Danıştay 5. Daire, kamu görevinden çıkarılma iptal davalarında FETÖ/PDY ile irtibat/iltisak değerlendirmesinde idari yargının ceza yargılamasından bağımsız ve gerekçeli karar vermesi gerektiğini vurgulamıştır.
Özet: Kamu görevinden çıkarılma işlemlerinin iptali davalarında Danıştay, Anayasa Mahkemesinin "üyelik" ibaresini iptal etmesi nedeniyle idari yargı mercilerinin, kişilerin terör örgütleriyle olan "irtibat ve iltisakını" davalı idarenin tespitleri ile ceza soruşturması/yargılamasında elde edilen tüm maddi delilleri birlikte değerlendirerek ayrıntılı ve gerekçeli bir şekilde irdelemesi gerektiğini, ceza mahkemelerindeki kararların bu idari değerlendirmeye engel teşkil etmeyeceğini, ancak davacının etkin pişmanlıktan yararlanarak samimi ikrarda bulunmasının işlemin dayanağı olan çekişmeli olguyu ortadan kaldırabileceğini belirtmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No
: ██████████
Karar No
: ██████████
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı)
:...
Vekili
: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı)
: ... Bakanlığı / ...
Vekili
: Av. ...
İstemin Özeti
: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin B fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih .../... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatı veya iltisakının bulunmadığı, █████ Aralık süreci öncesinde bir kişinin örgüte ait evlerde kalmış olması örgüt üyesi olduğu anlamına gelmeyeceği, 2014 yılında yapı ile irtibatını tamamen kestiği, örgütün varlığı ve amaçları doğrultusundaki faaliyetlerinden haberdar olmadığı, FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat noktasında dikkate alınan kriterlerin kendisinde bulunmadığı, örgütle tanışmasının ekonomik ve dini duygular nedeniyle olduğu, bu tarihlerde yapının terör örgütü olduğunun bilinmediği, masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti
: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi
: ...
Düşüncesi
: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Bununla birlikte, kamu görevinden çıkarılma gerekçelerinden olan "üyelik" unsuru, ceza kanunları ile tanımlanmış bir suç olduğundan idari yargı mercilerinin bu yönde bir inceleme yapmaları ve tespitte bulunmaları mümkün değildir. Nitekim, Anayasa Mahkemesinin █████/2022 tarihli ve E:████████, K:███████ sayılı kararıyla, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameye eklenen geçici 35. maddesinin B fıkrasında yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle, idari yargı yerlerince terör örgütleri ile iltisak ve irtibat noktasında değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda; ilgili hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan verilen takipsizlik ya da beraat kararı ilgilinin FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına hukuki engel oluşturmayacağı gibi, ilgili hakkında örgüt üyeliğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, hapis cezasının ertelenmesi kararı ya da kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunması da anılan mahkumiyetin gerekçesi olan maddi tespitlere yönelik olarak ilgili hakkında irtibat ve iltisak kavramları yönünden idari yargı yerlerince ayrıca bir irdeleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmayacaktır. Şüphesiz terör örgütüne üyelik suçundan kesinleşmiş mahkumiyet kararının bulunması irtibat ve iltisak değerlendirmesi yönünden önemli bir veri olmakla birlikte, dava konusu işlemin irtibat ve iltisak sebebine dayanması nedeniyle, idari yargı yerlerince işlemin sebep unsuru yönünden ayrıca değerlendirme yapılması ve kararda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi zorunludur. Mahkemelerce gerekçeli karar verilmesi ile dosyadaki mevcut delillerin, yargılamada yapılan değerlendirmedeki hukuki gerekçelerin taraflarca öğrenilmesi sağlanmaktadır. Kararın gerekçeli olması ilgililerin karara karşı kanun yoluna başvurması ve bu başvurulardaki iddialarını oluşturması açısından da önem arz etmektedir. Bu sebeple, mahkeme kararının gerekçesiz olmasının bir bozma sebebi olacağı açıktır. Ancak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan eylemlerin aynı zamanda suç teşkil ettiği durumlarda, davacı hakkında yapılan ceza yargılaması sırasında davacının etkin pişmanlıktan faydalanarak samimi ikrarda bulunması işlemin tesisinde belirleyici olan olgularla ilgili çekişmeli durumu ortadan kaldırmaktadır.
Sonuç itibarıyla; kanun hükmünde kararnamenin verdiği yetkiye dayanılarak kamu görevinden çıkarılan kişiler tarafından anılan çıkarma işlemlerinin iptali istemiyle açılan davalarda, idari yargı mercilerince; kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisakının bulunup bulunmadığı hususunun, davalı idarelerce dosyaya sunulan tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve/veya yargılamasında elde edilen maddi delillerin birlikte dikkate alınması suretiyle irdelenmesi ve kararlarda bu değerlendirmeye ilişkin gerekçeye yer verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin ceza yargılaması neticesinde sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anılan İdare ve Bölge İdare Mahkemesi kararları, yukarıda yer verilen tespitler ışığında değerlendirildiğinde; İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, resen araştırma ilkesi uyarınca herhangi bir araştırma yapılmadığı gibi davalı idare tarafından bakılan bu dosyaya sunulan bilgi, belge ve tespitler ile davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması ve yargılamasında elde edilen maddi deliller değerlendirilmeksizin karar verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi de masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Öte yandan, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılandığı ve etkin pişmanlıktan yararlandığı ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda, "...Sanık ... hakkında tanıklardan B.C.A'nın sanığın örgüt evlerinde kaldığına, mahrem işlerle uğraştığına, memur kazandırma KPSS evlerine gittiğine, gelir uzman yardımcısı olduğuna, memur olduktan sonra bu yapının faaliyetlerine çok gelip gitmediğine dair söylentiler duyduğuna dair beyanları, Tanık Y.B' nın soruşturma aşamasında, sanığın örgüt evlerinde Ev Abiliği yaptığı, Lise, Genel Lise Abiliği, ... Anadolu Öğretmen Lisesinin sorumluluğunu yaptığı, 2012 yılında okulu bitirdikten sonra örgütün KPSS çalışma evlerine Ankara'ya gittiğine dair beyanda bulunduğu, kovuşturma aşamasında talimatla alınan ifadesinde, sanığın evlerde kaldığını örgütsel görev aldığını duymadığını ve görmediğini beyan etmişse de, kolluk tarafından müdafii huzurunda alınan beyanına itibar edilmesi gerektiği, Sanığın etkin pişmanlık kapsamındaki ifadelerinde; 2008-2012 yılları arasında bu yapının evlerinde kaldığını, Ev Abiliği, Lise Abiliği yaptığını kabul ettiği, 2012 yılında okulunu bitirdikten sonra bu yapının Ankara'daki evlerinde kpss'ye hazırlandığını, herhangi bir şekilde soru almadığını kendi çabasıyla sınavı kazandığı, 2014 yılı mayıs ayında Gelir Uzmanı olarak İstanbul Vergi Dairesinde çalıştığını, 2014 yılından sonra bu yapıdan ayrıldığını beyan ettiği, HTS kayıtlarında görünen O.D isimli şahsın sanığın örgüt içerisinde bulunduğu dönemde sanığın kaldığı evin sorumlusu olduğu, bu şahısla irtibatını 2016 yılı Eylül ayına kadar kadar devam ettirdiğinin görüldüğü, her ne kadar sanık 2014 yılında bu yapıdan ayrıldığını beyan etmişse de, sanığın 2008 -2014 yılları arasında bu yapının içerisinde yer aldığı, bu süre içerisinde bu yapının evlerinde sadece barınma ihtiyacını karşılamadığı, örgüt içerisinde kaldığı dönemde Ev Abiliği, Lise Abiliği, Genel Lise Abiliği, ... Anadolu Öğretmen Lisesinin Mesüllüğü yaparak örgütsel görevler aldığı, 2012 yılında okulu bitirdikten sonra bu yapıdan ayrılmayarak Ankara'da örgütün KPSS çalışma evlerine giderek burada sınavlara hazırlandığı ve bunun neticesinde 2014 yılı mayıs ayında Gelir Uzmanı olarak göreve başladığı, hts kayıtları ile de sabit olduğu üzere 2014 yılından sonra da örgüt üyeleri ile irtibatını devam ettirmiş olması da dikkate alındığında sanığın örgüttün ayrıldığına ilişkin savunmasına itibar edilmeyerek sanığın örgüt üyeliği için aranan süreklilik, yoğunluk ve çeşitlilik gösteren faaliyetlerinin bulunduğu,...Sanık her ne kadar 2014 yılında bu yapıdan ayrıldığını beyan etmişse de, aşamalarda etkin pişmanlık kapsamında ifade verdiği, teşhislerde bulunduğu, kolluk tarafından gönderilen 14.11.2019 tarihli etkin pişmanlık cevap yazısında, sanığın kendisinden sorumlu mahrem imam hakkında bilgi verdiği, 8 kişiyi teşhis ettiği, verdiği bilgilerin kişileri ve olayları aydınlatmaktan ziyade örgüt içerisindeki faaliyetlerini destekler nitelikte olduğu, verdiği bilgilerin faydalı olmadığı değerlendirilmişsede; sanığın örgüt içerisinde bulunduğu döneme ilişkin samimi şekilde örgütün yapısı ve faaliyeti hakkında beyanlarda bulunduğu, örgüt içerisinde bildiği örgüt mensupları hakkında teşhis işlemi yaptığı, Lise sorumlusu olarak görev yaptığı dönemde kendisinin bağlı bulunduğu Genel Lise Sorumlusu olan M.S.K ile mahkeme huzurunda yüzleştirme yapılarak samimi bir şekilde bu şahsı teşhiş ettiği..." yönünde tespitlerin bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, her ne kadar İdare ve Bölge İdare Mahkemesince, davacı hakkında bakılan bu dosya kapsamındaki bilgi, belge ve tespitler ile ceza soruşturması/yargılaması kapsamındaki maddi deliller değerlendirilmeksizin, salt ceza yargılaması sonucunda silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olduğu, etkin pişmanlıktan faydalanarak hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği gerekçesine dayalı olarak davanın reddi yönünde kurulan hüküm hukuka aykırı ise de, ceza yargılamasında etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisi kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğundan ve buna bağlı olarak dava konusu işlemin sebep unsurunu oluşturan maddi olgulara ilişkin çekişmeli durum ortadan kalktığından, söz konusu hukuka aykırılık kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiş ve davacının ceza yargılamasında elde edilen deliller ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının anılan örgüt ile irtibat ve iltisakı bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!