Banka ve kredi kurumları aracılığıyla dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilik suçlarında usulsüz tebligat ve dava zamanaşımı nedeniyle kamu davalarının düşmesine dair yüksek mahkeme kararı.
Özet: Sanığın, bilişim sistemleri aracılığıyla dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından aldığı mahkumiyet hükmü, gerekçeli karardaki suç tarihinin yanlış yazılması ve yokluğunda verilen hükmün usulsüz tebliğ edilmesi gibi usul hatalarıyla birlikte, düzeltilen suç tarihi olan 21.04.2005ten itibaren sanık lehine olan eski ve yeni Türk Ceza Kanunu hükümleri uyarınca dava zamanaşımı sürelerinin dolduğu tespit edildiğinden bozulmuş ve yeniden yargılama gerekmeksizin hakkında açılan kamu davaları düşürülmüştür.
11. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
SUÇLAR
:Bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık , resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER
: Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama, düşme
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Gerekçeli karar başlığında "30.06.2005" şeklinde hatalı yazılan suç tarihinin, suça konu çekin alış verişte kullanması nedeniyle düzenlenen fatura tarihi olan "21.04.2005" olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Temyiz incelemesine konu hükmün sanığın yokluğunda kurulmuş olması nedeniyle 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesindeki "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresine yapılır" ve 6099 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sonucunda alınan maddeye eklenen ikinci fıkradaki "Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılmaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır" hükümleri dikkate alınarak iki aşamalı bir yöntem ile yapılması gerektiği, buna göre öncelikle sanığın bilinen en son adresi esas alınarak 7201 sayılı Kanun'un 21/1. maddesine göre tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresine çıkarılması gerekirken somut olayda, sanığın yokluğunda verilen hükmün, doğrudan son beyanı ve aynı zamanda MERNİS adresine usulsüzce tebliğ edildiği belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 nci ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen 765 sayılı TCK'nin 504/3 ve 62 nci maddelerinde düzenlenen ''nitelikli dolandırıcılık'' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK’nin 102/4 ve 104/2 nci maddelerinde öngörülen dava zamanaşımı ile sanığa yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/ üncü maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımı sürelerinin, 21.04.2005 olan suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği, ve bu itibarla sanığın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanunun 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8 inci maddesi uyarınca tebliğnameye kısmen uygun olarak DÜŞMESİNE,
21.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!