Ticari nitelikteki emanet sözleşmesinden kaynaklanan hatır çeki menfi tespiti davasında zorunlu arabuluculuk dava şartı eksikliği nedeniyle usulden ret kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının 625.000 TL bedelli bir çekten kaynaklanan borçlu olmadığının tespiti ve icra takibinin durdurulması amacıyla açtığı menfi tespit davasında, davanın ticari nitelikte olmasına rağmen zorunlu arabuluculuk şartı yerine getirilmeden açıldığını ve dava açıldıktan sonra yapılan arabuluculuk başvurusunun bu eksikliği gidermediğini değerlendirmektedir; zira mahkeme, zorunlu arabuluculuğun tamamlanabilir bir dava şartı olmadığını ve bu nedenle davanın esasına girilmeden usulden reddi gerektiğini belirtmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████DAVA
: Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Emanet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememize tevzi edilen dava dilekçesi mahkememiz esasının yukarıda belirtilen sırasına kaydedilip incelendiGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin zarara uğramaması açısından İİK md. 72 uyarınca T.C. ---- ait ------ Seri numaralı █████/2025 Keşide tarihli 625.000 TL bedelli çekin hatır çeki olması nedeniyle öncelikle söz konusu çek için takibe geçilmesi ihtimaline binaen icra takibinin açılması halinde icra takibinin durdurulması için öncelikle teminatsız olmadığı takdirde uygun görülecek nakdi veya kesin kati ve süresiz banka teminat mektubu mukabilinde ihtiyati tedbir kararı verilmesini,2-Müvekkilimizin keşidecisi olduğu T.C.---- ait ------ Seri numaralı █████/2025 Keşide tarihli 625.000 TL bedelli çekin davalı ----- şirketine hatır çeki olarak verildiğinden mütevellit müvekkilimizin davalılara söz konusu çek yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava menfi tespit istemine ilişkindir. Davanın 29.11.2025 tarihinde açıldığı, davacının 02.12.2025 tarihinde arabulucuya başvuru yaptığı, son tutanağın tanzim tarihinin ise 08.12.2025 olduğu görülmüştür. Davacının dava açmadan önce arabulucuya başvuru yapmadan dava açtığı, dava açtıktan 3 gün sonra arabulucuya başvuru yaptığı görülmüştür.6100 sayılı HMK'nın 115/3 maddesi dava şartı noksanlığının mahkemece davanın esasına girilmeden önce fark edilmemiş olması ve taraflarca ileri sürülmemesi ancak hüküm anında noksanlığın giderilmesi halinde başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü davanın usulden red edilemeyeceğini düzenlemiştir. Davadaki dava şartı noksanlığı ön inceleme duruşması için gün verilmeden ve davanın esasına girilmeden önce mahkememizce fark edilmiştir.19.12.2018 günlü ----- Gazetede yayımlanarak, yürürlüğüne giren 7155 Sayılı Kanunun 20. maddesi ile 6102 Sayılı TTK. 'nın ( 5. ) maddesine eklenen 5/A maddesi gereğince ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmasından önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve 7155 Sayılı Kanunun ( 23. ) maddesi ile 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununa eklenen 18/A ( 2 ) maddesi ile "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hlinde herhangi bir işlem yapılmakszın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir'' hükmü getirilmiştir.Arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde değildir. Uygulamada görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında dava şartının tamamlanması durumunda yargılamaya devam edilmesi gerektiğine dair bazı kararlar varsa da aksi yönde kararlar da vardır. Esasen davanın konusunu ilgilendirmemekte olup dava görevsiz bir mahkemeden mahkememize tevdi edilmemiş doğrudan mahkememizde açılmıştır. ( Görevsiz mahkemede dava açılması durumunda yargılama aşamasında tamamlanması durumunda davaya bakılmaya devam edilmesi gerektiğine dair kararlar için bkz. Dr. -----, Ticari davalarda Zorunlu arabuluculuk 2021 baskı sayfa 358 vd, Görevsiz mahkemede de açılsa davanın ticari niteliğinin görevsiz mahkemede dava açılması ile ortadan kalkmayacağı ve zorunlu arabuluculuk dava şartını ortadan kaldırmayacağına dair kararlar için bkz. Aynı kitap sayfa 367 vd. )---- BAM -----. HD. 30.01.2020 Tarih ------Sayılı kararında "....Arabuluculuk, tamamlanabilir nitelikte bir dava şartı olmayıp ilk derece mahkemesince tefrik edilen maddi, manevi tazminat istemleri yönünden dava tarihinden sonra arabuluculuğa başvurulmuş olması nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi yerindedir..." belirtmiştir. ( Arabuluculuğun tamamlanabilir dava şartı mahiyetinde olmadığına dair diğer kararlar için bkz. ----- BAM ---- HD. 26.04.2019 T. ----. Sayılı ilamı, ---- BAM ---- HD. 23.02.2021 T,---. Sayılı ilamı, ---- BAM ---- HD.--- Sayılı ilamı, ---- BAM ------. HD. 21.01.2021 T., ----. Sayılı ilamı, ---- BAM-----. HD------ sayılı kararları) Davanın açıldığı tarihte arabuluculuk görüşmelerinin devam ettiği, tutanağın davadan sonra düzenlendiği dosyada verilen usulden red kararının istinaf edilmesi üzerine ---- BAM -----. HD. 30.01.2020 Tarih ------Sayılı kararında "HMK'nın 94/1. maddesinde belirtildiği üzere kanunun belirlediği sürelerin kesin olduğu, 6325 sayılı Kanun ile bilirlenen sürenin kesin olduğunun açıkça belirtildiği ve davacının arabuluculuk süreci tamamlanmadan eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır. Yasanın amacı, tarafların önce zorunlu arabuluculuğa başvurması, anlaşma sağlanmaması hâlinde dava açılmasıdır. Arabuluculuk sürecinin başlatılmasından sonra, sonucunun beklenmeden dava açılması yasanın amaçladığı sonuç değildir. Aksi hâlde, arabuluculuk sürecinin kısa sürede tamlanması nedeniyle, arabuluculuk sürecinin başlatılmasından sonra, bir yandan da dava açılması ve anlaşmama tutanağın sunulması kabul edildiğinde, yasadaki düzenlemenin anlamsız kalacağı açıktır. Arabuluculuk sürecinde vekalet sorunun giderilmesi ve arabulucunun kısa süreli insani mazeretinin de bundan farklı bir sonuca varmayı gerektirmediği, davacının diğer istinaf başvuru nedenlerinin zararın varlığı ve miktarı ile ihtiyati hacze ilişkin olması nedeniyle incelenen kararın içeriği ve Dairemizin kabulüne göre bu aşamada incelenemeyeceği anlaşılmakla, davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde açıklanmıştır.----- BAM ------. HD.07.03.2024 tarih ----- Esas ------ Karar sayılı ilamında "...Bu yasal düzenlemeler gereğince 01.01.2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticarî davalarda dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olup, bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya son tutanağın sunulması için bir haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Ticari nitelikteki istirdat davalarında da dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması zorunlu olup ve arabulucuya başvurulmuş olması 6100 sayılı HMK m. 114/2 ve 6102 sayılı TTK m. 5/A hükümleri gereği dava şartı olduğuna karar verdiğinden, eldeki istirdat davasının dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir. Genel dava şartlarının düzenlendiği 6100 sayılı HMK m. 115 hükmünde; dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise, bunun tamamlanması için mahkemenin kesin süre vereceği; dava şartı noksanlığının, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, davanın usulden reddedilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünde, kanun koyucu açık düzenleme yaparak arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir nitelikte olmadığı konusunda iradesini net olarak ortaya koymuştur. Bu nedenlerle, 6325 sayılı HUAK m. 18/A(2) hükmünün özel ve emredici nitelikte olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK’nın sonradan tamamlanabilen dava şartlarına ilişkin m. 115 hükmünün uygulanma olanağı bulunmamaktadır..." belirtmiştir.6325 sayılı Hukuk uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanununun 18/A maddesi " (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir..." hükmüne haizdir. Yasal düzenleme emredici niteliktedir. Arabuluculuk tamamlanabilir dava şartı olmayıp, Kanun hükmü açık olup davacı dava dilekçesine arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılamadığına dair son tutanak aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini eklemek zorundadır. Davacının somut olayda kaldı ki dava açıldıktan sonra arabulucuya başvuru yaptığı, mahkememiz muhtırasından sonra arabulucuk bürosuna başvurduğu, arabuluculuk sürecinin 6 günde tamamlandığı da sabittir. Aksi yorumda davacının dava açıldıktan sonra arabulucuya başvurması ve arabuluculuğun pasifize edilmesinin yolu açılmış olur ki bu kanun koyucunun istediği bir durum değildir. Uygulamada görevsiz mahkemelerden gelen davalarda henüz esasa dair inceleme yapılmadan arabuluculuk sürecinin tamamlanması halinde yargılamaya devam edilmesi kabul edilmekte ise de somut olayda dava doğrudan mahkememizde açılmış olup davacının henüz başvurmadan dava açtığı açıktır. Tüm bu anlatılan nedenlerden ötürü davanın usulden reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-6100 sayılı HMK'nın 114/2, 115/2 ve 6325 sayılı kanunun 18/A-2 madde ve fıkraları uyarınca davanın USULDEN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanununa göre alınması gereken 615,40 TL maktu harcın, peşin alınan 10.673,44 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 10.058,04 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,4-6100 Sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider/delil avansının taraflara veya ahzu kabza yetkili vekillerine iadesine,5-Davalı tarafından yapılmış bir yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6-Dair, davacı vekilinin ve davalı tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi.