Boşanma davasında, evlilik birliğini temelden sarsan erkeğin ağır kusurlu davranışları karşısında kadına yüklenen kusurun tepki niteliğinde olduğu kabul edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması.
Özet: Boşanma davasında, ilk derece mahkemesinin erkeğin başka bir kadınla ilişkisi olduğuna dair dedikodular ve ortak konutu terk etmesi gibi ağır kusurlu davranışları nedeniyle davasını reddetmesi üzerine, bölge adliye mahkemesi kadına atfedilen "sen kimsin" sözünü kusur sayarak boşanmaya karar vermişse de; Yargıtay, bu sözün erkeğin kusurlu eylemlerine tepki niteliğinde olduğunu, kadının başkaca kusurunun bulunmadığını ve evlilik birliğinin sarsılmasının tamamen erkeğin davranışlarından kaynaklandığını belirterek, erkeğin boşanma davasının reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle bölge adliye mahkemesinin kararını bozmuştur.
2. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
DAVA TÜRÜ
: Boşanma
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Erzincan 1. Aile Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı kadın vekili tarafından tamamı yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Somut olayda, davacı erkek tarafından açılan boşanma davasının yapılan yargılaması sonucunda İlk Derece Mahkemesince erkeğin, başka bir kadınla arasında gönül ilişkisi olduğu yönünde dedikodu çıkmasına sebebiyet verecek hal ve davranışlarda bulunduğu, nitekim dinlenen ortak çocuğun ve tanık ...' ün bizzat görgüye dayalı beyanlarında, söz konusu kadının evine erzak alarak bıraktığı, ortak çocuk ile arkadaş olan söz konusu kadının çocuklarına kıyafet, bisiklet, telefon gibi eşyalar aldığı, ortak çocuk ..'ın bu kadının çocukları ile görüşmesi konusunda baskı yaptığı, yine etraftan birçok kişinin çıkan dedikodulardan bilgisinin bulunduğu, tanık ..'nun beyanı uyarınca söz konusu kadının akrabalarının da bu dedikodulardan bilgilerinin bulunduğu ve bu durumdan rahatsız oldukları, yine davacının zaman zaman müşterek konuta geç saatlerde geldiği, en son yaşanan olayda müşterek konutu terk ederek birlikte yaşamaktan kaçındığı, kadına atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığı, bu sebeple davalının kusurlu tutum ve davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının davacı tarafça ispatlanamadığı kabul edilerek erkeğin davası reddedilmiş, erkeğin istinaf itirazında bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince erkeğin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, kadının az, erkeğin ağır kusurlu olduğu belirtilerek boşanma davasının kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan incelemede, Bölge Adliye Mahkemesince kadına “davacıya sen kimsin, sen kim oluyorsun, ve bir daha bu eve gelme” kusuru yüklenmiş ise de; kadının erkeği evden kovmadığı, son tartışmada erkeğe sadece “sen kim oluyorsun” dediği, bu eylemin erkeğin kusurlu davranışları karşısında tepki mahiyetinde bir eylem olduğu, bu sözlerin kadına kusur olarak yüklenemeyeceği gibi kadının başkaca kusurlu bir davranışının da kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin devamı eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davacının tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup davalıya atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Hal böyle iken erkeğin davasının kabulü koşulları gerçekleşmemiş olup erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulü ile boşanmaya karar verilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine.
18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!