Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen menfi tespit davasında, sigorta şirketinin trafik kazası sonrası kusur oranlarını değiştirerek başlattığı icra takibine itiraz eden davacının borçlu olmadığı iddiasının yargısal incelemesi.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, park halindeki aracına davalı sigorta şirketinin sigortalısı olan aracın çarpması sonucu meydana gelen kazada kusursuz olduğunu, sigorta şirketinin daha önce kaza malikine ödeme yaparken kusur isnat etmemişken, sonradan kusur oranlarının değiştiği iddiasıyla aleyhine başlattığı 33.501 TLlik icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespitini talep etmekte; mahkeme ise davanın esasına geçmeden önce, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu hükümleri uyarınca davanın ticari niteliğini ve kendi görevli olup olmadığını titizlikle incelemektedir.

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████DAVA
: Menfi TespitDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...'ın sürücüsü olduğu ... plaka no.lu araç, 07.02.2023 tarihinde, Bayrampaşa .... Caddesi üzerinde park hâlinde bulunduğu sırada davalıya Zorunlu Mali Mesuliyet (ZMM) Trafik Sigortası poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın buzlanma nedeniyle direksiyon hâkimiyetini kaybederek arkadan çarpması sonucu zarara uğradığını, aracının park halinde bulunduğu beyan edildiğini, buzlanma sebebiyle direksiyon hâkimiyetini kaybederek park halindeki davacının sürücüsü olduğu araca arkadan çarptığını, başka bir deyişle, kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğunu beyan ve ikrar ettiğini, davacının herhangi bir kusurunun bulunmadığını, kazada hasara uğrayan ... plaka no.lu aracın malik/işleteni, dava dışı ... tarafından kazaya sebebiyet veren aracın ZMM sigortacısı olan davalı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine, davalı nezdinde açılan ... no.lu hasar dosyası üzerinden yapılan ekspertiz incelemesi sonucu, 06.11.2023 tarihinde, davaya konu takibin diğer borçlusu olan, aracın malik/işleteni ...'ın o günkü vekili Av. ...'a 50.005,00 TL ödeme yapıldığını, bu aşamada ...'a herhangi bir kusur isnadı yapılmadığını, kusur dağılımı değişmediği gibi davacının aleyhine hiçbir iddia ileri sürülmediğini, Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 18/2. maddesi uyarınca basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne tamamen aykırı olarak, kusur oranlarının değiştiğinden bahisle herhangi bir somut belge veya Mahkeme ilamına dayanılmaksızın, davacının ve dava dışı ... aleyhine, 33.501,00 TL asıl alacak ve fer’ilerinin tahsili için Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davaya konu takibin diğer borçlusu ... tarafından, kendisine tebliğ edilen ödeme emrine karşı yasal süresi içerisinde itiraz edilerek takip bu borçlu yönünden durdurulmuş ise de davacının yapılan tebligattan geç haberdar olması nedeniyle, takibin davacı yönünden kesinleştiğini bu nedenlerle işbu icra takibinde müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ:Dava, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından kaynaklı davacının borçlu olmadığının tespiti istemlidir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.HMK'nın 1.maddesine göre görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda kazanılmış hak söz konusu olmaz.Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır.Bilindiği üzere ticari iş ve ticari dava ayrı hukuki kavramlardır. Ticari iş kabul edilen bir husustan kaynaklanan her uyuşmazlık ticari dava olarak kabul edilmemiştir. 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde ticari davalar tanımlanmış ve sayılmıştır. Bu maddeye göre “her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları”, “ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri” ve “tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin (a), (b), (c), (d), (e) ve (f) bentlerinde sayılan davalar ticari dava sayılır. Diğer bir anlatımla bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için ya tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması; ya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması ya da açılan davanın maddede 6 bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur. (Yargıtay 3. H.D.sinin 04.12.2017 gün ve █████████ E- ██████████ K. sayılı kararı)Taraflar arasındaki menfi tespit talebine konu icra takip dosyası incelendiğinde; davalı sigorta şirketi tarafından ödenen tazminata yönelik olarak halefiyet hükümleri gereğince ödenen tazminatın fazla ödendiği, kendi sigortalısının kusurunun daha az olduğu iddiası ile davacı diğer araç sürücüsünden tahsili için icra takibinin başlatıldığı ve işbu davacı sürücü tarafından menfi tespit talepli davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Öncelikle davalı sigorta şirketi tarafından davacı sürücüye herhangi bir tazminat ödenmemiş olup, davalı sigorta şirketi herhangi bir tazminat ödemediği davacıya karşı ancak kendi sigortalısının kusursuzluğu oranında ödediği tazminata göre halefiyet ilkeleri doğrultusunda talepte bulunabilecektir. Dolayısıyla davalı sigortacı tarafından davacıya karşı başlatılan icra takibinin halefiyet ilkelerine göre davalı sigortacının kendi sigortalısının kusursuzluğu oranında rücu talebine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.Bilindiği üzere sigorta şirketi ancak tazminat ödemesi halinde sigortalısının haklarına sigortalısının kusursuzluğu oranında hak sahibi olabilecektir. Davacı sigorta şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun 22.03.1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı ilamında bu husus "sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak, sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" şeklinde vurgulanmaktadır.Öte yandan, TTK'nun "Halefiyet" başlığı altındaki 1472. maddesinde; "sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder" hükmüne yer verilmiştir.Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gereklidir. Davacı sigorta şirketi meydana gelen haksız fiil niteliğindeki trafik kazası sebebiyle dava dışı araç malikine ödemiş olduğu tazminatın halefiyet ilkelerine göre kendi sigortalısının kusursuzluğu oranında davacıdan tahsilini talep etmekte olup, davalı sigortacı tarafından davacı sürücüye herhangi bir tazminat ödenmediği dolayısıyla davacıya karşı fazla ödenen paranın iadesi iddiasına göre değil sigortalısının kusursuzluğu oranında halefiyet ilkelerine dayalı olarak açıldığından davanın 6102 sayılı Kanun'dan kaynaklı sigorta davası olarak kabul edilmesi mümkün olmayıp, davanın mutlak ticari dava olarak kabul edilemeyeceği açıktır.Dolayısıyla eldeki davada davalı sigortacının halefi olduğu, sigortalı ... isimli sigortalı şahsın tacir olup olmamasına göre davanın nispi ticari dava olup olmadığı, dolayısıyla Ticaret Mahkemesi'nin görevli olup olmadığı değerlendirilmelidir.Mahkememizce sigortalı ...'nün UYAP üzerinden Gelir İdaresi Başkanlığı sorgulaması yapılmış sonucunda potansiyel mükellef olduğu (gelir getirici kazanç olmaksızın bazı iş ve işlemlerde kullanılan vergi kimlik numarasına haiz) tespit edilmiştir.Ayrıca dava konusu sigortalı ...'nün aracının UYAP üzerinden Araç Sorgulaması'nda kullanım amacının ''hususi'' olarak kullanıldığı tespit edilmiştir.Mahkememizce İTO ve TTSG ilanları da sorgulanmış olup, sigortalı ...'nün tacir olarak kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu bağlamda davalı sigortacı tarafından davacı sürücüye herhangi bir tazminat ödenmediği gözetildiğinde, davalı sigortacının ancak dava dışı sigortalısının kusursuzluğu oranında halefiyet ilkelerine göre davacı sürücüden talepte bulunabileceği bu suretle davalı sigortacının sigortalısının kusursuzluğu oranında halefiyet ilkelerine göre açtığı bu davada davalının sigortalısının tacir olmadığı, ilgili aracın hususi araç olduğu, sigortalının vergi kaydı ve herhangi bir ticari işletmesinin bulunmadığı anlaşılmakla tacir olarak kabul edilemeyeceği bu nedenle halefiyet ilkelerine göre başlatılan icra takibine karşı açılan işbu menfi tespit davasının davalı sigortacının halefinin tacir olmadığı gözetildiğinde genel mahkeme niteliğinde olan Asliye Hukuk Mahkemesinde incelenerek sonuçlandırılması gerektiği, ticaret mahkemesinin eldeki halefiyet ilkelerine dayalı davada davalının sigortalısının tacir olmaması sebebiyle görevsiz olduğu anlaşılmıştır.Yukarıda detaylıca açıklanan gerekçeler kapsamında davalının halefiyet ilkelerine göre açmış olduğu icra takibine karşı menfi tespit talepli işbu davada davanın mutlak ticari dava olarak kabul edilemeyeceği, davalı sigortacının sigortalısı yönünden yapılan araştırmalarda tacir olmadığı, dava konusu aracın hususi olarak kullanıldığı bu sebeple eldeki halefiyet ilkelerine dayalı davada davalının sigortalısının tacir olmaması nedeniyle Mahkememizin görevsiz olduğu, görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğu anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Nöbetçi Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masraflar ve ihtiyati haciz talebinin görevli mahkemede nazara ALINMASINA,Dair, 5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre, Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların █████/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde karar verildi █████/2025Katip ...E¸Hakim ...E¸