Belediyede çalışan işçinin maaş, ikramiye ve fazla çalışma alacakları davasında, imzalı bordroların veya ihtirazi kayıtsız banka ödemelerinin fazla mesai ispatında yazılı delil gerekliliğini ortaya koyan Yargıtay kararı.
Özet: Davacının eksik ödenen maaş, ikramiye, ilave tediye, sosyal yardım, fazla çalışma, yıllık izin ve genel tatil ücreti alacakları talebiyle açtığı davada, yerel mahkemenin bu alacakların çoğunu kabul etmesinin ardından Yargıtay, özellikle fazla çalışma ücreti alacağı yönünden, imzalı ücret bordrolarının sahteliği ispat edilmediği sürece kesin delil niteliğinde olduğunu, işçinin ihtirazi kayıt koymaması veya bordronun imzalı olmaması durumunda dahi banka ödemeleri varsa, bordroda görünenden daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlama yükümlülüğünü vurgulayarak, ispat yükü ve delil değerlendirme prensiplerine ilişkin esasları belirlemiştir.

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA
:Davacı, maaş, ikramiye, ilave tediye, sosyal yardım, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti ile resmi tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Yerel mahkeme, isteği hüküm altına almıştır.Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:Y A R G I T A Y K A R A R IA) Davacı İsteminin Özeti
:Davacı, davalı Belediye’ de kadrolu işçi olarak çalıştığını ve ...Sendikası üyesi olduğunu, uzun süreden beri maaşların tam olarak ödenmediğini, █████/2008 tarihli protokol ile tüm işçilerin maaşlarının net 1.140,00 TL olarak kararlaştırıldığını, toplu iş sözleşmelerinde düzenlenen ikramiyelerinin, 6772 sayılı yasa gereğince her yıl için ödenmesi gereken 52 günlük ilave tediyelerin ödenmediğini, 2003-2009 yılları arasında ödenmesi gereken giyim yardımı, evlenme, çocuk, doğum vs. sosyal yardımlarının ödenmediğini, 07.00 en erken 18.00 saatleri arasında haftanın 7 günü tüm bayramlar dahil çalıştığı halde fazla mesai, hafta sonu alacağı, genel tatil alacaklarının ödenmediğini, yıllık izinlerinin kullandırılmadığını ileri sürerek adı geçen işçilik alacaklarının davalıdan tahsilini istemiştir.B) Davalı Cevabının Özeti
:Davalı, Belediyenin imkanlarının yetersizliği nedeniyle davacının bir kısım haklarında gecikme olduğunu ancak daha sonra bunların telafi edildiğini, █████/2008 tarihli protokolün 5747 sayılı yasanın 2/5. Maddesi gereğince İl Özel İdaresinin onayına tabi olduğunu ve bu onay alınamadığı için protokolün yürürlüğe girmediğini ve bu durumun █████/2008 tarihli yazı ile sendikaya bildirildiğini, davacı ve diğer işçilerle yapılan sözlü anlaşma gereğince ikramiye ve giyim yardımı gibi sosyal yardımların çıkış sürelerinin kısa tutulması suretiyle ödendiğini, resmi daire olan davalı işyerinde mesai saatlerinin 08.00-12.00, 13.00-17.00 ve cumartesi günü 09.00-12.00 saatleri arasında olduğunu, bu şekilde haftada 43 saat çalışma yapıldığını ve fazla çalışmasının bulunmadığını, çok nadiren ayda 1-2 defa akşamları 1 saat tamamlama işi nedeniyle çalışma yapıldığını, fazla çalışma yapan işçilere encümen kararı ile fazla maaş ve yevmiye ile denkleştirilme yapıldığını, haftanın 7 günü çalışma yapılmadığını, resmi tatillerde ve dini bayramlarda belediyenin kapalı olduğunu, nadiren 1 kişinin nöbetçi olarak bırakıldığını ve 18 işçi çalıştığı için nöbetin yılda 1 defa tutulduğunu davanın reddi gerektiğini savunmuştur.C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti
:Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak ikramiye, ilave tediye, sosyal yardım, fazla çalışma, ulusal bayram genel tatil alacaklarının kabulüne fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.D) Temyiz
:Kararı davalı temyiz etmiştir.E) Gerekçe
:1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.2. Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur. .Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür.Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği kabul edilmelidir.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir.Ancak, fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir.Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir.Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, ihtirazi kayıt ileri sürülmemesi, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.İşyerinde üst düzey yönetici konumda çalışan işçi, görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda, ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz.Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir başka yönetici ya da şirket ortağı bulunması halinde, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden, yasal sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti talep hakkı doğar.O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir.İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir.Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır.İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.İş sözleşmelerinde fazla çalışma ücretinin aylık ücrete dahil olduğu yönünde kurallara sınırlı olarak değer verilmelidir.Dairemiz, yıllık ikiyüzyetmiş saatle sınırlı olarak söz konusu hükümlerin geçerli olduğunu kabul etmektedir.Günlük çalışma süresinin onbir saati aşamayacağı Kanunda emredici şekilde düzenlendiğine göre, bu süreyi aşan çalışmaların denkleştirmeye tabi tutulamayacağı, zamlı ücret ödemesi veya serbest zaman kullanımının söz konusu olacağı kabul edilmelidir.Yine işçilerin gece çalışmaları günde yedibuçuk saati geçemez (İş Kanunu, Md. 69/3). Bu durum günlük çalışmanın, dolayısıyla fazla çalışmanın sınırını oluşturur.Gece çalışmaları yönünden, haftalık kırkbeş saat olan yasal çalışma sınırı aşılmamış olsa da günde yedibuçuk saati aşan çalışmalar için fazla çalışma ücreti ödenmelidir. Dairemizin kararları da bu yöndedir (Yargıtay 9.HD. 23.6.20 09... /40862 E, ██████████ K).Fazla çalışma yönünden diğer bir yasal sınırlama da, İş Kanununun 41 inci maddesindeki, fazla çalışma süresinin toplamının bir yılda ikiyüzyetmiş saatten fazla olamayacağı şeklindeki hükümdür.Ancak bu sınırlamaya rağmen işçinin daha fazla çalıştırılması halinde, bu çalışmalarının karşılığı olan fazla mesai ücretinin de ödenmesi gerektiği açıktır. Yasadaki sınırlama esasen işçiyi korumaya yöneliktir (Yargıtay 9.HD. 18.11.20 08... /32717 E, ██████████ K.).Fazla çalışmanın belirlenmesinde, 4857 sayılı Yasanın 68 inci maddesi uyarınca ara dinlenme sürelerinin de dikkate alınması gerekir.Fazla çalışmaların uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Yargıtay’ca son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır (Yargıtay 9.HD. 11.2.20 10... /17722 E, █████████ K; Yargıtay, 9.HD. 18.7.20 08... /25857 E, ██████████ K.). Ancak fazla çalışmanın tanık anlatımları yerine yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir.Dairemiz önceki kararlarında fazla çalışma ücretlerinden yapılan indirim, kabul edilen fazla çalışma süresinden indirim olmakla, davalı tarafın kendisini avukatla temsil ettirmesi durumunda reddedilen kısım için davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği kabul edilmekteydi (Yargıtay 9.HD. 11.02.20 10... /17722 E, █████████ K.). Ancak, işçinin davasını açtığı veya ıslah yoluyla dava konusu arttırdığı aşamada, mahkemece ne miktarda indirim yapılacağı işçi tarafından bilinemeyeceğinden, Dairemizce 2011 yılı itibarıyla maktu ve nispi vekâlet ücretlerinin yüksek oluşu da dikkate alınarak konunun yeniden ve etraflıca değerlendirilmesine gidilmiş, bu tür indirimden kaynaklanan ret sebebiyle davalı yararına avukatlık ücretine karar verilmesinin adaletsizliğe yol açtığı sonucuna varılmıştır. Özellikle seri davalarda indirim sebebiyle kısmen reddine karar verilen az bir miktar için dahi her bir dosyada zaman zaman işçinin alacak miktarını da aşan maktu avukatlık ücretleri ödetilmesi durumu ortaya çıkmaktadır. Yine daha önceki kararlarımızda, yukarıda değinildiği üzere fazla çalışma alacağından yapılan indirim sebebiyle ret vekâlet ücretine hükmedilmekle birlikte, Borçlar Kanununun 161/son, 325/son, 43... üncü maddelerine göre, yine 5953 sayılı Yasada öngörülen yüzde beş fazla ödemelerden yapılan indirim sebebiyle reddine karar verilen miktar için avukatlık ücretine hükmedilmemekteydi. Bu durum uygulamada hakkaniyete aykırı sonuçlara neden olduğundan ve konuyla ilgili olarak Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde de herhangi bir kurala yer verilmediğinden, Dairemizce eski görüşümüzden dönülmüş ve fazla çalışma alacağından yapılan indirim nedeniyle reddine karar verilen miktar bakımından, kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına avukatlık ücretine hükmedilemeyeceği kabul edilmiştir.Somut olayda hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacı taraf tanık beyanları esas alınmak suretiyle davacının haftada 9 saat fazla çalışma yaptığı, kabul edilerek hesaplama yapılmıştır.Davalı mesai takip çizelgelerinin dikkate alınması gerektiğini çizelgelere göre hafta sonları çalışma yapılmadığının görüleceğini, ücret bordrolarında fazla çalışma, tatil ve hafta tatili sütunlarında tahakkuk bulunduğunu belirterek rapora itiraz etmiş ancak alınan ek raporda hafta sonu çalışmaları yönünden takip çizelgeleri dikkate alınmamış, bordroların bir kısmında tahakkuk bulunduğu belirtilmekle yetinilmiştir.Davalı Belediye’de su işlerinde sucu olarak çalıştığı dikkate alınıp aynı işi yapan başka işçilerin bulunup bulunmadığı da gözetilerek, mahallinde işveren kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yapılmak suretiyle davacının çalışma gün ve saatleri belirlenmelidir.Hükme dayanak alınan davacı tanıklarının işveren aleyhine aynı mahiyette dava açtıkları hususu da göz önünde bulundurulmak, bordrolarda tahakkuk bulunan aylar dışlanmak, varsa ödemeler dikkate alınmak suretiyle fazla çalışma alacağı için bilirkişiden yeniden bir rapor alınmalıdır. Davalının rapora karşı itirazları karşılanmadan yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi hatalıdır.3-Davalı Belediye vekili davacının 02.01.2008 tarihinden itibaren 5 gün rapor, 22.05.20 08... gün 13.10.20 08... gün, 03.09.20 07... gün olmak üzere izinli olup çalışmamasına rağmen bilirkişinin bu süreler içinde fazla çalışma ücreti hesapladığını belirterek rapora itiraz etmiştir. Bilirkişi ek raporunda bu sürelerin takdiri indirim yapılmak suretiyle hesap dışı kaldığını belirterek raporda bir değişiklik yapmamıştır.Mahallinde kayıtların incelenmesi sırasında davacının raporlu, yıllık izinli, ücretsiz izinli olduğu süreler tespit edilerek çalışmadığı süreler hesaplama dışında bırakılmalıdır. Takdiri indirimin bilirkişinin değil, mahkemenin yetki alanında olduğu hususu göz ardı edilmemelidir.4-Taraflar arasında davacı işçinin ulusal bayram ve genel tatillerde çalışma karşılığı ücretlere hak kazanıp kazanmadığı hususu da diğer bir ihtilaf konusudur.4857 sayılı İş Kanununun 47 nci maddesinde, Kanunun kapsamındaki işyerleri bakımından, ulusal bayram ve genel tatil günü olarak kabul edilen günlerde çalışma karşılığı olmaksızın o günün ücretinin ödeneceği, tatil yapılmayarak çalışıldığında ise, ayrıca çalışılan her gün için bir günlük ücretin ödenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.2429 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kanunun 2 nci maddesinde ise, resmi ve dini bayram günleriyle yılbaşı gününün genel tatil günleri olduğu açıklanmıştır.Buna göre; genel tatil günleri, 1 Ocak, 23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos günleri ile Arife günü saat 13.00’da başlanan üçbuçuk günlük Ramazan Bayramı ve Arife günü saat 13.00’de başlayan dörtbuçuk günlük Kurban Bayramı günlerinden oluşur.Ulusal bayram günü 28 Ekim saat 13.00 ten itibaren başlayan 29 Ekim günü de devam eden birbuçuk gündür. 2429 sayılı Yasanın, 5892 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesi uyarınca da 1 Mayıs genel tatil günüdür.İşçinin ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalışıp çalışmayacağı toplu iş sözleşmesi veya iş sözleşmesiyle kararlaştırabilirUlusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda yer alan bayram ve genel tatil ücreti ödemesinin yapıldığı varsayılır. Bordroda ilgili bölümünün boş olması ya da bordronun imza taşımaması halinde işçi, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını her türlü delille ispat edebilir.Ulusal bayram ve genel tatillerde çalışıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir.Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinlettikleri tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bununla birlikte, işyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.İmzalı ücret bordrolarından, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından daha fazla çalışıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir.Ancak, işçinin alacağının bordroda görünenden daha fazla olduğu yönünde bir ihtirazi kaydının bulunması halinde, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıt taşımaması durumunda dahi, işçinin bordroda yazılı olanın dışında ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının yapıldığını yazılı delille kanıtlaması imkân dahilindedir.Somut olayda davacı tanık beyanlarına itibar edilerek davacının tüm ulusal bayram genel tatil günlerinde çalıştığı kabul edilmek suretiyle hesaplama yapılarak istek hüküm altına alınmıştır.Davalı, işyerinin resmi bir kurum olması nedeniyle ulusal bayram-genel tatil günlerinde kapalı olduğunu, 18 işçi çalıştığını, nöbet usulü bazen bir işçinin nöbetçi kaldığını belirterek rapora itiraz etmiş, mesai takip çizelgelerini sunmuştur.Mahkemece mahallinde uzman bir bilirkişi marifetiyle işyeri kayıtları üzerinde inceleme yapılmak suretiyle davacının ulusal bayram genel tatil günlerinde çalışıp çalışmadığı hususu belirlenmelidir. İşveren aleyhine davası bulunan soyut tanık anlatımlarına itibar edilerek isteğin hüküm altına alınması hatalıdır.F) Sonuç
:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 24.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.