Avukatın yeni kanunlar ışığında temyiz edilebilir hale gelen hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma yargılamasında eylemlerinin dolandırıcılık kastıyla işlendiği tespiti.
Özet: Yüksek Mahkeme, avukatların görev sırasında işlediği suçlara ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilemezliği kuralına getirilen istisnalar ışığında incelediği bir davada, bir avukatın müvekkillerinden gerçek dışı arazi alımı ve emeklilik işlemleri için yüksek miktarda para alarak, alt mahkemelerce hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak nitelenen eylemlerinde baştan itibaren dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini, söz konusu fiillerin hizmet ilişkisinden değil, planlı ve zincirleme bir aldatma fiilinden kaynaklandığını belirterek, hükmün hukuki vasıflandırmasının yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.SUÇ
: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmaHÜKÜM : Esastan retTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin reddi1.1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesine, 15.07.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesi ile eklenen fıkra ile ''Avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle verilen bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin kararları hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 286 ncı maddesinin ikinci fıkrası uygulanmaz.'' ve 30.11.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7343 sayılı Kanun'un 15. Maddesi ile 1136 sayılı Avukatlı Kanunu'na eklenen geçici madde ile "59 uncu maddenin beşinci fıkrası, bu maddeyi ihdas eden Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren on beş gün içinde talep etmek koşuluyla avukatların, avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlar nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince 15/7/2020 tarihinden önce verilmiş kesin nitelikteki kararları hakkında da uygulanır...” şeklindeki düzenlemeler karşısında, somut olayda sanık avukatın hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu avukatlık mesleğinin sağladığı güveni kullanarak ve görevi sırasında işlediği kabulüyle mahkûmiyet hükmü kurulması nedeniyle hükmün temyizi kabil olduğu belirlenerek,2. İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin öğrenmeyle süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2017 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 155 inci maddesinin ikinci fıkrası, 52 nci ve 53 üncü maddesi uyarınca, 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 04.10.2018 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile katılanlar vekili ile sanığın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİSanığın temyiz sebepleri hükmün temyize tabi olduğuna ve soruşturma izni alınması gerektiğine ilişkindir.III. GEREKÇEKarı koca olan katılanların Almanya'da ikamet edip zaman zaman Türkiye'ye geldikleri, avukatlık yapan sanığın katılanlara icra müdürlüğünde ihaleye girerek piyasa fiyatından daha uyguna arsa alabileceğine ikna ederek vekâletname aldığı, katılanlardan teminat bedeli olarak 98.000,00 TL, bilahare de icradaki ihaleden arsa aldığını belirtip tapuda devir masrafi için de 276.000,00 TL para aldığı, katılanlarla bu hususta da 20.11.2013 tarihinde sözleşme düzenlediği, 400.000,00 TL lik teminat olarak bono verdiği, bu fiilinin dışında katılanlardan ...'in emeklilik işlemlerini yapıp SGK'ya yatırmak için 54.849,00 TL ayrıca para aldığı, sanığın arsa almadığı gibi emeklilik işlemini yapmayıp bu parayı uhdesinde tuttuğu, sanığın emeklilik için verilen paradan 48.000,00 TL'yi elden iade ettiği yönünde savunmada bulunduğu ancak bu konuda herhangi bir belge ve delil sunamadığı, Adalet Bakanlığınca sanık avukatın fiillerinin avukatlık göreviyle ilgili bulunmadığı, bu sebeple isnat olunan fiillerden dolayı soruşturma yapılmasının genel hükümlere tabi olduğunun bildirildiği,Sanık avukat hakkında TCK'nın 155/2. maddesinde yer alan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılıp İlk Derece Mahkemesince bu suçtan 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezasına hükmedildiği, Bölge Adliye Mahkemesince de esastan ret kararı verildiği, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince sadece emeklilik işi için verilen paranın TCK'nın 155/2. maddesine temas ettiğinin kabul edildiği, sanığın diğer fillerinin hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğunun belirtildiği olayda;Sanığın izah edilen fiilerinde baştan beri dolandırıcılık kastıyla hareket ettiği, nitekim katılanlara almayı vaat ettiği taşınmazın satışının şubat ayında düşürülmesine rağmen aralık ayında ihaleyi kazandıklarını belirterek tapu masrafı adı altında menfaat temin ettiği gibi katılanlara verdiği bononun da icra takibine rağmen tahsil edilemediği, sanığın 20.11.2013'ten 18.03.2015'e kadar aynı mağdurlara karşı planlı ve zincirleme şekilde eylemlerini gerçekleştirdiği dikkate alındığında; sanığa isnat olunan suçun hizmet ilişkisinden kaynaklanmadığının anlaşıldığı,Sanığın katılanlardan ucuza arsa alacağı vaadiyle önce 98.000,00 TL menfaat sağlayıp, bilahare de hiç bir girişimde bulunmadığı halde ihalenin kazanıldığından bahisle tapu masrafı adı altında 276.000,00 TL alması ve katılanlardan ...'i emekli edeceği vaadiyle de menfaat temin etmesi fiilleri değerlendirildiğinde, avukatlık mesleğine duyulan güvenden dolayı vekâletname alarak ve sözleşme de düzenleyerek menfaat sağlaması nedeniyle, somut olayda sanığın eyleminin bir bütün halinde zincirleme surette TCK'nın 158/1-i deki serbest meslek mensubunun dolandırıcılığı suçuna temas ettiği göz ardı edilerek hem suç vasfında yanılgıya düşülerek, hem de sanığın eylemlerinin Mahkemesince ikiye bölünerek bir kısmına hukuki ihtilaf denilirken, bir kısmının da TCK'nın 155/2. maddesine temas ettiği kabul edilerek çelişki oluşturulması hukuka aykırı bulunmuştur.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 307. maddesi uyarınca kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a. maddesi uyarınca Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,20.10.2025 tarihinde karar verildi.