Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, boşanma davasında kusur belirlemesi ile maddi, manevi tazminat ve nafaka miktarlarını az bularak hakkaniyet gereği bozma kararı verdi.
Özet: Boşanma davasında Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin kocayı tamamen kusurlu bulmasını hatalı bularak kadına kocayı eve almama kusuru yüklenmesi gerektiğini, bu durumda kocanın ağır, kadının ise az kusurlu olduğunu belirtmiş; ayrıca kadın lehine hükmedilen maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk ve ortak çocuk için belirlenen iştirak nafakası miktarlarının ekonomik koşullar ve hakkaniyet ilkeleri gözetildiğinde yetersiz kaldığına hükmederek kararı bozmuş ve yeniden değerlendirme yapılmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.DAVA TÜRÜ
: BoşanmaİLK DERECE MAHKEMESİ
: Bursa 11. Aile MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın vekili tarafından maddî ve manevî tazminat miktarları ile tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası miktarları yönünden; davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, boşanma kısmı hariç davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafakalar yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2.Davacı kadın tarafından, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca açılan boşanma davasında İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, kumar oynayan, borçlanan, eve geç gelen, evine ve çocuğuna bakmayan, başka kadınlar ile adı çıkan ve evi terk eden davalı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiş, hükme karşı davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, boşanma kısmı hariç davanın kabulü, kadın lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile nafakalar yönünden, davacı kadın vekili tarafından katılma yoluyla maddî ve manevî tazminat miktarları ile tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası miktarları yönünden istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş, verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen nedenlerle temyiz yoluna başvurulmuştur.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde her ne kadar davacı kadına herhangi bir kusur yüklenmemiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan deliller ile özellikle dosyadaki sosyal inceleme raporunda davacı kadının beyanı ve ortak çocuk tanık ..'ın beyanı dikkate alındığında davacı kadına, davalı erkeği eve almama kusurunun yüklenmesi gerekir. Ayrıca İlk Derece Mahkemesince davalı erkeğe terk kusuru yüklenmiş ise de; somut olayda davacı kadın tarafından terk hukuki nedenine dayalı olarak açılan bir dava bulunmadığından terk vakıasının erkeğe kusur olarak yüklenemeyeceğinin kabulü gerekmektedir. O halde belirlenen ve gerçekleşen duruma göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kumar oynayan, borçlanan, eve geç gelen, evine ve çocuğuna bakmayan ve başka kadınlar ile adı çıkan davalı erkeğin ağır, erkeği eve almayan davacı kadının ise az kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu husus gözetilmeden yanılgılı değerlendirme sonucu davalı erkeğin tam kusurlu olduğunun kabulü doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.3.Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddesi hükümleri dikkate alınarak 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.5.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk yararına takdir edilen iştirak nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un hakkaniyet ilkesi ile ilgili 4 üncü maddesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı, maddi ve manevî tazminat miktarları ile ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının miktarı yönlerinden ORTADAN KALDIRILMASINA,2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafakası miktarı, maddi tazminat ve manevî tazminat miktarları ile ortak çocuk yararına hükmedilen iştirak nafakasının miktarı yönlerinden BOZULMASINA,3.Taraf vekillerinin sair itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,29.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.