Plastik boya granül satışından kaynaklanan 2.969,49 EUR alacak için icra takibine yapılan haksız itirazın iptali davası.
Özet: Plastik boya ve hammadde üretimi ile satışını yapan davacı şirket, davalıya ticari ilişki kapsamında tedarik ettiği ürünlerin bedeli olan 2.969,49 EUR tutarındaki alacağını, davalının faturalara itiraz etmemesine rağmen ödemekten kaçınması üzerine başlattığı icra takibine, davalının hiçbir hukuki gerekçe sunmadan "ödeme emrindeki kalemlere ve faize itiraz ediyoruz" şeklinde kötü niyetli bir itirazda bulunarak takibi durdurması üzerine, itirazın iptali davası açmış; müvekkilinin alacağının zamanaşımına uğramadığını, davalının temerrüde düştüğünü, borcun yabancı para cinsinden olması sebebiyle kanuni faizle birlikte tahsil edilmesi gerektiğini, haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve alacağın tahsilini engelleme amacı taşıyan bu kötü niyetli davranışlar nedeniyle davalının mallarına ihtiyati haciz konulmasını talep etmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: █████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili görevsiz Büyükçekmece ..... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ..... Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 25 yılı aşkın bir süredir her türlü plastik eşyanın üretimi esnasında, her türlü sentetik iplik ve plastik eşyanın hammaddesinin renklendirilmesinde hammadde katkısı olarak kullanılan organik veya inorganik pigmentler içeren polietilen ve polipropilen granül olan plastik boyasının (boya masterbach) üretimi alanında faaliyet göstermekte olduğunu, plastik endüstrisine en yüksek kalitede renkli boya ve katkı malzemesi tedarik eden uluslararası bir grup olduğunu, müvekkili şirketin plastik boyar madde imalatı yapmakta olup, yurt içi ve yurt dışı ihracat ve satışı ile iştigal ettiğini, müvekkili şirketle davalı arasında süre gelen ticari ilişki kapsamında müvekkili şirketin davalıya ..... numaralı fatura 285,04 EUR, .... numaralı fatura 590,00 EUR, ..... numaralı fatura 631,30 EUR, .... numaralı fatura 179,36 EUR, ..... numaralı fatura 590,00 EUR, ..... fatura numaralı fatura 132,75 EUR, ..... numaralı fatura 218,65 EUR, ..... numaralı fatura 132,75 EUR, 2.969,49 EUR e-faturaları keşide etmiş olduğunu, davalı şirketin işbu faturalara karşı hiçbir şekilde itiraz etmemiş olmasına ve faturaları kabul etmiş olmasına rağmen borcunu ödemekten kaçınmış olduğunu, fatura alacakları olan toplam 2.969,49 EUR alacağın ödenmemesi üzerine müvekkili şirket tarafından Büyükçekmece İcra Dairesi'nin .... Esas sayılı dosyası ile davalı aleyhinde icra takibi başlatılmış olduğunu, ancak gönderilen ödeme emrine davalının itiraz etmesi nedeniyle icra takibinin durdurulmuş olduğunu, davalının icra takibine itirazı üzerine taraflarınca, arabuluculuğa başvuru yapıldığını, ancak anlaşma sağlanamamış olduğunu, davalının zamanaşımı itirazının reddi gerektiğini, iş bu davaya konu alacaklar 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan müvekkilinin alacağının zamanaşımına uğramamış olduğunu, davalının icra takibine itirazının haksız ve kötü niyetli olup, tamamen ödeme süresini geciktirerek müvekkili şirketin alacağına kavuşmasına engel olmaya yönelik olduğunu, zira davalının itiraz dilekçesi incelendiğinde görüleceği üzere "Ödeme Emrinde bildirilen, alacak kalemlerine, faize ve faiz oranına ve ferilerine açıkça İTİRAZ EDİYORUZ." şeklindeki tek cümlelik bir itirazla, hukuki hiçbir gerekçesi olmadan, kötü niyetli bir şekilde itiraz etmiş olduğunu, davaya konu alacağın / borcun dayanağı davalı şirket tarafından sipariş edilen ürünlere ilişkin davalı tarafından ödeme yapılmaması olup, davalının satın almış olduğu malın bedelini müvekkili şirkete ödemesi gerektiğini, kaldı ki davalı tarafından faturalara yapılmış bir itiraz da bulunmadığını, dolayısıyla tarafların keşide edilen faturalar ile bu konuda mutabık kalmış olduklarını, davalının talep edilen tutara itiraz hakkı da bulunmadığını, tüm bunlara rağmen davalının borcunu ödemeyerek bunun yerine haksız ve kötü niyetli itirazlarla müvekkili şirketin alacağına kavuşmasına engel olmaya çalışmakta olduğunu, ayrıca davalının “faiz ve faiz oranına” yapmış olduğu itirazın da haksız olup, hukuken yerinde olmadığını, zira satın almış olduğu malların ödemesini yapmamış olan davalının temerrüt halinde olup, söz konusu borç yapancı para cinsinden olduğundan 3095 Sayılı Kanuni Faiz Ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’un 4/a maddesi gereği “EUR alacak için işleyecek Yıllık EURO Mevduata Kamu Bankalarınca Fiilen Uygulanan Azami Yıllık Faiz” üzerinden faiz talep edilmiş olduğunu, dolayısıyla davalının itirazlarının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalının borcunu ödemeyerek yükümlülüklerini kasten yerine getirmemiş, icra takibine de haksız olarak itiraz etmiş olduğunu, dolayısıyla davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasal koşulları gerçekleşmiş olduğunu, borca açıkça haksız ve hukuka aykırı olarak, tamamen ödeme süresini geciktirerek müvekkili şirketin alacağına kavuşmasına engel olmak amacıyla itiraz eden davalının menkul, gayrimenkul malları ile her türlü hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ediyor olduklarını, dosya muhteviyatından anlaşılacağı üzere davalının tamamen ödeme süresini geciktirerek müvekkili şirketin alacağına kavuşmasına engel olmak ve alacaklıdan mal kaçırmak saikiyle hareket etmekte olduğunu, mahkememizce yapılacak yargılama süresi de göz önünde bulundurulduğunda, yapılacak yargılama sonunda davanın lehlerine bitmesi durumunda dahi davalının bu kötü niyetli fiilleri nedeniyle müvekkili şirketin alacağına kavuşamama riski mevcut olduğunu nitekim; davalı tarafın borçlu olduğunu bile bile kötü niyetli olarak takibe itiraz etmiş olduğunu, borcun vadesinin geçmiş olduğunu, alacağın rehinle temin edilmemiş olduğunu beyanla; davalı borçlunun menkul, gayrimenkul malları ile her türlü hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, davalının haksız itirazının iptaline ve takibin devamına, İİK 67/2. maddesi uyarınca ve davalı tarafın icra takibine haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle dava konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacının uyuşmazlığın temelini açıkça mahkemeye bildirmemiş olduğunu, uyuşmazlığın müvekkilinin ana borcundan değil, davacı tarafın Euro kuru üzerinden TL'ye çevirerek kestiği faturalarda ödeme almış olmasına rağmen sonradan "kur farkı" talep etmeye kalkışmasından kaynaklanmış olduğunu, davacının, Euro kurundan kestiği fatura karşılığı ödemeleri vadesinde almış, akabinde fatura tarihi ile vade tarihi arasında Euro kuru değiştiği için aradaki farkı talep etmiş olduğunu, kararlaştırılan vade tarihleri ile fatura tarihlerinin farklı olduğunu, bu noktada faturalar altında yazılı vade tarihlerine dikkat çekiyor olduklarını, müvekkilinin, takibe ve davaya konu edilen faturaları ödemiş olduğunu, tarafların ticari defter ve kayıtlarının, banka kayıtlarının incelenmesinden anlaşılacak olduğunu, ayrıca davacıya çek teslim edildiğinin de kayıtlardan görülecek olduğunu, alacaklı görünen şirketin davaya konu ettiği faturalar altında vade tarihlerinin yazılı olduğunu, örneğin; 20.06.2022 tarihli faturanın vade tarihinin 18.09.2022 olduğunu, bu faturaların bir kısmının, yine vade konusunda yeni bir anlaşma yapılması sonucu çekle ödenmiş olduğunu, ihtirazi kayıtsız olarak çeki kabul eden davacının, vadesinde tahsil ettiği borcun ödenmesinden sonra kurdan kaynaklı bir alacak talebinde bulunmasının mümkün olmadığını, davacının, takibe konu ettiği yabancı para borcu ihtiva eden faturaların takip tarihindeki kur üzerinden karşılığı ile icra takibini yapmış ve davasını açmış olduğunu, oysa faturaların ödenmesi ile borcun ortadan kalkmış olduğunu, EURO kurundan alacak talebinde bulunulmasının kabul edilemez olduğunu, taraflar arasında uzun zamandır devam eden ticarette hiçbir zaman kur farkı ödemesi yapılmamış olduğunu, kur farkı ödeneceğine yönelik bir sözleşme de bulunmadığını, müvekkilinin kabul ettiği miktarın, fatura tarihlerindeki TL karşılıkları olduğunu, bunları da ödemiş olduğunu, aksine, kur farkı ödemesi yapmayacağını maillerde açıkça ifade ettiğinin görülmekte olduğunu, vadesinde yapılan ödeme sonucu kur farkı talebinin mümkün olmadığını, davacının gerek icra takibinde gerek dava açarken aldığı ödemelerden hiç bahsetmemiş olmasının esasında onun kötü niyetle hareket ettiğini göstermekte olduğunu, müvekkilinin köklü ve kurumsal bir şirket olup; davacının talep ettiği alacağın mahkemece kabul edilmesi halinde başkaca bir teminata gerek duyulmadan mahkeme kararına uyacağına şüphe bulunmadığını, davacının da uzun zamana dayanan ticareti sonucu bunu bilmekte olduğunu, ihtiyati haciz talebinin müvekkili şirketin ticari itibarına zarar vermek amacı taşıdığı kanaatinde olduklarını, ihtiyati haciz talebinin reddinin hukuka uygun olduğunu, davacının esasında kur farkına dayanan talebinin, ne icra takip dosyasında ne de arabuluculuk başvurusunda yazılı olmadığını, bunu, müvekkili ile şifahen yaptığı görüşmelerden (mailler de bulunduğunu.) dolayı biliyor olduklarını, fatura alacağı ile kur farkı alacağının farklı olduğunu, fatura alacaklarının ödendiğinin tespit edilmesi halinde davacının, kur farkı talebini itirazın iptali davasına konu edemeyeceğini, ayrıca dava şartı arabuluculuk başvurunda da kur farkı talebi bulunmadığından davanın hem usulden hem esastan haksız olduğu sonucuna varılması gerektiğini, dava konusu edilen 20.06.2022 tarihli 500 EURO üzerinden TL'ye çevrilmiş 10.741,36 TL tutarlı fatura karşılığının davacı şirkete ödenmiş olduğunu, davacının, 500 EURO'nun takip tarihindeki kur üzerinden hesaplanmasını istediğinde pek tabii bir fark oluşacak olduğunu, bu oluşacak farkın fatura bedeli değil ; kur farkı olduğunu, davacının, takip talebinde kur farkını istememiş olduğunu, fatura bedelini istemiş olduğunu, o halde bu icra takibi, itirazın iptali davasına konu edildiğinde icra takibindeki taleple bağlı kalmak gerektiğinden itirazın iptali kararı verilmesinin mümkün olmadığını, yine arabuluculuk başvurusu da itirazın iptali talepli olduğundan orada da kur farkı mevzusunun hiç müzakere edilmediğinin dikkate alınması gerektiğini, davacının talebinin özünde kur farkına dayandığı anlaşıldığında davanın hem usulden hem de esastan haksızlığı ortaya çıkacak olduğunu beyanla; davanın reddine, haksız ve kötü niyetle takip yapan alacaklı aleyhine talep edilen alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacı tarafından davalı aleyhine Büyükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası ile fatura alacağına dayanılarak başlatılan ilamsız icra takibine davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Dosyanın mahkememize Büyükçekmece ...... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin █████/2025 tarih ve .... Esas ..... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı.
Büyükçekmece İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı dosyasının celbi talep edilmiş, dosya uyap sistemi üzerinden mahkememize gönderilmiş olup, davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine 98.402,36 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı şirket tarafından takibe itiraz edildiği ve takibin durmuş olduğu görüldü.
Mahkememiz █████/2025 tarihli ara kararları ile davacı / davalı vekiline; davacı / davalı tarafın 2021-2022-2023-2024-2025 yılı ticari defter ve kayıtlarını inceleme günü olan █████/2025 günü saat 14:40'ta mahkememizde hazır etmelerinin veya yerinde inceleme talepleri var ise bu tarihe kadar defterlerin bulunduğu adresi bildirmeleri hususlarının ayrı ayrı ihtarına, belirlenen gün ve saatin taraflar yönünden kesin süre olduğunun, belirlenen gün ve saatte ticari defterlerin hazır edilmemesi veya belirlenen tarihe kadar adres bildirilmemesi halinde Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. maddesi uyarınca ticari defterleri ibrazdan vazgeçmiş sayılacaklarının ve usulüne uygun tutulduğu anlaşıldığı takdirde karşı tarafın ticari defter ve kayıtlarına göre karar verileceğinin ihtarına, defterler hazır edildiğinde dosyanın bilirkişi listesinden resen seçilecek bir mali müşavir bilirkişiye tevdii ile; bilirkişiden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 222. maddesi gereğince, dava konusu ihtilafla sınırlı olmak kaydıyla ilgili tarafın ticari defter ve belgelerinde inceleme yaparak; a)Tarafların ticari defterlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna göre usulüne uygun tutulup tutulmadığı; açılış kapanış tasdiklerinin yapılıp yapılmadığı; b)Defter kayıtlarının birbirini doğrulayıp doğrulamadığı; sahibi lehine delil olma özelliği taşıyıp taşımadığı; c)Özellikle dava konusu uyuşmazlığa ilişkin olarak dava konusu alacağa ilişkin ödemelerin taraflarca ticari defterlerinde ve BA - BS formlarında kayıtlı olup olmadığı, faturaların açık mı yoksa kapalı mı fatura olduğu; d)Dava konusu alacağın tamamen veya kısmen ödenmesine ilişkin olarak tarafların defter ve belgelerinde kayıt ve/veya belge bulunup bulunmadığı ve nihai olarak dava/takip tarihi itibariyle taraflar arasındaki alacak borç durumu, e)Taraflarca bildirilen BA-BS formlarının dava konusu alacakların kaydını içerip içermediğinin belirlenmesi, f)Yapılacak incelemede takip dayanağı faturaların kur farkına ilişkin olup olmadığı, taraf defterlerinde bu hususta bir kayıt bulunup bulunmadığı, celp edilecek çek ödeme bilgileri de nazara alınarak taraflar arasında varsa kur farkı faturalarına dayanak olan önceki faturaların ödemelerinin çekle yapılıp yapılmadığınn belirlenmesinin ve bu doğrultuda rapor düzenlenmesinin istenmesine, bilirkişi için 7.000,00 TL ücret takdirine, bu ücretten davacı tarafın sorumlu olmasına, raporlar geldiğinde duruşma günü beklenmeksizin taraflara ihtaratlı olarak tebliğine, masrafın davacı gider avansından karşılanmasına, bilirkişiye tarafların ticari defter ve belgelerini incelemek üzere yerinde inceleme yetkisi verilmesine, yapılan tetkikte mevcut delil avansının eksik olduğu anlaşılmakla 7.000,00 TL delil avansının ikmal edilmesi husunda davacı vekiline iki haftalık kesin süre süre verilmesine, verilen kesin sürede delil avansının ikmal edilmemesi halinde 6100 s. HMK m. 324/2 gereğince başvurulan ticari defter incelemesi ve bilirkişi delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılacağının ve dosya kapsamına göre karar verilebileceğinin davacı vekiline ihtarına karar verildiği ve gerekli ihtarların yapıldığı, davacı vekilinin duruşmada hazır bulunduğu, ne var ki Mahkememiz █████/2025 tarihli tutanağında belirtildiği üzere bilirkişi ücretinin yatırılmadığı anlaşılmıştır.
Dava, İİK m. 67 uyarınca açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. İspat yükü ve kuralları TMK'nun 6. ve 7. maddelerinde düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür."
HMK'nın 190. Maddesinde ise ispat yükü düzenlenmiştir. Maddeye göre; "1- İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.2- Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnaların dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."
"...HMK’nn 324. maddesinde; “Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. ...” denilmiştir.Madde hükmünde, delil avansının yatırılmaması halinde,mahkemenin davayı mevcut delil durumuna göre değerlendirerek karar vermesi gereklidir. Diğer deliller ile dava kanıtlanamamışsa, delil avansının kesin sürede yatırılmaması halinde davanın usulden değil, esastan reddi gerekir..." T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...... HUKUK DAİRESİ, ..... Esas, .... Karar.
Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; davacı tarafın faturaya dayalı olarak takip talebinde bulunduğu, buna göre Mahkememiz ara kararında belirtilen hususların tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olduğu, bilirkişi ücretinin yapılması için davacı vekiline kesin süre verilerek kesin sürenin sonuçları ihtar edilmiş olmasına rağmen süresinde ve hatta inceleme tarihine kadar bilirkişi ücreti yatırılmamış olduğu anlaşılmıştır. Gerekli ihtaratın yapılmasına rağmen süresinde ücretin yatırılmamış olması nedeni ile davacı bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılmıştır. Buna göre dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacı alacaklı olduğunu ispatlayamadığından açılan davanın ispat edilememiş olması nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
AÇILAN DAVANIN REDDİNE;
1-Alınması gereken 615,40 TL harcın peşin alınan 1.822,07 TL harçtan mahsubu ile bakiye kalan 1.206,67 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
2- 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davalı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 45.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
Dair davalı vekilinin yüzüne karşı, davacı tarafın yokluğunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.
Katip.....
Hakim......

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!