Tıp merkezinin işletme hakkı devri sebebiyle sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden kaynaklanan borç tahakkukuna yönelik menfi tespit davası temyiz kararı.
Özet: Bir tıp merkezi, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalamış olduğu kuruma karşı, işletme hakkını bilgisi dışında üçüncü bir şirkete devretmesi nedeniyle kurum tarafından geçmişe dönük olarak talep edilen yaklaşık 3.1 milyon TLlik borca itiraz ederek menfi tespit davası açmış; mahkemeler, kurumun dayandığı sözleşme maddesinin ödenen bedellerin iadesine dair bir düzenleme içermediğini, sağlık hizmetlerinin fiilen tıp merkezi tarafından verildiğini ve faturalandırıldığını, kurumun hizmetin hiç yapılmadığı veya eksik yapıldığına dair bir iddiası olmadığını ve bu durumdan bir zararının söz konusu olmadığını tespit ederek, tıp merkezinin talep edilen borçtan sorumlu olmadığına karar vermiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 27. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkili şirketin .. .. Tıp Merkezi olarak hizmet verdiğini, davalı Kurumun 12.01.2013 tarihli yazısıyla, bilgisi dışında 01.01.2020 tarihinde işletme sözleşmesi yapıldığı gerekçesiyle; 01.01.2020-30.09.2022 tarihleri arasında fatura edilen işlemler için 3.142.369,54 TL borç oluşturulduğunun bildirildiğini, talep edilen bedelin hukuki dayanağı olarak sözleşmenin (15.7.) maddesinin gösterildiğini, madde hükmünde ödenen bedellerin iadesine dair düzenleme bulunmadığını, fiilen verilen hizmetin geri talep edileceğine yönelik hükmün de yer almadığını, hizmeti verenin ve faturalandıranın müvekkili şirket olduğunu, Kurum tarafından hizmetin verilip verilmediğinin denetlediğini ileri sürerek; müvekkili şirketin davalı Kuruma 3.142.369,54 TL borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; Özel... Merkezinin ruhsat ve uygunluk belgesine göre davacı şirkete ait olduğunu, davacı şirketin müvekkili Kuruma bilgivermeden Tıp Merkezinin işletilmesi ve yönetilmesi konusunda dava dışı şirketle 01.01.2020 tarihinde sözleşme imzaladığını, Kurum tarafından davacıya yapılan hak ediş ödemelerinin dava dışı şirkete aktarıldığını, şikayet üzerine yapılan incelemede işletmeye ilişkin tüm yetki ve sorumluluklarının dava dışı şirkete devredildiğinin anlaşıldığını, bu nedenle davacı şirket ile imzalanan sözleşmenin sona erdirildiğini ve anılan sözleşmenin (15.7.) maddesi uyarınca davacı şirket hakkında müvekkili Kurum tarafından hizmet karşılığı yapılan ödemelerin tahsili hususunda işlem tesis edildiğini, Kurum işleminin mevzuat ve sözleşmeye uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinin (15.7.) maddesinde Kurum tarafından sağlık hizmetleri finanse edilen kişilere ait ödemelerin geri alınmasına yönelik bir hüküm ya da düzenlemenin olmadığı, alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere Kurum tarafından 2022 yılı sözleşmesinin (15.7.) maddesine atıfta bulunularak davacı Tıp Merkezi hakkında uygulanan borç tahakkuk işleminin hukuki dayanağın dışında Kurum işlemlerine dayalı olarak uygulandığı, 01.01.2020-30.09.2022 tarihleri arasında sigortalılar ile bunların bakmakla yükümlü olduğu kimselerin muayene ve tedavileri neticesindedüzenlenen faturaların Kurum tarafından kontrolünün yapılarak davacı şirkete ödendiği, bu durumda davalı Kurumun sağlık tesislerinin izinsiz birleşmeleri neticesinde bir zararının söz konusu olmadığı, ortada hizmetin hiç yapılmadığı veya eksik yapıldığı iddiasının bulunmadığı gerekçesiyle; davanın kabulüne, davacı şirketin davalı Kuruma 3.142.369,54 TL ve ferileri yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflar arasındaki sözleşme maddeleri, SUT hükümleri ve ilgili diğer mevzuata göre gerekçeleriyle birlikte değerlendirme yapılarak hazırlandığı, Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; davacı şirketin müvekkili Kuruma bilgivermeden Tıp Merkezinin işletilmesi ve yönetilmesi konusunda dava dışı şirketle 01.01.2020 tarihinde sözleşme imzaladığını, davacı şirketten talep edilen tutarın hukuki dayanağının 26.08.2022 tarihli sözleşmenin (11.1.) maddesi olduğunu, Mahkemece talep edilen tutarın hukuki dayanağının olmadığı yönündeki gerekçenin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sağlık hizmeti sağlanması konusunda yapılan sözleşme kapsamında davalı Kurum tarafından yapılan borç tahakkuku nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir.Taraflar arasında imzalanan Sağlık Hizmeti Satın Alma Sözleşmesinin (15.7.) maddesi; "SHS’nin ruhsatının sahipliğinin değişmesi, işletme hakkının devri ve/veya kiralama, işletmenin devri gibi sonuç doğurur. Bu kapsamda devreden ile devralanın her türlü Kurum alacakları yönünden müşterek ve müteselsil sorumluluğu (Kurum yönünden ihtilaflı alacaklar da dahil olmak üzere) devam eder. Hem devredenin hem de devralanın tahakkuk etmiş olan her türlü Kurum alacağı tahsil edilmeden devralan SHS ile sözleşme yapılmaz. SHS’nin devredilmesi veya bir başka kişi veya kuruluşla birleşmesi halinde; valilik oluru gerektiren işlemler için olur tarihi itibarıyla, valilik oluru gerektirmeyen işlemler için ise taraflar arasında yapılan sözleşme tarihi itibarıyla Kurumla imzaladığı sözleşme fesih olur. Devralan veya birleşme gerçekleştirilen kişi veya kuruluş ile 5510 sayılı Kanunun 103’üncü maddesi hükümleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun sözleşmenin devri ve sözleşmeye katılma ve borç ilişkilerinde taraf değişikliklerine ilişkin hükümleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun ticari işletme hukukuna ilişkin hükümleri ve işbu sözleşme hükümleri saklı kalmak kaydıyla sözleşme yapılabilir. Fesih tarihinden itibaren devralan veya birleşme gerçekleştirilen kişi veya kuruluş ile sözleşme yapılana kadar geçen sürede hizmet sunulması halinde bedelleri Kurumca ödenmez. Devir sözleşmesinde, Kurumla imzalanmış olan sözleşmenin devredileceğine ilişkin hükümler geçersizdir." şeklinde düzenlenmiştir.Aynı sözleşmenin (11.1) maddesi ise; "Kurum mevzuatı ve sözleşme hükümlerine aykırı olarak fatura edilen sağlık hizmeti bedelleri ödenmez; ödenmiş ise yapılan bu ödemeler yersiz ödeme kabul edilir ve mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsil edilir.'" hükmünü içermektedir.Somut olayda; davacı şirket tarafından işletilen Özel ... Merkezinin, dava dışı ... Hizmetleri Danışmanlığı Anonim Şirketi ile yapılan işletme devri ve kiralama sözleşmesi ile devredildiği, davacının taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin (15.7.) maddesine aykırı olarak dava dışı Kurum sigortalılarına sunulan hizmet bedellerini Kuruma fatura ettiği anlaşılmaktadır.Aynı Sözleşmenin (11.1) maddesinde; sözleşme hükümlerine aykırı olarak fatura edilen sağlık hizmeti bedellerinin ödenmeyeceği, ödenmiş ise yapılan bu ödemelerin yersiz ödeme kabul edilerek mevzuat hükümleri çerçevesinde tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır.Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin (11.1) maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanun'un 371. maddesi uyarınca davalı yararına BOZULMASINADosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.