Özel eğitim kurumunda kamu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlamalarıyla yargılanan sanıklar hakkında soruşturma izni eksikliği ve bir sanığın ölümü üzerine düşme kararı.
Özet: Özel bir rehabilitasyon merkezinin kurucusu, müdürleri, öğretmenleri ve servis şoförlerinin, öğrencilere tam eğitim verilmemesine rağmen sahte bireyselleştirilmiş eğitim planları düzenleyerek kamu kurumunu 36.238,63 TL dolandırmak ve resmi belgede sahtecilik yapmakla suçlandığı olayda, ağır ceza mahkemesinin beraat kararı temyiz edilmiş olup, temyiz incelemesinde sanıklardan birinin vefatı üzerine hakkındaki kamu davaları düşürülürken, kurum müdürü ve öğretmen olan diğer sanıkların 5580 sayılı kanun gereği kamu görevlisi sayıldıkları ve haklarında soruşturma yapılmasının izne tabi olduğu tespit edilerek, ilgili makamdan soruşturma izni alınması ve bu koşulun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devam edilmesi yönünde bozma kararı verilmiştir.
11. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E. ███████ K.
SUÇLAR
: Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER
: Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Düşme, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Sanık ...'in ... Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezinin kurucusu ve sahibi, sanıklar ... ve ...'in kurumun müdürleri oldukları, sanıklar ...'ün kurumda öğretmen, sanıklar ... ve ...'ın ise servis şoförleri olarak çalıştıkları, anılan kurumda bazı öğrencilerin hiç eğitim almadıkları, bazı öğrencilerin bir süre eğitim aldıktan sonra ayrıldıkları, bazı öğrencilerin mevzuatta belirtilen ders saatlerinin tamamını almadıkları, bazı öğrencilerin ise başka şehirlere taşındıkları hâlde, iştirak halinde hareket eden sanıkların, birlikte suç işleme karar ve eylem bütünlüğü içinde hareket ederek yaptıkları plan dahilindeki görevlendirilmelere uygun olarak aynı suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda tanzim ettikleri sahte Bireyselleştirilmiş Eğitim, Çalışma ve Rehabilitasyon Planlarına (BEP) istinaden düzenledikleri faturalar ile mağdur kurumu aldatıp düzenlettirdikleri ödeme emirleri ile kamunun zararına olarak kendilerine 36.238,63 TL yarar sağladıkları, böylece kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda;
A)Sanık ... Yönünden Yapılan İncelemede
Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre hükümlerden sonra 06.06.2019 tarihinde öldüğü anlaşılmakla, hakkındaki kamu davalarının 5237 sayılı TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu, bu itibarla Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun'un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının ölüm nedeniyle 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B)Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Yönünden Yapılan İncelemede
1.İddianamenin düzenlendiği 14.11.2014 tarihinden önce 14.02.2007 tarih ve 26434 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Özlük hakları ve sorumluluklar" başlıklı 9. maddesinin son fıkrasında yer alan "Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır." hükmü ile aynı maddenin 5-b. fıkra-bendinde yer alan "Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, bu Kanun hükümleri saklı kalmak üzere;
b) Yetki, sorumluluk, ödül ve cezalar ile bunların uygulanması bakımından; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu, 1702 sayılı İlk ve Orta Tedrisat Muallimlerinin Terfi ve Tecziyeleri Hakkında Kanun, 4357 sayılı Hususi İdarelerden Maaş Alan İlkokul Öğretmenlerinin Kadrolarına Terfi, Taltif ve Cezalandırılmalarına ve Bu Öğretmenler İçin Teşkil Edilecek Sağlık ve İçtimaî Yardım Sandığı ile Yapı Sandığına ve Öğretmenlerin Alacaklarına Dair Kanun ile 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun,
hükümlerine tâbidir." şeklindeki kanuni düzenlemeler uyarınca;
Müdür olan sanıklar ... ve ... ile öğretmen olan sanıklar .... ve ... hakkında soruşturma yapılmasının izne tabi olduğu, ancak dosya içinde yetkili makamca verilmiş bir soruşturma izninin bulunmadığı cihetle, adı geçen sanıklar hakkında isnat edilen eylemlerden dolayı soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin ilgili makamdan sorulması,
2.... İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne yeniden iddianame ile duruşma gün ve saatini bildirir tebligat çıkarılması,
3.Soruşturma izni alınması ve izin koşulunun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devam olunması, bu cihetten olmak üzere, her ne kadar Mahkemece, aleyhe tanık beyanı bulunmadığı, tüm tanıkların aynı zamanda rehabilite edilen çocukların velileri ve yakınları oldukları, eğitim kurumunca çocuklara gerek okulda gerekse de çocuklardan kaynaklı engeller sebebiyle öğretmenlerin bizzat öğrencilerin evlerine gitmek suretiyle eğitim verdikleri ve rehabilite etmeye çalıştıklarını doğruladıkları, düzenlenen BEP raporlarının incelenmek üzere ilgili Milli Eğitim Müdürlüğüne teslimlerinin yapıldığı ve bu BEP raporlarına istinaden düzenlenen faturaların ilgili Karaçoban Milli Eğitim Müdürlüğü memurlarının incelemelerine açık olarak sunulduğu, sunulan rapor ve faturaları ilk aşamada denetleme imkanlarının açık bir şekilde bulunduğu ve bu yönüyle herhangi bir hileli hareketten bahsedilemeyeceği, kaldı ki okulda çalışan öğretmenlerin kendilerine menfaat sağladıkları yönünde bir iddianın da bulunmayışı çerçevesinde dolandırıcılık kasıtlarından bahsedilemeyeceği, bu bağlamda sahte olduğu ileri sürülen denetime açık BEP raporlarını düzenlemelerinin suç teşkil etmeyeceği, bu yöntemle öğretmenlerin kendilerine sağlayacakları bir menfaatin bulunamayacağı, ayrıca okul yöneticisi sanıkların da denetime açık, şeffaf BEP raporlarını sahte düzenlemek suretiyle dolandırıcılık ve sahtecilik suçlarını işlediklerine yönelik aleyhe tanık beyanı yahut başkaca bir delil elde edilemediği, bu anlatımlar çerçevesinde tüm sanıkların suç kasıtlarının olmayışı nedeniyle beraatlerine karar verilmiş ise de; maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya konulması bakımından,
a.Sanıkların atılı suçlamaları kabul etmeyip belgelerde gösterilen tarihlerde eğitim verildiğine dair inkâra yönelik savunmalarına nazaran, kurumdan eğitim alan kişilerin velileri ya da yakınları olan ve tanık sıfatıyla dinlenen kişilerin soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında açık çelişkiler bulunduğu hâlde bu çelişkiler usulüne uygun şekilde giderilmediği gibi hangi beyana neden üstünlük tanındığının gerekçesinin gösterilmediği incelenen dosya kapsamından anlaşılmakta olup, tanıkların yeniden duruşmaya davet edilerek beyanlarının alınması, usule uygun şekilde çelişkinin giderilmesi, hangi beyana neden üstünlük tanındığının karar yerinde tartışılması, kezâ, eğitim gören kişilerin kurumda ya da evde ne kadar süreyle eğitim gördüklerinin kesin bir şekilde belirlenmeye çalışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
b.Sanıklara atılı nitelikli dolandırıcılık eylemlerinin sübut bulduğunun kabul edilmesi durumunda; eylemlerin 5237 sayılı TCK'nin 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç kapsamında kaldığının nazara alınması, öte yandan, zararın aylık taksitler halinde ödenmesine ilişkin olarak sanıklardan ... ile mağdur kurum arasında protokol düzenlendiği anlaşılmakta olup, kurum zararının tamamen ya da kısmen ödenip ödenmediğinin belirlenmesinden sonra 5237 sayılı TCK'nin 168. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükümleri uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği,
c.Resmi belgede sahtecilik suçunda aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının takdirinin hâkime ait olduğu gözetilerek, suça konu edilen ve asılları dosyada bulunmayan BEP raporları asıllarının bulundukları yerden getirtilerek aldatma kabiliyeti hususunda incelenip özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması gerektiğinin gözetilmemesi,
ç.Suça konu belgelerdeki imza incelemesine ilişkin olarak soruşturma aşamasında Erzurum Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan 07.01.2011 tarihli ekspertiz raporu fotokopi belgeler üzerinden yapılan inceleme ile düzenlenmiş olup belge asıllarının dosyaya kazandırılmasından sonra, sanıklar ... ve ...'in, belgelerde ismi yazılı velilerin bazen evde bulunmamaları nedeniyle öğrencinin annesi, babası, 18 yaşından büyük ağabeyi ya da ablası gibi kişilere belgelerin imzalatıldığına yönelik savunmalarına nazaran, suça konu edilen belgelerden bu kapsamda bulunanlara ilişkin olarak veli adına imzaların kim tarafından atıldığının kesin bir şekilde belirlenerek veli imzalarının ve sanık ...'nın, adına imza atılmış olabileceği savunmasına nazaran, bu sanığa ait imzaların aidiyetine ilişkin bilirkişi raporu alınması,
d.Müdür ve öğretmen olarak görev yapan sanıkların görevleri kapsamında tanzim ettikleri BEP raporlarını sahte olarak düzenledikleri şeklindeki eylemlerin sübutu halinde, atılı suçun, özgü suç niteliğinde olan ve 5237 sayılı TCK'nin 204/2, 43/1. maddeleri kapsamında yer alan kamu görevlisinin zincirleme şekilde resmi belgede sahteciliği suçunu oluşturacağı, özgü suçlara 5237 sayılı TCK'nin 37/1 maddesi kapsamında asli fail olarak aynı hak ve yetkiye sahip kamu görevlilerinin iştirakinin mümkün olduğu, kamu görevlisi olmayan sanıklar ..., ... ve ...'ın 5237 sayılı TCK'nin 40/2. maddesindeki "Özgü suçlarda ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur." şeklinde yer verilen bağlılık kuralı uyarınca, azmettiren ya da yardım eden sıfatıyla suçtan sorumlu tutulabileceği, aksi takdirde sahte resmi belgenin kullanılması eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 204/1 maddesi kapsamında resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağının gözetilmesi,
Yukarıdan bu yana açıklanan eksiklikler tamamlandıktan sonra sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yetersiz gerekçeye dayalı hükümler kurulması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.10.2025 tarihinde karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!