Fuar markaları arasında iltibas ve kötüniyet iddialarıyla açılan tescilli marka tecavüzü davası, slogan unsurunun asli olmaması gerekçesiyle reddedildi.
Özet: Davacı, 2014 yılından beri kullandığı ve tescilli "... yöresel ürünler fuarı..." markasına benzer şekilde davalı tarafından tescil ettirilen "...? ... fuarcılık+şekil" ibareli marka başvurusunun iltibasa yol açtığı, kötüniyetli olduğu ve haksız rekabete neden olduğu iddiasıyla marka tescilinin iptalini talep etmişse de, ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, "...?" ibaresinin slogan niteliğinde olup markanın esaslı unsuru olmadığını, markalardaki esaslı unsurların farklı olduğunu ve ortalama tüketiciler nezdinde görsel, sesçil ve anlamsal olarak karıştırılma ihtimali bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas, ████████ KararHÜKÜM
: Davanın reddiİLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:KARARI. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2014 yılından beri “... Yöresel Ürünler Fuarı, ...” adıyla yöresel lezzetler ve bu lezzetlerin bir araya gelerek fuar düzenlenmesi hizmetleri alanında faaliyet gösterdiğini, “... ...” markasını 2014 yılında 2014/.... tescil no ile 41. ve 35. sınıflarda tescil ettirdiğini, davalının, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin sektörde yıllardır emek harcayarak tanınmış hale getirdiği “...” sloganlı markasından haksız olarak faydalanmak için müvekkili markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ... nolu “...? ... Fuarcılık+Şekil” ibareli marka başvurusunda bulunarak tescil ettirdiğini, işbu marka başvuruna karşı taraflarınca Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ E. sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açıldığını, davalı adına 2017/... tescil no ile tescilli marka mevcut iken, dava konusu ... numaralı marka başvurusunda bulunduğunu, tüm bu başvuruların davalının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, müvekkilinin işbu markayı 2014 yılından beri kullanmak suretiyle marka üzerinde geçmişe dayalı kullanımından kaynaklı üstün hak sahibi olduğunu, müvekkilinin tescilli markaları ile, itiraza konu marka başvurusunun ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu ve seri marka izlenimi yaratacağını, yapılan fiillerin haksız rekabete neden olduğunu, davalının, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin ilgili sektörde ve faaliyet gösterdiği bölgede tanınmış marka olduğunu, “...” ile “...” ibaresinin iltibasa sebebiyet vereceğini, taraf markalarında geçen “...” ...” ibarelerinin aynı anlamlara geldiğini, dava konusu markanın müvekkili markası olduğu veya şubesi ya da seri markası olduğu yanılgısına düşebileceğini, davalının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek davaya Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin markasının kendine özgü olduğunu, iltibas yaratmadığını, müvekkili tarafından tescil talebinde bulunulan marka ile davacının mesnet markası arasında benzerlik bulunmadığını, davacı tarafın tescil ettirdiği markanın “... ” olduğunu “...” ibaresinin ise slogan ibare olduğunu, "...", sloganının günlük hayatta sürekli kullanılan bir soru cümlesi olduğunu, davacı markasının esas unsurunun ... olduğunu, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tarafların hitap etmiş oldukları kesimlerin birbirinden farklı olduğunu, müvekkilinin kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka başvurusu kapsamında da yer aldığı görülen 35.01-04 alt grupları ile 03, 05, 08, 11, 13, 14, 15, 16, 18, 21, 22, 23, 24, 25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34. Sınıflardaki malların satışına ilişkin █████ alt grubunda ve 41. sınıfta yer alan hizmetlerin tamamının, davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında da yer aldığı, taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer hizmetleri kapsadıkları, “...?” kelimesinin slogan niteliğinde kullanılan bir ibare olup kavramsal niteliği itibarıyla marka olarak algılanması mümkün olmayan bir yardımcı unsur olarak yer aldığı, markadaki esaslı unsurun “... ” ibaresi olduğu, davacının markasının incelenmesinde de; “...” ibaresinin bir etkinlik adı olarak kullanıldığı, “...” kelimesinin de slogan niteliğinde kullanıldığı, markadaki esaslı unsurun “...” ibaresi olduğu, başvuru konusu marka ile davalı ... arasında herhangi bir karıştırılma ihtimalinin doğmayacağı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu marka başvurusu ile itiraza mesnet marka arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunmadığı,“...?” kelimesinin slogan niteliğinde kullanıldığı, marka olarak algılanmasının mümkün olmayacağı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışındaki istinaf itirazlarının esas yönünden reddinin gerektiği, davacı tarafça, diğer iddiaların yanında, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğu da ileri sürülmüş olup, bu hususlarda İlk Derece Mahkemesince olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılmadığı, davacı vekilince de İlk Derece Mahkemesince değerlendirilmeyen kötüniyetin istinaf sebebi olarak ileri sürüldüğü, davacı markası ile dava konusu marka arasında iltibas bulunmadığı gibi bunun dışında, davalı markasının tescilinin kötüniyetli olduğuna dair başkaca bir hususun iddia ve ispat edilemediği, sırf marka başvurusunda bulunmanın kötüniyeti göstermeyeceği, davacının kötüniyet iddiasının yerinde olmadığı, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun, İlk Derece Mahkemesi hükmünün gerekçesine ilişkin olarak yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.V. TEMYİZA. Dava ve Hukuki NitelendirmeDava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeDavacı; 2014/... tescil numaralı “... ” markasının bulunduğunu, davalının “...” sloganlı markasından haksız olarak faydalanmak için müvekkili markası ile aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olan ... nolu “...? ... Fuarcılık+Şekil” ibareli markayı tescil ettirdiğini, zikredilen markaya karşı taraflarınca Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ E. sayılı dosyası ile hükümsüzlük davası açıldığını, davalı adına 2017/... tescil no ile tescilli marka mevcut iken, dava konusu ... numaralı "...? ... Fuarcılık +Şekil" marka başvurusunda bulunduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu belirterek marka başvurusuna itirazın reddine ilişkin YİDK kararının iptalini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da, taraf markaları arasında görsel ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacı markasında yer alan "..." ibaresi ile davalı şirketin marka başvurusunda bulunan "..." ibaresi arasında iltibas ihtimali olduğu, "oraların" yerine "memleketin" kelimesinin getirilmesinin markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmediği anlaşılmaktadır. Nitekim dava dilekçesinde değinilen Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████████ E. sayılı dosyasında da davalının 2017/... tescil nolu markasının davacı markası ile benzer olduğu belirlenmiş olup, işbu karar Dairemizin 21.05.2025 tarih, E. █████████, K. █████████ sayılı ilamı ile onanmıştır. Ayrıca Bölge Adliye Mahkemesince davalının kötüniyetli olmadığı belirtilmişse de, davalı tarafından "Memleketin" ibaresi "Oraların" şeklinde değiştirilerek yeniden marka başvurusu yapılmasının da kötüniyetli marka başvurusu olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. O halde açıklanan nedenlerle, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemelerince taraf markaları arasında iltibasa neden olacak derecede benzerlik bulunduğu ve davalının kötüniyetli olduğu hususları dikkate alınmaksızın yanılgılı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/2 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,16.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.