T.C. Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari alacak davası; inşaat malzemeleri satışından kaynaklanan ödenmeyen faturalar, davalı şahıs ve şirket arasındaki organik bağ iddiaları ve borca itirazları içermektedir.
Özet: Davacı, inşaat ve yapı malzemeleri tedarikinden kaynaklanan alacağının tahsili amacıyla, organik bağ olduğunu iddia ettiği iki davalı (şahıs ve şirket) aleyhine dava açarak, davalıların elektronik faturalara yasal sürede itiraz etmeyerek borcu kabul ettiğini, malların teslimine rağmen ödeme yapılmadığını belirtmiş ve toplam 799.502,3 TLlik alacağın şimdilik 100.000 TLsinin faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir; davalılar ise yetkisizlik, arabuluculuk şartının yerine getirilmemesi ve kısmi dava usulüne aykırılık itirazlarının yanı sıra, faturaların şirketle ilgisi olmadığını, şahıs adına kesilen faturalara konu malların bir kısmının iade edildiğini ve kalanının çekle ödendiğini ileri sürerek borçlu olmadıklarını savunmuştur.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkilinin başta inşaat ve yapı malzemeleri olmak üzere çeşitli sektörlerde ürünlerin üretimi, alımı, satışı, ithalat ve ihracatı işleriyle uğraşmakta olduğunu, davalı ..... 'un , davacı müvekkilin müşterisi olduğunu ve aynı zamanda diğer davalı ..... Yapı İnşaat Sanayi Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduğunu, davalılar arasında organik bağ bulunmakta olduğunu, zira davalı .....'un, gerek davacı müvekkiliyle gerekse de üçüncü kişilerle olan ticaretinde kimi zaman şahsı kimi zaman ise ortağı olduğu davalı şirket adına hareket etmekte olduğunu, davalı şahıs tarafından yapılan alımların kimi zaman davalı şirket defterlerine kaydedilmekte olduğunu, davalı asilin şahıs faturalarında "..... İnşaat" yazılı antet kullanılmakta olduğunu, ayrıca davalılar arasında aslında gerçek olmayan karşılıklı kesilmiş birçok faturanın mevcut olduğunu, huzurdaki davanın, organik ilişki nedeniyle her iki davalıya karşı açıldığını, davalılardan ......'un, davacı müvekkilinden Haziran 2022 yılında 4 ayrı siparişte bulunduğunu, davacı müvekkilinin aynı gün içerisinde verilen 4 ayrı sipariş için düzenlediği 4 ayrı faturayı elektronik fatura olarak düzenlediğini ve davalılara tebliğ ettiğini, faturayı tebliğ alan davalıların, faturaya karşı 8 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadıklarını ve kanun gereği fatura içeriğini kabul ettiklerini, davacı müvekkilinin üzerine düşen edimleri yerine getirerek sipariş edilen malları teslim ettiğini ve faturalarını düzenleyerek davalılara tebliğ etmiş olmasına rağmen davalılar tarafından faturalara ilişkin herhangi bir ödemede bulunulmadığını, bunun üzerine taraflarınca Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyası ile her iki davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını ve ödeme emri davalılara tebliğ edildiğini, davalıların ise borca itiraz dilekçelerinde, faturalara konu malzemelerin bir kısmının iade edildiğini bir kısmının bedelinin ise çek ile ödendiğini belirterek faturaya konu malların teslim alındığını ikrar ettiklerini ancak takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiklerini, yetkisizlik itirazı üzerine dosyanın Elazığ'a gönderildiğini, davalıların bu kez Elazığ İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrine karşı haksız ve kötü niyetli itirazlarını yinelediklerini belirterek, öncelikle ihtiyati haciz taleplerinin kabulü ile borçluların taşınır ve taşınmaz mallarına ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarına dava değeri tutarında ihtiyaten haciz konulmasına, davanın kabulü ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik, dava konusu ödenmeyen 29.06.2022 tarihli .... nolu 560.146,00 TL bedelli, 29.06.2022 tarihli ... nolu 75.722,30 TL bedelli, 29.06.2022 tarihli .... nolu 106.490,45 TL bedelli ve 29.06.2022 tarihli .... nolu 57.143,55 TL bedelli faturalar toplamı olan 799.502,3 TL asıl alacağın 100.000,00 TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek reoskont avans faizi ile birlikte davalılardan tahsil edilerek davacı müvekkile verilmesine, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ..... Yapı İnşaat Sanayi Ticaret Limited Şirketi ve .... vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı müvekkilerin adreslerinin Elazığ ili olduğunu, İstanbul mahkemelerinin yetkili olmadığını, Davaya konu alacak miktarı belirli olduğundan kısmi dava açılması mümkün olmayıp eksik harç nedeniyle usulden reddi gerektiğini, arabuluculuk şartının da yerine getirilmediğini, 4 adet faturaya dayanılarak açılan alacak davası haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkillerin dava konusu alacağın dayanağı olarak gösterilen 29.06.2022 tarihli-560.146,00 TL bedelli, 29.06.2022 tarihli-57.143,55 TL bedelli, 29.06.2022 tarihli-106.490,45 TL bedelli ve 29.06.2022 tarihli-75.722,30 TL bedelli faturalar dolayısıyla herhangi bir borcu olmadığını, dava dilekçesinin ekinde sunulan faturalardan da anlaşılacağı üzere faturalar müvekkil ..... adına düzenlendiğini, bu faturaların müvekkil şirket ..... Yapı İnşaat Sanayi Ticaret Ltd. Şti ile hiç bir ilgisi bulunmadığını, Müvekkil şirketin ayrı tüzel kişiliği bulunmadığını, dolayısıyla müvekkil şirketin takip alacaklısına hiç bir borcu bulunmadığını, davaya konu faturalar müvekkil ..... adına düzenlenmiş ise de, müvekkil bu faturalara konu malzemelerin bir kısmını iade etmiş olduğu, bir kısmının bedelini ise çek ile ödediğini, buna ilişkin iade faturaları ve çek ekte sunulduğunu, dolayısıyla müvekkil .....' un da davacıya hiç bir borcu bulunmadığını, iş bu sebeplerle öncelikle yetki itirazının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli Elazığ Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Davaya sunulan cevapların kabulü ile haksız ve hukuksuz davanın tüm talepleriyle birlikte reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Küçükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi .... Esas ve .... Karar sayılı ilamıyla; Davacı dava açarken Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla dava açtığını, Küçükçekmece yargı hudutları dahilinde Asliye Ticaret Mahkemesi kurulup faaliyete geçmemiş olup Küçükçekmece, Bakırköy Yargı sınırları içerisinde kaldığını, davanın geldiğinde Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesi gerekirken zuhulen esasa kaydı yapılarak usulü işlemlerin yerine getirildiği anlaşıl olduğunu, başkaca işlem yapılmadan davanın Asliye Ticaret Mahkemesi'ne açılmış olması nedeniyle görevsizlik kararı verilerek mahkememize gönderilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, sözleşmeden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; Davacı alacaklının BA-BS formları ve davalı .....'un defter kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davacı alacaklın 2022 yılında 4 adet satış faturası ile KDV dahil 799.502.30 TL tutar için, davalı ..... adına fatura düzenlediği , bu faturaların varlığı konusunda konusunda tarafların arasında ihtilaf olmadığı, ancak bu faturalara karşılık ..... tarafından düzenlenen 2 adet fiyat farkı ve 1 adet iade faturasının ( KDV dahil 403.943,99 TL tutarın) Davacı .... 'nca, BA formunda beyan edildiği ve bu faturaların, 8 günlük sürede davalı yana iade edildiğine dair bir belgenin , davacı yanca sunulmadığı göz önünde bulundurulduğunda ve tutar düşüldüğünde (799.502,30 — 403.943,99 )-395.558,31 TL bakıye borç kalmış olacağı, Davalı yanca davacıya verildiği iddia edilen ancak defterlerinde tespit edilemeyen ..... banka'sına ait, 30.11.2022 vadeli , ..... seri no.lu 215.000 TL tutarlı çekin .... tarafından tahsil olduğu bilgisinin ,13.09.2024 tarihli yazı ile dosyaya bildirilmiş olması sebebi ile bu tutarın da düşümü ile (395.558,31-215.000)5 180.558,31 TL bakıye borç kalacağı , hesap edildiği, ..... Bankası'na ait 19.11.2024 vadeli , ...... seri no.lu, 250.000 TL tutarlı çekin davalı yan defterlerinden davacıya verildiği tespit edilemediğinden ve akibeti de bilinmediğinden, hesaba dahil edilmediği, bu tutarın da davacı yanca tahsil edimiş olması durumunda bu tutarın da düşümü ile (180.558,31-250.000=(-) 69.441.69 TL fazla ödeme yapılmış olacağı şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen ek raporda özetle; Davacı alacaklın 2022 yılında 4 adet satış faturası ile KDV dahil 799.502,30TL tutar için, davalı ..... adına fatura düzenlediği , bu faturaların varlığı konusunda tarafların arasında ihtilaf olmadığı, ancak ancak izah edildiği üzere, bu faturalara karşılık .... tarafından düzenlenen 2 adet fiyat farkı ve 1 adet iade faturasının, KDV dahil 403.943.99 TL tutarın) 8 günlük yasal sürede davalı yana iade edilmediği /reddedilmediği , dolayısı ile davalı yanın kesmiş olduğu iade ve fiyat farkı faturalarının davacı yanca kabul edilmiş olduğunun kabulü gerekeceği bu tutar düşüldüğünde, (799.502,30-403.943,99 )5395.558,31 TL bakıye borç kalmış olacağı, ..... banka'sına ait , 30.11.2022 vadeli , ..... seri no.lu 215.000 TL tutarlı çekin ve .... Bankası'na ait 19.11.2024 vadeli , .... seri nolu, 250.000 TL tutarlı çeklerin ,davacı yanca tahsil edildiği, bu tutarın da düşümü ile (395.558.31 -215.000- 250.000)5 (-) 69.441.69 TL fazla ödeme yapılmış olacağı şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayda tarafların ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla tarafların ticari defterleri hükme esas alınmıştır.
HMK'nın MADDE 222. maddesinde;
"(1)Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3)İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4)Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5)Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır." denmektedir.
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; Mahkememizce tarafların ticari defterleri üzerinde yaptırılan inceleme sonucu alınan ek ve kök bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere davacının 2022 yılında 4 adet satış faturası ile KDV dahil 799.502.30 TL tutar için, davalı ..... adına fatura düzenlediği , bu faturaların varlığı konusunda konusunda tarafların arasında ihtilaf olmadığı, ancak bu faturalara karşılık ..... tarafından düzenlenen 2 adet fiyat farkı ve 1 adet iade faturasının ( KDV dahil 403.943,99 TL tutarın) davacı şirket tarafından BA formunda beyan edildiği ve bu faturaların, 8 günlük sürede davalı yana iade edildiğine dair bir belgenin , davacı yanca sunulmadığı davalı yanın kesmiş olduğu iade ve fiyat farkı faturalarının davacı yanca kabul edilmiş olduğu, dava dilekçesinde belirtilen çeklerin davacı tarafça tahsil edilmiş olduğu, davalının fazlaca ödeme yapmış olduğu ve davacının davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığı anlaşıldığından sunulan deliller mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; alacak iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40TL ilam harcından peşin alınan 1707,45 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.092,05 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00 TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine
Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar verildi. █████/2025
Katip ....
✍e-imzalıdır
Hakim .....
✍e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!