Belediyenin çimento fabrikasının madencilik faaliyetleri sonucu arazisinin jeolojik sakıncalı hale geldiği iddiasıyla açtığı tazminat ve tapu iptali-tescil davasının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı belediyenin, davalı çimento şirketinin kazı ve yol yapımı faaliyetleri nedeniyle mülkiyetindeki taşınmazların jeolojik yapısının bozulduğunu ve kullanılamaz hale geldiğini ileri sürerek tazminat ile tapu iptali ve tescil talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi, bilirkişi raporuyla davalının taşınmazlara fiili bir müdahalesinin bulunmadığı tespitiyle davayı reddetmiş; davacı ise kararı, jeolojik sakıncalı alan durumu ve yapılaşma hakkı gibi hususlarda eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ Esas – █████████ KararİLK DERECE MAHKEMESİ
: İzmir 4. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ Esas – ████████ KararBölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacı ... adına kayıtlı ... İlçesi, ... Mahallesi, 6669 parsel sayılı taşınmazın (birleşen dava dosyalarında 66 50... parsel sayılı taşınmazların) davalı tarafından kullanım hakkı muvafakati alınmaksızın kazı sahası içerisine alındığını ve üzerinden yol geçirilip el atılarak kullanıldığını ve bu durumun ... İstimlak Müdürlüğü tarafından tespit edildiğini, imar durumuna göre dava konusu taşınmazın jeolojik sakıncalı alanlar gösteriminde kaldığını, bu nedenle parsele inşaat izni verilemediğini, davalı yanın kazıları sonrasında doğal karakteri korunacak alanda yer alan taşınmazın jeolojik yapısının bozulduğunu ve heyelan sebebiyle jeolojik sakıncalı alan haline gelen taşınmaz sahiplerinin mülkiyet haklarını kullanamadığını, davalı şirket tarafından hafriyat yapılmak ve yol geçirilmek suretiyle kullanılamaz hale getirilen taşınmazın eski hale dönüştürülmesinin çok zor ve zemin bedelinin üzerinde bir bedele mal olacağını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla asıl ve birleşen dava dosyalarında her bir taşınmaz için ayrı ayrı 10.000,00 TL taşınmaz bedelinin davalıdan tahsiline ve ödeme sonrasında dava konusu taşınmazların belediye adına tapu kaydının iptali ile davalı şirket adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı belediyenin kayıtlarda malik olarak yer aldığı dava konusu taşınmazları bedelsiz şekilde tahsis ile elde ettiğini, bu taşınmazlar için bedel ödemeyen davalı idarenin, öte yandan geri kalan parselleri vatandaşlara bedel karşılığı sattığını, usulsüz ve yasaya aykırı şekilde oluşan bu parsellerin çifte tapulama vb. problemler oluşturmasından dolayı 2000 yılına dek vatandaşların ve davalı idarenin tapuları üzerinde kısıtlayıcı şerhlerin mevcut olduğunu, dava konusu taşınmazların davacı iddialarının aksine müvekkili şirket tarafından kazı sahası içerisine dahil edilmediğini veya üzerinden yol geçirilmediğini, dava konusu taşınmazlar üzerinde müvekkili şirketin hiçbir müdahalesinin olmadığını, davacının bu yöndeki iddialarının tamamen asılsız olduğunu, davacı belediyenin esasa ilişkin geçerli bir hakkı mevcut olmadığını, olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, davacı her ne kadar tapu kütüğünde malik olarak görünse de, bunu sağlayan işlemin hukuken muteber ve geçerli olmadığından davacının kazanılmış bir mülkiyet ve buna bağlı olarak tazminat talep etme hakkı olmadığını, müvekkilinin bu sahalarda maden hakkına dayalı olarak çalıştığını, anılan maden hakkının 1959 tarihli Bakanlar Kurulu Kararnamesine dayalı olduğunu ve bu hakkın 1970 yılında tapu siciline tescil edilerek aynı bir hak niteliğini kazandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazların tapu kaydının incelenmesinde davacı ... Belediyesi adına kayıtlı olduğu, dava konusu parsellerin davalı ... Çimento Fabrikası Türk A.Ş tarafından malzeme alınarak doğal dokusu bozulan ve şirket tarafından güvenlik teli ile çevrilen hafriyat sahası dışında kaldığı, asıl davaya konu ... nolu parselin güvenlik telinin yaklaşık 150 metre batısında, birleşen davaya konu 6650 parselin 140 metre batısında ve 6680 parsel sayılı taşınmazın 180 metre batısında olduğu ve doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığı, davalı tarafından fiilen herhangi bir el atma olmadığının 10.02.2020 tarihli bilirkişi raporu ile sabit olduğunun yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazların doğal dokusu bozulmayan alanda kaldığı hususunun nasıl belirlendiğinin açıklanmadığını, çit dışında kalmış olması sebebi ile bu tespite yer verilmiş ise de mevcut parselde yapılaşma hakkı olmadığı ve jeolojik sakıncalı alanda kaldığı düşünüldüğünde eksik inceleme ile varılan bir tespit olduğunu, davalı tarafından jeolojik yapısı bozulan alanın bir bütün olarak kabul edilmesi ve dava konusu parsellerin davalı şirketin kazı çiti içindeki parselden ayrı tutulmaması gerektiğini, çevresel dengeyi bozan ve tüm doğal yapıyı yok eden davalı yanın fiili eylemi sebebi ile kusursuz sorumluluğu bulunmakta olup el atılmayan kısımlar için plan bütünlüğü kapsamında iş bu davanın kabulü gerektiğini, davalı şirketin taşınmazların bedelinin tamamından sorumlu olduğunu, dava konusu taşınmazların davalı şirketin kazısı ve işlemleri sebebi ile çevredeki jeolojik dokunun bozulmasına neden olmasından kaynaklı olarak yapılaşma hakkını yitirdiğini, bu nedenle yasal anlamda eylemlerinin sonuçlarına katlanmakla yükümlü olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacının tapuda adına kayıtlı taşınmazına davalının haksız olarak el attığı iddiasıyla açılan tazminat istemine ilişkindir.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.