Eski Başbakanın çocuklarının offshore şirket haberleriyle kişilik haklarına saldırı ve manevi tazminat davasında, gazetenin basın özgürlüğü sınırlarını aştığına karar verildi.
Özet: Eski başbakan ve çocukları tarafından, davalı gazetede yayımlanan offshore şirketler aracılığıyla vergi kaçırma iddialarını içeren haber dizisinin kişilik haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle açılan manevi tazminat davasında, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davacıların vergi kaçırdığına dair somut delil olmaksızın suç isnadında bulunulduğunu, haberlerin eleştiri sınırlarını aşarak basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini tespit ederek davacı lehine tazminata hükmetmiş; davalılar ise haberlerin uluslararası araştırmacı gazetecilik konsorsiyumundan alınan bilgilerle ve kamu yararı doğrultusunda hazırlandığını, kişilik haklarına saldırı olmadığını savunarak kararı temyiz etmiştir.
4. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI
: 2019/7 35... /794 Karar
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: 2017/4 47... /115 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalıların yayın sahibi, eser sahibi ve imtiyaz sahibi olduğu ... Gazetesi'nin 06.11.2017, 07.11.20 17... .11.2017 tarihli nüshalarında yayınlanan haberlerde sarf edilen söz ve ifadelerle olay tarihinde TC Başbakanı ve çocukları olan müvekkillerinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığını belirterek müvekkili ... için 250.000,00 TL, müvekkili ... için 125.000,00 TL, müvekkili ... için 125.000,00 TL manevi tazminatın 06.11.2017 tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, hukuka aykırılığın tespiti ile kararın yayınlanmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu tarafından paylaşılan bilgiler üzerine ekipte yer alan müvekkili ... tarafından kamu yararı doğrultusunda dava konusu yazı dizisinin kaleme alındığını, basın ve ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; çifte vergilendirmenin önüne geçmek ve vergi kaçakçılığını önlemek amacıyla pek çok uluslararası sözleşme bulunmakta olup, bu kapsamda Türkiye ile Malta arasında da gelir üzerinden çifte vergilendirmeyi önleme ve vergi kaçakçılığına engel olma amaçlı imza edilmiş bir uluslararası sözleşme bulunduğu; davacıların, uluslararası sözleşmeye uygun biçimde ticari faaliyetlerini yürütüp vergisini ödedikleri, yapılan işin kamuoyuna açık olup gizli bir yönünün bulunmadığı, siyasetçi ve tanınmış kişilere yöneltilen eleştirilerin kabul edilebilirlik sınırlarının diğer özel kişilere kıyasla daha geniş olacağı dikkate alınmış olmakla birlikte, yapılan yayınlarla eleştiri sınırlarının aşıldığı, davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı gerekçesi ile davalıların eyleminin hukuka aykırı olduğunun tespitine, kararın yayınlanması talebinin bu hususta tekzip kararı verildiğinden reddine, her bir davacı yararına ayrı ayrı 10.000,00'er TL manevi tazminatın 06.11.2017 tarihinden itibaren başlayacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu haberlerde yer alan davacıların vergi kaçırdıklarına dair söz ve ifadelerin görünür gerçekle uyuşmadığı, davalı yanın dayandığı belgelerde davacıların vergi kaçırdığına yönelik bir delil yokken davalı tarafın yorumunda bu yönde ifadeler kullanarak somut bir delil sunmaksızın suç isnadında bulunduğu, dava konusu haberlerde herhangi bir eleştiri ögesi bulunmayıp doğrudan davacıların suç işleyen kişiler olarak gösterildiği, kullanılan ifadelerin kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, bu durumda haberin yapılmasında basın özgürlüğü sınırlarının aşıldığı gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davacıların iddiasının aksine yazı dizisinde davacıların illegal işler yaptığına dair bir söz ve ifade kullanılmadığını, bir yıllık bir çalışma üzerine off shore şirketlere sahip kişilerle ilgili bilgiler verildiğini, Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu tarafından paylaşılan bilgiler üzerine yazı dizisinin kaleme alındığını, bu konuda mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, kişilik haklarına saldırı olmadığını, basın özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; davalıların yayın sahibi, eser sahibi ve imtiyaz sahibi olduğu ... Gazetesi'nin 06.11.2017, 07.11.20 17... .11.2017 tarihli nüshalarında yayınlanan yazı dizisi nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, hukuka aykırılığın tespiti ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili kavram ve yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
Anayasa’nın 13. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
Anayasa'nın 26 ncı maddesi şöyledir
:
"Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. ... Bu hürriyetlerin kullanılması, ... başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarının ... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir...."
AİHS'nin 10 uncu maddesi şöyledir
:
"1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir. Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsar. ... 2. Görev ve sorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen ve demokratik bir toplumda ... başkalarının şöhret ve haklarının korunması ... için gerekli olan bazı ...sınırlamalara ... tabi tutulabilir."
TMK'nın "Kişiliğin korunması" başlıklı 24 üncü maddesi şöyledir:
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hakimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir. Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
TBK’nın “Kişilik hakkının zedelenmesi” başlıklı 58 inci maddesi şöyledir:
“Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir giderim biçimi kararlaştırabilir veya bu tazminata ekleyebilir; özellikle saldırıyı kınayan bir karar verebilir ve bu kararın yayımlanmasına hükmedebilir.”
5187 sayılı Basın Kanunu’nun “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Bu Kanunun amacı, basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemektir."
5187 sayılı Kanun'un "Basın özgürlüğü" başlıklı 3 üncü maddesi şöyledir:
"Basın özgürdür. Bu özgürlük; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını içerir.
Basın özgürlüğünün kullanılması ancak demokratik bir toplumun gereklerine uygun olarak; başkalarının şöhret ve haklarının, toplum sağlığının ve ahlâkının, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ve toprak bütünlüğünün korunması, Devlet sırlarının açıklanmasının veya suç işlenmesinin önlenmesi, yargı gücünün otorite ve tarafsızlığının sağlanması amacıyla sınırlanabilir."
Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler ile Anayasa'nın 90 ıncı maddesinin beşinci fıkrasının son cümlesine göre ulusal hukukun bir parçası hâline gelmiş bulunan AİHS'nin 10 uncu maddesi uyarınca kişilik hakları zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.
Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin karşılığı manevi zarar olarak kabul edilerek keder ve acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için kanunlarımız manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir. TMK'nın 24 ve TBK'nın 58 inci maddelerinde yer verilen kişilik haklarının korunması da bunlardan biridir.
İfade özgürlüğü; haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilme, düşünce, tavır ve kanaatlerinden dolayı kınanmama ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilme, anlatabilme, savunabilme, başkalarına aktarabilme ve yayabilme imkânlarına sahip olma anlamlarına gelir. Muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve bu konuda başkalarını ikna çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Dolayısıyla toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesine bağlıdır. Bu itibarla düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğü demokrasinin işleyişi için hayati önemdedir (Anayasa Mahkemesi (AYM); ... , B. No: ██████████, 04.06.2015; ... , B. No: █████████, 04.06.2015).
İfade özgürlüğü; aynı zamanda demokratik toplumun temelini oluşturan, toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel unsurlardan olup bu özgürlük, sadece toplum tarafından kabul gören, zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil; incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. İfade özgürlüğü; yokluğu hâlinde demokratik bir toplumdan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM); Von Hannover/Almanya, B. No: ████████).
Ancak belirtmek gerekir ki ifade özgürlüğü sınırsız değildir. En geniş hâlde dahi ifade özgürlüğünün, kişilerin itibarına zarar verecek boyuta ulaşmaması gerekir. Bu gereklilik, temel hak ve hürriyetlerin; kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva ettiğini belirten Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasından doğan bir zorunluluktur (AYM; ... , B. No: █████████, 12.11.2014). Bu itibarla, Anayasa'nın 26 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre ifade özgürlüğünün sınırlandırılma nedenlerinden biri de başkalarının şöhret ve itibarının korunmasıdır. Davalının söylediği sözlerin, ifade özgürlüğünün sınırlarını aştığını tespit ederken mahkemece ortaya konulan gerekçenin, bu özgürlüğü sınırlamak için yeterli ve ilgili olmasının yanında, ifade özgürlüğüne getirilecek sınırlamanın, demokratik bir toplumda zorlayıcı bir toplumsal ihtiyacın karşılanması amacına yönelik, ölçülü, orantılı ve istisnai nitelikte olması gerekir. Buna göre, ifade özgürlüğüne yapılan bir müdahale, zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kamuya mal olmuş kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından şu hususları göz önüne almak gerekmektedir: Dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği (AYM; ... (3), B. No: █████████, 18.07.2018).
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, davacıların vergi kaçırmak amacıyla Malta'da şirket kurduklarına dair söz ve ifadeler yönünden dava konusu haberlerin görünür gerçeğe uygun olmadığının, somut bir delil olmaksızın olgu isnat edildiğinin, ifade özgürlüğü veya eleştiri kapsamında değerlendirilemeyeceğinin, davacıların kişilik haklarına saldırı olduğu kabul edilerek manevi tazminata hükmedilmesinin ve olay tarihi, tarafların konumu, zararın ağırlığı, caydırıcılık hususu dikkate alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğunun anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2025 tarihinde Üye ...'nin ve Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Dairemiz çoğunluğunun, İlk Derece Mahkemesi kararını onamasına ilişkin görüşüne aşağıdaki gerekçelerle iştirak edemiyorum: Dava konusu haberler, uluslararası bir gazetecilik soruşturması olan "Malta Belgeleri"ne dayanmakta olup, bu belgeler dünya genelinde birçok medya kuruluşu tarafından yayımlanmıştır. Haberlerin kaynağının uluslararası bir araştırmacı gazetecilik ağı olması, konunun kamuoyunu yakından ilgilendiren ciddiyetini ortaya koymaktadır.
1. Basın Özgürlüğünün Kapsamı ve Kamu Yararı
Demokratik bir toplumda basının en önemli işlevlerinden biri, iktidar ve kamu gücü kullananlar da dâhil olmak üzere, kamuyu ilgilendiren konularda bilgi sunarak kamuoyu denetimini sağlamaktır. Bu bağlamda, siyasetçilerin ve ailelerinin ticari faaliyetleri, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri gereğince kamu denetimine açık olmalıdır. Söz konusu haberler, tam da bu amaca hizmet etmektedir. Gazetecilik, kamuya sunulan belgeleri olduğu gibi aktarmaktan ibaret değildir; aynı zamanda bu belgeleri yorumlama, ilişkilendirme ve bu yolla kamuoyunda bir tartışma başlatma hakkını da içerir. Haberlerde yer alan ifadeler, somut bir suç isnadı değil, belgelerden yola çıkarak yapılan ve kamuoyunu ilgilendiren bir gazetecilik değerlendirmesidir.
2. Siyasetçilere Yönelik Eleştirilerde Hoşgörü Sınırı
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları, siyasetçilerin ve tanınmış kişilerin eleştirilere karşı daha geniş bir hoşgörü sınırına sahip olması gerektiğini açıkça vurgulamaktadır. Toplumun en üst kademelerinde görev yapan kişilerin faaliyetleri ve finansal ilişkileri, özel kişilere kıyasla daha sıkı bir denetime tabi tutulabilir. Karar, bu gerçeği göz ardı ederek, basın özgürlüğüne orantısız bir sınırlama getirmektedir.
3. ⁠Hukuka Aykırılık ve Caydırıcılık Etkisi
Hukuk düzenimiz, bir yandan kişilik haklarını korurken, diğer yandan demokratik toplumun temel direklerinden olan basın ve ifade özgürlüğünü de güvence altına almaktadır. Dava konusu olayda, haberin kaynağının ciddiyeti ve taşıdığı kamu yararı dikkate alındığında, basının bu konuyu haberleştirme hakkı öncelikli olmalıdır. Verilen manevi tazminat kararı, miktarı düşük dahi olsa, benzer konularda haber yapmak isteyen gazeteciler üzerinde caydırıcı bir etki yaratacaktır. Bu durum, kamuoyunun bilgi edinme hakkını zedeler ve demokratik tartışma ortamını kısıtlar.
4. Hukuk mahkemesi hakimini bağlayıcı kesin delil yoktur .
Her ne kadar İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasında şüpheli ...'in Cumhuriyet Gazetesi'nin basılı nüshaları da ve bu gazeteye ait internet sitesinde yurt dışındaki şirketler üzerinde yürütülen ticari faaliyetlere ilişkin bir yazı dizisi kaleme aldığı, yazı dizisindeki TC başbakanı ve ailesinin de bu şekilde faaliyet gösterdiğine dair anlatımlarda bulunduğu, bu kapsamda müştekilerin de vergi ödevinden kurtulmak maksadıyla yurt dışında kurdukları şirketler üzerinde illegal faaliyette bulunduklarına ilişkin yapılan yayınların basın özgürlüğü sınırları kapsamında kabul edilemeyeceği ,eylemin tahkir kasti taşıdığı açıklanarak mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de söz konusu karar kesinleşmemiştir. Ceza mahkemesi kararının kesinleşmesi beklenmeksizin maddi olayların kesin delil olarak kabul edilmesi TBK'nın 74 ncü maddesine aykırıdır. Karara gerekçe olarak gösterilen HGK'nun 2013-4/1008 Esas ve ████████ Karar sayılı ilamının somut olayla benzerliği bulunmadığından uygulama kabiliyeti de yoktur.
Belirtilen bu nedenlerle, İlk Derece Mahkemesinin kararının hukuka aykırı olduğunu, ifade ve basın özgürlüğü ilkelerini ihlal ettiğini, dolayısıyla bozulması gerektiğini düşünmekteyim. Bu nedenle, çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Dava konusu uyuşmazlık; Davaya konu yayınların ifade özgürlüğü ya da kişilerin şöhret ve itibarına saygı gösterilmesini isteme haklarından hangisinin kapsamında kaldığına ilişkindir.
Bu tür davalarda mahkemece yapılması gereken; kişilerin şöhret ve itibarı ile ifade özgürlüğünün çatışması hâlinde bu iki hak arasında makul bir dengenin kurulmasıdır. Dengeleme yapılırken her bir somut olay bakımından; dava konusu açıklamanın kamu yararına ilişkin bir tartışmaya sağladığı katkı, ilgili gerçek veya tüzel kişinin tanınırlığı, toplumdaki rolü ve işlevi ile yazıya konu olan faaliyetin niteliği, açıklama veya yayının konusu, kapsamı, şekli ve etkileri, ilgili kişinin daha önceki davranışları, bilgilerin elde edilme koşulları ve gerçekliği ile uygulanan yaptırımın niteliği nazara alınmalıdır(AYM; ... (3), B.No: █████████, 18/7/2018).
Somut davada göz önünde bulundurulması gereken ilk husus, davacıların toplumsal konumlarıdır. Davacılardan ... yayının yapıldığı dönemde başbakanlık görevini sürdürmektedir. Diğer davacılar ise davacı ...’ın oğullarıdır. Eleştirilerin hedefinde olan davacıların hem toplumsal konumları hem de siyasetçi/ve siyasetçi yakını olmaları nedeniyle makul eleştiri sınırları daha geniş kabul edilmelidir.
İkinci olarak belirtilmelidir ki, davaya konu sözlerin ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilmesi ve kişilik hakları karşısında anılan sözlere üstünlük tanınabilmesi için olgusal temelinin bulunması gerektiği izahtan varestedir. Dava konusu haberler uluslararası bir gazetecilik soruşturması olan “Malta Belgeleri”ne dayanmakta olup, bu belgelere ilişkin olarak dünya genelinde yayınlar yapılmıştır. Buna göre davalıların bu konuyu gündeme getirip toplumsal bir tartışma başlatmasında yeterli olgusal dayanak bulunduğu kabul edilmelidir.
Üçüncü olarak, Demokratik bir toplumda basının en önemli işlevlerinden biri, iktidar ve kamu gücü kullananlar da dâhil olmak üzere, kamuyu ilgilendiren konularda bilgi sunarak kamuoyu denetimini sağlamaktır. Bu bağlamda, siyasetçilerin ve ailelerinin ticari faaliyetleri, şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkeleri gereğince kamu denetimine açık olmalıdır. Söz konusu haberler, tam da bu amaca hizmet etmektedir. Gazetecilik, kamuya sunulan belgeleri olduğu gibi aktarmaktan ibaret değildir; aynı zamanda bu belgeleri yorumlama, ilişkilendirme ve bu yolla kamuoyunda bir tartışma başlatma hakkını da içerir. Haberlerde yer alan ifadeler, somut bir suç isnadı değil, belgelerden yola çıkarak yapılan ve kamuoyunu ilgilendiren bir gazetecilik değerlendirmesidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında; davaya konu ifadelerin, Yargıtay, AYM ve AİHM’nin istikrar bulmuş içtihatlarına göre; ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı, somut olay bağlamında davalının ifade özgürlüğüne üstünlük tanınması gerektiği düşüncesinde olduğumdan değerli çoğunluğun görüşüne iştirak edemiyorum.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!