Toplu İş Sözleşmesinde belirtilen özel prosedürlere uyulmadan işyeri sendika baş temsilcisinin iş sözleşmesinin feshinin geçersiz olduğuna ve işe iadesi gerektiğine dair Yargıtay karşı oy kararı.
Özet: İşyeri sendika baş temsilcisinin, yemek saatlerini işverenden onay almadan değiştirmeye çalışması nedeniyle işverenin yönetim hakkına müdahale ettiği gerekçesiyle feshedilen iş sözleşmesinin geçersizliği ve işe iadesi talebiyle açtığı davada, yerel mahkeme, davacının eylemlerinin geçerli fesih nedeni oluşturduğu sonucuna vararak davanın reddine hükmetmiş; Yargıtay ise yerel mahkemenin, delillerin takdirinde ve kanuni gerekçelerinde bir isabetsizlik bulunmadığı kanaatiyle bu kararı onamıştır.
9. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ

DAVA
: Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, iki tarafın yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 09.05.2012 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Davacı vekilince verilen dilekçe ile davalı işyerinde çalışan ve iş yeri sendika baş temsilcisi olarak görev yapan davacının iş sözleşmesinin, davalı işverence haksız olarak sona erdirildiği ileri sürülerek feshin haksız ve geçersiz olduğunun tespitine, davacının işe iadesine ve iş güvencesi tazminatlarının hüküm altına alınmasına karar verilmesini talep ve dava edilmiştir.
Davalı işveren vekilince verilen cevap dilekçesinde; işyerinde sendika baş temsilcisi olarak görev yapan davacının TİS hükümlerine aykırı olarak işverenin yönetim hakkına müdahale niteliğindeki eylemleri nedeniyle ve İş Kanunun 25/II maddesi uyarınca haklı olarak feshedildiği savunularak davanın reddi talep edilmiştir.
Yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davalı işverence davacıya isnat edilen eylemlerin işverenin yönetim hakkına müdahale niteliğinde olduğu ve üretim kaybına yol açma riski taşıdığı bu durumda işveren feshinin haklı değil geçerli nedene dayandığı, işyeri sendika baş temsilcisi olan davacının eyleminin Sendikalar Kanunun 35.maddesinde düzenlenen baş temsilcilik görevleri arasında sayılmadığı ve işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin içeriğinde davacının bu eylemini yasaklayan ve daha hafif bir müeyyide ile cezalandıran bir düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
İş yerinde örgütlü sendika baş temsilcisi olarak görev yaptığı anlaşılan davacının iş sözleşmesini davalı işverence 23.09.2011 tarihinde vardiyalar arası yemek saatinin işverenlikten onay alınmaksızın davacının tek taraflı girişimi ile değiştirilmeye çalışıldığı ve bu müdahalenin işin aksamasına, işyerinin işleyişini ve huzurunu bozmasına yol açacak nitelikte olduğu gerekçesiyle ve İş Kanununun 25/II maddesi uyarınca bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedildiği konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır.
İşyerinde yürürlükte bulunan TİS.nin sendika yöneticileri ve temsilcilerinin korunması başlıklı 15. maddesinde “…sendika yöneticileri ve işyeri temsilcilerine disiplin cezası verilmesi söz konusu olduğu takdirde, mesele üç iş günü içersinde işveren veya temsilcileriyle sendikaca seçilecek bir temsilci arasında görüşülür. Taraflar cezanın gerekliliği hususunda on gün içerside bir karara varamazlarsa konu, üç işgünü içinde Uyuşmazlıkları Çözüm Kuruluna intikal ettirilir. Bu süre içinde kurula yansıtılmaması halinde bu talepten vazgeçilmiş sayılır. Kurul kararına kadar yönetici veya temsilcinin iş sözleşmesi bu sebeple feshedilemez…” şeklinde bir düzenleme mevcuttur. Toplu iş sözleşmesi ile getirilen bu düzenleme işverenin yönetim hakkını kısıtlayıcı bir hükümdür. İşveren bu düzenlemeyle sendika yöneticisi veya temsilcilerinin iş sözleşmelerinin feshinde belli bir şekli kurala uymayı kabul etmiştir. Dosya içeriğine göre, davacının iş sözleşmesi TİS.nin 15. maddesinde öngörülen şekli şarta uyulmadan işverence doğrudan feshedildiğinden İş Kanunun 19.maddesiyle birlikte düşünüldüğünde davacının iş sözleşmesinin feshinin geçerli nitelik taşımadığı sonucuna varılmaktadır. Açıklanan bu nedenlerle işverence gerçekleştirilen feshin geçersiz nitelik taşıdığı ve davanın kabulü ile davacının işe iadesine karar verilmesi görüşünde olduğumdan, yerel mahkeme hükmünün onanması yönünde oluşan sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum. 09.05.2012

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!