Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde, Cezayirdeki mermer taşeronluk işinden kaynaklanan eser sözleşmesi alacak davasında tarafların tacir sıfatı ve görevli mahkeme tespiti.
Özet: Cezayirdeki bir projede mermer taşeronu olarak yapılan işlerden kaynaklanan ödenmeyen alacakların tahsili talebiyle açılan eser sözleşmesine dayalı dava, davalı şirketin tüm ödemelerin yapıldığını ve ibraname bulunduğunu iddia etmesine karşın, ilk olarak başvurulan Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hem davalının ticaret şirketi olması hem de davacının yaptığı işlerin kapsamı nedeniyle tacir kabul edilmesi üzerine, uyuşmazlığın ticari niteliği göz önünde bulundurularak görevsizlik kararı verilip Türk Ticaret Kanunu hükümleri çerçevesinde Asliye Ticaret Mahkemesine devredilerek yargılamaya devam edilmesi sürecini anlatmaktadır.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;İSTEM
:Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, davalı şirketin Cezayir'de bulunan işinde 2016-2020 yılları arasında Mermer Taşeronu olarak çalıştığını, müvekkilinin yapılan sözleşmeler karşılığında hakediş kazandığını, müvekkilinin edimlerini yerine getirmesine rağmen davalının yerine getirmediğini, ödeme yapmadığını beyan ederek fazlaya ilişkin hakalrı saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin yaptığı ve sözleşmede, hakedişte, imalat tablolarında ve diğer belgelerde bulunan ve müvekkilce gerçekleştirilen ancak bedeli ödenmeyen işlerin bedelleri ile, yaptırılan ilave işlerin bedelleri ve hakedişlerden yapılan haksız kesintiler nedeniyle ödenmeyen bedeller nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL‘nin iş yapım tarihlerinden ,bunun mümkün olmaması halinde hakedişlerden itibaren bunun mümkün olmaması halinde dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faiz ile bunun mümkün olmaması halinde yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.YANIT
:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Görev ve zaman aşımı itirazının bulunduğunu, arabuluculuk dava şartı gibi yerine getirilmediğini, dava şartı yokluğundan davanın reddini, MÖHUK kapsamında mahkemenin yetkisi gerekse uygulanacak hukuk yönünden itirazlarının kabulünü, davanın yetkili mahkemeye gönderilmesini, yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacıya Cezayir'de yaptığı işlerin karşılığının tamamen ödendiğini, davacı imzasını içeren █████/2020 tarihli ibraname ile şirketten alacağının kalmadığını belirttiğini, davanın haksız kazanç elde etmek amacıyla açıldığını belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep ettiği görülmüştür.KANITLAR VE GEREKÇE
:-Dava, eser sözleşmesi kapsamında bakiye iş bedeli, sözleşme dışı işler bedelinin tahsili istemine ilişkindir.-Dosyanın incelenmesinde █████/2024 tarihi itibariyle Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne yöneltilerek davanın açıldığı, Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin █████/2025 tarih, ... esas ve ... karar sayılı ilamı ile Asliye Ticaret Mahkemesi'nin uyuşmazlıkta görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verildiği, görevsizlik kararının █████/2025 tarihinde kesinleşmesi ile dosyanın Mahkememiz esasına kaydedildiği görülmektedir.-Görevsizlik kararının gerekçesinin incelenmesinde; "davalı ticaret şirketi olduğundan TTK 16. maddeye göre tacirdir. Dosyada davacının ticaret siciline kayıtlı tacir olduğu yönünde bir beyan veya kayıt yer almamakta ise de 2016-2020 yılında sınırın çok üstünde bedelle bir kısım eser yapımı işini üstlendiği anlaşılmaktadır. Davacının dosyaya yansıyan sadece bir işinin bile esnaf sayılma parasal sınırının çok üstünde olduğu anlaşılmaktadır. Ticaret siciline kayıtlı olmak tacir sayılmanın koşulu değildir. Davacı, koşulları bulunduğu halde kendisini ticaret siciline kayıt ettirmemiş olsa bile yukarıdaki hükümlerin sonucu olarak tacir sıfatını taşıdığı açıktır. Bu nedenle her iki taraf da tacir olup dava konusu ticari işletmeleriyle de ilgili olduğundan davaya bakmaya asliye ticaret mahkemesi görevli olduğundan davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar verildiği görülmektedir.-6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinde; “Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre görev hususunun belirlenmesinde bu konuda ayrı bir düzenleme bulunup bulunmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir.-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olması gerekir. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 154 vd. maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanununun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.-T.T.K.'nun 14.maddesine göre “bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Yasa'nın 17.maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.-5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanun'unun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nun 1463.maddesinde de, önce 17.maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17.maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.-19.02.1986 tarih 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile T.T.K.'nun 1463.maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre;1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan, iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177.maddesinin 1.fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,2- Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.-Dosyada mevcut vergi dairesi kayıtlarının incelenmesinde; davacı Abdulbari Kaya'nın daireleri kayıtları tetkikinde herhangi bir faal vergi kaydına rastlanılmadığı, gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığı, yine ticaret sicil gazetesinde yapılan kontrollerde davacının herhangi bir ilan ya da kaydının bulunmadığı bu nedenle tacir olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır.-Her ne kadar görevsizlik kararı verilen Mahkeme kararının gerekçesinde her iki tarafın da tacir olup dava konusu ticari işletmeleriyle de ilgili olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmiş ise de mahkeme kararının gerekçesinde davacının sözleşme ve iddiaları yönünden belirlediği iş bedeli nazara alınarak görevsizlik kararı verildiği, davacının yalnızca "2016-2020 yılında sınırın çok üstünde bedelle bir kısım eser yapımı işini üstlenmesinin" davacının tacir olarak kabul edilmesine yeterli olmadığı, davacının herhangi bir vergi kaydı ya da tacir kaydının bulunmadığı görülmektedir.-Yukarıda da ayrıntılarına yer verildiği üzere bir davanın ticari dava sayılması için mutlak ticari davalardan olması ya da tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması gerekmektedir.-Dava konusu uyuşmazlıkta davacının tacir kaydının bulunmadığı, yalnızca davalı tarafın tacir olmasının işbu davayı mutlak ticari dava haline getirmeyeceği sabittir.-Buna göre dava konusu uyuşmazlık mutlak veya nisbi ticari dava niteliğinde olmadığından, uyuşmazlık Mahkememizin görev alanına girmemektedir. Uyuşmazlığın ticari dava olmaması nedeniyle genel görevli mahkeme olan Asliye Hukuk Mahkemesi bu davanın yargılamasını yapmakta görevli olduğundan, HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddi ile karşı görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,2-Davaya bakmaya Bakırköy 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğunun tespitine,3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı karşı görevsizlik mahiyetinde olup, verilen kararın taraflarıca yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, masrafların davacı yanca karşılanmasına,4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır