunun 73/1. maddesinde ise tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemelerinin görevli olduğu düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında dav dilekçesinin ekinde sunulan █████/2023 tarihli özel güvenlik hizmet sözleşmesi suretine göre ve tarafları ... Anonim Şirketi İle ... Yönetimi olan hizmet sözleşmesinin konusunun özel güvenlik hizmeti olduğu davacı site yönetiminin 6502 Sayılı Yasa kapsamında tüketici olduğu, 6502 Sayılı Yasa 3-l maddesi gereğince taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici sözleşmesi olduğu ve uyuşmazlıkta Tüketici Yasası'nın uygulanmasının gerektiği görevin kamu düzenine ilişkin olması sebebi ile yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerektiği buna göre uyuşmazlığın çözümümde Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümlerinin uygulanması ve uyuşmazlığın 6502 sayılı Kanun'un 73/1. maddesi uyarınca görevli mahkeme olan Tüketici Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği nazara alınarak, göreve ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/.1.(c).b,115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddi ile kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih ve █████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi Dosya No : █████████ Karar No : █████████ )
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Mahkememizin görevli olmaması nedeniyle, HMK'nun 114/.1.(c).b,115. maddeleri gereğince davanın dava şartı yokluğundan REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-█████/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğine, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine,
3-6100 sayılı HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceğine; şayet görevsizlik kararından sonra davaya başka bir mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine mahkememizin dosya üzerinden bu durumu tespiti ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceğine,
Dair, tarafların yokluğunda, yapılan yargılama neticesinde kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize müracaatla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!