Temyiz incelemesi yapılan iflas davasında, bir şirket ortağının muvazaalı işlemlerle düzenlediği kambiyo senetleri üzerinden şirket aleyhine başlatılan takibin gerçek olmayan bir alacağa dayandığı iddiasıyla davanın reddi kararı istinaf edilmiş ve duruşma talebi reddedilmiştir.
Özet: Davacı, davalı şirketin ödenmeyen kambiyo senetlerine dayalı icra takibinin kesinleşmesi üzerine iflasına karar verilmesini talep etmiş; davalı ise, takibe konu senetlerin, şirketi temsile yetkili eski bir ortağın, diğer ortakların bilgisi dışında ve şirkete gerçek bir karşılık girmeksizin, şirketi zarara uğratma amacıyla muvazaalı olarak düzenlendiğini iddia ederek davanın reddini istemiştir; ilk derece mahkemesi de, ticari defterlerdeki şüpheli kayıtlar, para giriş-çıkışlarındaki tutarsızlıklar ve ortaklar arası husumet ortamında şirketin gerçek dışı borçlandırılmaya çalışıldığı tespitiyle, alacağın gerçek olmadığını belirterek iflas davasını reddetmiştir.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Antalya 2. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ... . İcra Müdürlüğü’nün ██████████ Esas sayılı dosyasında borçlu davalı şirketine karşı girişilen kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takipte, davalı tarafın yasal süresi geçmiş olmasına rağmen borcunu ödemediğini, davalı aleyhine yapılan takibin kesinleştiğini, borçlu davalının itiraz ve şikayet hakkının da kalmadığını, mahkemece verilecek depo kararına rağmen borcunu ödememesi halinde davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafça yapılan icra takibine şirketi temsile yetkili olan ortaklardan birinin davacı ile birlikte danışıklı ve muvazaalı şekilde hareket ettiğinden icra takibine itiraz edilemediğini, müvekkil şirketin 3 ortaklı bir şirket olduğunu, şirket ortaklarının ..., ... ve ... olduğunu, 09.09.2021 tarihine kadar olan dönem için ... 'ün münferiden yetkili müdür seçildiğini, bu tarih itibariyle ise şirketin 3 ortak tarafından müştereken temsil edileceğine karar verildiğini, bu karardan sonra şirketin ... tarafından kasten ve bilerek yönetimsiz bırakıldığını, davaya dayanak teşkil eden senetlerin şirketi tasfiye ettirmek ve haksız olarak diğer şirket ortaklarına zarar vererek haksız fayda elde etmek maksadı ile geçmişe dönüş olarak ... tarafından keşide edildiğini, diğer ortaklara böyle bir borçlandırıcı işlem yapıldığına dair bir bilgi verilmediğini, muvafakatlerinin alınmadığını, ortaklardan ...'ün şirketi zarara uğratmak amacıyla şirkette münferiden yetkili müdür olarak olduğu döneme dönük olarak 6 adet toplamda 18.785.916,00 TL bedelli senet düzenlediğini, bu senetlere ilişkin olarak ... . İcra Dairesi'nin ██████████ Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, şirket ortakları tarafından birlikte hareket edilememesi nedeni ile itiraz edilemediğini, takibe dayanak olarak gösterilen senetlerin karşılığı alınan herhangi bir emtia, mal, para veya herhangi bir mal varlığının şirket aktiflerine dahil edilmediğini, şirketin gerçekte böyle bir borcunun bulunmadığını, şirket kayıtlarında böyle bir borcun görünmediğini, şirket adına ... olmaksızın hareket edilemeyen 3 imza ile temsile ilişkin dönemde ... ile ... hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin üç ortaklı limited şirket olduğunu, 02.09.2022 tarihine kadar ...'ün müdürler kurulu başkanı olduğu ve 02.09.2022 tarihli genel kurulda müdürlük yetkisinin kaldırılarak diğer iki ortağın yetkili olarak atandıklarını, davalı şirkete ait ticari defter ve kayıtların mali müşavir ... tarafından tutulduğu ve uhdesinde bulunduğunu, ortaklar arasında sorun çıkması nedeniyle muhasebeci tarafından defterlerin herhangi bir talep olmaksızın mahkemeye gönderildiği, ticari defterlerin davalının azledildiği 02.09.2022 tarihine kadar yazdırılmış olduğu, eski müdür ...'ün yetkili olduğu dönem sonrasında herhangi bir kayıt bulunmadığı, dava ve icra takibine dayanak teşkil eden toplam 18.000.000,00 TL bedelli senetlerin 06.02.2021 tarihinde davacının nakit olarak ödediği para karşılığı davacıya verildiğinin kaydedildiği, 18.000.000,00 TL nakit paranın 06.02.2021 tarihinde aynı anda kasaya girdi çıktı yapılarak ortaklardan birine nakit olarak ödendiğinin kayıtlı olduğu, halen 18.000.000,00 TL'nin ortaktan alacak olarak kayıtlı olduğu, fakat hangi ortakta olduğunun kaydedilmediği, para tahsilat ve ödemesi 06.02.2021 tarihinde gerçekleştiği halde defterlere 01.10.2021 tarihinde kaydedildiği, bütün kayıtların ...'ün yetkisinin devam ettiği süre içerisinde ve defterlerin mali müşavir de olduğu bir dönemde gerçekleştiği ve ortaklar arasında açık bir husumet ve çatışma bulunan davalı şirketin muvazaalı ve gerçek olmayan kaydi işlemler ile borçlandırılmaya çalışıldığı, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde
:Davalı hakkında başlatılan takibin geçerli olduğunu, takibe dayanak kambiyo senedinde imzaya itiraz bulunmadığını, senede ilişkin ödeme savunması bulunmadığını, davalının savunmalarının ortaklar arasındaki çekişmeden kaynaklandığını, bu hususun davacıyı ilgilendirmediğini, takibe konu senetteki alacağın gerçek bir alacak olduğunu beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, iflas yoluyla takibe itirazın kaldırılması ve davalı şirketin iflasına karar verilmesi istemine ilişkindir.Davacı, hamili bulunduğu dava konusu senetlerden dolayı alacaklı olduğunu ileri sürerek, davalı şirkete karşı başlattığı kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile takibin kesinleştiğini, mahkemece verilecek depo kararına rağmen borcunu ödememesi halinde davalı şirketin iflasına karar verilmesini istemiş, davalı ise, senetlerin lehtarı davacı ile senetlerin keşidecisi olan davalı şirket arasında ticari ilişki bulunmadığı, senedin şirket yetkilisi olan ... tarafından şirketi zarara uğratmak ve menfaat elde etmek için davacı lehine keşide edildiğini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, davalı şirket defterleri incelenerek, para tahsilat ve ödemelerin 06.02.2021 tarihinde gerçekleştiği halde defterlere 01.10.2021 tarihinde kaydedildiği, bütün kayıtların ...'ün yetkisinin devam ettiği süre içerisinde ve defterlerin mali müşavir de olduğu bir dönemde gerçekleştiği ve ortaklar arasında açık bir husumet ve çatışma bulunan davalı şirketin muvazaalı ve gerçek olmayan kaydi işlemler ile borçlandırılmaya çalışıldığı, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ve istinaf mahkemesince de davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davacı taraf, senedin illetten mücerret olduğu ilkesi gereğince davanın kabulünün gerektiğini beyan ederek kararı temyiz etmiştir.Kıymetli evrak ve bu bağlamda bir kambiyo senedi olarak bono, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 645 inci maddesi gereğince içerdiği hakkın senetten ayrı olarak ileri sürülemediği ve başkalarına da devredilemediği vasıflı ve soyut bir borç ikrarıdır. Bononun keşidecisi bonoda gösterdiği belirli bir bedeli kayıtsız ve şartsız olarak bizzat ödemek konusunda soyut bir taahhütte bulunmaktadır. Soyutluk (mücerretlik) ise senedin içerdiği hakkın doğumuna sebep olan temel hukuki ilişkinin senet metninden anlaşılamaması anlamına gelir. Soyutluğun senede yüklediği ilk özellik, hamilin artık senette gösterilen alacağın alacaklısı olduğu konusunda, senetten başka bir delil sunmasına gerek bulunmaması; alacağını sadece bu senetle ispatlayabilmesidir (Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Basım, Ankara 1997, s.173, Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2001, s.25).Kural olarak, kambiyo senetleri ve onlardan biri olan bono ilişkisine esas teşkil eden alt/temel hukuki ilişkiden bağımsız ve soyut olmakla birlikte, tedavül etmemiş ve taraflar arasında kalmış bir bonoda bu “soyutluk/mücerretlik ilkesi” uygulanmaz. Bu nedenle, bedelsizlik nisbi definin alt temel ilişkinin de tarafı olan tanzim eden davalı şirket tarafından davacı lehtara karşı yönetilmesi mümkündür.Dosya kapsamı değerlendirildiğinde; davalı şirketin ticari defterlerine göre, davacının, davalı şirkete 06.02.2021 tarihinde 18.000.000,00 TL nakit ödeme yaptığı, davalı şirketin aynı tarihli her biri 3.000.000,00 TL olmak üzere toplamda 18.000.000,00 TL bedelli 6 adet senet düzenlenerek davacıya verildiği ve bu işlemler sırasında şirketin yetkili müdürünün ... olduğu sabittir.Yine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nun ██████████ soruşturma sayılı dosyasının incelenmesinde; Bürosu'nda, şikayetçinin ... ve ... olduğu, şüphelilerin ... ve davacı ... olduğu, suçun kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik olduğu, suç yerinin İstanbul olduğu, yapılan soruşturma da yetkisizlik ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından karşı yetkisizlik karar verildiği, yetki yerinin tespiti bakımından Bakırköy Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildiği anlaşılmıştır.Anlatılan tüm bu hukuki nedenler ile davalı şirkete ilişkin olguların birlikte değerlendirilmesinden; davalının davacı lehtara karşı, ...’ün şirketin müdürlüğünü yaptığı dönemde düzenlenmiş olan bonoların bedelsiz kaldığını ispat etmesi gerekir. Yine açıklanan soruşturma dosyasının incelenmesi de taraflar arasındaki alacak ilişkisinin değerlendirilmesinde etkili olabilir. Bu durumda mahkemece yukarıda bahsedilen soruşturma dosyasının akıbetinin araştırılarak, iş bu soruşturma dosyasının da değerlendirmek suretiyle davalı tarafın tüm delilleri toplanıp değerlendirildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Mahkemece yapılması gereken iş; yukarıda yazılı araştırmalar yapıldıktan sonra, bonoların düzenlendiği dönemde davacı ile ... arasında muvazaalı işlemlerin tespit edilmesi halinde şimdiki gibi davanın reddine, aksi takdirde davalı şirketin defterlerinde de kayıtlı olduğu üzere, davacı 6 adet çekten kaynaklı alacağını ispatladığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar vermekten ibarettir. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcın istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.