Sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi kapsamında muayene faturası usulsüzlüğü iddiasıyla uygulanan cezai şart ve uyarı işleminin iptali ile borçsuzluk tespiti talepli davanın temyiz incelemesi.
Özet: Sağlık hizmeti sunan bir şirketin, 2011 yılında 5 hastanın muayene edilmediği ve faturalarının gerçeği yansıtmadığı iddiasıyla hakkında tesis edilen 57.455,00 TLlik cezai şart ve uyarı işleminin iptali ile borçlu olmadığının tespiti talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesi başlangıçta davanın kabulüne karar vermiş ancak bölge adliye mahkemesi tanık dinlenmesi ve çelişkili bilirkişi raporlarının giderilmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur; yeniden yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporunda hastaların muayene ve tedavilerinin usulüne uygun olduğu, kurumun uyguladığı cezai işlemin haksız olduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, bu karar bölge adliye mahkemesince onanmış olup, davalı kurum kararı temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 2. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; taraflar arasında 09.01.2009 tarihli sağlık hizmeti satın alma sözleşmesi imzalandığını, davalı Kurum tarafından gönderilen 27.07.2016 tarihli yazıda; müvekkili şirkete ait sağlık merkezi tarafından 15.03.2011-16.03.2011 tarihlerinde hasta protokol defterine işlenen toplam 5 hastanın muayene edilmediği ve bu hastalar için düzenlenen muayene faturalarının gerçeği yansıtmadığı iddiası ile yazılı uyarı ve cezai işlem tesis edildiğinin bildirildiğini, Kurum işleminin sözleşme ve mevzuata aykırı olduğunu ileri sürerek; fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla, müvekkili aleyhine uygulanan 57.455,00 TL cezai şart ve uyarı işleminin iptali ile müvekkilinin Kuruma borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; davaya konu cezai işlemin Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen bir işlem olduğunu, adı geçen hastaların bir kısmının fizik tedavi programı verilmesine esas muayenelerinin yapılmadığının ve fizik tedavi kapsamında yapılan hareketlerin uygulanan tedavi konusunda uzmanlığı olmayan bir kişi tarafından verildiğinin tespit edildiğini, kesinti ve cezai işlemin yasal mevzuata uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin 25.02.2020 tarihli kararıyla; alınan 18.12.2019 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda, davacıya uygulanan cezai işlem ve kesintinin somut delillere dayandırılmaması nedeniyle haksız olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, Kurum işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 09.02.2022 tarihli kararıyla; davalı Kurum sigortalısı hastalar/yakınları ile gerçeğe aykırı düzenlendiği iddia edilen muayene kayıtları/reçetelerde isimleri yazılı olan doktorların tanık sıfatı ile dinlenilip, gerek görüldüğü takdirde denetime elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun karar verilmesi gerekirken, iki ayrı bilirkişi heyetinden alınan ve birbiriyle açıkça çelişen raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verildiği gerekçesiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi bakımından alınan 08.11.2023 tarihli raporda; hastalar ... ve ...nin davacı şirkete ait Fizik Tedavi Merkezinde görevli Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanları tarafından muayenelerinin yapılarak, fizik tedavilerinin planlandığının, tedavilerinin FTR uzmanlık dalının ilkelerine uygun olarak planlandığı ve uygulandığının, tedavilerinin ... Tedavi Merkezinde fizyoterapist eşliğinde bunun mümkün olmadığı durumlarda da yattıkları özel bakım merkezinde yapıldığının, hastalar tarafından kendilerine uygulanan tedavi süresinin planlanandan kısa olduğu iddiasının fizik tedavi hastalarına özgü nedenlerden kaynaklanabileceğinin, 5 hastanın da özürlülükleri nedeniyle devamlı bakım altında olduklarının, bu tür hastalarda tedavinin uzun süre uygulanmasının kronik sistemik ve psikolojik bozuklukları nedeniyle her zaman mümkün olmayacağının, daha kısa ya da daha uzun uygulanabileceği hususunun soruşturma raporundaki değerlendirmeler ve cezai işlemlerde dikkate alınmadığının, bu nedenle davaya konu cezai işlem ve kesintilerin haksız olduğunun bildirildiği, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesiyle; davanın kabulüne, Kurum işleminin iptaline karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; Mahkemece verilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin hatalı olduğunu, müvekkili Kurum tarafından düzenlenen müfettiş raporunda ve Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesi Mahkemece alınan kök ve ek raporlarda; fizik tedavi programı verilmesine esas muayenenin yapılmadığının, fizik tedavi kapsamında yapılan hareketlerin uygulanan tedavi konusunda uzmanlığı olan bir kişi tarafından verilmediğinin, fizik tedavi programına esas protokol defteri, FTR imza formu, ve fizik tedavi raporunun gerçeği yansıtmadığının tespit edildiğini, Mahkemece açıklanan hususlar gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, sağlık hizmeti satın alma sözleşmesinden kaynaklanan alacaktan kesinti yapılması ve sözleşmede öngörülen cezai şartın uygulanmasına dair davalı Kurum işleminin iptali ile menfi tespit istemine ilişkindir.Temyizen incelenen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun, taraflar arasındaki sözleşme ve SUT hükümleri ile Savcılık dosyasındaki ifadeler esas alınarak ve her hasta bazında gerekçeleriyle birlikte değerlendirme yapılmak suretiyle hazırlanmış olmasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.