Hizmet sözleşmesinden doğan işçilik alacakları rücu davasında son işverenin önceki işverenlerden tazminat talebine ilişkin yargılama ve davalıların asıl işverenin kamu kurumu olduğu savunması.
Özet: Bu dava, davacı şirketin, dava dışı bir işçiye ödemek zorunda kaldığı kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını, işçiyi önceki dönemlerde çalıştıran davalı şirketlerden rücuen tahsil etme talebiyle açılan bir alacak davasıdır. Davacı, ödemelerin kendisi tarafından son işveren olarak yapıldığını ve davalıların kendi istihdam dönemleri oranında sorumlu olduğunu iddia ederken; davalı, işçinin esasen kamu kurumu bünyesinde kesintisiz çalıştığını, kendilerinin yalnızca geçici hizmet alım müteahhidi olduğunu ve tüm feshe bağlı haklardan asıl işveren olan kamu kurumunun sorumlu olması gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmektedir. Davacı, yasal ticari faiziyle birlikte ödemelerin tespiti ve davalılardan tahsilini istemektedir.

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Dava dışı ... ... cenaze hizmetleri işi için 05.09.2007 31.12.2013 32,545,77 ₺ 11.08.2022 35,757,22 ₺ 6.06.2022 121,120,31 ₺'nin müvekkili şirket tarafından ödendiğini, müvekkili şirketin işbu ödemeleri son işveren olarak yapmak zorunda kaldığını, davalıların işbu ödemelerden, işçiyi çalıştırdıkları dönemler nedeniyle, işçiye ödenen tazminat ve alacaklardan sorumlu olduklarını, işçiye yapılan bu ödemeler nedeniyle müvekkili şirketin sözleşmeye ve yasaya bağlı olarak, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faiziyle birlikte, davalılara rücu hakkı bulunmadığını, yasa ve Yargıtay kararları gereğince, müvekkili şirketin işbu dava ile bu haklarını ileri sürdürdüğünü, müvekkili şirket kayıt ve belgeleri, banka kayıtları, ödeme evrakları, sgk hizmet dökümleri gereğince, bilirkişi incelemesi yaptırılarak, işçinin geçmiş dönemde çalıştığı davalı/davalıların sorumlu oldukları ödemeler tutarının tespiti ile tespit edilecek olan ödemenin, ödeme tarihinden itibaren işletilecek yasal ticari faizi ile birlikte müvekkili şirkete ödenmesine karar verilmesini, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili şirket tarafından ödenen işçilik alacaklarının davalı/davalılardan, sözleşme ve yasa gereği yasal sorumluluk tutarları gereğince bilirkişi raporu ile tespit edilerek, bulunacak tutarların davalılardan ayrı ayrı, ödeme tarihinden itibaren yasal ticari faizi ile birlikte, davalılardan alınarak davacı yana ödenmesine, yargılama giderleri ve yasal vekalet ücretinin davalılara tespit edilecek sorumluluk oranların gereğince ayrı ayrı yüklenmesine, sorumlulukları oranında rücuen tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı taraflara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... Şti. vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle;Davacı şirket tarafından müvekkil şirket aleyhine açılan haksız ve hukuka aykırı davanın talep ettiklerini, davacı şirketin dava dışı ... isimli isimli işçinin kendi bünyelerinde çalıştığını, 121.120,31 TL kıdem tazminatını alarak işten ayrıldığını, işçinin davalı şirketler nezdinde çalışması olduğunu, bu sebeple kıdem tazminatından davalıların sorumlu olduğunu iddia ettiğini, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği, müvekkili şirkete rücu edebileceği hiçbir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkili şirketin personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım sözleşmesi kapsamında, davacı şirketin (gerçekte...) kısa süreli ihale alıcısı olduğunu, bu ve benzeri ihaleler kapsamında ihaleyi kazanan şirketin farklı olsalar da hizmeti aynı işçilerce yerine getirilmesi gerektiğini, bu işçilerin iş verenleri sözleşme süresinin bitiminde aynı ihaleyi alamasalar bile ihaleyi alan müteakip firmaların yanında ve gerçek iş vereni olan kamu kurumu bünyesinde çalışmaya devam ettiklerini, dolayısıyla davacının gerçekte -kesintisiz olarak- ... (...) işçisi olduğunu, davacının tüm çalışmasını ve mesaisini müvekkili şirkete değil, gerçekte işçisi olduğu ... (...) 'e tahsis ettiğini, tüm emir ve talimatları da ... (...) 'den aldığını, bu durumda da feshe bağlı hak ve alacaklardan da ...'in (...) tek başına sorumlu olacağını, müvekkili şirkete husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, bu durumun iş mevzuatı ve yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğunu, dava dışı işçinin iş akdinin feshi hususunda da müvekkili şirketin hiçbir yetki ve sorumluluğu bulunmadığını, dolayısıyla iş akdinin feshi hususundaki tüm irade, yetki ve sorumlululuğun, dava dışı işçi ve onun gerçek işvereni olan ... (...) 'e ait olduğunu, bu sebeple de tüm alacak kalemlerinden davacının gerçek işvereni olan kamu kurumunun (... (...)) sorumlu olduğunu, bununla birlikte işçilik maliyetlerinin nasıl hesaplanacağı, teklif fiyata dahil edilecek ve edilmeyecek kalemler, Kamu İhale Kanunu ve Tebliğlerinde, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliğinde ve ilgili kamu kurumuyla (... (...)) yapılan hizmet alım sözleşmelerinde açık olarak düzenlendiğini ancak belirtilen yasal düzenlemelerin ve sözleşmelerin hiçbirisinde kıdem tazminatı teklif fiyata dahil edilecek kalemler arasında belirtilmediğini, müvekkili şirketin, davacı işçi ve diğer işçilere ödenmesi gereken ve asıl işveren ... (...) 'den almış olduğu bütün ödemeleri yaptığını, müvekkili şirketin, ihale mevzuatında, ihale sözleşmesi ve şartnamesinde olmayan; ihale makamı tarafından da ödenmeyen herhangi bir ücreti işçiye ödemesinin hukuken ve hakkaniyet açısından mümkün olmadığını, Hizmet Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği'nin 10. maddesinde personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalelerinde teklif fiyata dahil olan giderlerin nelerden ibaret olacağı sayıldığını, personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alım ihalesi kapsamında istihdam edilen personellerin kıdem tazminatlarının ihale teklif fiyatına dahil edilemediğinin açık olduğunu, tüm bunların yanı sıra dava dışı ... isimli işçinin ... Ltd. Şti. Bünyesinde sadece 01.02.2012-31.12.2012 tarihleri arasında (10 ay) çalıştığını, görüldüğü üzere dava dışı işçinin müvekkil şirket nezdindeki çalışmasının 1 yılın altında olduğunu, bu yönüyle dahi müvekkili şirket açısından kıdem tazminatı şartları oluşmadığının açık olduğunu, davacının iddia ve taleplerini müvekkili şirketin sorumluluğunu kabul etmemekle birlikte, dava dışı işçinin ...Ltd. Şti. bünyesinde 01.02.2012-31.12.2012 tarihleri arasında (10 ay) brüt 950,59 TL ücretle çalıştığını, dava konusu talepler açısından zaman aşımı sürelerinin geçtiğini, dava dışı işçinin müvekkili şirketle ilişiğinin kesildiği tarihlerin 2012 yılı olduğunu, aradan geçen zaman dikkate alındığında, müvekkili şirket yönünden zaman aşımı sürelerinin dolduğunu, davacının müvekkili şirketten talep edebileceği hiçbir hak ve alacağı olmadığını beyan ederek, davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı şirketlere dava dilekçesi ve tensip tutanağı tebliğ edilmiş, davalı taraflarca davaya cevap verilmemiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, Bilirkişi Raporu, SGK yazı cevabı, dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tazmini kapsamında açılan alacak davasıdır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6. maddesinde, "Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur." hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da taraflar arasında asıl işveren - alt işveren ilişkisinin mevcut olup olmadığı tartışılacaktır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 167. maddesinde, müteselsil sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişki düzenlenmiş olup; "Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır." şeklindeki bu hükümde, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği belirtilmiştir.
Taraflar arasındaki davaya konu alacak, dava dışı işçi tarafından herhangi bir şekilde yargı yoluna götürülmediğinden taraflar arasında akdedilen sözleşme ve teknik şartnamelerdeki düzenlemeler kapsamında ele alınması gerekecektir.
Asıl işverenle alt işverenler arasında yapılan hizmet akitlerine göre yapılan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışan işçilerin işçilik alacakları için açtıkları davalar sonunda ödenmesine karar verilen miktarlardan alacaklı işçiye karşı her biri müteselsilen sorumludurlar. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. İç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda taraflar kendi aralarında sözleşme yapabilirler. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 167. maddesindeki düzenleme uyarınca, aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça müteselsil sorumlulardan her biri alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu olacaklardır. Yasa hükmünde eşit sorumluluğun müteselsil borçlularda aksinin kararlaştırılmaması halinde uygulanacağı belirtilmiştir.
O halde, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. █████/2018 T, ... E.-...K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, ... E.-... K. ve █████/2017 tarih, ... E. ... K. sayılı ilamları)
Açılan davada davalı yanca zamanaşımı itirazında bulunulmuş olmakla, öncelikle alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. TBK’da haksız fiillerde rücu zamanaşımı süresinin düzenleyen 73. maddesi dışında ayrıca özel olarak bir rücu zamanaşımı süresi öngörülmediğinden, sözleşmeye dayalı rücuen tazminat davalarında aynı Kanunun 125. maddesi gereğince on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerekmekte olup, dava konusu olayda ödeme tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla zamanaşımı itirazının reddi gerekmiştir (Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin █████/2019 tarih, ... Esas ve... Karar sayılı kararı).
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanununa göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir. İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir. Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır. İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin ... Esas ...Karar sayılı ilamı).
Somut olayda, dava dışı işçinin işçi alacaklarına ilişkin borç miktarının tarafların çalıştırdığı süre ile sorumlu olmak üzere yarı oranında sorumlu olması gerektiği ancak dosya kapsamında yer alan davacı ile davalılar arasında imzalanan sözleşme ve teknik şartnameler ile SGK kayıtların göre eldeki davada davalılarda dava dışı işçinin çalışmasının olmadığı anlaşılmakla davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Davanın reddine,
2-Karar tarihine göre alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 2.068,44 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.453,04 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-13,14. Maddeleri ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26.maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davalı .. Şti. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile bu davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı ve davalı tarafından yatırılan ve artan gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine,
Dair verilen karar davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı. █████/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!