Vekalet Görevinin Kötüye Kullanılması, Düşük Bedelle Taşınmaz Satışı ve Hayatın Olağan Akışına Aykırı Harcamalar İddialarıyla Açılan Tazminat Davasında Dava Ehliyeti ve Esas Kararının Temyizi.
Özet: Davacı, vefat eden ablasının eşi olan davalının, ablasının ağır hastalığı sırasında aldığı vekaletnameyi kötüye kullanarak murise ait gayrimenkulleri düşük bedelle sattığını, banka hesaplarından usulsüz harcamalar yaptığını ve kötü muamelede bulunduğunu ileri sürerek maddi tazminat talep etmiştir; ancak ilk derece ve bölge adliye mahkemeleri, davacının vekaletin kötüye kullanıldığına ilişkin iddialarını tanık beyanları ve murisin bilincinin yerinde olduğu yönündeki delillerle ispatlayamadığı, işlemlerin murisin rızası dahilinde yapıldığının anlaşıldığı gerekçeleriyle davayı reddetmiş, davacı vekili ise delillerin eksik toplandığı ve davalının haksız kazanç elde ettiği iddialarıyla kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2024/5 E., ███████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Foça Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: 2023/4 E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; davalının vefat eden ablası ..'in eşi olduğunu, muris ..'in ağır parkinson ve alzheimer tadavisi görerek hayatının son 3,5 yılını yatağa bağımlı ve bakıma muhtaç halde geçirdiğini, bu süreçte davalının muris ..'e bakıcı vasıtasıyla baktırdığını, kötü muamelede bulunduğunu, müvekkili ve diğer yakınlarının muris .. ile görüşmelerine engel olduğunu, davalının muristen yıllar önce aldığı vekaletnameyi kullanarak muris üzerine kayıtlı gayrimenkulleri sebepsiz ve düşük bedellerle sattığını, murisin banka hesabından hayatın normal akışına aykırı harcamalar yaptığını, davalının vekalet görevini kötüye kullandığını belirterek, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili; müvekkilinin müteveffa .. ile 54 yıl evli kaldıklarını, miras bırakanın ölüm tarihine göre terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğunu, davacının, ablası ile ölümüne kadar hiçbir şekilde ilgilenmediğini, ablasının hastalığı süresince gelip görmediğini, cenazesinde bulunmadığını, murisin sahibi olduğu iki adet taşınmazı müvekkiline vasiyet yoluyla bıraktığını, davacının iddia ettiği gibi kötü muamele olsa vasiyetname ile böyle bir tasarrufun muris tarafından yapılmayacağını, müvekkili ve muris ..'in ortak banka hesapları bulunduğunu, müvekkili ve eşinin maddi konulardaki kararların tamamını birlikte aldıklarını, davacının iddialarının soyut ve kötüniyetli beyanlardan ibaret olduğunu, vekalet görevinin kötüye kullanıldığına ilişkin iddiaların davacı tarafça ispatlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 15.06.2022 tarihli kararıyla; murisin 06.09.2020 tarihinde vefat ettiği, davacı ile davalının murisin mirasçısı olduğu, diğer mirasçıların dosyada taraf olmadığı, murisin terekesinin elbirliği mülkiyete tabi olduğu, davacının tek başına dava açma ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle; davanın dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin 13.12.2022 tarihli kararıyla; talebin, bölünebilir olduğundan davacının miras payı oranında talepde bulunabileceği, davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu kabul edilerek davanın esasına girilip taraf delilleri toplanarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının doğru bulunmadığı gerekçesiyle, kararın kaldırılmasına, yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dinlenen davacı tanığı ..'ın beyanında müteveffanın davaya konu taşınmazı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı almabilmesi için eşinin adına geçirdiğini, müteveffa ..'in bilincinin yerinde olduğunu beyan ettiği, davalı tanığı ..'in beyanında müteveffa ..'in dava konusu taşınmazı davalıya devretmesi için notere beraber gidip devir yaptıklarını, davalının müteveffa ..'in rızası dışında devir ya da harcama yapmadığını, müteveffa ..'in bilincinin yerinde olduğunu beyan ettiği, davalı tanığı ..'in beyanında müteveffanın hafızasının çok iyi olduğunu, yalnızca fiziksel hastalığının olduğunu beyan ettiği, bu hali ile davalı tarafın kendisine verilen vekaletnameyi vekil edenin rızası dışında kullandığına ilişkin davacı tarafın iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının, davalının vekalet görevini kötüye kullandığı ve hesap verme yükümlülüğüne aykırı davrandığı iddiasının ispatlanamadığı, müteveffanın davaya konu taşınmazlardan birini 10.09.2014 tarihli vasiyetname ile davalıya bırakmış olduğunun anlaşıldığı, Mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; Mahkemece delillerinin toplanmadığını, davalının murise ait taşınmazları vekaleten düşük bedellerle sattığını, satıştan aldığı bedelleri kendi yararına kullandığını, bu paranın murise ödendiğine dair belge sunulmadığını, vekaleten satılan taşınmazın satımdan 2 hafta sonra davalı tarafından tekrar satın alındığını, davalının vekalet görevini kötüye kullandığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Gerekçe ve DeğerlendirmeUyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir.Temyiz olunan kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle, muris ..'in aynı zamanda 54 yıllık eşi olan vekilin, vekâlet görevinin gereğini vekil edenin iradesi doğrultusunda yerine getirdiği, davacının vekalet görevinin kötüye kullanıldığı yönündeki iddiasını mevcut dosya kapsamı itibariyle ispat edemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.