Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, ödenen çeklere rağmen ticari kefalet sözleşmesi gereği iade edilmeyen 9.500 Euro teminatın tahsiline yönelik alacak davası.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının davalıdan ticari bir protokol kapsamında mal alımı sonrası verilen tüm çeklerin ödenmesine rağmen haksız yere alıkonulduğunu iddia ettiği 9.500 Euro tutarındaki teminatın güncel TL karşılığının, en yüksek ticari faiziyle birlikte iadesi ve ihtiyati haciz kararı verilmesi talebiyle açtığı alacak davasının dilekçesini ve davalının henüz cevap vermediği tensip aşamasını özetlemekle birlikte, devamında ticari davaların mutlak, nispi ve belirli haklarla ilgili davalar olarak sınıflandırılmasına dair genel bir hukuki açıklama sunmaktadır.

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:
T.C.KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO
: EsasKARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
: Av.DAVALI
:DAVA
: Alacak (Ticari Niteliteki Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Niteliteki Kefalet Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı firmadan mal aldığını almış olduğu mallar neticesinde de ödemelerini zamanında yaptığını, davacı müvekkili davalıdan mal alırken kendisiyle bir protokol yapılmış olduğunu, yapmış olduğu protokol uyarınca davalıya çekler verdiğini, ayrıca davalıya teminat olarakta 25.000 TL lik bir adet kredi kartı ve 9.500 Euro gönderdiğini, söz konusu protokol uyarınca müvekkilinin davalıya vermiş olduğu çeklerin ödenmesine mütakip davalı firmaca söz konusu teminatın iade edilmesi gerekmekteyken davalı firmanın iade etmediğini, davalı firmaya verilen çeklerin hepsinin ödendiğini, davalı firmanın çekleri ödendikten sonra müvekkili davalı firma ile yapmış olduğu yazışmalarda ve konuşmalarda sürekli teminatı iade edeceklerini beyan etmişlerse de iade etmediklerini, söz konusu ödenen çekler hususunda davalı firmanın itirazı var ise Halkbankasına müzekkere yazılarak davacı ile davalı adına ödenen çeklerin dosyaya kazandırılmasını bu durum, taraflar arasındaki ticari sözleşmeye (protokole) aykırılık teşkil etmekte olup, müvekkilinin sözleşme gereği iade edilmesi gereken alacağını haksız yere alıkoyma sonucunu doğurduğunu, bu nedenle, haksız alıkonulan 9.500 Euro tutarındaki teminatın güncel Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili için bu davayı açma zorunluluğu doğduğunu, 9.500 Euro teminat bedelinin, dava tarihindeki efektif döviz kuru üzerinden hesaplanacak TL karşılığının işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini 9.500 Euro alacağın dava tarihindeki tarihindeki efektif döviz kuru TL karşılığı üzerinden hesaplanacak (faiz ve masraflar dâhil) toplam alacak miktarı için, davalının tüm malvarlığı, banka hesapları ve üçüncü kişilerdeki alacakları üzerine teminatsız veya uygun görülecek bir teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesini, Davalı firmanın haksız ve hukuka aykırı olarak alıkoyduğu ,Davalı firmanın haksız ve hukuka aykırı olarak alıkoyduğu 9.500 Euro tutarındaki teminat bedelinin, işleyecek en yüksek ticari faiziyle birlikte, dava tarihindeki tarihindeki efektif döviz kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsiline,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.CEVAP
: Dava tensip aşamasında olduğundan dava dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmemiştir.YARGILAMA VE GEREKÇEDavacının Ticari Niteliteki Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklı davalıdan alacaklı olup olmadığı, hususlarına ilişkindir.Kayseri Defterdarlığına, yazılan müzekkereye cevap verildiği ilgili evrakın dosya arasına alınmış olduğu görülmüştür.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu █████████ E, -█████████ K)TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen Bakanlar Kurulu kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez.Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi’nin ... E, .....K sayılı kararında “…Somut olayda; dosyadaki bilgi ve belgelerden Mimarsinan Vergi Dairesi'nin Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......Esas sayılı dava dosyası içine gelen müzekkere cevabında, temlik alan davacı Kamil Türk'ün █████/2019 tarihinde faaliyetini terk ettiği, işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve 2. sınıf tüccar olduğunun bildirildiği görülmüştür. Şu halde, dava tarihi itibariyle temlik alan Kamil Türk'ün ticareti terk ettiği ve tacir sıfatının bulunmadığı anlaşılmakla davanın genel hükümler uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesinde görülerek sonuçlandırılması gerekmektedir.” denildiği görülmüş olup, dava konusu teminat bedelinin iadesi olması ile mutlak ticari dava olmadığı, davacının tacir olmadığının vergi dairesinin yazı cevabı ile anlaşılması ile ortada nisbi bir ticari davada olmadığından iş bu davada Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılarak Mahkememizce görevsizlik kararı verilmesi gerekmiştir.6335 Sayılı Yasanın 2. Maddesi ile 6102 Sayılı TTK'nun 5. Maddesinin 3 ve 4 nolu fıkraları değiştirilerek Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki iş bölümü ilişkisi görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınır.Mahkememizce açıklanan nedenlerle görevsizlik kararı verilmesi gerekmiş, HMK'nun 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurulması halinde dava dosyasının görevli Asliye Hukuk mahkemelerine gönderilmesine hükmedilmiş, HMK'nun 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra Asliye Hukuk mahkemelerinde davaya devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemelerince hükmedileceğinden bu aşamada yargılama harç ve giderlerine hükmedilmemiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-HMK 114/c maddesi uyarınca görev hususu dava şartı olduğundan, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle USÛLDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğuna,2-Karar kesinleştiğinde 2 haftalık süre içerisinde talep halinde dosyanın HMK'nun 20. maddesi uyarınca görevli Kayseri Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesi için Tevzi Bürosuna tevdiine,3-Görevsizlik kararından sonra davaya görevli Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmesi halinde yargılama giderlerine Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedileceğinden bu konuda HMK 331/2. maddesi uyarınca şu aşamada bir karar verilmesine yer olmadığına,4-Görevsizlik kararından sonra dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmemesi halinde mahkememizce verilecek ek karar ile yargılama harç ve giderleri konusunun karara bağlanmasına,Dair tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde İstinaf yasa yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi.█████/2025Katip¸E-imzalıdırHakim¸E-imzalıdır