Nitelikli yağma davasında bölge adliye mahkemesinin kanuna aykırı, duruşmasız bozma kararı nedeniyle adil yargılanma hakkı ihlali.
Özet: Sanığın nitelikli yağma suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmün temyiz incelemesinde, Bölge Adliye Mahkemesinin daha önceki bir aşamada etkin pişmanlık hükümleri yönünden eksik kovuşturma gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını Ceza Muhakemesi Kanununda sınırlı olarak sayılan haller dışında, duruşma açmaksızın dosya üzerinden bozma kararı vermesinin hukuka aykırı olduğu ve bu durumun sanığın adil yargılanma hakkını ihlal ettiği, dolayısıyla söz konusu kararın usulen hatalı olduğu tespit edilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Gece vakti silahla yağmaHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaYapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceBursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-h, 168/3, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarının uygulanmasına karar verilmiştir.B. İstinafBursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 14.09.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince nitelikli yağma suçundan kurulan hükme yönelik sanık müdafinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafinin Temyiz İstemiMüşteki anlatımlarında çelişkiler bulunduğu, sanığın atılı suçu işlediğini gösterir somut delil bulunmadığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği, hükmün üst sınırdan verilmesinin hatalı olduğunu, takdiri indirim sebeplerinin uygulanmadığına ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSanık hakkında, nitelikli yağma suçundan yapılan yargılama sonucunda, Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.10.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-a-h, 168/3, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı kararında özetle "Mağdurun, sanığın kendisinden aldığı cüzdanı ve telefonu geri verdiğine ilişkin beyanları, yakalama tutanağına göre sanığın mağdura ait saati rızası ile teslim etmesi hususları gözetildiğinde, sanığın bu şekilde soruşturma aşamasında kısmi iadeyi sağladığının anlaşılması karşısında, mağdurdan sanık hakkında kısmi iade nedeniyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına muvafakat edip etmediği sorularak, muvafakat etmesi durumunda sanık hakkında TCK'nın 168/1-3 maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı yönünden bir değerlendirme yapılması yerine, eksik kovuşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1 maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince temyize konu mahkumiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla;5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı vermesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan İlk Derece Mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulamanın kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda ise "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(... [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesinin kararında 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması. ..........Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 06.01.2023 tarihli ve ████████ Esas, ███████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Bursa 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 23.05.2023 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesi, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2 maddesi uyarınca Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,22.09.2025 tarihinde karar verildi.