Yargıtay, sit alanında kalan taşınmazın zilyetlikle edinilemeyeceği ve yapı kayıt belgesinin tapu iptali ve tescil sebebi olamayacağına hükmeden bölge adliye mahkemesi kararını onadı.
Özet: Davacı, yoldan ihdasen davalı adına tescilli bir taşınmazın, ilk olarak yapı kayıt belgesine dayanarak, sonrasında ise Türk Medeni Kanununun 713/1 maddesi uyarınca haricen satın alma ve zilyetlik iddiasıyla adına tescilini talep etmiş; ancak mahkemeler, taşınmazın tescilli anıt kaydı bulunan ve kentsel arkeolojik sit alanında, yani birinci derece koruma bölgesinde yer alması nedeniyle zilyetlikle edinime elverişli olmadığını belirterek davayı reddetmiş, Yargıtay da bölge adliye mahkemesinin usul ve yasaya uygun bulduğu bu ret kararını onayarak temyiz talebini geri çevirmiştir.
7. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 14.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı vekilleri Avukat ... ve Avukat ... geldi. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; dava konusu 92... parsel sayılı taşınmazın yoldan ihdasen davalı ... adına tescil edildiğini, müvekkilinin taşınmaz üzerinde bulunan yapıya ilişkin yapı kayıt belgesi aldığını ve taşınmazın müvekkili adına tescili için davalı Belediyeye başvurduğunu ancak sonuç alamadığını belirterek, dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı vekili ıslah dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu taşınmazı önceki zilyedinden haricen satın aldığını ve satın aldığı tarihten itibaren taşınmazda zilyet olduğunu ileri sürerek taşınmazın müvekkili adına tescilini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; daha önce dava konusu taşınmaza ilişkin olarak açılmış bir tapu iptali ve tescil davası bulunduğunu, bu nedenle eldeki davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin gerektiğini, bununla beraber taşınmazın tescilli anıt kaydı bulunan ve kentsel arkeolojik sit alanında kaldığını davacının tescil talebinde bulunamayacağını ifade ederek davanın reddini savunmuştur.
III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile daha önce açılan tapu iptali ve tescil davasının dava sebebinin farklı olması nedeniyle eldeki dava için kesin hüküm teşkil etmeyeceği ve dava konusu taşınmazın birinci derece koruma bölgesinde kalması nedeniyle zilyetlikle edinmeye elverişli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A.Temyiz Sebepleri
Davacı vekilleri temyiz dilekçelerinde; zilyetlikle edinme koşulları gerçekleştiği halde yanılgılı değerlendirmeyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık; yapı kayıt belgesine dayalı tapu iptali ve tescil, ıslahen 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713/1. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Yargıtay duruşma vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.10.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!