Simsarlık sözleşmesinden doğan komisyon alacağı ve icra inkar tazminatı talepli itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmaları.
Özet: Bu dava, taraflar arasında imzalanan aracılık sözleşmesinden kaynaklanan komisyon alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali talebiyle açılmıştır; davacı, aracılık faaliyetleri sonucunda bir sözleşme kurulduğunu ve sözleşme şartları gereği belirli bir komisyon bedeline hak kazandığını, davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek takibin devamını ve icra inkar tazminatı ödenmesini talep ederken, davalı ise aracılık sözleşmesinin süresinin sona erdiğini, davacının asli edimlerini yerine getirmediğini ve üçüncü kişiyle yapılan anlaşma ile davacının eylemleri arasında nedensellik bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Simsarlık-aracılık sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali ( Simsarlık-araclılık sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı aleyhine başlatılan ----- İcra Müdürlüğü, ----- sayılı dosyasında borçlu olarak yer almakta olduğunu, müvekkili, davalıdan komisyon bedeli alacaklısı olduğunu, ancak davalı yanca, icra takibine itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu , davalının itirazının haksız olduğunu itirazın iptaline karar verilmesinin gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 7.1 maddesinde yetkili mahkeme olarak ---- Mahkemeleri ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığını, bu dava ve davaya konu icra takibinin ----- Mahkemesi ve İcra Dairesinde açıldığını, müvekkili ile davalı ----arasında; proje hakları+--- sözleşmesinin ve ------ sözleşmesinin imzalanması halinde Aracı'ya ödenecek ücrete ilişkin tarafların sahip olduğu hak ve yükümlülüklerin düzenlenmesi konulu Aracılık Sözleşmesinin imzalandığını, davalı tarafça ----- bulunan proje kapsamında yapılan yazışmalar çerçevesinde müvekkilinin mail trafiğinde ve yapılan online görüşmelerde aracı olduğunun açıkça görülmekte olduğunu, gerek taraflar arasında imzalanan sözleşme ve gerekse TBK m. 521/2'de yer alan "Simsar, ancak yaptığı faaliyet sonucunda sözleşme kurulursa ücrete hak kazanır." madde hükmü uyarınca, müvekkilinin, ------ gerçekleşen yatırımına ilişkin olarak imzalanan sözleşme çerçevesinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 6.1 maddesine yer alan ücrete hak kazanmış olduğunun açık olduğunu, davalı yanca, Sözleşme'nin 6.1 maddesi uyarınca komisyon bedelinin, ------ve iştiraklerinin verdiği nihai teklif üzerinden %1 + %18 KDV oranında hesaplanarak 15 gün içinde ödenmesi gerekirken, davalının bu borcunu ifa etmediğini, bu sebeple T.C.-----. Noterliği’nin 21.11.2024 tarih ve ------ yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ödemenin talep edildiğini, ancak davalının ihtara cevap vermediği gibi ödeme de gerçekleştirmediğini, davalının KAP'a yapmış olduğu bildirim çerçevesinde ------ile yapılan sözleşme bedelinin 65.800.000-EURO olduğunu, müvekkilinin KDV hariç Aracılık ücret bedelinin %1 üzerinden 658.000-EURO olduğunun açık olduğunu, bu çerçevede davalıya T.C. ----- İcra Müdürlüğü, ------ sayılı dosyasında 650.000-EURO üzerinden başlatılan takipte davalının itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunun açık olduğunu , 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesi gereğince, alacak ve tazminat taleplerine ilişkin davalarda dava şartı olarak arabulucuya başvurulmasının gerekmekte olduğunu, bu kapsamda, 27.01.2025 tarihinde ----- Arabuluculuk Bürosu nezdinde ---- başvuru numarası ile arabuluculuk başvurusunun yapıldığını, ancak yapılan görüşmelerde taraflar arasında anlaşmaya varılamadığını, T.C. ---- İcra Müdürlüğü’nün ------ sayılı dosyasında davalının itirazının iptali sonucunda takibe devam edilebilmesi amacıyla mahkemeye başvurduklarını, davalının T.C. --- İcra Müdürlüğü’nün ----- sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunun açık olduğunu, bununla birlikte müvekkilinin komisyon alacağının likit nitelikte olduğunu, alacağın geciktirme amacı taşıması sebebiyle, kötü niyetli itirazı sebebiyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, tüm bu sebeplerden dolayı T.C. ---- İcra Müdürlüğü'nün, ----- dosya numaralı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının haksız itirazı nedeniyle asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili şirket aleyhine başlatılan ----.İcra Müdürlüğünün ----- Esas sayılı dosyasında belirtilen borç ve ferileri ile aleyhlerine olan hiçbir hususu kabul etmediklerini ve itiraz ettiklerini, huzurdaki itirazın iptali davası ve itirazın iptali davasına dayanak ---- Müdürlüğünün ----- Esas sayılı icra dosyasında, davacı ------ süresinin sona erdiğini aracılık sözleşmesine dayanarak sözleşme ile üstlendiği asli edimlerini hiçbir surette ifa etmemesine, üçüncü kişi ile anlaşma imzalanması ve eylemleri arasında nedensellik bağı bulunmamasına rağmen haksız bir şekilde ücret talep ettiğini, davacının iddialarının haksız, asılsız, gerçeğe ve hukuka tamamen aykırı olduğunu, ve kabulünün de mümkün olmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan aracılık sözleşmesinin süresinin sona erdiğini huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, davacının sunduğu delillerin hiçbirinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı ------ , müvekkili şirket ile dava dışı 3. kişi arasında yapılan anlaşma sürecinde, aracılık sözleşmesinin amacına uygun şekilde aracılık faaliyetinde bulunmadığını, bu nedenle ücrete hak kazanamamış olduğunu huzurdaki davanın tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, davaya konu olayda davacı tarafın, söz konusu edim borcunu yerine getirmediğini ve aksini ispata yarar hiçbir delili de dosyaya sunamadığını, öyle ki, kendi sunmuş olduğu mail yazışmalarında dahi davacının herhangi bir emeği ve faaliyetinin olmadığını da açık bir şekilde ortaya koymakta olduğunu, davacının, aracılık sözleşmesi kapsamında ücrete hak kazandığını iddia etmekte ise de, sözleşmenin kurulması ile davacının faaliyeti arasında nedensellik bağının bulunmamakta olduğunu, davacının başlatmış olduğu icra takibinde müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığının açık olduğunu talep edilen icra inkâr tazminatının reddine karar verilmesinin gerektiğini, davacı ----- başlatmış olduğu icra takibine müvekkili tarafından haklı bir şekilde itiraz edildiğini davacının dava konusu edilen miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesinin gerekmekte olduğunu, davacı tarafça başlatılan icra takibinde uygulanan tüm faizlere ve faiz oranlarına itiraz ettiklerini, tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava simsarlık sözleşmesinden kaynaklı hak kazanıldığı iddia olunan aracılık ücretinin ödenmesine ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Tarafların iddia ve savunmaları yukarıda özetlenmiş olup davacı özetle davalı ile arasında imzalanmış aracılık sözleşmesi gereği davacının edimini yerine getirdiğini, TBK'nın 520. Maddesi gereği simsarın ücrete hak kazandığını iddia ederek takibe itirazın iptali talep etmiştir.Davacının tacir olup olmadığı araştırılmış, vergi dairesine, ticaret sicil müdürlüğüne, esnaf ve sanatlarlar odası yazı cevapları nazara alındığında davacının tacir olmadığı görülmüştür. Yargıtay -----HD.------ Sayılı ilamında "....6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar -----.Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu’nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez." belirtmiştir. ( Aynı gerekçeler için Bkz. YARGITAY ----. HD. ----- Sayılı ilamı )----- BAM -----. HD. ------. Sayılı ilamında "..Somut olayda, davacı simsarlık sözleşmesi kapsamında başlatılan takibe itirazın iptali talebinde bulunmuş olup, tarafların tüzel kişi tacir olduğu uyuşmazlığın tarafların ticari işletmelerine ilişkin olduğu anlaşıldığından davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülüp çözümlenmesi gerekmektedir..." belirtmiş olup somut olayda davacı yan tacir olmadığından ve ortada bir ticari işletmesi de olmadığından uyuşmazlığa bakma görevi Asliye Hukuk mahkemelerine aittir. Yukarıda da belirtildiği üzere yeni Türk Ticaret kanunu kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.Buna göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir.Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş davacı gerçek kişi tacir sıfatına haiz olmadığından mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Davanın HMK 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması ile ilgili dava şartı yokluğu sebebiyle HMK 115/2. Maddesi gereğince usulden reddine,3-HMK 20. Maddesi uyarınca kararın kesinleşme tarihinden,İstinaf yoluna başvurulması halinde bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren taraflardan birinin 2 hafta içerisinde mahkememize başvurması halinde dosyanın görevli NÖBETÇİ ------- ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, Aksi taktirde mahkememizce Resen davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına( ihtarat yapıldı)4-HMK 331/2. Maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında görevli mahkemece karar verilmesine,5-Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki (2) hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi için taraflardan biri tarafından başvuruda bulunulmadığı takdirde, mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak, 6100 Sayılı HMK'nın 20/1. maddesi gereğince davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesine, harç, yargılama gideri, vekalet ücreti, gider avansı vd hususların talep halinde, 6100 Sayılı HMK'nın 331/2. ve 331/2. maddesi gereğince mahkememizce hüküm altına alınmasına,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ------ Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı.