Marka hükümsüzlüğü davasında, davacının "..." ve davalının "..." markaları arasında karıştırılma ihtimali tespit edilerek davalı markasının belirli emtialar için kısmen hükümsüzlüğüne hükmedilen kararın temyiz incelemesi.
Özet: Yapıştırıcı sektöründe faaliyet gösteren davacının "..." markası ile geri dönüşüm alanında faaliyet gösteren davalı firmanın "... " markası arasındaki benzerlik iddiasıyla açılan hükümsüzlük davasında, mahkeme, her iki markadaki ... ibaresinin aynı olmasından ve ortalama tüketicinin davalının markasını davacıya ait bir seri veya bağlantılı bir ürün olarak algılama ihtimalinden yola çıkarak, özellikle boyalar, vernikler ve reçineler gibi bağlantılı emtialar için karıştırılma ihtimali bulunduğuna hükmetmiş; davacının markasının tanınmışlığı ve davalının kötüniyetli tescili iddialarını reddederek, davalının markasının belirli emtialar için kısmen hükümsüzlüğüne karar vermiştir, istinaf kanun yolu başvurusu ise esastan reddedilmiştir.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ███████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; başlıca iştigal alanının “yapıştırıcı” ticareti olan davacının, sektörde “...” markası ile tanındığını, müvekkili şirketin WIPO nezdinde tescilli markaları bulunduğunu, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2011/..., 2015/..., 2015/ ..., ... numaralı tescilli tasarımlarının mevcut olduğunu, davacıya ait 2016/... tescil no.lu “...” ibareli markanın tanınmış bir marka haline geldiğini, davacının söz konusu marka üzerinde öncelik ve üstün hak sahipliği bulunduğunu, davalı şirkete ait 2017/... tescil no.lu “...” esas unsurlu marka tescilinin kötüniyetle gerçekleştirildiğini, tüketicinin söz konusu markayı davacı şirkete ait bir marka olarak düşünebileceği gibi davacı firma ile davalı şirket arasında ekonomik bir bağ bulunduğu izlenimine de kapılabileceğini, davalının, davacının toplum nezdindeki bilinirliğinden faydalanmaya çalıştığını ileri sürerek davalıya ait 2017/... tescil no.lu ".." ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin ömrünü tamamlamış lastik geri dönüşüm ve enerji üretim alanında faaliyet gösterdiğini, davacı ile faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, davalıya ait tesiste karbon karası üretildiği için müvekkili tarafından İngilizce’de “...” anlamına gelen “...” kelimesinin kullanıldığını, davalı şirkete ait markada geçen “...” ibaresinin ise, Türkçe karşılığının “...” olduğunu, davalı şirkete ait markada siyah tay şeklinde bir unsura yer verildiğini, davacıya ait markada herhangi bir şekil unsuru bulunmadığını, davalı ait markanın tescili sırasında davacının herhangi bir itiraz yoluna başvurmadığını, davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacıya ait “...” markasının tescilinden yaklaşık bir asır önce bu markanın Amerika menşeili bir silah firması tarafından kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı adına tescilli dava konusu ... numaralı "...." markasının içinde yer alan "..." ibaresinin davacının ... numaralı "..." ibareli markası ile aynı olduğu, davalının markasında yer alan "...." ibaresinin İngilizcede siyah anlamına, "..." ibaresinin ise "..." anlamına geldiğinin markaların hitap ettikleri ortalama tüketici tarafından bilinemeyeceği, kaldı ki bilinse bile her iki markayı gören tüketicilerin davalıya ait "... " markasının davacıya ait "..." markasının serisi şeklinde algılanabileceği, her iki marka arasında bağlantı kurulabileceği, davacının markasının tescilli olduğu 2. sınıftaki "boyalar, vernikler, laklar, pas önleyiciler, ahşabı koruyucu maddeler, boyalar için bağlayıcı ve inceltici maddeler, boya pigmentleri, metali koruyucu maddeler, matbaa boyaları ve mürekkepleri, tonerler (dolu halde toner dahil), besin maddelerini, ispençiyari ürünleri ve içecekleri boyamaya mahsus maddeler, işlenmemiş doğal reçineler, boyacılar, dekoratörler, matbaacılar ve sanatçılar için metal levhalar ve toz halde metaller" emtiası ile bağlantılı olan davalının ... numaralı “... ” markasının 1. sınıfta tescilli oluğu “işlenmemiş suni reçineler” ve 17. sınıfta tescilli olduğu “yalıtım amaçlı boyalar” emtiası için markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu emtia için 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca hükümsüzlük koşulunun gerçekleştiği, davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı, davalının markasının tescil tarihinden dava tarihine kadar 5 yıllık süre geçmemiş olmakla, davacı yönünden sessiz kalma nedeniyle hak kaybının mevcut olmadığı, kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davalıya ait ... numaralı "... L" markasının 01. sınıfta tescilli olduğu "işlenmemiş suni reçineler" ve 17. sınıfta tescilli olduğu "yalıtım amaçlı boyalar" için SMK'nın 25. maddesi ile 6/1 hükmü uyarınca kısmen hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF...." markasının içinde yer alan "..." ibaresinin davacının ... numaralı "..." ibareli markası ile aynı olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre; davacının markasının tescilli olduğu 2. sınıftaki emtiası ile bağlantılı olan davalının ... numaralı “... ” markasının 1. sınıfta tescilli oluğu “işlenmemiş suni reçineler” ve 17. sınıfta tescilli olduğu “yalıtım amaçlı boyalar” emtiası için markaların karıştırılma ihtimali bulunduğu, bu emtia için hükümsüzlük koşulunun gerçekleştiği, davacının markasının tanınmış marka olduğunun kanıtlanamadığı, bilirkişi raporunun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı markasının kötüniyetle tescil edildiğinin ispat edilemediği, bu nedenle davalı markasının tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilemeyeceği, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü, dava ve cevaba cevap dilekçesinde yer almayan davanın tarafı olmayan davacı şirket ortağına ait markaların işbu davada uyuşmalık konusu olmadığı gerekçesi ile başvuruların esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 16.10.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!