Kasko sigortası kapsamında sigortalısına ödenen hasar bedelinin, trafik kazasında %100 kusurlu araç sürücüsünden rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali davası.
Özet: Bu hukuki evrak, bir sigorta şirketinin, üç araçlı bir trafik kazasında %100 kusurlu bulunan davalı aracın sürücüsü ve sigorta şirketinden, kasko poliçesi kapsamında sigortalısına ödediği hasar bedelini rücuen tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ve takibin devamı talebine ilişkin olup; bilirkişi raporuyla davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, davacının sigortalısına ödeme yaptığı ve alacağının hukuki dayanağının bulunduğu tespit edilerek, davanın süresinde açıldığı kabul edilmiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ------ plakalı aracın ---- istikametinden gelip ---- halinde olan 2 araca çarptığını, araçlardan birinin dava dışı ----- müvekkili şirkete sigortalı araç olduğunu, -----tarihli kaza tespit tutanağına göre 3 araçlı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigortalı araç sürücüsünün kazada %100 kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle müvekkilinin sigortalısına toplamda ------ hasar tazminat ödemesi yaptığını, müvekkilinin TTK md.1472 uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu, işbu nedenle davalı araç maliki ile kusurlu araç ----- karşı rücu hakkı bulunduğunu, müvekkili tarafından bedelin davalılardan tahsili adına ---- Esas sayılı dosyasından icra takibi yapıldığını, davalıların haksız olarak takibe itiraz ettiklerini beyan ederek itirazın iptaline, takibin devamına, davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmelerini talep ve dava etmiştir.Dava dilekçesinin ekinde bulunan poliçenin incelemesinde; ----- plakalı aracın davacı sigorta nezdinde ---- tarihleri arasında ----- poliçe numarası ile sigortalı olduğu belirlendi.Davalı -----vekili cevap dilekçesinde özetle; kazaya konu --------- yevmiye numaralı ----- kapsamında olduğunu, işbu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ---vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin kusur oranında poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumluluğunun bulunduğunu, işbu nedenle zararın ve kusurun tespiti gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Cevap dilekçesinin ekinde sunulan poliçenin incelenmesi neticesinde;---- plakalı aracın davalı sigorta nezdinde ---- tarihleri arasında ---- numarası ie sigortalı olduğu belirlendi.------ Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınmıştır. İncelemesinde; davacı alacaklının davalı borçlular aleyhine toplam 155.306,27 TL asıl alacak üzerinden takip başlattığı, ödeme emrinin davalı sigorta şirketine … tarihinde, davalı borçlu ----- tarihinde, borçlu sigorta şirketinin------ tarihinde itiraz ettiği, takibin durduğu belirlendi.Dosya rapor tanzim etmek üzere sigorta hukuku uzmanı bilirkişi ile makine mühendisi bilirkişiye heyet halinde tevdi edilmiş olup heyet hazırlamış olduğu raporda özetle; firar eden sürücü sevk ve idaresindeki ----- plakalı aracı ile ilgili mahalde meydana gelen olayda, kaza mahalli olan yer içinde; park etmiş araçlar arasından çıkarken, taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, şerit değiştirirken, sağa, sola, geriye dönerken, geri giderken; karayolunu kullananlar için tehlike ve engel yaratmamaları, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı hareket ederek, dikkatini taşıt yoluna vermediği, hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması sonucu firar eden sürücünün sevk ve idaresindeki ----- plakalı aracı ile trafik güvenliğini tehlikeye düşürmesi ile sonuçlanan kazada %100 oranında asli kusurlu olduğunu, davacı sigortalı araçta122.157,83 TL hasar meydana geldiğini belirtmiştir. Dava; kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 25.08.2023 tarihli kazada araç sürücülerinin kusur oranlarının ne olduğu, davacının kaza nedeniyle hasar gören sigortalısına ödediği bedelin kadri maruf olup olmadığı, davacının davalılardan rücuen alacak talebinin yerinde olup olmadığı, var ise bunların oranı ve talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu noktasında toplanmaktadır.İtirazın iptali davalarının 2004 sayılı İİK’nın 67/1. fıkrası gereğince, takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu cihette İcra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından, davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve yasal deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı sigorta şirketinin kasko poliçesi kapsamında sigortalısına hasar ödemesi yaptığı, diğer yandan davalının sigorta ettirenin, sigortalının kasti bir eyleminden kaynaklanmadığı sürece, sigorta güvencesi sağladığı rizikoya bağlı zarar ve hasar için 6102 Sayılı TTK'nun 1409, 1427, 1459 maddeleri uyarınca tazminat ödemekle yükümlü olduğundan davalıya rücu hakkının bulunduğu somut olayda davacı yanın kasko sigortası kapsamında 120.706,36 TL ödeme yaptığı, davalının sigortalısı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğundan işbu zarardan sorumlu olduğu anlaşılmakla davalı sigorta yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.İİK’nın 67. maddesinin 2.fıkrası hükmünce, icra-inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması ve alacağın likit ve belli olması gerekir. Daha geniş bir açıklama ile borçlu tarafından alacağın gerçek miktarı belli, sabit ve belirlenmek için bütün unsurlar bilinmesi mümkün nitelikle olması yeterlidir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. ----- Bu kapsamda, alacağın likit olmadığından icra inkar tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.Davalı ----yönünden yapılan incelemede; 2918 sayılı KTK hükümlerine göre, trafik kaydı "işleteni" kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, "İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir.Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o araca kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay'ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir. 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu'nun 9. maddesinde "finansal kiralama konusu malın mülkiyeti kiralayan şirkete ait olduğu, ancak tarafların sözleşmede, sözleşme süresi sonunda kiracının, malın mülkiyetini satın alma hakkını haiz olacağını kararlaştırabilirler" düzenlemesi; 17/1. maddesinde "finansal kiralama konusu mal kiralayan şirketin mülkiyetindedir" düzenlemesi yapılmış ve finansal kiraya konu malın mülkiyetinin kirayaverende olacağının kabul edildiği, ancak anılan Kanun'un 13/1. maddesindeki "kiracı, sözleşme süresince finansal kiralama konusu malın zilyedi olup, sözleşmenin amacına uygun olarak her türlü faydayı elde etmek hakkına sahiptir" düzenlemesi ile malı fiilen kullanma hakkının ve malın zilyetliğinin kiracıda olacağının kabul edilmiştir.----- plakalı aracın ---- kapsamında ------ kiralandığı ve tescilli bu kira sözleşmesi davalının işleten sıfatından neşet eden sorumluluğunu (KTK m.3 ) ortadan kaldırdığından işbu davalı yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir. Ancak davacı yanın dava açılmadan önce kira sözleşmesine ilişkin bilgi sahibi olması kendisinden beklenemeyeceğinden işbu davalı yönünden davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemiş olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davanın kısmen kabulü ile;2-Davalı ----- yönünden; davanın kabulü ile; davalının --------Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına,3-İcra İnkar tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,4-Davalı -------yönünden davanın usulden reddine5-Alınması gerekli 10.608,97 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.875,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 8.733,25 TL'nin davalılardan tahsiline hazineye irad kaydına,6-Avukatlık asgari ücret tarifesine göre davacı için takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ----- alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafından dava açılırken harç olarak yatırılan 2.303,32 TL harcın davalı ----- alınarak davacıya verilmesine,8-Davadan önce gidilen arabulucuklukta devletçe karşılanan 3.800,00 TL arabuluculuk ücretinin davalı ----- tahsili ile hazineye irat kaydına, bu nedenle bu miktar yönünden de harç gibi tahsil müzekkeresi hazırlanmasına,9-Davacı tarafından sarfedilen 6.958,50 TL'nin davalı ---------- alınarak davacıya verilmesine,10-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren (2) hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.. █████/2025