Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin, elektrik işleri sözleşmesinden kaynaklanan alacağa davalının haksız itirazı sonrası oluşan kur farkından kaynaklı munzam zarar tazminatı davasının gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıya ait otel inşaatının elektrik işlerini yapma sözleşmesi kapsamında tamamladığı işlere karşılık düzenlenen faturaların bedelinin davalı tarafından ödenmemesi ve başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali sonrasında oluşan uzun süreli gecikme ve kur farklarından kaynaklandığını iddia ettiği munzam zararın tazminini talep etmektedir. Davalı ise, davacının sözleşme yükümlülüklerini tamamlamadığını, fazla ödeme aldığını ve iddia edilen zararın davacının kendi kusurundan kaynaklandığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

T.C. KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T.C.KAYSERİ1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA GEREKÇELİKARARESAS NO
: ...KARAR NO
:...HAKİM
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
:...VEKİLİ
: Av. ....Av. ...DAVALI
: ....VEKİLİ
: Av....DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:...KARAR TARİHİ
: ...GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: ...Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında █████/2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalı şirketin Kayseri ile Hisarcık/Erciyes Develi yolu oteller bölesinde bulunan otel inşaatının elektrik işlerinin müvekkili şirketçe üstlenileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri, fatura konusu ürünleri ve işleri, zamanında ve yerinde tamamladığını, buna rağmen davalının, müvekkilinin yapmış olduğu işler dolayısıyla düzenlenmiş olan faturaların bedelini ödemediğini, müvekkilinin uzunca bir süre alacağını tahsil edemediğinin, bunun üzerine, Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün ...esas (Kayseri Genel İcra Dairesi ... esas) sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, bu icra takibine davalı tarafın haksız bir şekilde itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu haksız itirazın iptali için açtıkları dava Kayseri 1. Asliye Ticaret .... Sayılı ilamı ile davalının haksız itirazının iptaline karar verildiğini, USD kurunun, icra takibinin başlatıldığı 2016 Mayıs - Haziran civarında TL karşılığının 2.9660 iken 2022 yılında TL karşılığının ise 16,3790 olup yine EURO kurunun, 2016 Mayıs - Haziran civarında TL karşılığının 3,2950 iken, 2022 yılındaki TL karşılığının ise 17,6030 olduğunu, davalının müvekkiline 6-7 yıl sonra asıl alacağı temerrüt faiziyle ödemesinin bu süreçte müvekkilinin uğradığı zararı hiç bir şekilde karşılamadığını beyanla müvekkilinin temerrüt faizini aşan zararının karşılanması amacıyla şimdilik 100,00-TL munzam zararının dava tarihinden itibaren işleyecek olan ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ile davacı arasında 18.05.2015 tarihinde imzalanan sözleşme ile müvekkil şirketin Kayseri İli Hisarcık/Erciyes Develi yolu oteller bölgesinde bulunan otel inşaatının elektrik işlerinin davacı şirketçe yapılmasının kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında işe başlayan davacının sözleşmede iş için kararlaştırılan meblağın iki katına yakın ödeme almasına rağmen hem işi tamamlayamadığını, hemde müvekkilinden yeni ödemeler talep ettiğini, davada munzam zararın oluşmadığını, müvekkilinin döviz üzerinden tedarik edilen tüm malzemelere ilişkin faturaları geciktirmeksizin ödediğinden, bu ödemeyi alan davacının bu malzeme parasını ödemeyerek müvekkilinden aldığı parayı farklı yerlerde kullanması nedeni ile ödenmeyen malzeme parasını sonradan ödemek zorunda kalmasının davacının kusuru olduğunu, bu kusurun müvekkile yüklenemeyeceğini ve iddia olanan munzam zarar ile müvekkilinin eylemleri arasındaki illiyet bağını kestiğini beyanla öncelikle davacı adına, temerrüt tarihinden sonra davacı tarafından veya tek ortak Banu Gümüş tarafınadan edinilen veya satılan taşımazların tespiti için Kayseri ili Melikgazi, Talas ve Kocasinan İlçesi Tapu Müdürlükleri'ne yazılacak müzekkere ile varsa tespit edilecek taşınmazların aktif ve pasif kayıtları ile resmi satış senetlerinin gönderilmesinin istenilmesine, yine temerrüt tarihinden sonra davacı tarafından veya tek ortak ...tarafından edinilen veya satılan taşıtların kayıtlarının tespiti için trafik tescil sorgusu yapılmasına, davacıya, müvekkilin otel inşaatında kullandığı malzemenin tedarikine ilişkin elindeki fatura belge ve bilgiyi sunması için süre verilmesi ve verilen cevaplar doğrultusunda malzeme tedarik edilen şirket kayıtlarının (kesilen fatura ve davacı tarafından yapılan ödemeye ilişkin) gönderilmesinin istenmesine, haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:Mahkememizce taraf teşkili sağlanmış davanın taraflarına delillerini ibraz etme olanağı tanınmış uyuşmazlığın çözümü için gereken bütün deliller toplanmıştır.Kayseri Genel İcra Dairesi'ne müzekkere yazılarak Kayseri 4. İcra Müdürlüğü'nün ... esas (Kayseri Genel İcra Dairesi ... esas) sayılı dosyanın Uyap kayıtları celp edilmiştir.Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne müzekkere yazılarak ...sayılı dosyanın Uyap kayıtlarının dosyamız arasına alınmasına,T.C Ziraat Bankası'na, Yapı ve Kredi Bankası'na ve TEB Bankası'na müzekkere yazılarak davacının bildirmiş olduğu iban numaralarına ait kayıtlar celp edilmiştir.Kayseri Melikgazi Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak Ada No: 4698, Parsel No:4 "... Melikgazi/Kayseri"...Melikgazi/Kayseri" adreslerindeki taşınmazların tapu kayıtları celp edilmiştir.Mahkememizin █████/2025 tarihli duruşmasında davacı tanığı...'nın beyanı alınmıştır.Mahkememizin █████/2025 tarihli ara kararı ile bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş, mali müşavir bilirkişi Prof. Dr. ... ve nitelikli hesap bilirkişisi Av. ...█████/2025 tarihli raporunda özetle;Mali Müşavir Bilirkişi İncelemesi
:-Raporda izah edildiği üzere davacı şirketin müşterilerinden olan alacaklarının sabit kaldığı; buna mukabil borçlarının azaldığı, bu borçların şirket ortağı tarafından ödendiği sonucuna ulaşıldığını,Nitelikli Hesaplamalar Bilirkişi incelemesi:-Denkleştirici adalet ilkesi kapsamında Kayseri 4. İcra Müdürlüğü ...E. (Kayseri Genel İcra Dairesi ... E.) sayılı dosyasında mevcut asıl alacak olan 472.611,03-TL'nin ödeme tarihi olan █████/2022 tarihindeki değerinin dava tarihi olan █████/2023 tarihindeki karşılığı hesaplandığını,-█████/2022 tarihinde 471.611,03-TL'nin █████/2023 tarihindeki karşılığının 832.555,43-TL olarak hesap edildiğini,-Davacının ise davalıdan Kayseri 4. İcra Müdürlüğü ...E. (Kayseri Genel İcra Dairesi ... E.) sayılı dosyası kapsamında 946.655,50 TL asıl alacak ve faiz (takip öncesi ve takip sonrası) tahsil ettiğini bildirir yönde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Raporun taraflara tebliğ edildiği, rapora karşı davalı vekilinin beyan dilekçesi, davacı vekilinin itiraz dilekçesi sundukları görülmüştür.Davacı vekilinin itirazları ve mahkememizce ara kararda talep edilen illiyet bağına ilişkin değerlendirme yapılmadığı anlaşılmakla ek rapor düzenlenmesi, ayrıca davacı vekilinin talebi doğrultusunda heyete bir elektrik mühendisi eklenmek suretiyle fatura konusu malların değerleri konusunda rapor düzenlenmesine karar verilmiş, muhasebeci bilirkişi ve nitelikle hesap uzmanı bilirkişi █████/2025 tarihli ek raporda özetle;-04.06.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda yapılan incelemelerde, davacı şirketin müşterilerinden olan alacaklarının sabit kaldığı; buna mukabil borçlarının azaldığı, bu borçların şirket ortağı tarafından ödendiği sonucuna ulaşıldığını,-Denkleştirici adalet ilkesi kapsamında Kayseri 4. İcra Müdürlüğü ...E. (Kayseri Genel İcra Dairesi ... E.) sayılı dosyasında mevcut asıl alacak olan 472.611,03 TL'nin ödeme tarihi olan █████/2022 tarihindeki değerinin dava tarihi olan █████/2023 tarihindeki karşılığı hesaplandığını,-█████/2022 tarihinde 472.611,03 TL' nın █████/2023 tarihindeki karşılığı 778.160,22 TL olarak hesap edildiğini,-Davacının ise davalıdan Kayseri 4. İcra Müdürlüğü ...E. (Kayseri Genel İcra Dairesi ... E.) sayılı dosyası kapsamında 946.655,50 TL asıl alacak ve faiz (takip öncesi ve takip sonrası) tahsil etmiş olduğunu,-Yapılan hesaplamalarda davacının munzam zararının oluşmadığı tespit edilmiş olup bahse konu dönemde ise borçlarının azalmış olduğu bu nedenle alacaklının uğradığını iddia ettiği zararla borçlunun temerrüdü arasında illiyet bağı kurulamayacağı yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir.Elektrik Mühendisi bilirkişi ... █████/2025 tarihli raporda özetle;Kolon kabloları teklifi ... Elektrik'ten, ...usbar ve Aksesuarları teklifi Başkal Elektrik Elektronik San. Tic. Ltd. Şti'den, ...Sistemleri Rensatek Teknolojiden 15.08.2025 tarihinde alınmış olup yapılan hesaplamada malzeme fiyatının:1- Kolon kablolarıSözleşme tarihine göre 6.740,42 TL19.06.2016 temerrüt tarihine göre 13.260,32 TL29.06.2022 ödeme tarihine göre 78.024,86 TL15.08.2025 (Şu anki) tarihine göre 190.653,75 TL olduğu2- Busbar ve AksesuarlarıSözleşme tarihine göre 66.444 95 TLTemerrüt tarihine göre 105.792,45 TL29.06.2022 ödeme tarihine göre 622.489,58 TL15.08.2025 (Şu anki) tarihine göre 1.521.058,31 TL olduğu.3- Zayıf Akım sistemleriSözleşme tarihine göre 22.941,70 TLTemerrüt tarihine göre 123.076,96 TL29.06.2022 tarihine göre 724.195,25 TL15.08.2025 (Şu anki) tarihine göre 1.769.571,11 TL olduğu yönünde görüş ve kanaat bildirilmiştir. Rapor taraflara tebliğ edilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, YARGILAMA VE GEREKÇE:Dava; munzam zarar talebine ilişkindir.Aşkın (munzam) zarar, para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi nedeniyle alacaklı nezdinde ortaya çıkan zararın temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olup bu zarar, borçlunun temerrüdü ile borcun ödendiği tarih aralığındaki dönemi kapsamaktadır. Bu anlamda aşkın (munzam) zarar, temerrüt faizini aşan ve kusur sorumluluğuna dair ilkelere bağlı bir zarar türü olarak kabul edilir (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Şerhi, Cilt I, 2012, s. 810). Aşkın (munzam) zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ilk koşul, bir para borcunda borçlunun temerrüdünün varlığıdır. Bu para borcunun kaynağının, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliği için herhangi bir önemi bulunmamaktadır. Bu anlamda TBK’nın 122. maddesi, kaynağı ne olursa olsun temerrüt faizi yürütülebilir nitelikte olmak koşuluyla bütün para borçlarında uygulanma olanağına sahiptir. Borcun dayanağı haksız fiil, sözleşme, sebepsiz zenginleşme, kanun yahut vekâletsiz iş görme olabilir. Öte yandan hemen belirtilmelidir ki; aşkın (munzam) zarar borcunun hukukî sebebi, asıl alacağın temerrüde uğraması ile oluşan hukuka aykırılıktır. Bu nedenle borçlunun aşkın (munzam) zararı tazmin yükümlülüğü, asıl borç ve temerrüt faizi yükümlülüğünden tamamen farklı, temerrüt ile oluşmaya başlayan asıl borcun, ifasına kadar geçen zaman içinde artarak devam eden, asıl borçtan tamamen bağımsız yeni bir borçtur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken ikinci koşul; borçlunun temerrüdü nedeniyle temerrüt faiziyle karşılanamayan alacaklı zararının mevcudiyetidir. Ancak alacaklının zararının temerrüt faizinden az yahut temerrüt faizine eşit olması durumunda, zararın temerrüt faiziyle karşılanacak olması sebebiyle aşkın (munzam) zararın varlığından söz edilemez. Bu aşamada önemle belirtilmelidir ki; TBK’nın 122. maddesi kapsamına kanunî temerrüt faizinin yanında akdi temerrüt faizinin uygulandığı borç ilişkileri de dâhildir. Eş söyleyişle alacaklının, borçlu ile arasındaki hukukî ilişkiden doğan temerrüt faizinin akdi yahut yasal olması, aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğine engel teşkil etmez. Burada önem arz eden husus alacaklının temerrüt faiziyle karşılanamayan zararının mevcudiyetinin ispatıdır.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken üçüncü koşul; borçlunun temerrüde düşmede kusurlu olmasıdır. Zira aşkın (munzam) zarar sorumluluğu, temerrüt faizinden sorumluluktan farklı olarak kusur sorumluluğuna dayanmakta olup burada aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Ancak aşkın (munzam) zarar iddiasının ileri sürüldüğü durumlarda sorumluluk için, diğer koşulların varlığı durumunda borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun varlığı asıldır. Başka bir anlatımla temerrüt sonrasında borçlunun temerrüde düşmedeki kusurunun alacaklı tarafından ispatı gerekmez. Aksine borçlu, temerrüde düşmede kusursuz olduğunu ispatlamadıkça ortaya çıkan aşkın (munzam) zarardan sorumludur.Aşkın (munzam) zararın varlığı için gereken son koşul ise; borçlunun temerrüdü ile alacaklının aşkın (munzam) zararı arasındaki illiyet bağının mevcudiyetidir. Bu çerçevede alacaklı, borçlunun temerrüde düşmesi ile ileri sürdüğü aşkın (munzam) zarar olgusu arasındaki illiyet bağını ispatla yükümlüdür.Aşkın (munzam) zarar bu hukukî niteliği ve karakteri itibariyle, asıl alacak ve faizleri yönünden icra takibinde bulunulması veya dava açılmasıyla sona ermeyeceği gibi, icra takibi veya dava açılması sırasında asıl alacak ve temerrüt faizi yanında talep edilmemiş olması hâlinde dahi (TBK m. 122/2) takip veya davanın konusuna dâhil bir borç olarak da kabul edilemez. Bu nedenle asıl alacağın faizi ile birlikte tahsiline yönelik icra takibinde veya davada munzam zarar hakkının saklı tutulduğunu gösteren bir ihtirazî kayıt dermeyanına da gerek bulunmamakta olup ayrı bir dava ile de zamanaşımı süresi içerisinde her zaman istenmesi mümkündür.Uyuşmazlık çerçevesinde üzerinde durulması önem arz eden bir diğer husus ise, aşkın (munzam) zararın ispatı olup esasen aşkın zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, TBK’nın 122. maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır.Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194. maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, TBK’nın 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu itibarla ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz.Ayrıca bir para borcunun ödenmesinde temerrüde düşülmesinden dolayı alacaklının zarara uğrayacağı kabul edilerek bu zararın, ülkenin içinde bulunduğu ekonomik durum dikkate alınarak belli bir oranda olacağı benimsenmiş ve TBK’nın 120. maddesi yollaması ile 3095 sayılı Kanun’un hükümleri çerçevesinde temerrüt faiz oranları belirlenmiştir. Buradan hareketle kanun koyucu tüm bu ekonomik olumsuzlukları değerlendirip, bunların doğuracağı zarar dolayısıyla tazminat oranını T.C. Anayasası’ndan aldığı yasa yapma yetkisine dayanıp temerrüt faizi olarak belirlemiş iken, zımnen bu takdirin yerinde olmadığı ileri sürülüp sadece aynı ekonomik göstergelere dayanılarak tazmin edilecek zararın geçmiş günler faizinden fazla olduğu kabul edilemez.Uğranıldığı iddia olunan zararın, yetkili merciin belirlediğinden fazla ve bu nedenle TBK’nın 122. maddesine dayanılarak aşkın (munzam) zarar istenilmesi hâlinde ise artık açılmış olan davaya özgü somut vakıalara dayanılması gerekir. Bunlar da yasal, elverişli ve geçerli delillerle, geçerli ispat kuralları dairesinde kanıtlanmalıdır. Burada kanıtlanacak olgular geç ödeme ile davacının maruz kaldığı zararı doğuran vakıalar ve bu vakıalar nedeniyle uğranılan fiili zarardır." şeklinde munzam zarar koşulları açıklanmıştır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarih ve ███████-938 E., ████████ K. sayılı ilamı).Davacının munzam zarar yönünden talebinin yasal dayanağı 6098 sayılı TBK'nın 122. Maddesinde yazılı aşkın zarardır. Bu maddeye göre: Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.Her ne kadar geçmiş günler faizini aşan bir zarardan söz edilerek zararın türü, niteliği ve özellikleri konusunda yasada bir açıklık yok ise de, buradaki zararın, borçlu temerrüte düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucu ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki fark, temerrüt faizi ile karşılanmayan, onu aşan bölüme tekabül eden zarar diye tanımlanması mümkündür.Mahkememizce davanın esası yönünden yapılan değerlendirmede uyuşmazlık konusunun davada varlığı iddia edilen aşkın zarar olgusunun ne şekilde ispatlanacağı hususunda toplandığı anlaşılmaktadır.TMK 6. ve HMK 190. Maddeleri gereğince ispat yükü kural olarak davacı taraftadır. Yani davacı tarafça davalı tarafın eylem ve kusurlu davranışlarıyla temerrüt faizini aşan miktarda bir zarara uğradığının ispatı gerekmektedir.HMK 194. maddesi gereğince taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerekir. Yani davacı tarafın TBK 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların, eldeki cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken kurlar, mevduat faizleri, paranın satın alma gücündeki meydana gelen azalma vs. olgunların dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlaması gerekir. Burada kanıtlanacak hususlar, ekonomik şartların değişmesi sonucu ortaya çıkan genel olumsuzluklardan ziyade, geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zararıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.03.2022 tarih ███████-938 E, ████████ K sayılı ilamında özellikle bu hususlara dikkat çekilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararları yerel mahkemeler için bağlayıcı nitelik taşıdığından mahkememizce de aynı görüş benimsenmiştir.Davalının, ödemesi gereken miktarı geç ödediğinden, davacı tarafın faizi aşan ve temerrüt faizi ile karşılanmayan bir zararı bulunması halinde bundan sorumlu olacaktır. Bu durumda davacının, HMK.m.190 uyarınca, Kayseri 1 ATM.'ce hükmedilen alacak ve faizin davacının zararını karşılamadığı, aşkın zararının bulunduğunu ve bu zararı ödediğini ispat etmesi gerekir.Yargıtay 11 HD. Nin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, Munzam zarar sorumluluğu, kusur sorumluluğuna dayanır. TBK’nın 122. maddesi (Mülga BK'nın 105.) kusur karinesini benimsemiştir. Munzam zarardan kaynaklanan tazminat borcunun doğması için aranan kusur, borçlunun temerrüde düşmekteki kusurudur. Farklı bir anlatımla, burada zararın doğmasına yol açan bir kusur ilişkisi aranmaz ve tartışılmaz. Sorumluluk için borçlunun temerrüde düşmekteki kusurunun varlığı asıldır. Kural olarak munzam zarar alacaklısı, öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağın geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını ispat etmekle yükümlüdür. Alacaklı borçlunun temerrüde düşmekte kusurlu olduğunu ispatla yükümlü değildir. Borçlu ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlama koşuluyla sorumluluktan kurtulabilir. Bu itibarla, munzam zarar davalarında alacaklının (davacının) ispat yükümlülüğü çok sıkı kurallara bağlanmamalı, genel ispat yöntemlerinde olduğu gibi her olayın kendi yapısı ve özelliği içinde değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.Açıklanan nedenlerle dosya kapsamı, bilirkişi raporu ve dosyada toplanan deliller ile davacı tarafça kendi durumuna ilişkin zarar miktarı somut olarak ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Davacı taraf yemin deliline başvurmuş ise de; ispatı gereken hususlar yemin delili ile ispatlanacak türden olmadığından yasal şartları bulunmayan bu talebin de reddine karar verilerek aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD █████████ E., █████████, İstanbul BAM 13 HD. ████████ E., █████████K., Konya BAM ████████ E., ████████ K.)HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-Davanın REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu'na ekli (1) sayılı tarife gereğince alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından dava açılırken peşin olarak 269,85-TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55-TL'nın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazine'ye Gelir Kaydına,4-Davacı tarafından yapılan tüm yargılama giderlerinin kararın mahiyeti gereği davacı taraf üzerine bırakılmasına,5-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda mahkememizce herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T.'nin 13/2 maddesi gereğince hesap edilen 100,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-6100 sayılı HMK 120 ve 333. maddeleri gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kalan kısmının kararın kesinleşmesi halinde tarafça numarası bildirilen veya bildirilecek hesaba, hesap numarası bildirilmediği takdirde adreslerine ödemeli olarak re'sen gönderilmesine,8-Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 203. maddesi uyarınca dosyanın tarih ve işlem sırasına düzenlenip dizi listesine bağlanmasına, Yazı İşleri Müdürü tarafından kontrolü yapıldıktan sonra İstinafa gönderilmesine veya arşive kaldırılmasına,Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...e-imzalıdırHakim ...e-imzalıdır