2025/197 Esas numaralı İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit davasında, borcun ödendiği ve senedin baskı altında imzalandığı iddialarının delillerle tartışıldığı, haksız icra takibi iddiasıyla borçlu olunmadığının tespiti talepli yargılama süreci.
Özet: Bu menfi tespit davasında davacı, davalıdan aldığı 8500 dolarlık borç için baskı altında 280.000 TLlik senet imzaladığını, ancak sonrasında toplamda 9529.9 dolar ödeme yaparak borcunu kapattığına ve davalının senedi yırtarak borcun bittiğini söylediğine inanmasına rağmen haksız bir icra takibiyle karşılaştığını iddia ederek borçlu olmadığının tespitini ve kötü niyet tazminatı talep ederken; davalı ise davacının iddia ettiği USD cinsinden ödemelerin TL cinsinden düzenlenen senede açıkça atıf yapmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu, senede karşı senetle ispat kuralının geçerliliğini ve ödemelerin senetle uyumsuz olduğunu belirterek davanın reddini ve inkar tazminatı talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2025
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından müvekkili aleyhine █████/2024 tarihinde 25.10.2022 düzenleme tarihli 30.10.2022 tediye tarihli 280.000 TL tutarlı senede ilişkin .... İcra Müdürlüğünün 2024/... sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ancak müvekkilinin takip alacaklısı şahsa böyle bir borcu bulunmadığını, davalının, müvekkiline 2022 ekim ayında 8500 dolar gönderdiğini, bu işlem müvekkili yurt dışında olduğundan dolayı ... ... aracılığıyla olduğunu, davalının gönderdiği bu tutar o zamanın koşullarında 160.000 TL'ye denk geliyorken müvekkilinin davalının baskısı altında kaldığından ve zor durumda olduğunda faiziyle birlikte 280.000 TL tutarlı dosyaya konu seneti imzalamak zorunda kaldığını, müvekkilinin ilk ödemesini █████/2022 tairihinde davalıya 999,90 Dolar atarak gerçekleştirdiğini, bu para gönderme işlemi müvekkili yurt dışından olduğundan ... ... aracılığıyla yapıldığını, bu para transfer işlemi ... ... kodu ile yapıldığını, yine müvekkilinin █████/2024 tarihinde davalıya 5.500 dolar, bu tarihten bir gün sonra █████/2024 tarihinde yine davalıya 3030 dolar gönderdiğini, bu tutarın müvekkilinin yolladığı zamanda dolar kuruna bakıldığında 292.493,7 TL'ye denk geldiğini, bu ödeme işlemlerinden sonra davalı tarafın senedi yırttığını ve davacının borcunu bittiğini söylediğini, müvekkilinin davalı tarafa toplam 9529,9 dolar ödeme yaptığını, müvekkiline bu ödemelerden sonra davalı tarafından .... İcra Müdürlüğünün 2024/... dosya numarası ile haksız ve kötü niyetli şekilde başlatılan icra takibiyle karşılaştığını, davalı ile arabuluculuk görüşmesi yapıldığını ancak anlaşma sağlanamadığını, bu sebeplerle; müvekkilinin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 445.959,47-TL'nin %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile başlatılan icra takibine konu senedin keşidecisinin ... olduğunu, 25.10.2022 tanzim ve 30.10.2022 vade tarihli 280.000 TL bedelli senede dayalı olarak borç ilişkisinin mevcut olmadığının ileri sürüldüğünü, ödeme ve itfa iddialarında bulunularak senedin baskı altında imzalandığının savunulduğu ancak davalı tarafından senedin Türk Lirası cinsinden düzenlendiğini, davacının iddia ettiği ödemelerin USD cinsinden olduğunu ve takibe dayanak senede herhangi bir açık atıf içermediğini, bu nedenle İİK m.169/a kapsamında ispat yükünün davacı üzerinde bulunduğunu, kambiyo senedine karşı senetle ispat kuralının geçerli olduğunu, senedin “nakden” düzenlenmiş olduğunu ve bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispatlanması gerektiğini, ödeme dekontlarında senede açık yollama bulunmadığını, senet metninde geçen bedel ile ödeme tarihlerinin ve tutarlarının uyumsuzluk arz ettiğini, davacının kendi beyanları arasında çelişki yarattığını, bu çelişkili ve yazılı delille desteklenmeyen iddialarla açılan menfi tespit davasının haksız ve dayanaksız olduğunu, bu sebeplerle; fazlaya ilişkin talep, dava ve diğer tüm hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle haksız ve mesnetsiz davanın reddine, kötü niyetli yapılan itiraz sebebiyle davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına, takip konusu alacağın %10'u oranında para cezasına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
: .... İcra Müdürlüğünün 2024/... Esas sayılı icra dosyasının UYAP kayıtları, .... İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasının UYAP kayıtları, ödeme dekontlarının asılları, bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Mahkememizce yapılan yargılama, taraf beyanları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Dava, davacının .... İcra Dairesinin 2024/... Esas sayılı icra dosyasından dolayı davalı tarafa borçlu olup olmadığından ibaret menfi tespit davasıdır.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafın müvekkiline 2022 Ekim ayında toplam 8.500-USD gönderdiğini, davalı tarafın baskısı altında davaya konu senedi imzalamak zorunda kaldığını ancak daha sonra peyderpey borcunu ödediğini, buna ilişkin banka dekontlarını sunduğunu, davalı tarafın haksız olarak borcu ödenmiş senede dayanarak icra takibi başlattığını tüm bu sebeplerden dolayı müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini ve davalının asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın iddiaları kanıtlaması gerektiği, davacı tarafından bahsedilen borç ile senet konusunun birbiri ile ilgisinin olmadığını, iddiaların senedin ödendiğine dayanak teşkil etmeyeceğini, imzanın inkar edilmediğini belirterek davanın reddine ve davacının %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
.... İcra Müdürlüğünün 2024/... E. Sayılı icra dosyasının incelemesinde; davalı/alacaklı tarafından davacı/borçlu aleyhine 280.000,00-TL asıl alacak, 840,00-TL komisyon ve 165.119,47-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 445.959,47-TL borcun ödenmesi amacıyla █████/2024 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığı, takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dava konusu bononun incelenmesinde; keşideci ... tarafından █████/2022 tarihinde İstanbul ilinde düzenlendiği, bono lehtarının ... olduğu, bono bedelinin 280.000,00-TL olduğu ve vadesinin █████/2022 tarihli olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusunun yasal dayanağı İİK 72/1,7 maddeleri olup, İİK 72/1 maddesinde; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir."
İİK 72/7 maddesinde; "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Mali Müşavir Bilirkişi ... tarafından █████/2025 tarihinde düzenlenen bilirkişi raporuna göre; "Dava konusunun, keşidecisi davacı ... olan 25.10.2022 düzenleme tarihli, 30.10.2022 ödeme tarihli, 280.000,00 TL bedelli senet yönünden davacının .... İcra Müdürlüğü 2024/... E. sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespiti ve menfi tespit talebinden ibaret olduğu, Davalı tarafça takibe dayanak yapılan senedin keşidecisinin davacı ... olduğu, senedin 25.10.2022 tarihinde düzenlendiği, 30.10.2022 vadeli ve 280.000,00 TL bedelli olduğu, bu senede dayalı olarak .... İcra Müdürlüğü'nü 2024/... E. sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, davacı taraf ise bu senedin, 2022 yılı Ekim ayında davalıdan alınan 8.500,00 USD tutarındaki borç karşılığında düzenlendiğini ileri sürerek borcun ödenmiş olduğu iddiasıyla menfi tespit davası açtığı, .... İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2024/... E. sayılı dosyasında yer alan ... ... ödeme belgeleri incelendiğinde, davacı tarafından davalıya 07.11.2022 tarihinde 990,00 USD, 17.07.2024 tarihinde 5.000,00 USD ve 18.07.2024 tarihinde 3.000,00 USD olmak üzere toplamda 8.990,00 USD gönderildiği, ancak bu ödemelerin açıklama içermediği ve hangi hukuki ilişkiye karşılık yapıldığının dekontlar üzerinde belirtilmediği, Davacının iddiasına göre senet, 2022 yılı Ekim ayında alınan 8.500,00 USD borç nedeniyle düzenlenmiş olup, bu beyan senedin temel dayanağının bir döviz cinsinden borç olduğu yönünde olduğu, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın resmi döviz kuru verilerine göre, senedin düzenleme tarihi olan 25.10.2022 itibarıyla 1 USD'nin 18,6439 TL olduğu, bu durumda senedin 280.000,00 TL'lik bedelinin karşılığının yaklaşık 15.018,31 USD'ye tekabül ettiği, dolayısıyla davacının iddia ettiği 8.500 USD'lik borç karşılığında düzenlenmiş bir senedin 280.000 TL'lik yüksek bir bedelle tanzim edilmiş olmasının dikkat çekici olduğu ve taraflar arasında başka borç ilişkilerinin bulunup bulunmadığı yönünde dosya kapsamında net bir açıklık bulunmadığı değerlendirildiği, Ayrıca davacı tarafından yapılan ödemelerin herhangi bir açıklama içermemesi, bu ödemelerin doğrudan takibe konu senede mahsuben yapılıp yapılmadığını belirsiz olup, ilgili ödeme belgelerinde senedin düzenlenme veya vade tarihi, senet bedeli ya da senedin açıkça atıf yapılarak tanımlanmasına yönelik herhangi bir ibare bulunmadığından, bu ödemelerin takip konusu senetle doğrudan bağlantılı olduğunun kabulü dosya kapsamı itibarıyla mümkün görülmediği, Tüm bu değerlendirmeler ışığında, takip konusu 25.10.2022 düzenleme, 30.10.2022 vade tarihli ve 280.000,00 TL bedelli senetten kaynaklı borcun ödenip ödenmediği, davacı tarafından yapılan ödemelerin bu senede ilişkin olup olmadığı ve davacının gerçekten senetten kaynaklı bir borcunun bulunup bulunmadığı hususlarında hukuki takdir ve değerlendirme yetkisinin Mahkeme'ye ait olduğu," şeklinde rapor düzenlenmiştir.
Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özellikle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s.16). Başka bir deyişle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████ E., ████████ K. Sayılı, 29.04.2021 tarihli ilamı)
Menfi tespit davasında ispat yükü davacının iddiasının dayandığı nedenlerin niteliğine göre değişir. Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacağın varlığını iddia eden alacaklı davalı üzerinde olsa da menfi tespite konu borç kıymetli evraktan kaynaklanıp davacı yönünden kayıtsız şartsız bir borç ikrarı bulunduğundan ve davacı senedin borçlunun bilgisi haricinde doldurulduğunu ve yine dava dilekçesinde belirttiği gibi senedin ödendiğini, senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiğinden ispat yükü davacı üzerindedir. Davacı borçlunun senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını, senedin sahte olduğunu ileri sürmesi halinde ispat yükü davalı alacaklıya düşer. Davalı alacaklının, davacı borçlu tarafından varlığı inkar edilen hukuki ilişkinin gerçekleştiğini ispat etmesi gerekir. Buna karşılık davacı borçlunun senedin hata, hile, ikrah nedeni ile geçersiz olduğunu, senedin karşılıksız olduğunu, hatır senedi olduğunu, borcun ödeme ibra takas gibi nedenlerle son bulduğunu, senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu, ileri sürmesi halinde bu iddiasını kendisinin ispat etmesi gerekir. Senedin anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğu iddiası, ancak kesin delil ile ispat edilebilir. HGK 26.02.2003 T. 19-███████; 19.HD. 28.1.2002 T. ████████; 3.6.2001 T. █████████.
Mahkememizce yapılan yargılama neticesinde, Davacı tarafın sunmuş olduğu tüm deliller dosya içerisine alınmış, mahkememizce davaya konu icra takip dosyası celp edilerek incelenmiş, toplanan deliller kapsamında davacı tarafça dava konusu bonodan dolayı borçlu olmaması nedeniyle yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talep edilmişse de; senet üzerindeki imzanın inkar edilmediği borç ilişkisinin kabul edildiği ancak borcun ödendiği iddiasında bulunulmuş, dava konusu bonodaki imzaya yönelik itirazda bulunulmadığı da dikkate alınarak kambiyo senetleri sebepten soyut olmakla, senedi elinde bulunduran kişiden ayrıca alacağın sebebini ispat etmesinin beklenemeyeceği, ispat yükünün senet bedelinin ödendiğini iddia eden davacı tarafta olduğu açık olup, senetle ıspata ilişkin HMK'nın 201. Maddesi uyarınca, yazılı delil niteliği taşıyan bir belge de olmaması dikkate alındığında davacının iddiasının ıspatlanamadığı, senet ödemesini yapacak borçlunun senedin aslını alması veya buna ilişkin bir makbuz alması gerektiği, senet verilirken ki durumunu ortaya koyan, karşı tarafın imzasını içeren bir belge alınması gerektiği, kötü ödeyenin iki kez ödemek zorunda kalabileceği, davacının bir ödemesi olmuş ise de bunun ıspatlanamadığı, davacı tarafça bu hususta yazılı delil sunulmadığı anlaşıldığından, dilekçeler aşamasının tamamlanmasından sonra usulüne uygun şekilde ön inceleme aşamasının tamamlanması akabinde dosya kapsamında davacı tarafın dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadığına yönelik iddiasını ispata yarar bilgi, belge ve delilin dosyaya yansımadığı, imzası açıkça inkar edilmeyen davaya konu bono yönünden, bononun verilen borç sebebiyle düzenlendiği ancak borç bedelinin ödendiği iddiasının, taraflar arasındaki borç ilişkisi senede bağlandığından ancak senetle ispatlanması gerektiği, davacının iddialarını yazılı bir belge ile ispat edemediği, incelenen ödeme dekontlarının hangi borca istinaden düzenlendiğinin anlaşılmadığı, açıklama kısmında yapılan ödemenin davaya konu senede ilişkin olduğuna dair herhangi bir ibarenin bulunmadığı ve yine davacının dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığı mahkemece başkaca araştırılacak bir husus kalmadığı, ispat yükünün, senedin verilen borca istinaden verildiğini iddia eden davacı tarafta olduğu açık olup, davacı tarafça bu hususta yazılı delil sunulmadığı, somut davaya konu bono incelendiğinde, unsurlarının tam olduğu, davacıların dava konusu bonoyla borç altına girdiği, davalının ise senette alacaklı olduğu, ispat yükünün, senet bedelinin karşılığı olan borcun ödendiğini iddia eden davacıda olduğu, imzası açıkça inkar edilmeyen davaya konu senet yönünden somut olayda icra takibine konu senet metninde senedin borçlara karşılık teminat senedi olduğu ve borcun ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığından dava konusu senetten dolayı borçlu olmadığı yöndeki iddiasını yazılı delille ispatlayamadığı sabit olduğundan araştırılacak başkaca bir husus kalmadığından ispatlanamayan davanın reddine, İİK 72/4 kapsamında kötüniyet tazminatının koşullarından biri ihtiyati tedbir kararının uygulanması gerektiği ancak uygulanan bir tedbir kararı bulunmadığından tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
KARAR
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafça açılan DAVANIN REDDİNE,
2-Davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin İİK 72/4 gereği koşulları oluşmadığından reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 615,40-TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 7.000,48-TL'nin karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran tarafa iadesine,
4-Tarafların zorunlu arabuluculuk sürecinde anlaşamamaları nedeniyle 6325 Sayılı Kanunun 18/A-13 maddesi uyarınca zorunlu arabuluculuk gideri olan 4.600,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 72.954,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
7-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nın 333. maddesi uyarınca resen yatırana iadesine,
Dair; davacılar vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize verilecek bir dilekçe ile İSTİNAF yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu evrak 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!